AK PARTİ´DEN SON DAKİKA BEDELLİ AÇIKLAMASI: ONLAR DA YARARLANABİLECEK
AK PARTİ´DEN SON DAKİKA BEDELLİ AÇIKLAMASI: ONLAR DA YARARLANABİLECEK
AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, "Evraklarını alıp, kışladan içeri girmeyenler de faydalanabilecekler." dedi.
SON DAKİKA! OHAL SONRASI YENİ DÜZENLEME KOMİSYONDA KABUL EDİLDİ
SON DAKİKA! OHAL SONRASI YENİ DÜZENLEME KOMİSYONDA KABUL EDİLDİ
Terör örgütleriyle mücadele kapsamında, bazı kanunlarda değişiklik içeren kanun teklifi TBMM Adalet Komisyonunda kabul edildi
YARGITAY´DAN ENİS BERBEROĞLU KARARI: DAVANIN DURMASI İSTEMİ REDDEDİLDİ
YARGITAY´DAN ENİS BERBEROĞLU KARARI: DAVANIN DURMASI İSTEMİ REDDEDİLDİ
Yargıtay 16. Ceza Dairesi yeniden CHP milletvekili seçilen Berberoğlu için kritik bir karara imza attı.
ABD HEYETİ TÜRKİYE´DE... ÖNEMLİ GELİŞME
ABD HEYETİ TÜRKİYE´DE... ÖNEMLİ GELİŞME
Temaslarda bulunmak üzere Türkiye´ye gelen ABD heyeti Dışişleri Bakanlığı yetkilileriyle görüşmelerde bulundu.
SON DAKİKA! TERÖRİST CENAZESİNE KATILAN HDP´Lİ İKİ VEKİLE SORUŞTURMA
SON DAKİKA! TERÖRİST CENAZESİNE KATILAN HDP´Lİ İKİ VEKİLE SORUŞTURMA
Batman Cumhuriyet Başsavcılığınca Hakkari´de etkisiz hale getirilen PKK´lı terörist "Simko Kerboran" kod adlı Devran Baysal´ın cenazesine katıldıkları gerekçesiyle HDP Batman milletvekilleri Feleknas Uca ve Mehmet Rüştü Tiryaki hakkında soruşturma başlatıldı.
İNGİLTERE´NİN AKIN İPEK KARARINA HÜKÜMETTEN İLK TEPKİ
İNGİLTERE´NİN AKIN İPEK KARARINA HÜKÜMETTEN İLK TEPKİ
Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, firari iş adamı Fetöcü Akın İpek´in pasaportuna İngiltere´de el konulmasıyla ilgili olarak, “Süreci takip ediyoruz. Biz bağımsız Türk yargısına bunlar iade edilsin diyoruz” dedi.
MİLLİ EĞİTİM BAKANI´NDAN SON DAKİKA AÇIKLAMASI: ´OYUNUN ORTASINDA KURAL DEĞİŞMEYECEK´
MİLLİ EĞİTİM BAKANI´NDAN SON DAKİKA AÇIKLAMASI: ´OYUNUN ORTASINDA KURAL DEĞİŞMEYECEK´
Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, “Hiçbir öğrencimiz hiçbir velimiz sürprizle karşılaşmayacak. Oyunun ortasında kural değiştirmeyeceğiz. Elbette hatamız olarak ama ilke olarak böyle bir yaklaşımımız olduğunu söyleyebilirim” dedi.
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Mehmet AKTAŞ
Mehmet AKTAŞ
Harun Yahya
Mehmet BEYHAN
Mehmet BEYHAN
Türk Yunan ilişkilerinde İsrail lobisi
Sait ALİOĞLU
Sait ALİOĞLU
Kadın sorunu algısına ‘kısa ve öz´ bir değini…
Mustafa AYGÜN
Mustafa AYGÜN
İnanç Sömürüsü Ve Eğitim
Nevzat KAYA
Nevzat KAYA
15 Temmuz Bir Direniş Destanıdır!
Ömer Naci YILMAZ
Ömer Naci YILMAZ
15 Temmuz Ve Muhteşem Direniş
F. Yılmaz ALTUNÖZ
F. Yılmaz ALTUNÖZ
İstismar Ve İdam
Mustafa GÜL
Mustafa GÜL
Hz. İsa Kimin Peygamberi?
 Dr. Ali YALÇIN
Dr. Ali YALÇIN
Hz. Musa´nın Beyaz Eli: Kitle Hareketlerinde Geçmişle Hesaplaşma Sembolü
Nejdet DEMİREL
Nejdet DEMİREL
Neden Recep Tayyip Erdoğan´a Destek Olup Yanında Durduk
Seyit Ahmet UZUN
Seyit Ahmet UZUN
Aşk Düşmanaysa Yenilgi Kaçınılmazdır
Aziz DARICI
Aziz DARICI
Her Sabah Yeni Bir Umut Mudur?
Necip CENGİL
Necip CENGİL
Seçimlerin Ardından
Mustafa DOĞU
Mustafa DOĞU
Vazgeçilmezlik-Alternatifsizlik Paranoyası
Ziya GÜNDÜZ
Ziya GÜNDÜZ
İŞARET YAYINLARI´NDAN DÖRT YENİ MUHAMMED ESED KİTABI!
Prof. Dr. Bilal SAMBUR
Prof. Dr. Bilal SAMBUR
İslam, insan ve hayvan
Mesut AYDIN
Mesut AYDIN
Bir Eğitim Ayı Ramazan (HUTBE)
Necla Arpa GÜLAÇAR
Necla Arpa GÜLAÇAR
Yola Çıkan Gençlere Yol Verin (Bir gencin hikayesi)
Ramazan KAYAN
Ramazan KAYAN
İtaat mı, isyan mı?
Bülent ACUN
Bülent ACUN
Biz Oruçluyuz
Nezir ERGENÇ
Nezir ERGENÇ
İnsan Hayvanla mı Yoksa Tanrıyla mı Kıyaslanmalı?
Nusret AYDEMİR
Nusret AYDEMİR
Fazılların Aşkı
Cafer AKDENİZ
Cafer AKDENİZ
Öldürmeyin!
Zeynep HAŞEMİ
Zeynep HAŞEMİ
Ebu Salah Ve Müslümanların Acizliği
Ramazan DEVECİ
Ramazan DEVECİ
Diriliş ve Direniş Şehri, Vahiy Yurdu Kudüs…
Yakup GÜLER
Yakup GÜLER
İşba Noktasına mı Ulaştık Yoksa?
Enes TARIM
Enes TARIM
Milliyetçi İslam
Davut GÜLER
Davut GÜLER
ABD, İngiltere ve Fransa´nın Suriye´ye Hava Harekâtına Yönelik Değerlendirmemiz
Abdulbaki ÇAĞATAY
Abdulbaki ÇAĞATAY
Son Zamanlarda İslami Camialara Yapılan Saldırıların Arka Planı
Ferhat Özbadem
Ferhat Özbadem
Çağdaş Kadın Müfessirler/2
Mehmet DEVECİ
Mehmet DEVECİ
Umre Ziyaretimizden Notlar/3
Hasan POSTACI
Hasan POSTACI
Sivil Toplum Kuruluşları Üzerinden Mücadele Dönemi Ve Ak Parti Deneyimi
Mehmet M. GÜLAÇAR
Mehmet M. GÜLAÇAR
BAŞIMIZDA KULAK İSTİYORUZ
Serdar ÇALIŞ
Serdar ÇALIŞ
Dubai İzlenimleri-2
Şakir KURTULMUŞ
Şakir KURTULMUŞ
cennetin çocukları olmak...
Ümit AKTAŞ
Ümit AKTAŞ
Adaleti Savunma Hakkı Kimindir?
M. Hanifi TOSUN
M. Hanifi TOSUN
Masumiyet Çağından Mesuliyet Çağına…
Hacı TÜRKAN
Hacı TÜRKAN
Erdoğan Semboldür
Fedakar KIZMAZ
Fedakar KIZMAZ
Raşel, Sen İnsanı Dinden İmandan Edersin!..
Selvigül ŞAHİN
Selvigül ŞAHİN
İnsanlığın Başkenti Kudüs
Fehmi DEMİRBAĞ
Fehmi DEMİRBAĞ
Ayla Seni Seviyorum
Dr. Yunus ÇOLAKOĞLU
Dr. Yunus ÇOLAKOĞLU
İslam Dünyasında Şiddet ve Mikro Nüfuz Alanları
Mehmet ŞEREFOĞLU
Mehmet ŞEREFOĞLU
Bir Taşeronun Rüyası Olan Kadro
Esan GÜL
Esan GÜL
Çocuklarımız ve Adalet
İbrahim GEZER
İbrahim GEZER
Vicdanımız Kanıyor!
Aslan DEĞİRMENCİ
Aslan DEĞİRMENCİ
Selahaddin Eyyubi´siz Ortadoğu Arayışı
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
İstanbul için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:34 08:20 13:17 15:37 17:55 19:29
Kontrollü Ihanet Kontrolsüz Sadakatten Iyidir.

ANONIM
DOLAR
4.6560
EURO
5.4274
Suçlu Kim?
Şiddet olaylarının -özellikle kadına şiddetin- artması ile ‘suçlu kim?´ arayışına girdiğimizde asıl suça teşvik eden unsurun merhamet duygusunun yok oluşunu görüyoruz.
Tarih: 26.2.2018 10:50:13
Necla Arpa GÜLAÇAR

Lavigarie der ki: “Merhamet en etkili silahtır; kalbe kadar işler ve ebediyete kadar iyileşmeyecek yaralar açar.”

Merhamet, en değerli en güzel insani duygudur. Yüce Allah´ın sonsuz merhameti olmasaydı her birimiz yaptığı hatalardan, kusurlardan dolayı hemen helak edilirdik. Yüce Allah kendi merhametinin bir zerresini de annelerin şefkatli yüreğine koymuştur. Öyle ki ne hata edersek edelim, anneler sürekli bizleri affediyorlar.

İnsanların en korkunçu, en zalimi merhametini yitirenlerdir. Zira hiçbir insan merhamet duygusundan yoksun olarak dünyaya gelmez. Bizleri yoktan var eden, varlığımızı inşa ederken ya da günümüzün teknik diliyle programlarken bütün duyguları benliğimize, belleğimize yerleştirir. Bizleri yetiştirenlerin etkisiyle iyi ve kötü duygularımız şekillenir. Bizler büyüdükçe hangi duygumuzu beslemişsek o duygu bizi yönetmeye ve karar vermeye sevk eder.

Hiçbir insan tek başına şekillenmiyor. Sosyolojik, ekonomik, psikolojik etkileşimlerle beraber ailenin ve çevrenin etkisi şekillenmemize zemin hazırlıyor. Aldığımız eğitim, gelenekler, yetiştirilme biçimimiz… İnsanın hamurunu nasıl yoğurursanız o şekilde sonuç alırsınız.

Şiddet olaylarının -özellikle kadına şiddetin- artması ile ‘suçlu kim?´ arayışına girdiğimizde asıl suça teşvik eden unsurun merhamet duygusunun yok oluşunu görüyoruz.

Önemli bir tespittir ki şiddetin kaynağı cehalettir. Şiddet sadece bizim sorunumuz mu? Hayır! Bugün bütün dünya şiddet sorunuyla karşı karşıya. Şiddet, bütün kültürlerin içsel yapısı ile şekilleniyor ve uygulanıyor. Deforme olmuş düşüncelerin tezahürüdür şiddet!

Sekülerleşmenin sonuçlarının en bariz örneği, önce merhamet yoksunluğu daha sonrası ise insana, kadına, çocuklara, hayvanlara daha doğrusu tüm canlılara şiddettir.

Suçlu kim?

Neden kadınlar ulu orta öldürülüyor, neden darp ediliyor, hakarete, tecavüze uğruyor? Neden ikinci sınıf insan muamelesi görüyor? Neden hala mirastan payını almıyor, erkek evlat kadar değer görmüyor? Ve kadınlarımız neden hala öğretilmiş çaresizlikle boğuşuyor? Bedeni üzerinde pazarlıklar kuruluyor? İstemediği her şeye zorlanıyor… Kadınlar mal değil “size Allah´ın birer emanetidir.” diyor sevgili Peygamber (sav)…

Yüce Allah´ın emanet ettiği nadide bir varlık baş tacı edilecekken neden bu durumda? Peki suçlu kim? Sadece erkekler mi? Hayır! Suçu tamamen bir tarafa atıp bu sorundan kurtulamaz veya bu sorunu çözemeyiz. Ortada bir sorun varsa bunun bir kaynağı ve çözüm yolu da muhakkak vardır. Son günlerin gündemi; kadına şiddet, kadın istismarı, kadının haklarını elinden almak, hakkını vermemek…” Sorunlar gün geçtikçe büyüyor, çözüm yolundan ziyade, sorunlar oluştuktan sonra takip edilecek süreçler konuşuluyor, tartışılıyor…

Sorunları halletmek, sorunların kaynağını bulmaya çalışmak neredeyse meydana gelen ve gelecek tüm sorunları ortadan kaldırma tevasülüdür.

Nice hikayeler dinliyoruz, reel bir gözle baktığımızda hiç de kavgaya, şiddete yuvanın yıkılmasına sebep olmayacak şeyler: Adam, önüne koyulan yemek soğuk olduğu için eşinin yüzünü mosmor edecek kadar çocuğunun gözü önünde dövebiliyor. Bir başka kadın eve geç geldiği için, öteki yemek yapmadığı için… Bir başkası ‘evde yumurta yok´ dediği için…

Toplumu, bireyleri bu hale getiren nedir? Erkekler de şikayet ediyor: “Kazancımın çok üzerinde kıyafetler ve mobilyalar istiyor?” Bunun çözümü şiddet mi? Hayır, asla!!

Şiddet; cehaletten, öfkesini kontrol edememekten kaynaklanır. Öfkesini kontrol edemeyen çoğu zaman erkektir. Kadınlar erkeğe nispeten öfkesini kontrol etme noktasında daha iyidirler. Neden mi? Çünkü kavga, karışıklık, kargaşa anında kadının annelik duyguları harekete geçer. Önce öfkesini yener, ardından duyguları zekasını hızlı bir şekilde çalıştırır ve pratik çözümler bulmaya çalışır. Önce ortamı sakinleştirmeye çalışır. Daha sonra o anın geçiciliğini düşünür. Akabinde neler olabileceğini tahmin ederek susmayı, onurunu ayaklar altına almayı yeğler. Öğretilmiş çaresizliğine bürünür. Erkek ise anı yaşar; öfkesi, duygusu, zekası birbirine karışır. Sorunu kavga etmekle, bağırmakla ve şiddet uygulamakla halletmeye çalışır. Peki neden?

Aynı annenin yetiştirdiği kız ve erkek neden böyle farklı davranıyor? Çünkü çocuklarımızı farklı yetiştiriyoruz. Bir ailenin yıkılmaz, değişmez kuralları neredeyse tamamen kız evlat için geçerlidir. Erkek çocuk dünyaya geldiği günden itibaren ayrıcalıklıdır. Ona tanınan hakların çoğu, kız çocuğuna tanınmaz. Daha küçük yaştayken anne ve kız kardeşler evin tüm işlerini üstlenir. Çorabını yıkamaz, sofrayı kurmaz, bardakları yıkamaz… Çünkü o, erkek çocuktur. Kız arkadaşı olduğunda, kavga edip arkadaşlarını dövdüğünde takdir edilir. Sürekli ‘erkeksin´ diye sırtı sıvazlanır… Alayişli sünnet düğünleri ise cabasıdır. Erkek çocuk şunu düşünür: “Ben erkeğim ve tüm kadınlara tahakküm ederim!”

Sizce yetiştirilme tarzında bir tutarsızlık yok mu? Neden kız çocuğunun eve geç gelmesi kadar erkek çocuğun ki sorgulanmaz. Bunu hiç düşündük mü?

Yetiştirilme tarzında eşitlik sağlanmalı. Elbette kız çocuğu kız gibi, erkek çocuğu erkek gibi yetiştirilmeli. Lakin adaletsizlik yapılmamalı. Evde kız çocuğun üstlendiği tüm görevleri erkek çocuğu da üstlenmeli ve eve geç gelme hususu ikisi için de geçerli olmalı. Sokaklar her ikisi için de tehlikelidir. Rol model olmada anne ve babalar çocukları için ilk sıradalar. Sırayı geniş ailenin diğer bireyleri ve öğretmenleri takip eder. Akabinde kitap, sinema, televizyonda buldukları kahramanlar(!) takip eder.

Bir insan tek başına şekillenmiyor, tek başına ölüm makinesine, zulüm makinesine dönüşmüyor. Bunu şekillendiren, dönüştüren bir mekanizma vardır. Her insan yapabilecekken yapmadıklarından da sorumludur.

Bir fidanın yetişip ağaç olmasında,  bir domatesin yetişip soframıza gelmesinde ne de çok emek vardır…

İnsanın doğru şekilde yetişmesi de emek istiyor. Bir atasözü “Ne ekersen onu biçersin” der. Çok doğru değil mi?

Sonuçları konuşup üzülmek yerine sebepleri bulup tedavi yoluna gitmeliyiz, elbette bunun yolu eğitim ve pratiğe dökülmüş iyi bir toplum düzeni ve iyi bir yaşam tarzıdır.

Unutmayalım ki şiddete uğrayan her kadının, tacize uğrayan her kadın ve çocuğun korunmamasında devlet de toplum da bireyler de suçludur.

Eğer haksızlığı engelleyecek zamanımız varken zamanında müdahele edip düzeltmemişsek yapılan her türlü ahlaki yozlaşmaya ve zulme ortağız demektir.

Ve bizler sessiz kaldıkça işlenen her cinayette, tecavüzde, şiddette, istismarda, haksızlıkta suçluyuz demektir!

Vesselam…

 

Anahtar Kelimeler: Suçlu
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Kimlik Bunalımı/Şahsiyet Arayışı (12 Mart 2018 - Pazartesi)
Motivasyon Nedir? (10 Ocak 2018 - Çarşamba)
En Büyük Cevherimiz (23 Aralık 2017 - Cumartesi)
Üzülmek! (23 Kasım 2017 - Perşembe)
Dua ve Önemi (09 Kasım 2017 - Perşembe)
Sayfa: