Her toplumun şenlikler yaptığı özel günleri, kutladığı bayramları vardır. Düz tarifiyle bayram bir arada, topluca kutlanan şenliktir. Kutlama, festival, faşing, karnaval vb. şekillerde olur.
Müslümanlar bakış açısından bayramlar Allah’ın ikramı olup manevi hayata iştirak etme tecrübesidir. Bayram, mükerrem kılınan insana, her defasında kendi aslına, fıtratına dönme fırsatının verir. Arapça iyd, şenlikli avdet, iadeden asla, ilk hale dönüşü ifade eder.
Kur’an-ı Kerim biri “ziyne” diğeri “iyd” olmak üzere iki şenlikten söz eder; her ikisi de mahiyetleri değişik bayram kutlamalarıdır.
“(Musa) dedi ki: ‘Buluşma zamanımız, (ülkenin ulusal) bayram günü ve insanların toplanacağı kuşluk vakti (olsun)’.”(20/Taha, 59).
Musa aleyhisselam ile sihirbazların karşılaşması ziyne gününe denk getirilir; zira bugün herkes toplanır, sokaklar süslenir ve kuşluk vakti şölen başlar.
“İyd” kelimesi ise Kur’an-ı Kerim’de tek bir yerde geçer. İsa aleyhisselam ve havarilerle ilgilidir: “Meryem oğlu İsa: ‘Allahım, Rabbimiz, bize gökten bir sofra indir, öncemiz ve sonramız için bir bayram ve Sen’den de bir belge olsun. Bizi rızıklandır, Sen rızık vericilerin en hayırlısısın’ demişti..” (5/Maide, 114.)
Ayetin siyak ve sibakından anlaşıldığına göre Hz. İsa’nın, Allah’tan dilediği şey, “gökten indirilecek sofra” ile manevi bir kutlama yani bayramdır. Esasında bayram dendiğinde, akla gelen manevi bir sevinç, kutlama ve şölen havasının hem insanın iç dünyasında yaşanması hem sosyal çevresinde tezahür etmesidir.
Şimdi sözünü ettiğimiz iki kelime (ziyne ve iyd) arasındaki mahiyet farkına bakalım: “Ziyne” süs, şenlikli geçit, festival, karnaval veya faşing türü eğlence anlamlarını taşır. Mardin’de hâlâ ulusal bayramlara ziyne, dini bayramlara iyd denir. İki bayram arasındaki ilk ve önemli fark ziyne’nin ulusal/milli, iyd’in dini anlam ve mahiyeti sahip olmasıdır.
“Ulusal/milli bayramlar”ın ihdasında ve kutlanmasında siyasi otoritenin politik doktrini, resmi ideolojisi söz konusudur. Ulusal bayramlar devleti yüceltir, bir topluluğun diğer toplumların tümünden farklı bir özelliğini, üstünlüğünü, başarısını ifade eder. Dini bayramlar ise kavimler üstü manevi/ilahi şenliktir.
“Nevruz (Baharın gelişi veya çıkış günü)” da ulusal/milli imalar taşır, son zamanlarda Kürt milliyetçileri için Kürtlere özgü bir şenlik olarak kutlanır ama Ortadoğu, Asya ve başka beşeri havzalarda da baharın gelişi, kış uykusundan uyanmanın, canlanmanın, ayağa kalkmanın başlangıç günü olarak kutlanır. Bu kutlama türünde pagan ögelere rastlamak mümkün.
Hz. Peygamber (s.a.)’in bildirmesiyle İslami bayramlar, “Ramazan Bayramı (İydu’l fıtr) ve Kurban Bayramı’ndan (İydu’l adhiye) ibarettir. (Ebu Davut, Salat, 245; Nesai, İdeyn, 1).
Ulusal/milli bayramlarla mukayese edildiğinde İslami/dini bayramların apayrı özellikleri var.
Ulusal bayramlar devlet, emir, otorite ve dünyevilik kokarlar. Devlet kaç gün öncesinden emredici ve taşıyıcı kurumları ve kuruluşlarıyla harekete geçer; sokakları, caddeleri bayraklarla donatır, resmi geçitler düzenler.
Ramazan ve Kurban bayramları ise kendiliğinden insanları harekete geçirir. Günler öncesinden evlerde, mutfaklarda bir telaş, bir hazırlık başlar. Çarşı pazar canlanır. Herkes iyi kötü yiyecek, giyecek bir şeyler bulur, piyasa canlanır. Çocukların aile imkanlarına göre bayrama yaptıkları hazırlıklar, onlara alınan elbiseler, verilen bayramlıklar ömürleri boyunca unutulmaz.
Kısaca bayramlar birer şenliktir ve yediden yetmişe her sınıftan insan bu şenliğe ruhen iştirak eder. Öyle ki inanmayanlar dahi bu manevi ziyafetten nasiplenirler.
Ramazan Bayramı zorlu oruç ibadetini başarmanın sevincidir, “fıtır bayramı” “iftarla” alakalı olup yaratılışımın ilk haline “fıtrat”a dönüş provasıdır,
Kurban Bayramı en değerli varlığı olan oğlu İsmail’i Allah’a adayabilecek takva ve sadakate sahip İbrahim aleyhisselamın hatırasını yad edip onu anlamaya, ruhi tecrübesine iştirak etmeye çalıştığımız günlerdir. (Daha geniş bilgi için bkz. Ali Bulaç, Kur’an Dersleri/Tefsir, V, 625-635.)
Müslümanlar dini hayatın saf özünden uzaklaştıkça yabancı kültür ve uygarlıklardan bid’at ve hurafeleri dinlerine katarlar. Kadim mitolojik ve mistik kökenli bid’at ve hurafeler gibi modern zamanlara mahsus İslami hayata dahil edilen bid’atlar da vardır; bunlardan biri artık seküler bir ritüle dönüştürelen pastalı, mumlu “doğum günü kutlamaları”, diğeri bayramların laikleştirilmesidir.
Hükümetlerin her bayram zamanında resmi tatil ilan etmeleri bu kabildendir. Hz. Peygamber (s.a.), resmi tatil ilan etmemiştir, Müslümanlar Ramazan’da üç, Kurban Bayramı’nda dört gün bayramı kutlar ama işlerine de devam ederler.
Yahudilerde Cumartesi, Hıristiyanlarda Pazar günü tatildir. Müslümanlar için Cuma günü, namaz dolayısıyla önemlidir. “Cuma günü “mü’minlerin bayramı, yoksul ve güçsüzlerin Hac günü”dür. Ama dünya hayatının rutini bu günde tatil edilmez, sadece namaz saati geldiğinde “alışveriş bırakılır”, namaza gidilir. (62/Cuma, 9.)
Dinle uzaktan yakından ilgisi olmayanların bayramları birer tatil vesilesi olarak algılamalarını anlamak mümkün. Ancak müslümanların iştahla bu sürece katılmalarını anlamak zor.
Bir bakıyorsunuz, iki gün öncesinden çoluk çocuğunu toplayanlar şehri terk edip gitmişler, herkesten, arkadaş, dost ve akraba çevresinden uzak bir tatil köyünde bayramlarını geçiriyorlar. Artık bir araya gelinmez; telefonla veya Whatsapp üzerinden yazışma ile yetinilir.
Medya kuruluşları durmadan bayram gibi kutsal bir zaman dilimini eğlence, vakit öldürme, avarelik, aylaklık ve tüketimden ibaret tatille özdeşleştiriyor, devletin kurumları da buna destek veriyor.
Devlet veya hükümet için dokuz gün tatil, turizm sektörünün talebidir. Kamuda çalışanlar için sevindirici ise de, kamuyla işi olanlar için de iyi değildir, Ancak turizm ve GMS şirketleri için bayram kapitalist piyasa için bulunmaz fırsatttır.
Bu sayede evde, yakınlar ve dostlarla birlikte kutlanması gereken bayram maksadına ve hikmetine aykırı olarak manevi-ilahi bir şenliğe katılmaktan çıkıp başka bir şeye, seküler bir ritüele döner.
Okurlarımızın ve mü’min müslümanların Ramazan Bayramını kutlar; İslam alemine intibah ve hayırlar getirmesini dilerim.
Kaynak: Farklı Bakış