Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz


Mahmut Olgun


Me Çıma Va Rêxa xwer-Biz Bu Rêxı Niye Yedik!

Mahmut Olgun'un "yeni" yazısı...


Vaktiyle, yedi köyün sahibi olan bir ağa varmış. Sürüler mi dersin, büyükbaş hayvanlar mı dersin, ekin dolu tarlalar mı dersin… Her şey onunmuş, yani bildiğimiz ağaymış adam. Marabaları bile onun toprağında ekmek yiyebilmek için ömürlerini harcarmış. Ama bu ağa, sadece zengin değil, aynı zamanda kibirli ve şımarıkmış. Yine de, yılların tecrübesiyle ağalığını iyi yürütür, otoritesini sağlam tutarmış.

Günlerden bir gün, abası sırtında, kemeri belinde, tülbendi başında marabasını yanına almış, şehre doğru yola çıkmışlar. Uzun bir yürüyüşten sonra bir ağacın gölgesinde soluklanmışlar. Ağa, gölgede serinlerken bir yandan da marabasıyla eğlenir, ona laf atar, keyfini sürermiş.

Ama bu ağa, aynı zamanda ahmakmış. Ahmaklığını da işte tam burada göstermiş.

Birden gözü yerdeki inek pisliğine(rêxe) takılmış ve keyifle gülerek marabasına dönmüş:

— Bak maraba, eğer şu inek pisliğinin(rêxın)yarısını yersen, sana ağalığımı vereceğim!

Maraba, bir an duraksamış ama sonra aklından şunlar geçmiş: Benim gibi bir fakir için bu, bulunmaz bir fırsat. Ağalık bana bir kere geçerse, belki de hayatım değişir.

Ve tereddüt etmeden inek pisliğinin(rêxın)yarısını yemiş.

Ağa, bu işin şaka olduğunu sansa da, maraba ciddiyetini korumuş:

— Ağa, sen sözünü tuttun mu hiç? Hadi, ver bakalım ağalığını!

Ağa şaşkınlıkla duraklamış ama söz ağızdan bir kere çıkmış. Marabaya abasını giydirmiş, kemerini beline sarmış, atına bindirmiş. Artık eski ağa maraba, eski maraba ise ağa olmuş.

Böylece yollarına devam etmişler. Şehre inip işlerini halletmiş, alışverişlerini yapmışlar. Ancak köye dönüş yolunda eski konakladıkları yere gelmişler, konaklama esnasında yeni ağa olan marabanın aklına bir şey takılmış:

"Ben kim, ağalık kim? Yedi köyü nasıl idare edeceğim? Halkı nasıl yöneteceğim? Bu yük bana ağır gelir!"

Bütün bunları düşündükçe huzursuzluğu artmış. İçinde bir pişmanlık uyanmış. Sonunda, eski ağaya dönerek:

— Ağa, ben düşündüm de… Eğer istersen bu ağalığını sana geri verebilirim.

Eski ağa bunu duyunca gözleri parlamış, hemen atılmış:

— Tabi tabi! Derhal geri alırım. Ama nasıl olacak bu iş?

Maraba, ağacın gölgesine bakmış ve yerde kalan inek pisliğini(rêxı)göstererek:

— Şu kalan rêxın yarısını da sen yersen, ağalığını sana geri veririm.

Ağa önce irkilmiş ama sonra içinden hesap yapmaya başlamış: Ağalık için bir kere pislik yemek, her şeye değer. Ben yıllardır bu düzenin sahibiyim. Şimdi bunu bırakacak değilim!

Ve gözlerini kapatıp, dişlerini sıkarak, inek pisliğinin yani rêxın kalanını yemiş.

Böylece, aba eski sahibine, kemer eski beline, at eski binicisine dönmüş. Ağa yine ağa, maraba yine maraba olmuş.

Köye yaklaşırken aralarında tuhaf bir sessizlik olmuş. Sonra birbirlerine bakmışlar ve aynı anda gülerek sormuşlar:

— Peki, biz o kadar döndük dolaştık yine eski halimize döndük, ben yine maraba sen yine ağa oldun, hakket, madem öyle, ya o zaman biz bu inek pisliğini(rexê)niye yedik?

 

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

YAZARLAR