AK PARTİLİ BELEDİYE BAŞKANI ENVER YILMAZ İSTİFA ETTİ
AK PARTİLİ BELEDİYE BAŞKANI ENVER YILMAZ İSTİFA ETTİ
AK Parti Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Enver Yılmaz istifa ettiğini açıkladı.
SON DAKİKA! PUTİN: BUNU TÜRKİYE İLE OLAN UÇAK OLAYI İLE KARŞILAŞTIRMAYIN
SON DAKİKA! PUTİN: BUNU TÜRKİYE İLE OLAN UÇAK OLAYI İLE KARŞILAŞTIRMAYIN
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, İsrail´in dün Suriye´de yol açtığı İl-20 uçağı trajedisi ile TSK tarafından 2015 yılında Rus uçağının düşürülmesinin karşılaştırılmaması gerektiğini, iki durumun birbirinden farklı olduğunu söyledi.
BAKANLIKTAN DİKKAT ÇEKEN ´3. HAVALİMANI´ AÇIKLAMASI
BAKANLIKTAN DİKKAT ÇEKEN ´3. HAVALİMANI´ AÇIKLAMASI
Türkiye´nin dev projelerinden olan İstanbul Yeni Havalimanı ile ilgili Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığından açıklama geldi. Bakanlık açıklamasında, "Bazı çevreler ´3. Havalimanını 29 Ekim´de açamayacaklar´ iddiasıyla milletimizin moralini bozma gayretindedir." ifadelerine yer verdi.
İSRAİL RUSYA´NIN SUÇLAMASINI REDDETTİ
İSRAİL RUSYA´NIN SUÇLAMASINI REDDETTİ
İsrail, Rus askeri uçağının Suriye´de Esed güçleri tarafından vurularak düşürülmesinde sorumluluğu olduğu suçlamasını reddetti.
SON DAKİKA! BAKAN AÇIKLADI: 5 İLE BÜYÜK MÜJDE
SON DAKİKA! BAKAN AÇIKLADI: 5 İLE BÜYÜK MÜJDE
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, "İzmir, Gaziantep, Mersin, Konya ve Kayseri model fabrika projelerinin de planlaması yapıldı ve fon kaynakları bulundu" dedi.
KAYSERİ´DE DAEŞ OPERASYONU! SÖZDE "SİNCAR ASKERİ EMİRİ" VE OĞLU YAKALANDI
KAYSERİ´DE DAEŞ OPERASYONU! SÖZDE "SİNCAR ASKERİ EMİRİ" VE OĞLU YAKALANDI
Kayseri Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekiplerince, terör örgütü DAEŞ´e yönelik gerçekleştirilen operasyonda örgütün sözde "Sincar askeri emiri" Irak uyruklu Abdülhalık Kurdi ile Telafer´de örgüt adına faaliyet yürüten oğlu Mehdi Kurdi gözaltına alındı.
SON DAKİKA! MİT´TE FETÖ OPERASYONU: 15 ASTSUBAYA GÖZALTI
SON DAKİKA! MİT´TE FETÖ OPERASYONU: 15 ASTSUBAYA GÖZALTI
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, MİT Sinyal İstihbarat Dairesi bünyesinde görevli askerlere yönelik yürütülen FETÖ soruşturmasında aktif görevde olan 15 astsubay hakkında gözaltı kararı verildiğini açıkladı.
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Ramazan DEVECİ
Ramazan DEVECİ
KANIN KILICA GALİP GELDİĞİ YER: KERBELA
Sait ALİOĞLU
Sait ALİOĞLU
İDEOLOJİDEN ARINDIILMIŞ EĞİTİM UFUKLARINA DOĞRU… YENİ EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI BAŞLIYOR
Abdülhamit KAHRAMAN
Abdülhamit KAHRAMAN
HİCRET NEDİR, NASIL HİCRET EDİLİR?
Seyit Ahmet UZUN
Seyit Ahmet UZUN
BALIKÇIL KUŞ VE DÜŞMANIN EĞİTİM FELSEFESİYLE NESİL YETİŞTİRMEK
Necip CENGİL
Necip CENGİL
HERKES AYNADA KENDİSİNE BAKSIN
Nusret AYDEMİR
Nusret AYDEMİR
EĞİTİM SERENCAMIMIZ!
Mustafa DOĞU
Mustafa DOĞU
BA´DE HARABİ´L SURİYE
Yusuf Yavuzyılmaz
Yusuf Yavuzyılmaz
İSLAMCILIK ÜZERİNE GÖZLEMLER (1)
Serdar ÇALIŞ
Serdar ÇALIŞ
ZAM.....
Mustafa GÜL
Mustafa GÜL
MÜSLÜMANLAR ‘KADER´E İNANIYOR MU?
F. Yılmaz ALTUNÖZ
F. Yılmaz ALTUNÖZ
HİCRET MÜSLÜMAN OLARAK KALABİLMEYİ BAŞARMAKTIR
Nevzat KAYA
Nevzat KAYA
Ah Bir Bilseydik Allah´ın Bizim İktidar Olmaya İhtiyacının Olmadığını!
Aziz DARICI
Aziz DARICI
Eğitim Sistemimize Dair (I)
Nejdet DEMİREL
Nejdet DEMİREL
Türkiye´nin İdlib´le İmtihanı
Ramazan KAYAN
Ramazan KAYAN
Annelik tehdit altında diye bir cümle kursak, abartı sayılır mı?
Ziya GÜNDÜZ
Ziya GÜNDÜZ
Türkiye´de okuma oranı düşük diyenler, ne kadar okuyor?
Ferhat Özbadem
Ferhat Özbadem
Allah´ım Beni İmandan Kur´an´dan ve Romandan Mahrum Eyleme (2)
Mehmet BEYHAN
Mehmet BEYHAN
İdlib´e Kapsamlı Bir Operasyon Olursa…
Cafer AKDENİZ
Cafer AKDENİZ
Amerikan Demokrasisi
Mehmet AKTAŞ
Mehmet AKTAŞ
Elma Şekeri...
Ömer Naci YILMAZ
Ömer Naci YILMAZ
1071 MALAZGİRT´İNDEN 2018 MALAZGİRT´İNE
Prof. Dr. Bilal SAMBUR
Prof. Dr. Bilal SAMBUR
İslam, kulluk ve kölelik
 Dr. Ali YALÇIN
Dr. Ali YALÇIN
MUHAFAZAKÂR İKTİDARLARDA RABBANİ DİNİN SANALLAŞMASI
Zeynep HAŞEMİ
Zeynep HAŞEMİ
İyilik Meşalesi
Enes TARIM
Enes TARIM
Yezid´den Bugüne Ortodoks İslam
Davut GÜLER
Davut GÜLER
24 Haziran Mesajları
Ümit AKTAŞ
Ümit AKTAŞ
Mental Yorgunluk
Mustafa AYGÜN
Mustafa AYGÜN
İnanç Sömürüsü Ve Eğitim
Mesut AYDIN
Mesut AYDIN
Bir Eğitim Ayı Ramazan (HUTBE)
Necla Arpa GÜLAÇAR
Necla Arpa GÜLAÇAR
Yola Çıkan Gençlere Yol Verin (Bir gencin hikayesi)
Bülent ACUN
Bülent ACUN
Biz Oruçluyuz
Nezir ERGENÇ
Nezir ERGENÇ
İnsan Hayvanla mı Yoksa Tanrıyla mı Kıyaslanmalı?
Yakup GÜLER
Yakup GÜLER
İşba Noktasına mı Ulaştık Yoksa?
Abdulbaki ÇAĞATAY
Abdulbaki ÇAĞATAY
Son Zamanlarda İslami Camialara Yapılan Saldırıların Arka Planı
Mehmet DEVECİ
Mehmet DEVECİ
Umre Ziyaretimizden Notlar/3
Hasan POSTACI
Hasan POSTACI
Sivil Toplum Kuruluşları Üzerinden Mücadele Dönemi Ve Ak Parti Deneyimi
Mehmet M. GÜLAÇAR
Mehmet M. GÜLAÇAR
BAŞIMIZDA KULAK İSTİYORUZ
Şakir KURTULMUŞ
Şakir KURTULMUŞ
cennetin çocukları olmak...
M. Hanifi TOSUN
M. Hanifi TOSUN
Masumiyet Çağından Mesuliyet Çağına…
Hacı TÜRKAN
Hacı TÜRKAN
Erdoğan Semboldür
Fedakar KIZMAZ
Fedakar KIZMAZ
Raşel, Sen İnsanı Dinden İmandan Edersin!..
Selvigül ŞAHİN
Selvigül ŞAHİN
İnsanlığın Başkenti Kudüs
Fehmi DEMİRBAĞ
Fehmi DEMİRBAĞ
Ayla Seni Seviyorum
Dr. Yunus ÇOLAKOĞLU
Dr. Yunus ÇOLAKOĞLU
İslam Dünyasında Şiddet ve Mikro Nüfuz Alanları
Mehmet ŞEREFOĞLU
Mehmet ŞEREFOĞLU
Bir Taşeronun Rüyası Olan Kadro
Esan GÜL
Esan GÜL
Çocuklarımız ve Adalet
İbrahim GEZER
İbrahim GEZER
Vicdanımız Kanıyor!
Aslan DEĞİRMENCİ
Aslan DEĞİRMENCİ
Selahaddin Eyyubi´siz Ortadoğu Arayışı
İstanbul Hava Durumu
Bugün
Güneşli
25°
21°
Çarşamba
Parçalı bulutlu
24°
20°
Perşembe
Parçalı bulutlu
25°
20°
Cuma
Parçalı bulutlu
25°
20°
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
İstanbul için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:34 08:20 13:17 15:37 17:55 19:29
Hakkın dile getirilmesi gereken yerde susan, dilsiz şeytandır.

Hz. Muhammed
DOLAR
6.3635
EURO
7.4387
Umre Ziyaretimizden Notlar/3
Peygamberimizin elinin, gözlerinin, bedeninin değdiği mağaraya girip dua etmek istiyor. Yolculuk boyunca en çok ihtiyacınız olan sabır, orada da gerekiyor ve sabırla sıranın size gelmesini bekliyorsunuz
Tarih: 7.3.2018 08:59:44
Mehmet DEVECİ

SAY

Umre tavafınız bitince uygun bir yerde iki rekât tavaf namazını kılıyor, Kâbe´ye bakarak dua ediyorsunuz. Şimdi sırada Say var. Umrenin tamamlanması için say yapmak için Safa-Merve tepelerinin olduğu yere geçiyorsunuz. Tabi bildiğiniz tepe değil artık orası. Tavaf alanından ayrılınca sağ tarafınızda kalan bir bölüm. Burası Hz. Hacer annemizin küçük İsmail´i için su aradığı yer. Burası kendini Allah´a bırakmış, bırakabilmiş, O´na teslim olmuş Hacer annemizin imtihan alanı. Burası üç günlük dünya hayatının son gününde de olsan çabalaman gerektiğini, bir şeyler yapman gerektiğini anladığın yer. Safa tepesinden Kâbe´ye doğru dönüp, Hacer´ül Esved´in olduğu yere doğru selamlama yaparak başlıyorsunuz say´a. Dört defa gidip, üç defa geleceksiniz Safa- Merve arasında. Dilinizde yine tesbihatlar, dualar… Yeşil ışıklı yere geldiğinizde hafif tempo ile koşmaya başlıyorsunuz. Hacer annemiz öyle yapıyor çünkü. Koşar adım geçiyorsunuz o bölümü. Seyirtmiş orada Hacer annemiz. Evladı susuzluktan ağlarken yerinde duramamış ve koşmuş…

Safa – Merve arasında yürüyorum. Halime bakıyorum, kendime… Etrafım kalabalık. Herkes kendi derdinde. Mahşer yeri gibi ve herkes kendi derdinde. Başım açık, ayağım yalın… Üzerimde sadece iki parça bez var. Safa´dan Merve´ye gidip geliyorum. Gelip geçiyorum dünya telaşından, istek ve beklentilerden… Bu yollar dünya yolu. İçinde yanlışlar, doğrular, kırılganlıklar ve sevinçler var. Sıkıntı ve dertler var. Hüzün ve neşeler var. Gelip geçen bir ömür var ve üzerimde sadece iki parça bez var… Yüreğim var sonra sol yanımda, onların yükü var… Kimi yükler hafifletirken, kimileri yolumu daha da zorlaştırıyorlar. Hacer annemizi düşünüyorum. Hz. İbrahim´in onu bu çöllerde tek başına bırakışını, onun İbrahim! diye çağırışını, Hz. İbrahim´in dönüp de bakamayışını ve sonra annemizin, bunu sana Rabbin mi emrediyor, deyişini, Babamızın, evet, deyişini ve Hacer annemizin, git öyleyse, Rabbim bizi ortada bırakmaz deyişini… Ne zor bir imtihan Allah´ım… Her adımda Hacer annemizin teslimiyetine, kendini Rabbine adayışına hayran kalıyor ve dudaklarınız kıpır kıpır hep bu adanıştan istiyorsunuz Rabbinizden.

Nasıl bir teslimiyet… Hz. İbrahim´in ateşlere atıldığında gösterdiği teslimiyeti, o kadın haliyle, bir başına ve küçük evladıyla çöl ateşlerine atıldığında gösteriyor… Anlatması kolay tabi... Hele yaşaması… Ve bu teslimiyete, kendine teslim oluşa Rabbimizin verdiği hediyeye bakın. Hayır, zemzemi demiyorum. Şuan yaptığım say, ve az önce yaptığım tavaf, Rabbimizin Hacer annemize bir cevabı, bir hediyesi…. Dünyanın tüm Müslüman erkek ve kadınları bir zenci köle olan, bir kadın olan Hacer´in sünnetini yapıyor. Gittiği adımları takip ediyor. Onu anıp, dualar ediyor. Hani Hz. İbrahim onları bırakıp dua etmişti Rabbine. İşte bugün bizim burada oluşumuz bu duanın kabulü ve cevabı aynı zamanda. Annemizin mezarı şimdi hicri İsmail´in, yani Kabe´nin önünde ve orası da Kabe´nin içi sayılıyor. Oranın da etrafından dönmeniz gerekiyor ve Annemizin etrafından dönülmeyen tavaf, eksik sayılıyor.

Bu nasıl güzel bir ikram, bu nasıl bir onura etmek böyle…

 

Yoruluyorsunuz Say esnasında. Hacer kadar değil ama. Neyi aradınız peki? Bu gidiş gelişlerde neyi aradınız?

Yokunuzu mu? Neyiniz yok peki? Olmayan şeyiniz ne?

Say esnasında özellikle zemzem içmedim. Çünkü Hacer annemiz içmemişti. Onu birazcık olsun anlayabilmek adına, birazcık o günlere gidebilmek adına zemzem içmedim. Say bitince Merve tepesinde duruyor ve dua ediyorsunuz. Diliniz de kurumuş. Yorulmuşsunuz. Ama Hacer kadar değil, hiçbir şeyiniz onun kadar olamaz zaten. Duanızda da bu konuya değiniyorsunuz ellerinizi açıp. Hacer´deki güzelliklerden size de nasip etmesini istiyorsunuz Rabbinizden.

Traş olup ihramdan çıkıyorsunuz. Saçınızdan biraz kesip, vücudunuzdan bir parça olan saçlarınızdan biraz kesip ihramdan çıkıyorsunuz. Acaba nedir bunun anlamı? Kesip attığınız, vücudunuzdan kesip attığınız neyin kefareti? Neden özelikle saç? Kesip daha gür, daha güzel, daha sağlam çıkmasını istediğiniz şey ne? Tüm bunların hepsinin cevabı bizlerde… Yeter ki burada yaptığın hiçbir şeyi öylesine yapma. Anlamlandırmaya çalış. Düşün. İdrak etmeye çalış.

 

DUA

Burası sıfır noktası... Dua durağı. Olma durağı. Varma durağı… Kazanma durağı…

Şah damarınızdan daha yakın olan Allah´ın evindesiniz. Sanki şah damarınızın içinde… Başka zaman namazlarda gözlerinizin önüne Kâbe´yi getirmeye çalışırken burada Kâbe tam karşınızda. Namazlarınızı ona bakarak kılmak anlatılmaz bir duygu… Ezan okunuyor ve karşınıza Kâbe´yi alıp namaza duruyorsunuz. İmam gür sesiyle okuyor: Elhamdulillahi rabbil âlemin… Elleriniz bağlı ve gözleriniz Kâbe´de… Ona bakarken imamın ne dediğini de düşünüyorsunuz: Hamd âlemlerin Rabbi olan Allah´adır… Bir rüzgâr esiyor ve Kâbe´nin örtüsü kımıldıyor. Tabi ya, kımıldıyor. Canlı çünkü, karşınızda capcanlı… Gözleriniz onun üzerinde geziniyor. Rükuya eğilip tekrar doğrulduğunuzda hemen onu arıyorsunuz yine. Bakışlarınızı ondan ayıramıyor, ayırmak istemiyorsunuz. Yorgunsunuz. Gözleriniz uykusuz. Bedeniniz sizi dinlemiyor. Ama bu görüntüyü bırakıp başka hiçbir şey yapamıyorsunuz. Namaz bitip de otele döndüğünüzde biraz dinlenip tekrar gelmek için acele ediyorsunuz. Uyumanız lazım. Daha canlı, daha güçlü olmak için, ibadetlerinizi daha huşulu yapabilmek için dinlenmeniz lazım. Ama uyuyamıyorsunuz ki! Ama duramıyorsunuz ki. Birkaç saat sonra tekrar gelmek istiyorsunuz. Ama bedeniniz içinizdeki bu isteklere ayak uydurmaya zorlanıyor. Çünkü onu öyle alıştırmışsınız. Tembel alıştırmışsınız. Ama buraların da özelliği burada çıkıyor işte. Hiç yürümediğiniz kadar yürüyebiliyor, uykusuz ve aç kalabiliyor, şimdiye kadar hiç yapamadığınız şeyleri burada yapabiliyorsunuz. Burada hastalar hastalıklarını unutuyor, yaşlılar gençleşiyor Allah´ın bir lütfu olarak.

Her haliniz bir ibadet burada. Oturmanız, uyumanız, tavaf, say, namaz ve dualarınız…

Dua, dua, hep dua… Her yerde yapabildiğiniz, her halinizde yapabildiğiniz ve hep duyulan, işitilen, karşılık verilen ibadetiniz. Sizi muhatap alan bir Rabbiniz var ve bu sizi cesaretlendiriyor. Sevindiriyor. İnancınız artıyor bu müjde karşınızda. Dua hakkınız var ve bu ne güzel bir lütuf. Dua ediyorsunuz. Ümmete, memlekete, sevdiklerinize, dost ve arkadaşlarınıza… Yüreğinizdeki halkayı oldukça geniş çiziyorsunuz. Sizden özellikle dua isteyenlere, hiç istemeyenlere, haberi olan ve olmayanlara…

Tüm kardeşlerinize değiniyorsunuz, istiyorsunuz… Kâbe burası. Ümmetin toplandığı yer. Daireyi ne kadar geniş tutarsanız o kadar güzel. O kalabalık içerisine kendinizi de usulca iliştiriyorsunuz

Tavaf esnasında yaşadığımız bir olay oldu. Çok şaşırdım ve üzüldüm bu olayı görünce. Tekerlekli sandalyedeki birisini tavaf ettiren bir kardeşimiz onunda duyacağı bir sesle dualar ediyordu. Muhtemelen o kişi de tekrar ediyordu duyduğu bu duaları.

Duası şuydu: “Allah´ım!  …. cemaat talebelerini kabir azabından ve cehennem ateşinden muhafaza buyur!”
Çok üzüldüm. Yahu burası Kâbe be mübarek! Burası tüm kardeşlerimizin toplandığı, ümmet bilincinin damarlarımıza aşılandığı yer. Bari burada yapma. Sen zaten kardeşlerimize dediğinde onlar da girecek dualarına. Neden daireyi daraltıyorsun ki?

Belki içinden ümmete de istedi, anne ve babasına, kendisine istediklerini tüm Müslüman kardeşlerine de istedi ve en son da benim duyduğum kısmı söyledi.

Bilmiyorum işte. O dua şekli bana tuhaf geldi o mekânda. Yoksa insanın yetişmesinde emeği olan kurum ve oluşumları anmasında bir sakınca yok. Ama ben sadece o kısmı duyunca bana tuhaf geldi. Taassup sahibi olmamak ve dar düşünmemek gerekiyor. “Biz” olursak kazanır, “ben” olursak kaybederiz. “Biz”, “ben” olursa geriye, “hiç” kalır.

 

HİRA

Hira Mağarasına çıkmak için gece üç gibi ayaktasınız. Gündüz sıcak ve kalabalık olacağı için bu saat daha uygun. Otobüslerle Nur Dağı´na geliyorsunuz. Hira Mağarası dağın doruklarında. Efendimizin sık sık gelip inzivaya çekildiği, zamanını dua ve tefekkür ile geçirdiği, ilk vahyin indiği yer. Gecenin o saati bile kalabalık. Genç yaşlı, kadın erkek dağın ince yollarına dökülmüş, Efendimizin çıktığı mağaraya gidiyorlar. Yıllar sonra gelmiş ümmeti, Efendisinin yaşadıklarını bir an bile olsun daha yakından hissetmek için zorlu yolarda. Mağaraya giden yollarda dilenciler de uyanık. Türkçeyi öğrenmişler ve size kendi dilinizle istekte bulunuyorlar.  Yarım saate yakın bir süre sonrasında dağın zirvesindesiniz. Kalabalık… Herkes mağaraya girip, Peygamberimizin elinin, gözlerinin, bedeninin değdiği mağaraya girip dua etmek istiyor. Yolculuk boyunca en çok ihtiyacınız olan sabır, orada da gerekiyor ve sabırla sıranın size gelmesini bekliyorsunuz. Sıra size geldiğinde mağaraya giriyor ve ne yapacağınızı şaşırıyorsunuz. Hayal gibi… Peygamberimiz işte buraya geliyordu. Hatice annemiz bizim bile zorlanarak çıktığımız bu mağaraya ona azık getiriyor, Efendimizi burada da yalnız bırakmıyordu. Vahiy meleği Cebrail işte buraya, bu dağa, bu göklere, bu mağaraya gelmişti. Peygamberimiz buradaydı… O zamanın cahiliyyesi Efendimizi kim bilir ne kadar sıktı, bunalttı ki buralara kadar gelip inzivaya çekildi? Oku! emri işte bu küçük mağarada geldi. Düşünmek, tefekkür etmek gerekiyor. Mağara deyince bildik mağara görüntüsü gelmesin aklınıza. Eğilerek giriyorsunuz ve çok küçük bir yer. İki büyük kayanın omuz omuza geldiğini düşünün. Giriyorsunuz ve karşısı açık. Efendimiz oradan Kâbe´ye bakarmış. Şimdi görünmüyor tabi. Şimdilerden oradan sadece Kral´ın Kâbe´nin karşısına yaptırdığı saat kulesi görünüyor.

Gecenin bir yarısı ve siz Nur Dağı´ndasınız. Etrafa bakıyoruz. İnsan buraya, bu kadar uzağa, bu dağ başına niye gelir ki? Efendimizin neler hissettiğini birazcık anlamak adına tefekkür ediyorsunuz.  Hatice annemiz geliyor sonra aklınıza. Kâbe´den buraya kadar o da yürüyerek gelir, sevgili eşine azık getirir, merakını giderirmiş. Meleğin Hatice annemizin gelişini Peygamberimize haber verdiği rivayet edilir. Hira… Günümüz insanının da çağın bunaltıcı sorunlarından kaçıp sığınacağı, kendini toparlayacağı bir Hirası olmalı belki de.

İnsanın bir hirası olmalı…

 

MEDİNE

Mekke´deki yoğun koşuşturmanın ardından Medine´desiniz. Medine hicret yurdu. Mekke´deki baskılardan sonra Efendimiz ve yarenlerine kapılarını açan güzel şehir.

Medine demek, Ravzayı Mutahhara demek. Efendimizin metfun olduğu yer… Huzurun, sessizliğin, inzivanın yeri… Mekke Medine arası yaklaşık 6 saat. Altı saatlik otobüs yolculuğundan sonra Medine´ye geldiğinizde ilk işiniz hemen Peygamberimizi ziyaret etmek oluyor. Onu selamlamak, O´na gönderilen selamları iletmek ve ravzasında, eviyle mescid arasında kalan, “Cennet Bahçesi” olarak nitelendirilen yerde namaz kılmak için hemen yola düşüyorsunuz. Medine´de oteller Ravza´ya yakın olduğu için yürüyerek gidiyorsunuz. Resimlerde gördüğüz o yeşil kubbeli yeri arıyor bakışlarınız. Efendimiz işte o yeşil kubbenin altında. Heyecanlısınız. Efendinizi ziyarete gidiyorsunuz… Onun zamanında yaşamak, zorlu mücadelesinde yanında olmak, O´na ilk inanlar arasında olup gözlerinin içine bakanlar arasında olmak vardı kaderde. Ama size de bu düştü, O´na ümmet olup asırlar sonra ziyaretine gelmek…

Sonra O yeşil kubbe görünüyor uzaktan…

Gözlerinizi ondan almak istemezken ellerinizi önünüzde kavuşturuyorsunuz ister istemez. Efendiniz O, O´nun huzurunda sayılırsınız artık…

Saygı, sevgi ve muhabbet ile bakıyorsunuz yeşil kubbeye. Yüreği yufka olanların gözleri dolu dolu oluyor. Hem Mekke, hem de Medine´de gözleri dolduracak, yaş olup akacak o kadar yer var ki. Umre başlı başına öyle sayılır.

Oralarda çok ağlayın. Elinizden gelmese de, içinizden gelmese de bunun için çabalayın. Gözlerinizin ve yüreğinizin dolusunu buraya geri getirdiğinizde ömrünüze yük oluyor.

Onları oralarda dökün…

 

SON OLARAK

Çok uzadı biliyorum. Bir köşeye çok geldiğini ve istediklerimi de tam olarak anlatamadığımı da biliyorum. Daha Sevr var, Cennetül baki var, Uhud var, Uhud şehitleri var, Kıbleteyn Mescidi var, Hudeybiye var, Arafat var, var da var…

Dediğim gibi, siz yine de beni anlattı kabul etmeyin, ayaküstü birkaç kelime ettik sayın. Zira orası anlatılmaz, yaşanır…

En kısa zamanda siz de yaşayın inşallah.

 

Anahtar Kelimeler: Umre, Ziyaretimizden, Notlar
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Umre Ziyaretimizden Notlar/2 (02 Mart 2018 - Cuma)
Umre Ziyaretimizden Notlar (23 Şubat 2018 - Cuma)
Sayfa: