Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Sait ALİOĞLU
Sait ALİOĞLU
İslamcılık Nedir?
Necip CENGİL
Necip CENGİL
“Paradigmaların İflası ve İflas Erteleme”
Seyit Ahmet UZUN
Seyit Ahmet UZUN
Eş Seçiminde Sorumluluk/1
Prof. Dr. Bilal SAMBUR
Prof. Dr. Bilal SAMBUR
Ortadoğu bilinmezliğinde Amerika
Ramazan KAYAN
Ramazan KAYAN
Modernizmin serüveni
Mustafa DOĞU
Mustafa DOĞU
Şemşamer Mezhepliler!
Nejdet DEMİREL
Nejdet DEMİREL
Kadın Erkek Eşitliği ve Batının İki Yüzlülüğü
Hasan ŞEREFOĞLU
Hasan ŞEREFOĞLU
Şiddet Sarmalında İstikamet Kaybetmek
Bülent ACUN
Bülent ACUN
Meclis-i Beyan´da deizm ateizm
Ramazan Keskin
Ramazan Keskin
Adalet
Mehmet BEYHAN
Mehmet BEYHAN
Güney Çin Denizi´nden Doğu Akdeniz´e
Abdulbaki ÇAĞATAY
Abdulbaki ÇAĞATAY
KUR´AN DIŞI VAHİY
Bayram YILMAZ
Bayram YILMAZ
BÖRÜ
Davut GÜLER
Davut GÜLER
Trump´ın Suriye´den Çekilme Kararı ve Muhtemel Gelişmeler
Ömer Naci YILMAZ
Ömer Naci YILMAZ
Erdoğan´ı Davet Ettiklerine Bakın
Yusuf YAVUZYILMAZ
Yusuf YAVUZYILMAZ
İslam aklı
Ali BULAÇ
Ali BULAÇ
İki Fatih!
 Dr. Ali YALÇIN
Dr. Ali YALÇIN
Müslümanlar Açısından Yüzün Yeniden İnşası
Aziz DARICI
Aziz DARICI
İnsan Şartlı Sevince...
Turan YAMAN
Turan YAMAN
Ahmed Han (1817-1898)/Hindistanlı Fikir Adamı
Nevzat KAYA
Nevzat KAYA
İttihadımızın Önündeki Fitne: Hased
Cafer AKDENİZ
Cafer AKDENİZ
Darbe ve Direniş
Selvigül ŞAHİN
Selvigül ŞAHİN
Örnek Şahsiyet: Öğretmen Dursun Mehmet Şahin
Ziya GÜNDÜZ
Ziya GÜNDÜZ
Büyük Yürüyüşler Okumakla Başlar!
Necla Arpa GÜLAÇAR
Necla Arpa GÜLAÇAR
İnsan ve Hürriyet
Enes TARIM
Enes TARIM
Dervişlerden Kurtulma Kılavuzu
Mustafa GÜL
Mustafa GÜL
Kaşıkçı Cinayeti ya da Üç Maymunu Oynamak
Mustafa AYGÜN
Mustafa AYGÜN
Tarih Bilinci ve Müfredattaki Dozu
Ferhat Özbadem
Ferhat Özbadem
Âşık Çelebi´nin Meşâ´irü´s-Şuarâ Tezkiresi
Abdülhamit KAHRAMAN
Abdülhamit KAHRAMAN
Aileye Sahip Çık!
F. Yılmaz ALTUNÖZ
F. Yılmaz ALTUNÖZ
Kültür Emperyalizmi ve Yılbaşı
Dr. Necmettin Acar
Dr. Necmettin Acar
Suudi Rejimini Bekleyen Asıl Tehlike Taht Kavgaları
Şakir KURTULMUŞ
Şakir KURTULMUŞ
‘Babamdan Bana Hüzün Kaldı Yalnızlığı Çok Sevdim´
Esat HOCALAR
Esat HOCALAR
Manzarayı Umumiye
Muhammet YETİŞ
Muhammet YETİŞ
Gençliğin Gidişatı ve Furkan Doğan Örnekliği
Ümit AKTAŞ
Ümit AKTAŞ
“Diriliş Pastası”
Ramazan DEVECİ
Ramazan DEVECİ
Peygamberimizin Örnek Kişiliği…
Muhittin BAĞCI
Muhittin BAĞCI
Uyanış
Nuri YILMAZ
Nuri YILMAZ
Çözüme Gerçekten Hazır mıyız ?
Celal TAHİR
Celal TAHİR
Ehliyet, Liyakat ve Sadakat
Mustafa Sefa ÇAKIR
Mustafa Sefa ÇAKIR
Ey Aziz Öğretmen!
Cüneyt TORAMAN
Cüneyt TORAMAN
Türkiye´nin Gündemi ‘Sağanak Yağmur´ Gibi: Brunson, Af Teklifi, Kaşıkçı ve Andımız
Hasan POSTACI
Hasan POSTACI
Kültürel İslam´dan İslami Varoluşçuluğa
Mehmet AKTAŞ
Mehmet AKTAŞ
Lebbeyk, Allahümme lebbeyk!..
Yakup GÜLER
Yakup GÜLER
Darbelerle Gelişen Türkiye!
Nusret AYDEMİR
Nusret AYDEMİR
EĞİTİM SERENCAMIMIZ!
Serdar ÇALIŞ
Serdar ÇALIŞ
ZAM.....
Zeynep HAŞEMİ
Zeynep HAŞEMİ
İyilik Meşalesi
Mesut AYDIN
Mesut AYDIN
Bir Eğitim Ayı Ramazan (HUTBE)
Nezir ERGENÇ
Nezir ERGENÇ
İnsan Hayvanla mı Yoksa Tanrıyla mı Kıyaslanmalı?
Mehmet DEVECİ
Mehmet DEVECİ
Umre Ziyaretimizden Notlar/3
Nusret AYDEMİR
Nusret AYDEMİR
Yürüyüş (İstikamet)
Mehmet M. GÜLAÇAR
Mehmet M. GÜLAÇAR
BAŞIMIZDA KULAK İSTİYORUZ
Hacı TÜRKAN
Hacı TÜRKAN
Erdoğan Semboldür
Fedakar KIZMAZ
Fedakar KIZMAZ
Raşel, Sen İnsanı Dinden İmandan Edersin!..
Fehmi DEMİRBAĞ
Fehmi DEMİRBAĞ
Ayla Seni Seviyorum
Dr. Yunus ÇOLAKOĞLU
Dr. Yunus ÇOLAKOĞLU
İslam Dünyasında Şiddet ve Mikro Nüfuz Alanları
Mehmet ŞEREFOĞLU
Mehmet ŞEREFOĞLU
Bir Taşeronun Rüyası Olan Kadro
Esan GÜL
Esan GÜL
Çocuklarımız ve Adalet
İbrahim GEZER
İbrahim GEZER
Vicdanımız Kanıyor!
Aslan DEĞİRMENCİ
Aslan DEĞİRMENCİ
Selahaddin Eyyubi´siz Ortadoğu Arayışı
Nejdet DEMİREL
Nejdet DEMİREL
Said Alioğlu
Said Alioğlu
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
İstanbul için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:34 08:20 13:17 15:37 17:55 19:29
İki düşman arasında öyle konuş ki, barıştıklarında utanmayasın.

SADİ
DOLAR
5.3429
EURO
6.0908
Suudi Rejimini Bekleyen Asıl Tehlike Taht Kavgaları
Hanedan içerisindeki mücadele, Suudi rejiminin istikrarı açısından petrol fiyatları, Arap Baharı sürecinin doğurduğu tehditler, bölgedeki güvenlik sorunları ve ABD ile yaşanan krizlerden daha büyük bir sorun olarak görülmekte.
Tarih: 16.12.2018 20:56:53
Dr. Necmettin Acar

İSTANBUL - NECMETTİN ACAR

Suudi rejimi, içinde bulunduğumuz dönemde rejimin istikrarını sarsacak çok sayıda tehdit ile karşı karşıya bulunuyor. ABD´nin Ortadoğu güvenlik mimarisinde ve Suudi rejim güvenliğinde azalan rolü, düşük petrol fiyatlarının meydana getirdiği devasa bütçe açıkları, Suriye ve Yemen´de yaşanan iç savaşın ortaya çıkardığı güvenlik sorunları, içeride başta petrol zengini Doğu vilayetinde yaşayan Şiiler olmak üzere yükselen rejim karşıtlığı ve rejimin Arap Baharı sürecinde başta Mısır olmak üzere Ürdün, Bahreyn ve Umman´da müttefik rejimleri ayakta tutabilmek ve Yemen´de bozulan statükoyu yeniden inşa etmek için yüklendiği devasa bir ekonomik maliyet. Tüm bu sayılanlar, Suudi rejiminin istikrarını önemli oranda sarsmakta iken, 2015 yılında Kral Abdullah´ın ölümüyle ortaya çıkan gelişmeler, rejimin istikrarı için daha büyük bir sorunu yukarıda sayılan tüm krizlerin önüne taşıdı: Hanedan içi çekişmeler.

2015 yılında Suud tahtına oturan Selman´ın bu süreçte aldığı bir dizi karar -zaten hiç bitmeyen- hanedan içi çekişmeleri yeniden uluslararası kamuoyu gündeminin üst sıralarına taşıdı. Selman, tahta oturur oturmaz Kral Abdullah´ın hayattayken gerçekleştirdiği düzenlemeleri kabul ederek Mukrin bin Abdülaziz´i veliaht prens, Muhammed bin Nayif´i de ikinci veliaht prens olarak atadı. Mukrin´in veliaht prens olması hem içeride hem de dışarıda, “gücün pürüzsüz bir şekilde el değiştirecek” olması sebebiyle, geçici bir rahatlamaya sebep oldu. Ancak iki ay sonra Selman fikrini değiştirerek, Mukrin´i veliahtlıktan azletti ve yerine yeğeni Muhammed bin Nayif´i veliaht prens ve oğlu Muhammed bin Selman´ı da ikinci veliaht ilan etti.

Uzun yıllar içişleri bakanlığı yapmış ve bu görevi sırasında başta el-Kaide olmak üzere teröre karşı verdiği savaş sebebiyle hem Suudi rejim içerisinde hem de Batı kamuoyunda takdir kazanmış Muhammed bin Nayif´in veliahtlığı hem içeride hem de dışarıda çok fazla tepkiye neden olmadı. Hâlbuki kral Selman´ın bu atama ile yaptığı iki şey gelecekte hanedan içi çekişmeleri tahrik edecek unsurlar taşıyordu. Birincisi Selman, bu atama ile Suudi anayasasının 5. maddesini değiştirmiş oldu. Anayasanın 5. maddesi ile Suudi rejiminin yapısı (mutlak monarşi) ve Suudi tahtı üzerinde kral Abdülaziz´in oğullarının öncelikli (Abdülaziz´in torunlarının değil) hak sahibi olduğu düzenleniyordu. Halbuki Kral Selman, Abdülaziz´in oğulları henüz hayatta iken, tahta Abdülaziz´in torunlarından birini varis yaparak Suudi tahtı üzerindeki Abdülaziz´in oğullarına ait olan anayasal hakkı ihlal etmiş oldu. Bu şekilde tahtın yatay ilerleyen (kardeşten kardeşe) teamülünü, dikey ilerleyen bir şekle (babadan oğula) çevirmiş oldu. İkinci olarak Kral Selman, bu atama işlemi ile Muhammed bin Nayif´i, (zaten ikinci veliaht prens olan) oğlu Muhammed bin Selman´ı tahta hazırlamak için bir köprü olarak kullanmış oldu. Çünkü Muhammed bin Selman, henüz ikinci veliaht prens iken bile ülke tarihinde hiçbir prensin sahip olamadığı yetkilerle (Ekonomik İşler Konseyi, Savunma Bakanlığı ve Kraliyet Mahkemesi başkanlığı gibi) donatılmıştı. Muhammed bin Nayif´i veliaht tayin edip (Abdülaziz´in oğulları hayattayken torunlardan birini veliaht yaparak) Suudi tahtına ait teamülleri ihlal ederek bir süre bekledi ve ortaya çıkan tepkileri ölçtü, 2017 yılında Muhammed bin Nayif´i azlederek yerine oğlu Muhammed bin Selman´ı veliaht ilan etti. Bu tarihten sonra Suudi tahtında Selman´ın Suud ailesinin (Abdülaziz´in çocukları) son üyesi olacak olması Suudi hanedanı içinde zaten var olan çekişmeleri, gün yüzüne çıkardı.

Suud hanedanı içerisinde yaşanan çekişmeler, rejimin istikrarı için en ciddi sorun. Çünkü geçmişte ülke tarihinde yaşanan taht kavgalarının çok büyük sorunlara yol açtığı biliniyor. Örneğin 1891 yılında Riyad´da yaşanan hanedan içi çatışmalar, ikinci Suudi emirliğinin sonunu getirmiş ve Raşidi yönetimi İbn Suud ve 

ve oğullarını Kuveyt´e sürgüne göndermişti. Benzer bir hanedan içi çatışma, 1960´lı yıllarda Abdülaziz´in oğulları Suud, Faysal ve Talal arasında yaşandı. Bu dönemde bir darbe ile görevinden uzaklaştırılan kral Suud ve tahtta hak iddia eden Talal, yeni kral Faysal´a karşı sert bir mücadelenin içine girdiler ve İbn Suud rejiminin bu dönemdeki en büyük rakibi Mısır Cumhurbaşkanı Nasır´a sığınarak, Nasır´ın desteğiyle Suud tahtını elde etmeye çalıştılar. Hanedan içerisinde yaşanan ve rejimin istikrarını tehdit eden çekişmeleri ortadan kaldırmak için Kral Fahd döneminden itibaren yapılan çok sayıda düzenlemeye rağmen ülkede “gücün pürüzsüz bir şekilde el değiştirmesini” sınırlayan üç temel faktör bulunmakta.

Bu faktörlerin ilki hanedanın hızla genişleyen yapısıdır. Ülkeyi kuran Kral Abdülaziz hayatı boyunca 22 evlilik yapmış ve 1953 yılında ölürken, geriye 36 erkek 21 kız evlat bırakmıştı. Abdülaziz´den sonra genişlemeye devam eden hanedanın bugün 8 ila 9 bin üyesinin bulunduğu sanılıyor. Hanedanın erkek üyeleri, 35 aile koluna ayrılmış olup, Suudi tahtı için belirli prenslerin liderliği etrafında toplanarak mücadele etmektedirler.

İkinci faktör Kral Abdülaziz´in çocukları arasında var olan zımni hiyerarşidir. Aslında ülke anayasasına göre Abdülaziz´in tüm oğulları, taht üzerinde eşit hak sahibi olsalar da anne faktörü Abdülaziz´in oğulları arasında zımni bir hiyerarşiye sebep olmaktadır. Çok sayıda evlilik yapan Abdülaziz´in Yemenli, Lübnanlı, Suriyeli eşlerinden olan çocukları genellikle bu hiyerarşide daha düşük bir konumda kabul edildikleri için, zımni olarak taht üzerinde hak sahibi görülmemektedirler. Örneğin Kral Selman´ın tahta geçtikten iki ay sonra azlettiği veliaht prens Mukrin´in annesi Yemenlidir.

Üçüncüsü ise anne faktörü ile birleşen kudretli aşiretlerin Suudi tahtı üzerindeki etkisidir. Abdülaziz´in oğullarından birisinin tahta geçtiğinde, (kendisi ile aynı anneden olan) öz kardeşlerini ülkedeki kritik 

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa: