İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Zahide Karaca, oruç tutmanın; hücre yenilenmesini desteleyen, inflamasyonu azaltan ve sağlıklı yaşlanma anlamına gelen longevity’e katkıda bulunan güçlü bir biyolojik araç olduğunu belirtti.
Karaca, “Antik Yunan’da Hippokrates hastalıkların tedavisinde açlığın iyileştirici gücünü vurgulamış, Platon ve Sokrates ise zihinsel berraklık için oruç tutmayı önermiştir. İbn-i Sina ise ‘Az yemek ömrü uzatır’ diyerek, orucun sindirim sistemini dinlendirdiğini ve bedeni yenilediğini savunmuştur.” dedi.
Gıda alımının 12 saatten fazla kısıtlanmasının, sağladığı faydalar nedeniyle aralıklı oruç gibi diyet programlarının da yaygınlaşmasını sağladığını ifade eden Karaca, bilimsel açlık yöntemlerinin ya da dini orucun doğru uygulandığında sağlık için pek çok yararı olabileceğini dile getirdi.
Karaca, “Bu yöntemler herhangi bir sağlık problemi bulunmayan kişiler için; metabolik hastalıkların önlenmesinden, bağışıklık sistemini güçlendirmeye hatta sağlıklı ömür süresini artırmaya kadar geniş bir yelpazede fayda sağlayabilir.” ifadelerini kullandı.
Bu oruç türleri arasındaki farklardan da bahseden Karaca, “Yaşlanmayı önlemek için uygulanan bilimsel oruç uygulamaları su tüketimini kısıtlamadığı için Ramazan orucundan ayrılır. Aynı zamanda bu programlarda, açlık süresi kişinin yaşam tarzı veya yaşı gibi bireysel özelliklerine göre düzenlenebilir. Ramazan orucunun ise dini ve kültürel yönüyle topluluk halinde uygulanarak, kontrollü açlığın bir ay gibi uzun bir süre sürdürülmesi açısından daha avantajlı olduğunu söylemek mümkün.” dedi.
İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Zahide Karaca, bir aylık Ramazan dönemi boyunca oruç tutmanın genel sağlık üzerindeki 7 faydasını şöyle sıraladı:
"Uzun süreli ama kontrollü açlık DNA onarımı ve hücresel dayanıklılığı artırarak yaşlanmayı geciktirir. Hücrelerin yaşlanmasını belirleyen telomerlerin daha yavaş tükenmesini sağlar ve hücrelerin enerji üreten yapısı mitokondriyi korur.
Kontrollü açlık, hücrelerin daha uzun yaşamasını sağlayan hayatta kalma mekanizmasını devreye sokar. Kanser oluşumuyla ilgili olan mTOR aktivasyonunu baskılayarak kanseri önlemeye yardımcı olur.
İnsülin seviyesini düşürerek yağ yakımını ve metabolik esnekliği artırır. Metabolik esneklik; farklı beslenme koşullarına uyum sağlayabilmektir. Yani gerektiğinde vücut; enerji kaynağını ihtiyaca göre değiştirilebilir, karbonhidratlardan yağa ya da proteinlere geçerek enerji üretebilir.
Beyin fonksiyonlarını güçlendirerek odaklanmayı artırır.
Hücrelerin zarar görmüş kısımlarının temizlenmesi ve geri dönüştürülmesi anlamına gelen otofaji sürecini başlatarak hücresel yenilenmeyi teşvik eder. Açlık sona erdikten sonra bile bu yenilenmenin olumlu etkilerinin devam ettiği bilimsel çalışmalarla kanıtlanmıştır.
Açlık, bağışıklık hücrelerinin yenilenmesini de destekleyerek vücudu hastalıklara karşı daha dirençli hale getirir. Ancak, aşırı düşük kalori alımı veya yetersiz beslenmenin bağışıklık sistemini zayıflatabileceği de göz önünde bulundurulmalı.
Vücudun savunma mekanizmasının bir parçası olan inflamasyon, bağışıklık sistemi hücreleri tarafından herhangi bir stres faktörüne karşı ortaya çıkan bir savunma reaksiyonudur. Düşük düzeyde sürekli devam eden inflamasyon ise birçok kronik rahatsızlığa zemin hazırlar. Oruç sırasında insülin seviyesinin düzenlenmesi, serbest radikal oluşumunun azalması ve hücre yenilenme mekanizmasının devreye girmesi, inflamasyonu azaltarak kronik hastalıkları kontrol altında tutmaya yardımcı olabilir."
Kaynak: Doğru Haber