Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Bülent ACUN
Bülent ACUN
Sıra sözde
Mehmet BEYHAN
Mehmet BEYHAN
Soçi Zirvesi´ne karşı Varşova Konferansı
Aziz DARICI
Aziz DARICI
Düşünceye İffet ve Hayâ Gerek /1
Şakir KURTULMUŞ
Şakir KURTULMUŞ
Yeni Devir Kültür Edebiyat Sayfaları Arasında…
Necip CENGİL
Necip CENGİL
Eleştiriyi İhanet Olarak Görmek
Ramazan DEVECİ
Ramazan DEVECİ
İmam Humeyni Düşüncesinde ve İslam Devrimi´nin 40 Yıllık Sürecinde İslami Vahdet
Ramazan Keskin
Ramazan Keskin
SALÂT-NAMAZ (1-5)
Ali BULAÇ
Ali BULAÇ
Abdülkerim Süruş ve Kelam-ı Muhammed
Prof. Dr. Bilal SAMBUR
Prof. Dr. Bilal SAMBUR
İran Devrimi´nin kırkıncı yıldönümü
Turan YAMAN
Turan YAMAN
Muhammed Tayyip Okiç: Hocaların Hocası
Ömer Naci YILMAZ
Ömer Naci YILMAZ
Domates biber patlıcanla gelen kuyruk acısı
Seyit Ahmet UZUN
Seyit Ahmet UZUN
Eşekleşme ve Ailede Sorun
Ramazan KAYAN
Ramazan KAYAN
Filistin´de Kız İstemek
Abdulbaki ÇAĞATAY
Abdulbaki ÇAĞATAY
Enbiya Yurdu Kudüs, Müslümanların 3000 Yıllık Başkentidir İşte Delili!
Mustafa GÜL
Mustafa GÜL
Hiçbir Nebi, Bir Dakika Sonrayı Bilemez
Enes TARIM
Enes TARIM
İnsan Hakları ve Din
Bayram YILMAZ
Bayram YILMAZ
Çiçero “Bir gün bir Türk…”
Abdülhamit KAHRAMAN
Abdülhamit KAHRAMAN
Eleştiri Bir Nimettir
F. Yılmaz ALTUNÖZ
F. Yılmaz ALTUNÖZ
Önceliklerimiz
Mustafa AYGÜN
Mustafa AYGÜN
Değerler Eğitimi İle “Değerli” Nesiller Yetiştirilebilir mi?
Nejdet DEMİREL
Nejdet DEMİREL
Filipin Moro Müslümanları ve Gözden Kaçanlar
Sait ALİOĞLU
Sait ALİOĞLU
Irkçılık ve Ulusalcılık…
Yusuf YAVUZYILMAZ
Yusuf YAVUZYILMAZ
İslam´ın Sol Yorumu Olabilir mi? -Hasan Hanefi ve Nurettin Topçu Örneği-1
Nevzat KAYA
Nevzat KAYA
Furkan Cemaati Provokasyonu!
Mehmet AKTAŞ
Mehmet AKTAŞ
Ben İnsanım!..
Cüneyt TORAMAN
Cüneyt TORAMAN
17/25 Aralık Kumpası!
Nuri YILMAZ
Nuri YILMAZ
Belediye Seçimlerinden Ne Kadar Ümitli Olalım?
Hasan POSTACI
Hasan POSTACI
Bir İktidar Alanı Olarak Yerel Yönetimler
İbrahim GEZER
İbrahim GEZER
Gideceği Yeri Bilmeyen Kaptanlar Diyarı…
Selvigül ŞAHİN
Selvigül ŞAHİN
Malatya´nın Gençlerinin Yüreklerinden Akan Mektuplar
Ferhat Özbadem
Ferhat Özbadem
Beyni-Tezkiretü´ş-şu`ar
Mustafa DOĞU
Mustafa DOĞU
Şemşamer Mezhepliler!
Hasan ŞEREFOĞLU
Hasan ŞEREFOĞLU
Şiddet Sarmalında İstikamet Kaybetmek
Davut GÜLER
Davut GÜLER
Trump´ın Suriye´den Çekilme Kararı ve Muhtemel Gelişmeler
 Dr. Ali YALÇIN
Dr. Ali YALÇIN
Müslümanlar Açısından Yüzün Yeniden İnşası
Cafer AKDENİZ
Cafer AKDENİZ
Darbe ve Direniş
Ziya GÜNDÜZ
Ziya GÜNDÜZ
Büyük Yürüyüşler Okumakla Başlar!
Necla Arpa GÜLAÇAR
Necla Arpa GÜLAÇAR
İnsan ve Hürriyet
Dr. Necmettin Acar
Dr. Necmettin Acar
Suudi Rejimini Bekleyen Asıl Tehlike Taht Kavgaları
Esat HOCALAR
Esat HOCALAR
Manzarayı Umumiye
Muhammet YETİŞ
Muhammet YETİŞ
Gençliğin Gidişatı ve Furkan Doğan Örnekliği
Ümit AKTAŞ
Ümit AKTAŞ
“Diriliş Pastası”
Muhittin BAĞCI
Muhittin BAĞCI
Uyanış
Celal TAHİR
Celal TAHİR
Ehliyet, Liyakat ve Sadakat
Mustafa Sefa ÇAKIR
Mustafa Sefa ÇAKIR
Ey Aziz Öğretmen!
Yakup GÜLER
Yakup GÜLER
Darbelerle Gelişen Türkiye!
Nusret AYDEMİR
Nusret AYDEMİR
EĞİTİM SERENCAMIMIZ!
Serdar ÇALIŞ
Serdar ÇALIŞ
ZAM.....
Zeynep HAŞEMİ
Zeynep HAŞEMİ
İyilik Meşalesi
Mesut AYDIN
Mesut AYDIN
Bir Eğitim Ayı Ramazan (HUTBE)
Nezir ERGENÇ
Nezir ERGENÇ
İnsan Hayvanla mı Yoksa Tanrıyla mı Kıyaslanmalı?
Mehmet DEVECİ
Mehmet DEVECİ
Umre Ziyaretimizden Notlar/3
Nusret AYDEMİR
Nusret AYDEMİR
Yürüyüş (İstikamet)
Mehmet M. GÜLAÇAR
Mehmet M. GÜLAÇAR
BAŞIMIZDA KULAK İSTİYORUZ
Hacı TÜRKAN
Hacı TÜRKAN
Erdoğan Semboldür
Fedakar KIZMAZ
Fedakar KIZMAZ
Raşel, Sen İnsanı Dinden İmandan Edersin!..
Fehmi DEMİRBAĞ
Fehmi DEMİRBAĞ
Ayla Seni Seviyorum
Dr. Yunus ÇOLAKOĞLU
Dr. Yunus ÇOLAKOĞLU
İslam Dünyasında Şiddet ve Mikro Nüfuz Alanları
Mehmet ŞEREFOĞLU
Mehmet ŞEREFOĞLU
Bir Taşeronun Rüyası Olan Kadro
Esan GÜL
Esan GÜL
Çocuklarımız ve Adalet
Aslan DEĞİRMENCİ
Aslan DEĞİRMENCİ
Selahaddin Eyyubi´siz Ortadoğu Arayışı
Said Alioğlu
Said Alioğlu
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
İstanbul için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:34 08:20 13:17 15:37 17:55 19:29
Hamı pişiremezsen bari, pişmişi ham etme…

Hacı Bektaşı Veli
DOLAR
5.3141
EURO
6.0263
Seçimler Yaklaşırken Nevri Bozulanlar Veya Şer İttifakı
Tarih: 3.6.2015 14:39:53
Davut GÜLER

Seçime birkaç gün kala böyle bir yazı yazmak, bizim gibi bağımsız bir çizgiden gelen, yıllarca siyasi hareketlere(partilere) mesafeli duran ve son 35 yıllık süreçte en sert duruştan daha itidalli bir duruşa tedrici olarak varan biri olarak bu yazıyı kaleme aldım. Aynı zamanda bu bakışla her şeyi kendi alanından değerlendiren bir ufka varmayı bir hikmet arayışı olarak değerlendirilmelidir. Özet olarak biz kendimizi böyle değerlendiriyoruz. Başkaları nasıl değerlendirir o onların sorunu.

Bu yazıyı yazmama sebep olan olay; HDP`den Mersin Milletvekili Adayı olan Dengir Mir Mehmet Fırat’ın, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş`ın Diyarbakır`daki evine dönük geçtiğimiz haftalarda yapılan polis baskına dair dikkat çekici bir iddiada bulunmasıdır.

Dengir Mir Mehmet Fırat ne diyor: T24 sitesinde yer alan haberde; Yaşanan baskın ile Demirtaş`ın infaz edilmek istendiğini söyleyen Fırat, bunu da şu sözlerle ifade etti:

 /resimler/2015-6/3/1444077961407.jpg

 "Demirtaş`ın evine polis baskını çok tehlikeliydi, Demirtaş infaz edilecekti, dikkatli davranmasa, kapıları açsa infaz edilecekti. İnfaz edilseydi birilerinin üzerine atılacaktı. `Demirtaş`tan hazzetmeyen Öcalan`ın işi` diyeceklerdi. Demirtaş`ın ve benim telefonum dinleniyor. Şu andaki baskıcılık yasaları fragman, asıl film seçimi AKP kazanırsa olur.

Erdoğan kutuplaşmayla oyunu arttırıyordu, bu şimdi kendisini vuruyor, oyları azalıyor.

7 Haziran seçim değil, referandumdur, Türkiye’nin rejiminin ne olacağını belirleyecektir. HDP’ ye yönelik Adana, Mersin saldırıları çok profesyoneldir. Saldırganın DHKP-C’li olduğu açıklandı. DHKP-C,  MİT’in kontrolündedir.” değerlendirmesinde bulunuyor.

 Söyleşiye devam ediyor: “Koalisyon yapmasını istemem, az farkla kazansın ülkeyi getirdiği halin bedelini ödesin. Katar ve Suudi Arabistan`dan para gelmese dolar 3,5 milyon(yani, 3,5 Tl) olurdu. Çözüm sürecinde samimi değiller, bir yapıda Türk milliyetçiliği varsa hakları gönül rahatlığıyla vermez, her adımı kendisine ızdırapdır. Bundan dolayı `Kürt sorunu yoktur` noktasına gelmiştir. Sorun Türkiye`nin bütünlüğü içinde çok kolay çözümlenir. Yerel yönetimler güçlendirilirse kendiliğinden birçok sorun hallolur"

Dengir Mir Mehmet Fırat’ın söylediklerinden ne kadar samimi ve tutarlı onun değerlendirmesine sonraya bırakalım.

Öncelikle; Punto24 nedir, Dengir Mir Mehmet Fırat kim ve nasıl bir aileden geliyor? Sorularının cevabını arayalım;

Punto24: Hasan Cemal, Doğan Akın, Yavuz Baydar, Yasemin Çongar, Andrew Finkel, Hazal Özvarış ve Murat Sabuncu tarafından 20 Eylül 2013 dernek olarak kuruldu, fakat Bağımsız Gazetecilik Platformu olarak kendini tanımlıyor.

Punto24: 20 Eylül 2013 kuruluş tarihi zamanlama olarak dikkat çekici; meşhur “Gezi” olaylarından “Mayıs 2013” hemen sonra ve “17-25 Aralık 2013” darbesinden ise biraz önce tam ikisinin ortasında zamanlama iyi!

P24; gazeteciliğin her alanında profesyonel standartları yükseltmeyi, gazetecilik etiği ve güncel gazetecilik konusunda izlemeler yaparak raporlar hazırlamayı, başta muhabir ve editörleri hedeflemek üzere eğitim programları gerçekleştirmeyi, ulusal ve uluslararası düzeyde seminerler/konferanslar düzenlemeyi hedefliyor… Bağımsız bir gazeteciliğin mümkün olduğu inancıyla kuruldu… "kuruluş bildirgesini" kamuoyuna duyuracak”.

“Kuruluş bildirgesini” kamuoyuna duyuracağını 20 Eylül 2013 tarihinde açıklarken, araştırmalarımıza göre şu ana kadar bir “bildirgeye” rastlamadığımızdır.

Kurucularından biri olan Andrew Finkel’in; Today’s Zaman’dan sonra Taraf Gazetesi’nde yazması bu platformun bağımsızlığına herhalde yeterlidir!

Dengir Mir Mehmet Fırat kim ve nasıl bir aileden geliyor? Diye sormuştuk, kayıtlara baktığımızda; Dengir Mir Mehmet Fırat:

Öncesinde 5 milletvekili çıkarmış bir aileden geliyor. 1943, Kahta, Adıyaman’da doğmuş, avukat, çiftçi, ihracatçı ve siyasetçidir.Türkiye Büyük Millet Meclisi 21., 22. ve 23. dönem milletvekili olan Fırat,  Adalet ve Kalkınma Partisi Kurucu Üyeliği ve Genel Başkan Yardımcılığı, Adıyaman, Mersin, Adana Milletvekilidir. Alman asıllı Kristen (Zozan) Fırat ile evlidir

Dedesi Hacı Bedir Fırat Ağa Kavi aşiretinin önde gelen isimlerindenmiş. I. ve II. dönem Malatya, III. dönem Kars milletvekilidir. Amcası Hüseyin Fehmi Fırat üç dönem milletvekilliği ve Demokrat Parti Genel İdare Kurulu Üyeliği yapmıştır. Halasının oğlu Mehmet Sırrı Turanlı XI. dönem Adıyaman milletvekilliği ve Adıyaman senatörlüğü yapmıştır.

Kürt kökenli olan Fırat’ın dedesi M. Kemal Paşa tarafından madalya verilmiştir. Soyadı benzerliğinden dolayı, Şeyh Said’in torunlarıyla karıştırılsa da, Şeyh Said’in torunlarıyla bir ilgisi yoktur. Türk Tarih Kurumu’nun eski başkanı Prof. Yusuf Halaçoğlu’nun Anadolu Aşiretleri adlı kitabında, Fırat’ın mensup olduğu Rişvan Aşireti’nin Kürt değil, Türk olduğu öne sürülmüştür.

Ak Parti’nin kuruluşunda yer alan Fırat, o dönemi şöyle izah ediyor:

“Ak Parti’nin; 3Y ile mücadele kararı olduğunu ama bugün köprülerin altından çok suların aktığına ve olumsuz değişimlerin yaşandığına işaret ediyor. “Başlangıçta çağdaş hukuki kriterler, sosyal devlet esasları, Kopenhag kriterleriydi hedefimiz, 2007’ye kadar önemli adımlar attık.” diyor. Partinin kuruluşunda her kesimi temsil eden kişilerin olduğunu, ancak sonradan 2007, 2011’de peyderpey farklı grupların temizlendiğini ve  İslamcıların öne çıktığını belirtiyor. “Şu an kurucu kadrodan kimse kalmadı, partinin  hafızası sıfırlandı.” diye ekliyor.

Punto24 mensupları, Dengir Mir Mehmet Fırat’la görüştükleri gibi AK Parti Mersin adayı Muhsin Kızılkaya ile de görüşüyorlar. Kızılkaya:

“Hakkârili bir Kürt olarak yıllarca işin acısını çektiğini ve araştırmalar yaptığını söylüyor.  MİT TIR’ları içinde silah taşınma olayının devlet sırrı olduğunu, ancak silahların IŞİD’e gitmediğini belirtiyor. “Önceden de Apocular dışında Kürt örgütlerinin içindeydim, muhafazakârların vesayeti kıracağına ve barışacabileceğimize inandım, TRT  Kürdi açılınca Kürt barışına inandım. HDP’liler istedikleri gibi çözülmesini istiyorlarsa başkanlığı istemeliler. Hakikaten artık Kürt sorunu yoktur, Kürtçe sorunu vardır. Gezi nin 3. gününden sonra Gezi’nin  barış girişimine darbe olduğunu gördüm. Solcular içlerindeki zehirli gücü göremediler. Geziyi darbeye çevirmeye çalıştılar. Roboski yanlıştı ancak PKK’da aynı yerde önceden 58 kişiyi katletmişti. Devlet ve PKK yanlışlarıyla yüzleşmeli. Kobani T.C. desteği olmasa IŞİD’in elindeydi. “Düştü düşecek” lafı Avrupalıların duyarsızlığına yönelik bir eleştiriydi” diyor…

 /resimler/2015-6/3/1443516554700.jpg

Basın özgürlüğü ile ilgili sorunlara: “ Gazeteciler korkaktır, önce patronuna hesap sorsun, sormuyor. Onlar, sadece yöneticilere çıkışırlar. Birçok gazetecinin  elinde halkın, gazetecilerin kanı vardır. Havuz medyası diye adlandırılanlar tüm medyanın ancak  %10’udur, diğerlerine niye bakılmıyor? Dünya medyası da çok yanıltılıyor. Cemaat ve Cumhuriyet’in bir araya gelmesi ne olduğunu gösteriyor. Türkiye’de basın özgürlüğü sonuna kadar var, her şeyi konuşabiliyorsunuz. Tartışma programlarına çıkılınca düşmanlıkta birleşiyorlar, o yüzden liderimizin çıkması doğru değil.” diyor. Kızılkaya “HDP dağdan fikir soruyor, bu bizim Genelkurmaydan fikir sormamız gibidir.

Barajın altında kalsın tabi, bu süreci etkilemez, HDP aracı, aracının mecliste yapacağı bir şey yok. Devlet PKK ile Kürtlerin haklarını konuşmuyor, silah bırakmayı konuşuyor. HDP belediyeleri çok kötü, devleti de kötü yönetirler. Erdoğan anayasa değişirse anadilde eğitim  hakkının önünü açar. PKK’nın en zayıf olduğu noktada PKK ile barışa gidildi. Öcalan’dan talep geldi devlet zaten hakları vermişti. Süreç PKK’nın başarısı değildir. “TRT kürdi” çok önemliydi niye görülmüyor. PKK özgürlük değil yönetmek istiyor. Benim sayemde Kürtçenin edebi bir dil olduğu anlaşıldı.10 temel Kürt eserini Kültür  Bakanlığı yayınladı” diyor.

Punto24 mensupları sözde Mersin sokaklarında halkla görüşüyorlar: “Bir berber önünde arkadaşlarıyla sohbet eden Eğitimci Yaşar Aslan, “Suriyelilere öncelik tanınıyor, ucuz işgücü oldukları için çok kişi bundan huzursuz, Ak Parti artık hizmet etmiyor, Ak saray kabul edilemez” derken yanındaki arkadaşı “Atatürk ismini kaldırmak için Orman çiftliğine saray yaptılar” diyor, başkanlık sistemine karşı olmada hepsi  ortaklaşıyorlar. Diyarbakır’dan Mersin’e göç etmiş Şehnaz Hanım “barış istiyoruz, Adana, Mersin bombalarından çok tedirginiz, şiddet dili var ve bu siyasetçilerden de kaynaklanabiliyor” diyor. Pazar içine uğruyoruz soruları sorduğumuzda Pazarcılar Derneği başkanı Ömer Faruk Polat öne çıkıyor “MHP’liyim ama HDP’ nin mecliste olması lazım, barajı geçsinler” diyor. Taksici Mustafa Alkan’la konuşuyoruz. “Ak Parti’de şevk göremiyorum, MHP ve CHP daha istekli çalışıyor, HDP barajı aşar, yükselişteler” diyor. …” Sözde bağımsız Punto24 mensupları bu değerlendirmeleri aktarıyorlar…

Yaşanan olaylar ve yapılan tespitler kamuoyunu manipüle etmeye yönelik beyhude çabalardır. Dengir Mir Mehmet Fırat bir dönem Ak Parti içinde bulunmuş olabilir. Ak Parti’nin o dönemini Fırat, zaten açıklıyor: “Partinin kuruluşunda her kesimi temsil eden kişilerin olduğunu, ancak sonradan 2007, 2011’de peyderpey farklı grupların temizlendiğini ve  İslamcıların öne çıktığını belirtiyor. “Şu an kurucu kadrodan kimse kalmadı, partinin  hafızası sıfırlandı.” diyor.

Bizde zaten tam bunu diyoruz; Ak Parti’nin o dönemi zaten flu, inanıyoruz ki Ak Parti önderliği o döneme yönelik bir öz eleştiri yapacaklardır. İlk dönemdeki liboşlar ve F Hoca grubu! Bugün hangi kulvarda koşuşturuyorlar gün gibi ortadadır. Today’s Zaman yazarlarından Bülent Keneş’le yapılan bir söyleşide Ak Parti’nin o günkü halini özetliyor: “Siyasal İslamcılık ile hoşgörülü sivil İslamî anlayıştaki Hizmet Hareketi, kendi paralel rotalarında yol alırken yollarının 2000’li yılların başında, tarihlerinde ilk kez olmak üzere kesiştiğini görmekteyiz. Daha doğrusu Hizmet Hareketi o güne kadar olageldiği şekilde kendi rotasında devam ederken, siyasal İslamcı gelenekten gelmekle birlikte bu mirası reddettiğini, köklü şekilde değiştiğini ve hatta “Milli Görüş gömleğini çıkardığını” söyleyen AKP, merkeze ve doğal olarak Hizmet Hareketi’nin izlediği rotaya yaklaşmıştır. Hatta süreç içerisinde yer yer bu iki hareket arasında örtüşmeler bile olmuştur.” Bu cümlelerle Ak Parti ile yollarının kesiştiğini açıklıyor. Daha önce bu Milli Görüş hareketi geleneğinden gelen hareketlere yönelikte şu tespitten bulunuyor:

“Sivil İslamî çizgisini aynen sürdüren Hizmet Hareketi, eski Milli Görüşçüler tarafından kurulduğu halde siyasal İslamcılıktan vazgeçtiği izlenimi veren AKP’nin büyük ihtiyaç duyduğu medya desteğinin yanı sıra sivil, akademik ve bürokratik insan sermayesini bu yeni yapılanmanın istifadesine sunmuştur. AKP’nin Hizmet Hareketi’nin rotasıyla buluşmasının oluşturduğu sinerjiyle Türkiye, AB üyelik süreci manivelasını da kullanarak, tarihi boyunca görmediği önemde büyük reform ve demokratikleşme hamleleri gerçekleştirmiş ve militarist vesayetçi yapıları geriletmeyi başarmıştır. Ancak bu süreç boyunca Hizmet Hareketi hiçbir zaman AKP partizanı olmamıştır. Sadece inandığı değerler ve demokratik ilkelerle örtüştüğü oranda AKP’nin reformlarına ve demokratikleştirici politikalarına destek vermekten çekinmemiştir…”

“Şu an Türkiye’de en geniş tabanlı temsilciliğini Hizmet Hareketi’nin yaptığı sivil, hoşgörülü ve kuşatıcı İslamî anlayışla, geleneksel olarak Milli Görüş’te karşılığını ve sosyo-politik görünürlüğünü bulan siyasal İslamcı anlayış, tarihleri boyunca hep birbirleriyle çakışmayan paralel rotalarda yol almışlardır. Milli Nizam Partisi, Milli Selamet Partisi, Refah Partisi, Fazilet Partisi, Saadet Partisi, Has Parti ve son dönemde kısmen AKP bu siyasal İslamcı geleneği temsil eden siyasal oluşumlar olarak ortaya çıkmıştır. Yasal ve meşru zemin dışında siyasal İslamcı anlayışın şiddete eğilimli, devrimci, illegal, marjinal yapılanmaları da olmuştur. İBDA-C, Hizbullah ve benzeri radikal İslamcı örgütler yer yer teröre varan bu tarzın örneklerindendir. Siyasal İslamcı anlayışın tam tersine geleneksel ılımlı İslamî anlayışın en belirleyici özelliğini devrimcilikten, radikallikten, marjinallikten ve şiddetten hep uzak durması oluşturmuştur… Tesbitine devam ediyor: Bence Başbakan bir nevi çıkardığı gömlekleri yeniden giydi. Belki de o gömleği hiç çıkarmadı. Sadece rengârenk yeni gömlekler geçirdi üzerine. Hangi kitleyi arkasına almak istiyorsa ona göre gömlek  giydi. Ama şimdi o gömlekleri teker teker çıkarıyor, geriye ne kalıyor teni. O tende ne var rahmetli Erbakan’ın hayatı boyunca giymekten gurur duyduğu Milli Görüş gömleğinden başka bir şey değil. Onun için yüzde 50’nin verdiği oyu istismar ederek yüzde 5’in ideolojisini yüzde 100’e dayatmak istiyor. Bu Milli Görüşçülüktür. Bu siyasal İslamcılıktır. Bu demokratlık değildir. Bu muhafazakâr demokratlık hiç değildir...”

Dengir Mir Fırat’ın Ak Parti ile ilgi açıklamalarından çıkarak Ak Parti muhaliflerinin ittifakları, bu ittifak içinde yer alanlar;  F. Gülen çevresi, Türküyle Kürdüyle batıcı laik çevreler,  küskün Müslüman aydın ve çevrelerin masum bir işbirliğinden ziyade kirli bir işbirliğini işaret ediyor. Ak Partiyi diktatörlük, yolsuzluk ve rüşvet üzerinde vuranlar 12 yıldır iktidarda bulunan “Parti”nin bu cürümleri son iki yıl içinde mi oluştu? Sorusunun cevabını doğru vermelidirler. Yoksa kendini arayan coğrafyamızın, asıl unsurları olan Müslüman halklar, kendi kaderlerine sahip mi çıkıyorlar? Tüm nakısalarıyla birlikte verilen savaş bu bağlamdan değerlendirilmelidir.

Şu anda HDP’ yle iş birliğine giren veya HDP’ yle iş tutan çevrelerin veya şahısların kendilerince izahları olabilir. Bu bir noktaya kadar da tolere edilebilir veya anlaşılabilir. “psikolojik iklimin HDP’ nin barajı geçmesi yönünde olduğu da ifade edilebilir. Çeşitli aydın ve sanatçıların HDP’ ye destek veren açıklamaları, aday profilindeki paradoksal tercihler, küçük marjinal öbekleri ayartma noktasında işe yarayabilir. Kürdistan’da AZADİ gibi, Mazlumder gibi İslami iklimdeki adayları listelere alırken, batıda LGBT adayları listelerden göstermek asimetrik bir seçim ittifakı olarak görülebilir. Amaç Kürdistan’da Ak parti küskünlerini, batıda CHP tabanını ayartmak. Bu hesap barajı geçmede işe yarayabilir. Ancak bu heterojen ve genetik uyuşmazlığı olan yapının muhalif dahi olsa ortak güçlü bir siyasi duruş ortaya çıkarması zayıf bir ihtimal.” Küçük hesap yapanlar yanılgılarını anlayacaklardır.

Kürt sorunun çözümü bağlamında bu sorunun tüm mağdurları Ak Partiyi zayıflatarak bu sorunu çözemezler. Bu sosyal ve toplumsal kesimler; özellikle liberal kesimler ve LGBT savunucuları Batı’nın içimizdeki Truva atıdır. Kendi değerlerimizi, coğrafyamızın tüm mağdurlarını ve mazlumlarını sahiplenmek adına safların daha sıklaştırılması, tarafımızı açıkça belirleme ve koyma zamanıdır. Halkımızın sağduyusu ve vicdanı tüm oyunları bozacaktır. İnşallah.

 

 

 

 

 

 

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa: