bir zamanlar darağacında sallanan babalar vardı
katlanması güç ve boylu boyunca yatar gibi
habsenin tahtın çocuk kalpleri olmalı değil miydi
bir gülücüğe bütün dünyayı satar gibi
saçların omuzlarından akar taşraya taşınırdı
kalbimi en onulmaz yerinden yaralar gibi
unutur muyum güneş dişlerinin arasından doğardı
uhud ashabının demir tarağıyla sırtımı tarar gibi
elbette biliyorum o bıçağın yeri hep gırtlağımdı
gecenin ayazında sanki putları kırar gibi
kanım kalbimde sıkışıyor bilincimin karargahı
yenilgiler, kırılmış gururlar, ağlamalar gibi
uyandıracağız elbet kaçıncı bin yıl olursa olsun
şafağı tarihin alnına selvi boylu yâr gibi