Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Murat Ülker’den dijital çağ ve “Enfokrasi” üzerine çarpıcı değerlendirme: Gözetim kapitalizmi

Murat Ülker, çağdaş filozof Byung-Chul Han’ın “enfokrasi” kavramını merkeze alarak, bilgi akışının manipülasyonu, gözetim kapitalizmi ve dijital çağın özgürlük yanılsaması üzerine önemli tespitlerde bulunuyor.

Murat Ülker’den dijital çağ ve “Enfokrasi” üzerine çarpıcı değerlendirme: Gözetim kapitalizmi

İş insanı Murat Ülker, kişisel web sitesinde yayımladığı yeni makalesinde çağımızın önde gelen düşünürlerinden Byung-Chul Han’ın kavramları üzerinden dijitalleşme, demokrasi ve hakikat krizini ele alıyor. Ülker’in, Han’ın “enfokrasi” kavramına odaklanarak yaptığı değerlendirme; toplumsal yalnızlaşma, sürüleşme ve gözetim kapitalizminin yarattığı özgürlük yanılsamasına dair çarpıcı tespitler sunuyor.

 

DİJİTAL ÇAĞIN ÖZGÜRLÜK İLLÜZYONU: ENFOKRASİ

Makalede Byung-Chul Han’ın geliştirdiği “enfokrasi” kavramına dikkat çekiliyor. Han’a göre, bireylerin görünürlüğü bir değer olarak gördüğü dijital çağda, özgürlük yerine gözetim odaklı bir sistem inşa ediliyor. Ülker, bu konuda Han’ın şu sözlerine vurgu yapıyor:

"Enformasyon rejimi, bireylerin görünürlük yoluyla kendilerini ifşa etmeye gönüllü oldukları bir özgürlük illüzyonu yaratır."

Sosyal medya platformlarında şeffaflık ve ifade özgürlüğü gibi kavramların, bireylerin sürekli görünür olmasını teşvik eden bir mekanizmaya dönüştüğünü belirten Ülker, bu sürecin bireyleri özgürleştirmek yerine onları dijital tahakküm altına soktuğunu ifade ediyor.

 

GÖZETİM KAPİTALİZMİ VE DİJİTALLEŞEN TOPLUM

Ülker, makalesinde Han’ın dijital toplumun dönüşümüne dair eleştirilerine yer vererek, özellikle gözetim kapitalizminin birey üzerindeki etkilerini tartışıyor. Han’ın, "Disiplin toplumu bireyi dışarıdan denetlerdi, enformasyon toplumu ise bireyin içindeki arzuyu kullanır." sözlerine atıfta bulunan Ülker, dijital platformların bireyleri kendi verileriyle kontrol altına aldığını belirtiyor.

Sosyal medya platformlarının yalnızca bireylerin paylaşımlarını depolamakla kalmadığını, aynı zamanda onların duygularını ve düşüncelerini yönlendirdiğini dile getiren Ülker, görünürlüğün artık bir özgürlük değil, tahakküm aracı haline geldiğini söylüyor.

 

DİJİTALLEŞME VE BİREYİN YALNIZLAŞMASI

Ülker’in makalesinde vurguladığı bir diğer önemli konu, dijital çağın bireyi yalnızlaştıran ve sürüleşmeye iten doğası. Byung-Chul Han’ın “dijital sürü” kavramından hareketle, bireylerin sürekli birbirine bağlı olduklarını düşünmelerine rağmen giderek yalnızlaştıkları ifade ediliyor. Han’ın şu tespitine yer veriliyor:

"Dijitalleşme, bireyi kendi yankı odalarına hapseder. Bu odalarda yalnızca kendisini duyar ve başka hiçbir sese yer yoktur."

Ülker, bu sürecin bireylerin eleştirel düşünme yetisini zayıflattığını ve onları yalnızca algoritmaların yönlendirdiği bilgi akışıyla şekillenen bir topluluğa dönüştürdüğünü belirtiyor. Dijital çağın sunduğu yüzeysel etkileşimlerin bireylerin gerçek bağlantılar kurmasını engellediğini vurgulayan Ülker, bu sürecin modern tahakküm biçimlerinden biri olduğunu ifade ediyor.

 

DEMOKRASİ, HAKİKAT VE DİJİTAL MANİPÜLASYON

Makalede, dijitalleşmenin demokratik süreçler üzerindeki etkisi de ele alınıyor. Byung-Chul Han’a göre, hakikat dijital çağda yerini hızlı ve yüzeysel bilgi akışına bırakmış durumda. Ülker, bu konuda Han’ın şu tespitine yer veriyor:

"Hakikat sabit bir dayanak sunar. Oysa bilgi, sürekli hareket halinde bir boşluktur."

Sosyal medya platformlarının bireyleri kendi görüşleriyle uyumlu içeriklere yönlendirdiğini ve bu durumun demokratik tartışma kültürünü zayıflattığını belirten Ülker, yankı odalarının bireyleri kutuplaştırarak toplumun ortak bir hakikat etrafında birleşmesini engellediğini söylüyor.

 

SEÇİM SÜRECİ VE ALGORİTMALARIN ETKİSİ

Makalede, dijital platformların seçim süreçleri üzerindeki etkisi üzerine çarpıcı bir değerlendirme yapılıyor. Ülker, veri analizinin bireylerin rasyonel tercihlerinden ziyade duygusal zayıflıklarını hedef alarak kullanıldığını belirtiyor. Cambridge Analytica skandalına atıfta bulunarak, modern seçim süreçlerinin bir manipülasyon aracı haline geldiğini vurguluyor.

Han’ın, “Demokrasi, hakikat etrafında birleşmiş bireylerin eseridir. Hakikatin kamusal bir mesele haline gelmesi, demokrasinin kurtuluşu olacaktır.” sözünü hatırlatan Ülker, dijital çağın demokrasiyi güçlendirmek yerine otoriter eğilimleri destekleyen bir yapıya evrildiğine dikkat çekiyor.

 

HAKİKAT VE ELEŞTİREL DÜŞÜNCE: ÇIKIŞ YOLU NE?

Murat Ülker, dijital çağın sunduğu bu yanılsamadan çıkış yolu olarak bireylerin eleştirel düşünce yetilerini geliştirmesi ve dijital platformların sunduğu bilgi akışını sorgulaması gerektiğini ifade ediyor. Han’ın önerdiği gibi, dijital dünyanın hızına kapılmak yerine derinleşmenin ve düşünmenin önemine vurgu yapıyor.

Makalede ayrıca, çocukların ve gençlerin sağlıklı bir dijital okuryazarlık anlayışı geliştirmesi gerektiği ve doğru bilgi ile manipülatif bilgi arasında ayrım yapabilme becerilerinin erken yaşlardan itibaren kazandırılması gerektiği belirtiliyor.

 

Kaynak: karar.com



Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


YAZARLAR

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

HABERLER