Müslüman ve geleneksel toplum yapılarında ailenin direği olarak erkek kabul edilir. Hem tarihsel veriler hem de sosyolojik veriler bunu açıkça göstermektedir.Ben bu yazımı İslam sosyolojisi ve Müslüman aile perspektifinden ele alacağım. Sadece Nisa suresi 34. Ayet bile kadının rolü, görevi ve mesuliyetini gösterme açısından yeterli olsa gerek.
‘’Erkekler, kadın üzerine idareci ve hâkimdirler. Çünkü Allah birini (cihat, imamet, miras gibi işlerde) diğerinden üstün yaratmıştır. Bir de erkekler mallarından (aile fertlerine) harcamaktadırlar. İyi kadınlar, itaatkâr olanlar ve Allah'ın korunmasını emrettiği şeyleri kocalarının bulunmadığı zamanlarda da koruyanlardır…’’
Ancak günümüzde erkek bu konumunu büyük ölçüde kaybetmiştir. Böyle gider kadın toplumsal hayata çekilmeye ve erkeğin rolünü oynamaya devam ederse erkeğin iktidarı tümden elinden alınacaktır.
Modern dünyanın değişen dinamikleri, toplumsal cinsiyet rollerindeki değişim ve dönüşüm, ekonomik bağımsızlığın farklılaşması gibi nedenler ailedeki iktidar ilişkilerini derinden etkilemiş ve değiştirmiştir. Artık ailede iktidarın sahibi yeni bir güç var: Erk.
Erk aileyi, aileleri darmadağın eden bir canavara dönüşmüş durumda.
Aileler dağılıyor. Boşanmalar artıyor. Kadın annelik görevinden hızla uzaklaştırılıyor.
Toplumun ahlaki değerleri alt üst olmuş durumda; ne altında hayır var, nede üstünde…
Erk, siyasi otorite, medya, ekonomik güç odakları ve hukuk sistemleri gibi toplumu yönlendiren kuvvetleri ifade eder. Erkeğin ailedeki iktidarı zayıflıyor ve zayıflayan iktidarın yeni sahibi erk. Ailelerdeki değişim ve dönüşüm aile yapısına, toplumsal düzene ve neslin ahlaki değerlerine büyük zarar vermektedir.
Müslüman ve geleneksel toplumlarda erkek, ailenin reisi olarak kabul edilirdi. Geçimi sağlama, koruma, otoriteyi temsil etme ve aile düzenini sağlama görevleri erkeğin idi ve iktidarı tartışılmaz ve belirgindi.
Müslüman toplumlarda kadının rolüde belliydi.Erkeğin rolüde belliydi. Bu roller, hem toplumsal değerlerle hem de dini değerlerle desteklenerek kuşaktan kuşağa aktarılıyordu.
Ancak bize ne olduysa tarihi süreç içinde oldu.Çünkü tarih şeytani toplum yapısını oluşturan kesimlerle Tevhidi toplum yapısını oluşturan kesimler arasında bitmeyen bir mücadeleyi oluşturuyor.
Arif Nihat Asya’nın dizelerinde ifade ettiği;
‘’Bize bir nazar oldu Cumamız Pazar oldu
Ne olduysa hep bize azar, azar oldu.’’
Bu dizelerde gayet güzel bir şekilde ifade edilmektedir.
Modernleşme süreci, erkeğin iktidarını büyük ölçüde zayıflattı. Hattaerkeğin iktidarı ile birlikte itibarı da yok olmaya doğru hızla ilerliyor. Kadının ekonomik bağımsızlığını kazanması, eğitim düzeyinin yükselmesi ve toplumsal cinsiyet rollerinin değişmesi, aile içindeki güç dengesini de değiştirdi.
Hülasa erkeğin otoritesi sorgulanır hale geldi ve zamanla bu otoriteyi başka bir güç devraldı: Erk.
Erk Ailedeki Güç Değişimine soyundu.
Erk Ekonomik sistemlerden hukuki düzenlemelere, medyadan kültürel normlara kadar geniş bir etki alanına sahiptir. Bu güç, aile içindeki otoriteyi şekillendiren ve toplumun değer yargılarını yeniden inşa eden bir canavar hükmündedir.
Kadın sözde ekonomik bağımsızlık nedeniyle rol değişimine başladı. Bu rol değişimi kendi rolünü niteliksel oynama değil, erkeğin rolünü çalmaktı. Erkekten bu rolü çalmada kadına destek veren yardım eden güç feminist, kapitalist ve seküler hayatın mutlak hâkimi erk’tir.
Modern ekonomik sistemler, kadınların iş gücüne katılımını artırmış ve ekonomik bağımsızlıklarını kazanmalarını sağlamıştır.Bu durum, ailedeki iktidar ilişkilerini köklü bir şekilde değiştirmiştir. Eskiden ekonomik gücün sahibi olan erkek, bu gücünü kaybettikçe otoritesi de zayıfladı. Ekonomik güç, bireysel bağımsızlığı destekleyen ve aile içindeki geleneksel rolleri değiştiren bir etken haline geldi.
Modern hukuk sistemleri, boşanmayı kolaylaştırıcı düzenlemeler ve velayet hakkındaki adaletsiz uygulamalarla aile içi iktidarın yeniden dağılımını sağlamaktadır. Özellikle nafaka faciası ve velayet kararlarında erkeğin dezavantajlı duruma düşmesi, ailedeki iktidarının iyice zayıflamasına yol açtı. Hukuk sistemi, aile içindeki iktidarı artık erkeğin değil, erkin kontrolüne bırakmıştır.Artık evlerde erkek sadece görüntü…Evin tek hâkimi erktir.Artık kadın eşiyle yatağa girdiğinde aralarında erkte vardır.
Medya ve Çeşitli Manipülasyonlar
Medya, modern çağın en güçlü erki olarak karşımıza çıkmaktadır. Diziler, filmler ve sosyal medya içerikleri, geleneksel ve İslami aile yapısını hedef alarak bireyselleşmeyi teşvik etmektedir. Özellikle erkek rolünü değersizleştiren, aile reisliğini alay konusu yapan içerikler, erkeğin iktidarını zayıflatmakta ve yerine modern bireyci yaşam tarzlarını yerleştirmektedir. Erk, bu manipülasyon gücüyle aile içi iktidar ilişkilerini yeniden şekillendirmektedir.
Ailede erkin iktidarı ve toplumsal sonuçları bir facia görüntüsü sergilemektedir. Erkin ailedeki iktidarı, beraberinde birçok toplumsal sorunu getirmektedir. Müslüman ailelerin feminist hayat şeklini benimsemesi İslam düşüncesi altında yapılmaktadır. ArtıkMüslüman kadınlar bile eşlerine itaati mecbur görmüyorlar. Kadının erkeğe itaatte mecbur olmadığını ve peygamberin bile eşlerine itaat etmeleri konusunda bir isteğinin olmadığını söyleyebilme cesaretini gösterebilmektedirler. Bunu da sevgi kılıfı altında itaatsizlik sergileme yani sureti haktan görünme, doğru üzerine batılı inşa etme marifetiyle yapmaktadırlar. Çünkü şeytanın mantığında hakkı batıl kâsesinde sunma, sağ gösterip sol vurma, sureti haktan görünme ve doğru üzerine yanlışı, diğer bir ifade ile hak üzerine batılı ikame etme vardır.
Geleneksel aile yapısının çözülmesi, boşanmaların artması ve neslin ahlaki değerlerinin zayıflaması, toplumsal çözülmeyi kaçınılmaz kılmıştır.Bir toplumu yıkmanın yolu aileyi yıkmaktır. Aileyi yıkmanın yolu erkeğin elinden iktidarı almak ve erke vermektir.
Boşanmalar artıyor ve aile yapısı zayıflıyor. Buda beraberinde ailenin oluşturduğu toplumun temel yapı taşlarını yerinden oynatıyor. Aile kurumunun yıkılması demek toplumun temel yapısının yıkılması demektir.
Erkin yönlendirdiği modern yaşam tarzı, bireysel özgürlüğü ve bağımsızlığı ön planda tutarak aile bağlarını zayıflatmaktadır. Özellikle medya aracılığıyla pompalanan özgürlük anlayışı, sadakat ve sorumluluk duygusunu gölgede bırakmaktadır. Bu da boşanmaların artmasına, aile yapısının dağılmasına neden olmaktadır.
Neslin İfsadı ve Ahlaki Erozyon
Ailedeki iktidar değişimi, genç neslin ahlaki değerlerini derinden etkilemektedir. Geleneksel aile yapısının koruyucu rolünü kaybetmesiyle birlikte çocuklar, medyanın ve kültürel yozlaşmanın etkisine daha açık hale gelmiştir. Bu durum, genç neslin kimlik bunalımları yaşamasına, ahlaki değerlerinden uzaklaşmasına ve toplumsal dejenerasyona yol açmaktadır.
Ailede erkek egemen bir iktidarı yeniden İnşa etmek mecburiyetindeyiz. Bu olumsuz tabloyu tersine çevirmek için aile içi iktidarın yeniden inşa edilmesi gerekmektedir. Ancak bu, sadece erkeğin yeniden güçlendirilmesiyle değil, daha adil ve dengeli bir iktidar dağılımıyla mümkündür. Bunun için şu adımlar atılabilir:
1-İslami ve müspet geleneksel değerler yeniden inşa edilmelidir.
2-Aile kurumunu güçlendiren geleneksel değerler, eğitim sistemi ve İslam sosyolojisi parelerinde politikalarla yeniden inşa edilmelidir.
3-Medya ve kültürel manipülasyonla mücadele edilmelidir. Aile yapısını hedef alan medya içeriklerine karşı daha bilinçli bir denetim mekanizması kurulmalı ve aile değerlerini destekleyen içerikler teşvik edilmelidir.
4-Hukuki düzenlemelerde adalet başat rol oynamalıdır. Boşanma süreçlerinde tarafların haklarını koruyan, adil ve dengeli hukuk sistemleri oluşturulmalıdır.
5-Ekonomik Politikalarla Aile güçlendirilmeli. Ve en itibarlı meslek kadının ev hanımı ve anne olması sağlanmalıdır. Ailelerin ekonomik kaygılarını azaltacak sosyal politikalar uygulanmalı, özellikle çocuklu ailelere ekonomik destek verilmelidir.
6-Geleneksel toplumlarda ailedeki iktidarın sembolü olan erkek, modern çağın değişen dinamikleriyle bu konumunu kaybetmiştir. Artık ailedeki iktidar boşluğunu dolduran güç, erk olmuştur. Medya, hukuk sistemi, ekonomik yapılar ve kültürel normlarla aileyi şekillendiren erk, geleneksel aile yapısını yıkarak yerine bireyselci ve materyalist bir yaşam tarzını yerleştirmektedir. Erkekten iktidarı alan erk, alaşağı edilmeli ve yeni iktidarın sahibi yine Aile reisi olarak erkek getirilmelidir.
7- Toplumun geleceği üzerindeki etkisi olan bu menfi değişimler oldukça ciddidir. Boşanmaların artması, aile yapısının çözülmesi ve genç neslin ahlaki değerlerinden uzaklaşması, toplumsal çöküşün habercisidir. Bu değişimi müspet yöne çevirerek yeniden ailenin olması gereken değerlerine, İslam’ı aile yapısına ve İslam sosyolojisine giden yolun önündeki Erk’in saltanatını yerle bir etmeliyiz.
Toplumun temel taşı olan aileyi korumak ve güçlü bir nesil yetiştirmek için, erkeğin iktidarını yeniden inşa etmek, ailede adil ve dengeli bir iktidar dağılımı sağlamak gerekmektedir. Bu da ancak erk karşısında bilinçli bir direniş ve toplumsal değerlerin yeniden inşası ile mümkündür.
Engin GÜLTEKİN
Eğitimci-Yazar-Sosyolog