Taha Akyol, çözüm sürecinde Bahçeli ile Öcalan’ın olumlu yaklaşımları karşısında Kandil’in halen silahtan bahsetmesi ve günü geçmiş bayat Leninist söylemlerin çözüme katkı sınmayacağını belirtiyor.
Taha Akyol, ABD’de Trump’ın bu ikinci dönemine atfen, çağımızda dünyada var olan otokrasiyle demokrasi arasındaki kavganın temel sebebinin kuvvetler ayrılığı ve yargı bağımsızlığı kavramının içerisinde yattığını belirtiyor.
Taha Akyol, “Ben Trump’ı öteden beri otoriter-popülist olarak görürüm. Bu gibi notlarımın etkisiyle olsa gerek, onun “megalomani”sini de izlemeye çalışıyorum.”
Taha Akyol, Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş’ın tutuklanmasının kanuna aykırı bir işlem olduğunu, yapılanın meşru bir şekilde gazetecilik olduğunu belirtiyor.
Taha Akyol, ABD’de başkanlık koltuğuna ikinci kez oturan Donald Trump’ın, taraftarlarınca “üçüncü dönem” hayalini kurulurken, birçok açıdan sıkıntılı olan dünyamızın bir de Trump’tan dolayı bir sıkıntısı yaşayacağı belirtiyor.
Taha Akyol yazdı;
Taha Akyol, epey zamandır göz ardı edilen hukukun üstünlüğü konusunda, iktidar ortağı MHP’nin Genel Başkan Yardımcısı olan hukukçu Feti Yıldız’ın konuya dair “olumlu” açıklamalarına dair bir değerlendirmede bulunuyor.
Taha Akyol, karar.com’da “Millet Kesesinden Siyaset” başlıklı bir yazı kaleme aldı. Yazıyı aşağıya alıntılıyoruz.
Taha Akyol, Erdoğan’ın yeniden aday olma düşüncesinin, bugüne kadar yapılıp edilen işlerin etkisiyle pek de sağlam temellere dayanmadığı için reel olmadığını belirtiyor.
Taha Akyol, Erdoğan’ın, AK Partili yetkililere yönelik olarak kullandığı “partiyi ticarethaneye çevirmeyin” uyarısının, parti tabanı açısından pek de iyi anlaşılmadığına işaret ediyor.
Taha Akyol’un, “Fetihler çağının geçtiğini Cevdet Paşa ve Sait Halim Paşa da söylemişlerdi. “Yurtta sulh, cihanda sulh” bütün bu tecrübelerin özetidir.” İfadeleri, ideolojinin değil, jeopolitikliğin önemine işarettir.
Taha Akyol, TÜİK’in dünyadaki benzeri kurumların “enflasyon sepeti” denilen verilerini kamuya açıkladıklarını, bizde de öyle olduğunu, ama verilerin 2020’den beri gizli tutulduğu üzerinden bir değerlendirmede bulunuyor.
Taha Akyol, ölüm yıldönümünde Mehmet Akif’i rahmetle ve minnetle anarken, onun şahsında Meşrutiyet öncesi istibdat dönemi ile Cumhuriyet’in ilk dönelerinde uygulanan baskıcı yöntemlerin ürettiği olumsuz durumlara dikkat çekiyor.
Taha Akyol, 2010’larda Maliye ve Dış İşlerinde uygulanan yanlış politikaların sonrasında, Mehmet Şimşek ve Hakan Fidan’ınn göreve getirilmesi ile bu kişilerin, işlerini siyaseten değil de, kendi bağlamında yaptıklarını belirtiyor.
Taha Akyol, Hakan Fidan’ın, Al Jazeera’ye Suriye ile ilgili verdiği mülakatta, diplomasi dilini kullandığını; bununla rasyonel davrandığını ve bunun bölge genelinde neo-Osmanlıcılık durumunu izale ettiğini belirtiyor.
Taha Akyol, Şahin Alpay’ın “Bir Hikayem Var” adıyla yayınlanan esrine atfen, “ideolojik açıdan” nice insanın sözde “dava ve emir” adına hayattan koparıldığını ve hayata tek taraflı bakmaları konusunda zorlandıklarını belirtiyor.
Taha Akyol, HTŞ’nin Halep’i ele geçirmesi üzerinden, Suriye’de etkin olan güçlerin neler yapacağına, ya da yapamayacağına dair var olan durumu kördüğüm olarak tanımlayıp değerlendiriyor.
Taha Akyol, AK Parti’nin 2001 kuruluş program ve tüzüğünün 50’lerdeki liberal Hürriyet Partisi’nin metnine benzediğini, ama bugünkü icraatlarına bakıldığında, işleyiş açısından daha çok 1930’lar CHP’sine benzediğini belirtiyor.
Taha Akyol, Türkiye’nin İsrail’i kınamakla birlikte, Hamas’a yönelik ilgisinin belli bir seviyede kalması gerektiğini belirtiyor.
Taha Akyol'un Karar'daki yazısı;
İltisak…
Taha Akyol'un Karar'daki yazısı; Bizim beka sorunumuz, ahlaki çürümedir.