Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Abdülhamit KAHRAMAN
Abdülhamit KAHRAMAN
Kur´an´a Çağırdığını Söyleyenlere Sorular
Aziz DARICI
Aziz DARICI
Konuştuklarımız yazdıklarımız tekerrür ediyor
Prof. Dr. Bilal SAMBUR
Prof. Dr. Bilal SAMBUR
Rahmet Peygamberi ve gençlik
Ferhat Özbadem
Ferhat Özbadem
Ali Emiri´nin İşkodra Vilayeti Osmanlı Şairleri kitabından notlar
Ömer Naci YILMAZ
Ömer Naci YILMAZ
Biz Bilemedik!
Enes TARIM
Enes TARIM
Anadolu İslamı Üzerine Bir Deneme
Yusuf YAVUZYILMAZ
Yusuf YAVUZYILMAZ
Sol-İslam, Sosyalist-İslam, Eşitlikçi-İslam Tartışmalarına Kurban Edilen Bir İslam Kahramanı: Ebu Zer
Esat HOCALAR
Esat HOCALAR
Manzarayı Umumiye
Mehmet BEYHAN
Mehmet BEYHAN
Ortadoğu´da kargaşayı daha da derinleştirmek istiyorlar
Ramazan KAYAN
Ramazan KAYAN
Araftakiler
Bülent ACUN
Bülent ACUN
Domuz rezaleti ve bir hatıra
F. Yılmaz ALTUNÖZ
F. Yılmaz ALTUNÖZ
Kadın ve Özgürlük Dediniz
Selvigül ŞAHİN
Selvigül ŞAHİN
Yetimler sanatla buluştu
Muhammet YETİŞ
Muhammet YETİŞ
Gençliğin Gidişatı ve Furkan Doğan Örnekliği
Sait ALİOĞLU
Sait ALİOĞLU
Türkiye ve Çin benzer fikirlere sahip iki ülke idi, ama…
Ümit AKTAŞ
Ümit AKTAŞ
“Diriliş Pastası”
Nejdet DEMİREL
Nejdet DEMİREL
Cemaatler Birbirinden Neden Haz Almaz
Ali BULAÇ
Ali BULAÇ
Seyyid Kutup ve Muhayyilesi
Necip CENGİL
Necip CENGİL
Bizden Değilsen Gelme
Ramazan DEVECİ
Ramazan DEVECİ
Peygamberimizin Örnek Kişiliği…
Seyit Ahmet UZUN
Seyit Ahmet UZUN
Bencilliğin Yalnızlaştıran Zehiri
Muhittin BAĞCI
Muhittin BAĞCI
Uyanış
Nuri YILMAZ
Nuri YILMAZ
Çözüme Gerçekten Hazır mıyız ?
Celal TAHİR
Celal TAHİR
Ehliyet, Liyakat ve Sadakat
Mustafa Sefa ÇAKIR
Mustafa Sefa ÇAKIR
Ey Aziz Öğretmen!
Cüneyt TORAMAN
Cüneyt TORAMAN
Türkiye´nin Gündemi ‘Sağanak Yağmur´ Gibi: Brunson, Af Teklifi, Kaşıkçı ve Andımız
Mustafa DOĞU
Mustafa DOĞU
Yeniden İman Etmek!
Hasan POSTACI
Hasan POSTACI
Kültürel İslam´dan İslami Varoluşçuluğa
Mehmet AKTAŞ
Mehmet AKTAŞ
Lebbeyk, Allahümme lebbeyk!..
Mustafa GÜL
Mustafa GÜL
Çağrılar Neden Karşılık Bulmaz?
 Dr. Ali YALÇIN
Dr. Ali YALÇIN
İslami Hareketlerde "Minnet" Sorunu
Yakup GÜLER
Yakup GÜLER
Darbelerle Gelişen Türkiye!
Nevzat KAYA
Nevzat KAYA
Kaşıkçı Olayı Suudilerin Sonu Olacak!
Cafer AKDENİZ
Cafer AKDENİZ
Savaş mı Cinayet mi?
Davut GÜLER
Davut GÜLER
Adalet, Mizan ve Kitap Dengesi
Şakir KURTULMUŞ
Şakir KURTULMUŞ
Düş ve Bayram
Ziya GÜNDÜZ
Ziya GÜNDÜZ
Dr. Ayhan Vergili: Hilmi Ziya Ülken Önemli Bir Sosyolog, Felsefeci ve Fikir Adamıdır!
Mustafa AYGÜN
Mustafa AYGÜN
Eğitimden Tasarruf olur Mu?
Nusret AYDEMİR
Nusret AYDEMİR
EĞİTİM SERENCAMIMIZ!
Serdar ÇALIŞ
Serdar ÇALIŞ
ZAM.....
Zeynep HAŞEMİ
Zeynep HAŞEMİ
İyilik Meşalesi
Mesut AYDIN
Mesut AYDIN
Bir Eğitim Ayı Ramazan (HUTBE)
Necla Arpa GÜLAÇAR
Necla Arpa GÜLAÇAR
Yola Çıkan Gençlere Yol Verin (Bir gencin hikayesi)
Nezir ERGENÇ
Nezir ERGENÇ
İnsan Hayvanla mı Yoksa Tanrıyla mı Kıyaslanmalı?
Abdulbaki ÇAĞATAY
Abdulbaki ÇAĞATAY
Son Zamanlarda İslami Camialara Yapılan Saldırıların Arka Planı
Mehmet DEVECİ
Mehmet DEVECİ
Umre Ziyaretimizden Notlar/3
Mehmet M. GÜLAÇAR
Mehmet M. GÜLAÇAR
BAŞIMIZDA KULAK İSTİYORUZ
Hacı TÜRKAN
Hacı TÜRKAN
Erdoğan Semboldür
Fedakar KIZMAZ
Fedakar KIZMAZ
Raşel, Sen İnsanı Dinden İmandan Edersin!..
Fehmi DEMİRBAĞ
Fehmi DEMİRBAĞ
Ayla Seni Seviyorum
Dr. Yunus ÇOLAKOĞLU
Dr. Yunus ÇOLAKOĞLU
İslam Dünyasında Şiddet ve Mikro Nüfuz Alanları
Mehmet ŞEREFOĞLU
Mehmet ŞEREFOĞLU
Bir Taşeronun Rüyası Olan Kadro
Esan GÜL
Esan GÜL
Çocuklarımız ve Adalet
İbrahim GEZER
İbrahim GEZER
Vicdanımız Kanıyor!
Aslan DEĞİRMENCİ
Aslan DEĞİRMENCİ
Selahaddin Eyyubi´siz Ortadoğu Arayışı
İstanbul Hava Durumu
Bugün
Sağanak
Salı
Fırtına
Çarşamba
Fırtına
Perşembe
Fırtına
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
İstanbul için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:34 08:20 13:17 15:37 17:55 19:29
Yaldızlı sözlerle erdem bağdaşmaz.

Konfüçyus
DOLAR
5.3257
EURO
6.0572
Model İnsan ve İbadet/Gaye Bilinci
Hayatta hedefsiz, gayesiz hiçbir şey olmadığı gibi, yarattığı her şeye bir gaye veren Allah´ın kendisinin yaptığı işlerin anlamsız, boş ve eğlence olsun diye yarattığını düşünmek en basitinden cahilce bir yaklaşım olur.
Tarih: 15.1.2018 08:23:01
Seyit Ahmet UZUN

Allah´ın kendisinin boş ve anlamsız bir iş yapmayacağını ve yaptıklarının bir hedefinin olduğunu belirtmesi yaratılan her varlığın bir gayesi olduğunu göstermesi açısından önemlidir. Yaratan ve şekil veren, varlığı bir anlam doğrultusunda var eden Allah, insanları da başı boş bırakmayacağını çok açık bir şekilde belirtmiştir.

Yani Allah´tan aldığımız ilham bize şunu çok net bir şekilde ifade etmektedir; Hiçbir şey hedefsiz ve gayesiz değildir. Allah´ın kendisinin yaptığı işlerde bir hedef doğrultusunda gerçekleşmektedir.

“Biz, göğü, yeri ve bunlar arasındakileri, oyuncular (işi, eğlencesi) olarak yaratmadık.” Enbiya/16

“Göğü, yeri ve ikisi arasındakileri biz boş yere yaratmadık. Bu, inkâr edenlerin zannıdır. Vay o inkâr edenlerin ateşteki haline!” Sad/ 27

“Biz gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunanları, oyun ve eğlence olsun diye yaratmadık. Onları sadece gerçek bir sebeple yarattık. Fakat onların çoğu bilmiyorlar.” Duhan/ 38-39

Hayatta hedefsiz, gayesiz hiçbir şey olmadığı gibi, yarattığı her şeye bir gaye veren Allah´ın kendisinin yaptığı işlerin anlamsız, boş ve eğlence olsun diye yarattığını düşünmek en basitinden cahilce bir yaklaşım olur.

Dünya hayatını bir tiyatro, insanları oyuncu, Allah´ı ise sadece bir senarist ve yönetmen olarak gördüğümüz zaman, Allah´ın boş işlerle uğraşan ve kendisinin kurguladığı bir rolü oynayanları kendisinin belirlediği şekilde ödüllendiren veya cezalandıran bir varlık olarak görmek Allah´a büyük bir iftira olacaktır.  

Çünkü Allah asla hiç kimseye haksızlık yapmaz ve haksızlığa müsamaha etmez.

Bu girişten sonra insanların yaratılış hedefine geçebiliriz. Yaratan insanları da bir gaye doğrultusunda yarattığını açık bir şekilde gözler önüne sermektedir. Varlığı yaratan, ona şekil veren aynı zamanda onun gayesini de belirleyendir.

“Ben cinleri ve insanları, ancak bana ibadet/kulluk etsinler diye yarattım.” Zariyat/56

 “O ki, hanginizin daha güzel davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratmıştır. O, mutlak galiptir, çok bağışlayıcıdır.” Mülk/2

“Sizi sadece boş yere yarattığımızı ve sizin hakikaten huzurumuza geri getirilmeyeceğinizi mi sandınız?” Müminun/115

Cin ve insan irade sahibi varlıklar. Dolayısıyla akıl ve irade sahibi olarak yaptıklarından sorumludurlar. İrade sahibi canlıların yaratılış amacına güçlüm bir vurgu vardır; ibadet.

Peki ibadet nedir? Yaratılan akıl ve irade sahibi varlıkların var olma gayesi ve hedefidir. Yani insan ve cin akıl, irade ve duygularını kendilerini yaratan Allah´a kul olacak şekilde yönlendirmek zorundadırlar. Yaptıklarından sorumlu varlılardır. İbadet kulun yaptığı her davranışı, yaratanın sosyal hayat için belirlediği kurallara göre değerlendirmesidir.

Yaratana kul olmak, insanın yaratılışına uygun yaşama onurudur.

Kulluk, içten gelen inançla duygu, düşünce ve eylemlerde yaratana bağlılıktır.

Kulluk yaratana duyulan aşk ve sevgidir. Allah´ı kalbin sultanlığına yegâne mercii görmektir. Kulluk, yaratana bağlılıkla, yaratılmışların köleliğinden azade oluştur.

Kulluk, Allah katında bütün insanların insani hak ve özgürlükler açısından eşit olduğunu inancının hayatta karşılık bulmasıdır. Yani üstünlüğü sadece ona kul olma bilincinin sorumluluğunu yerine getirme derecesinde görmektir.

Kulluk, nefsin hoşuna gitmese de rabbin emirlerine tam bir teslimiyet göstermektir.

İşte bu noktada ibadetin çeşitliliği karşımıza çıkmaktadır. Allah´a nasıl kul olunması ve ibadetin nasıl gerçekleşmesi gerektiğini birlikte değerlendirebiliriz.

İbadete bakış açısını ele alırken insanlığın yaratıldığı zamana bir göz atabiliriz. Çünkü ibadetin mahiyeti orada gözler önüne serilmektedir.

Allah yarattığı varlığı meleklerin önüne getirip onlara bir emir vermektedir.

“Hani biz meleklere (ve cinlere): Âdem´e secde edin, demiştik. İblis hariç hepsi secde ettiler. O yüz çevirdi ve büyüklük tasladı, böylece kâfirlerden oldu.” Bakara/34

Secde ve isyan…

Allah´ın emrine karşı duruşun temsili resmidir. İblis isyanın, melekler secdenin, itaatin, bağlılığın sadakatin sembolüdür.

İbadet nefsin arzularını, isteklerini, bencilliklerini Allah´a kurban edebilmektir.

İşte bu aşamada Allah´ın emrine karşı üç çeşit bir duruş çıkmaktadır. Bu duruşlarda bizim Allah´ın yanındaki değerlerimizi göstermesi açısından önemlidir. Allah´ın yanındaki değerimizi öğrenmek istiyorsak, Allah´ın yanımızdaki değerine bakmalıyız. Allah yanımızda ne kadar değerliyse, biz de onun yanında o kadar değerliyiz demektir.

İbadet Allah´ın yanında değerli olabilmek için davranışlarımıza onun emrettiği şekilde yön verebilmektir.

 

Meleklerin İbadeti

Teslimiyette kusursuz bir adanmışlık ve sadakatte sonsuz bir teslimiyet. Melekler, Allah´ın emrine karşı hiç tereddüt etmeden boyun eğmişlerdir. Örnek ibadetin en önemli nihai noktası meleklerin ibadetidir. Bu, nefsin bütün arzularından, soyutlanarak varlığı ona adayarak Allah´a yakınlıkta ulaşacağımız mertebedir. Bunu Kur´an´da görmekteyiz.

“Ey inananlar! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. Onun başında, acımasız, güçlü, Allah´ın kendilerine buyurduğuna karşı gelmeyen ve emredildiklerini yapan melekler vardır.” Tahrim/6

İnsanları meleklik derecesinde teslimiyete yönelten unsur ise hiç kuşkusuz şartsız ve şeksiz itaattir. Bu erdemi gösterenler Allah´ın hoşnutluğunu kazanmış yiğitler olarak hayatın içinde öncüler arasındaki yerlerini alacaklardır.

“Aralarında hüküm vermesi için Allah´a ve Resulüne davet edildiklerinde, müminlerin sözü ancak “İşittik ve itaat ettik” demeleridir. İşte asıl bunlar kurtuluşa erenlerdir.” Nur/51

Aslında bu itaat refleksi bizim yaratılış DNA´mızda vardır. Çünkü ilk defa yaratıp, ruhlarımıza karşı bizim kendisini tanıyıp tanımadığımız sorulduğunda verdiğimiz cevap nasıl yaşayacağımızın bir ipucuydu.

“Allah´ın size olan nimetini, “Duyduk ve itaat ettik” dediğiniz zaman sizi bununla bağladığı (O´na verdiğiniz) sözü hatırlayın ve Allah´tan korkun. Şüphesiz Allah, kalplerin içindekini bilmektedir.” Maide/7

 

İblisin İbadeti

İsyanın, kibrin ve yüz çevirmenin resmidir. İmanın sadece bilgide kalmasının bir değer olmadığının göstergesidir.

Salt bilgi erdem değildir.

İblis, Allah´ı biliyordu ve onun varlığına inanıyordu. Çünkü o, gayb aleminde yaşayan ve gayb alemine muttali olan bir varlıktı. Allah´ın emri geldiğinde emir üzerinde yorumda bulunarak kendisinin üstünlüğünü dile getirdi.

İbadet ona göre şartlıdır. Yani emir hoşuna giderse teslim olur ve boyun eğer ama hoşuna gitmezse başkaldırır, isyan eder. Allah´ın emri alay konusu olur. Yanlış başka yerlerde aranır. Hata kabul edilmez.

İblisin ibadetinin insanlardaki yansıması ise çok açık bir şekilde şöyle belirtilmiştir;

“Hatırlayın ki, Tûr dağının altında sizden söz almış: Size verdiklerimizi kuvvetlice tutun, söylenenleri anlayın, demiştik. Onlar: İşittik ve isyan ettik, dediler. İnkârları sebebiyle kalplerine buzağı sevgisi dolduruldu. De ki: Eğer inanıyorsanız, imanınız size ne kötü şeyler emrediyor!” Bakara/93

Emir Allah´tansa itaat kuldan olmalıydı. Allah´ın emri asla kendi anlayışımız doğrultusunda yorumlanmamalı ve kendi nefsi arzularımıza kurban edilmemeliydi. İşte iblisin imanına sahip olanlar nefislerinin hoşuna giden emirleri yerine getirirken nefislerinin hoşuna gitmeyen emirleri çağdığı ve ilkel görerek başkaldırırlar.

Allah´ın emrine şartlı teslimiyet, iblisin ibadeti olarak tarihe not düşülmüştür.

 

İnsanların İbadeti

Model insanların ibadeti meleklik ve iblislik arasında vasat bir kul olma bilinciyle oluşturulmuş bir kişilik inşasının eylemsel yönüdür.  

Aslında insanın melek olamayacağı, iblisin isyanıyla gösterilmişti.

İnsanlık tarihi boyunca bütün örnek insanların ortaya koyduğu temel bir ilke vardır. Bu ilke yaratan tarafından peygamberler aracılığıyla bütün insanlığa bildirilmiştir.

“Ey kavmim, Allah´a ibadet edin, sizin O´ndan başka İlahınız yoktur.”

Model insanların hayatlarındaki en önemli duruş ve yaşam şekli asla Allah´a bir şeyi ortak koşmamaktır. Her halinde her zaman Allah´ı dikkate alan bir oluş sürecinin içindedir.

Ancak model insanların yaşamlarındaki en önemli unsurlardan birisi hatasız bir hayata sahip olmayışlarıdır. Ancak bu hatalı olma hali, hatayı normalleştirme şeklinde sonuçlanacak bir hal değildir. Model insan için yaşamın en temelinde Allah vardır. Allahsız bir hayat düşünülemez. Ve Allah, hatadan tövbe eden insanların tövbesini kabul ederek onları yeniden insanlaştırma sürecinde inşa etmektedir. Tövbe yeniden insanlaşma sürecinde olma halidir.

İnsan olmanın bir sonucu olarak melekler gibi emre itaat ederken, İblis gibi yanlışa da düşebilir. Model insan yanlışlarının farkında olarak onu telafi etmenin yollarını arayandır.

İşte yaratılışın ilk dönemindeki üç varlık ve üç ibadet anlayışı karşımıza böyle çıkar.

Melek; şartsız ve kusursuz bir teslimiyetle gerçekleşen ibadet.

İblis; şartlı bir teslimiyet, alay ve kibre dayanan bir anlayışın oluşturduğu yaşam tarzı şeklindeki ibadet. 

Âdem; zaafının farkına varıp hatasını kabul ederek, tövbeyle yeniden insanlaştıran bir ibadet.

İnsanların ibadeti meleklerin ve iblisin ibadeti arasındadır. İnsan ne melektir ne de şeytan. Dolayısıyla onun ibadeti de onlardan farklı olacaktır. Adem´in şahsında gerçekleşen ilk hata insanın ibadetinin boyutlarını göstermesi açısından önemlidir.

İsyan, günah ve yanlış davranışlar sonucundaki sağlam bir tövbe ibadetin farklı bir boyutudur.

Yaratan, model insan oluşturmak için gönderdiği kutsal kitabında ibadetin nasıl olması gerektiğini çok açık bir şekilde belirtmektedir.

“De ki: “Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah´ındır.” (En´am Suresi, 162)

Model insan Allah´ı hatırlatan insandır. Her haliyle, her anıyla Allah ile birliktedir. Yani yaptığı bütün davranışlar Allah´a karşı sorumluluk bilinciyle gerçekleşir. İbadet, Allah´a karşı sorumluluk bilinciyle hareket etmektir. Yani çok namaz, çok hac, çok ve güçlü kurban, çok zekât değil nitelikli bir teslimiyettir ibadet.

İçeriğinden soyutlanmış salt şekilsel ibadetler yaratılış gayesini karşılayan bir eylem olmayacaktır. Bunun için Allah´a ibadet eden insanlar her şeyden önce sorumlu oldukları kişilere karşı sorumluluklarını yerine getirmelidir.

Çünkü kötü insan iyi Müslüman olamaz.

Allah´a ibadet; insanlara karşı iyi davranışlarda bulunmak, büyüklere saygı ve edep, küçüklere sevgi ve muhabbet, zayıf ve güçsüzlere merhamet, ihtiyaç sahiplerine yardımdır.

İbadetin iki boyutu vardır; birisi Allah´a bakan yönü, diğeri de insanlara bakan yönü. Bu iki boyutu birbirinden ayırmamak gerekir. Allah´a ait yönü namaz, oruç, tövbe, dua ve hacdır. İnsanlara ait yönü ise, zekât, iyilik, paylaşım, affetmek, bağışlamak, merhamet, adalet ve helallik almaktır.

Allah rızasını, onun muradı/hoşnutluğu çerçevesinde merkeze alarak gerçekleştirilen her eylem ibadettir.

İyilikten uzak ve gösteriş merkezli namaz, takvadan uzak kurban, samimiyetten uzak başa kakılan infak, evrensel kardeşlik/ ümmet bilincini oluşturmayan hac, dilini kötü sözlerden, kalbini kötü düşüncelerden muhafaza etmeyen oruç Allah´ın muradına uygun ibadetler olarak melekler tarafından kayda geçemeyecektir.

Model insanların ibadetlerine baktığımızda karşımıza Şuayb peygamberde ölçü ve tartıda adalet, Lut peygamberde iffet ve namus, Salih peygamberde sömürü sisteminden uzak durmak, Nuh peygamberde insanları sınıfsal ayrıma tabi tutmamak, Yusuf peygamberde iffet ve affetmek, Musa peygamberde güç sahibine yaranmaktan kaçınmak, İsa peygamberde din adamlarını rabler edinmemek, Muhammed peygamberde cehaletten kaçınmaktır. Ve bunlar şirkten uzak kalbi bir teslimiyetle gerçekleşirse ibadet olarak Allah katında bir değer ifade etmektedir.

Allah´ı göz ardı ettiğimiz hiçbir eylem ibadet olma özelliğine sahip değildir.

İbadet, insanların hedefsiz ve gayesiz yaşayamayacaklarının en önemli göstergesidir.  Bu bağlamda model insan olarak göreceğimiz kişiler, düşünceleriyle eylemleri birliktelik arz eden, dini salt figüre endekslemeyen, sosyal hayatı da ibadetin içinde değerlendiren karizmatik bir şahsiyettir.

 

Anahtar Kelimeler: Model, İnsan, İbadet, Gaye, Bilinci
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Bencilliğin Yalnızlaştıran Zehiri (19 Kasım 2018 - Pazartesi)
Ruhu Çamurlaşmış İnsanlar (04 Kasım 2018 - Pazar)
Fırtınalı Günlerde Uyuyabilirim (26 Ekim 2018 - Cuma)
Şeytanın Kucağındaki Müslüman (30 Eylül 2018 - Pazar)
Patlıcanın Dalkavuğu Değilim! (09 Eylül 2018 - Pazar)
ALLAH´I TANI KUR´AN´I YAŞA (29 Ağustos 2018 - Çarşamba)
BAYRAM İNTİHAR VE KATLİAM (27 Ağustos 2018 - Pazartesi)
CENNETLİK KURBAN (20 Ağustos 2018 - Pazartesi)
"Kurban" Olsun Bu can (15 Ağustos 2018 - Çarşamba)
Ailede İletişim (06 Ağustos 2018 - Pazartesi)
Aşk Düşmanaysa Yenilgi Kaçınılmazdır (02 Temmuz 2018 - Pazartesi)
Sessiz Halk Sesli Medyaya Karşı! (27 Haziran 2018 - Çarşamba)
Koyun Değil, Kendiniz Olun (06 Haziran 2018 - Çarşamba)
Dava Adamı: Abdullah Polat (04 Haziran 2018 - Pazartesi)
Nefretin Kokusu (28 Mayıs 2018 - Pazartesi)
Nefretinizi Affedin (21 Mayıs 2018 - Pazartesi)
Masal Yazarken Nelere Dikkat Etmeliyiz? (18 Nisan 2018 - Çarşamba)
Ruhuna Fatiha Okuyan Babam (04 Nisan 2018 - Çarşamba)
Günah Keçisi Öğretmen (28 Mart 2018 - Çarşamba)
Asım´ın Nesli (12 Mart 2018 - Pazartesi)
Aşk Sevdiğini İncitmemektir (02 Mart 2018 - Cuma)
İstismarcıya İdam, Çocuğa Huzur (21 Şubat 2018 - Çarşamba)
Şamar Oğlanı; Öğretmen! (14 Şubat 2018 - Çarşamba)
Öğretmen Kime Denir Sahi? (07 Şubat 2018 - Çarşamba)
Hataya Karşı Ademi ve Şeytani Tavır (31 Ocak 2018 - Çarşamba)
Sizin Medeniyetinize Tüküreyim (22 Ocak 2018 - Pazartesi)
Kötü Koku (17 Ocak 2018 - Çarşamba)
Tanrı Kötü Veya Aciz Mi? (08 Ocak 2018 - Pazartesi)
Ölen İnsanlığımız mı Yoksa Tanrı mı? (03 Ocak 2018 - Çarşamba)
Tanrı Öldü Yaşasın Özgürlük! (01 Ocak 2018 - Pazartesi)
İnnanmayın Kur´an´a (30 Aralık 2017 - Cumartesi)
On Akçe Peştamal veya Zalime Hakkı Söylemek (27 Aralık 2017 - Çarşamba)
“Kur´an Eskilerin Masalı” (07 Aralık 2017 - Perşembe)
Namaza Yaklaşmayın (04 Aralık 2017 - Pazartesi)
Gelme, Görme Halimizi Ey Muhammed! (29 Kasım 2017 - Çarşamba)
Sayfa: