AK PARTİLİ BELEDİYE BAŞKANI ENVER YILMAZ İSTİFA ETTİ
AK PARTİLİ BELEDİYE BAŞKANI ENVER YILMAZ İSTİFA ETTİ
AK Parti Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Enver Yılmaz istifa ettiğini açıkladı.
SON DAKİKA! PUTİN: BUNU TÜRKİYE İLE OLAN UÇAK OLAYI İLE KARŞILAŞTIRMAYIN
SON DAKİKA! PUTİN: BUNU TÜRKİYE İLE OLAN UÇAK OLAYI İLE KARŞILAŞTIRMAYIN
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, İsrail´in dün Suriye´de yol açtığı İl-20 uçağı trajedisi ile TSK tarafından 2015 yılında Rus uçağının düşürülmesinin karşılaştırılmaması gerektiğini, iki durumun birbirinden farklı olduğunu söyledi.
BAKANLIKTAN DİKKAT ÇEKEN ´3. HAVALİMANI´ AÇIKLAMASI
BAKANLIKTAN DİKKAT ÇEKEN ´3. HAVALİMANI´ AÇIKLAMASI
Türkiye´nin dev projelerinden olan İstanbul Yeni Havalimanı ile ilgili Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığından açıklama geldi. Bakanlık açıklamasında, "Bazı çevreler ´3. Havalimanını 29 Ekim´de açamayacaklar´ iddiasıyla milletimizin moralini bozma gayretindedir." ifadelerine yer verdi.
İSRAİL RUSYA´NIN SUÇLAMASINI REDDETTİ
İSRAİL RUSYA´NIN SUÇLAMASINI REDDETTİ
İsrail, Rus askeri uçağının Suriye´de Esed güçleri tarafından vurularak düşürülmesinde sorumluluğu olduğu suçlamasını reddetti.
SON DAKİKA! BAKAN AÇIKLADI: 5 İLE BÜYÜK MÜJDE
SON DAKİKA! BAKAN AÇIKLADI: 5 İLE BÜYÜK MÜJDE
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, "İzmir, Gaziantep, Mersin, Konya ve Kayseri model fabrika projelerinin de planlaması yapıldı ve fon kaynakları bulundu" dedi.
KAYSERİ´DE DAEŞ OPERASYONU! SÖZDE "SİNCAR ASKERİ EMİRİ" VE OĞLU YAKALANDI
KAYSERİ´DE DAEŞ OPERASYONU! SÖZDE "SİNCAR ASKERİ EMİRİ" VE OĞLU YAKALANDI
Kayseri Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekiplerince, terör örgütü DAEŞ´e yönelik gerçekleştirilen operasyonda örgütün sözde "Sincar askeri emiri" Irak uyruklu Abdülhalık Kurdi ile Telafer´de örgüt adına faaliyet yürüten oğlu Mehdi Kurdi gözaltına alındı.
SON DAKİKA! MİT´TE FETÖ OPERASYONU: 15 ASTSUBAYA GÖZALTI
SON DAKİKA! MİT´TE FETÖ OPERASYONU: 15 ASTSUBAYA GÖZALTI
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, MİT Sinyal İstihbarat Dairesi bünyesinde görevli askerlere yönelik yürütülen FETÖ soruşturmasında aktif görevde olan 15 astsubay hakkında gözaltı kararı verildiğini açıkladı.
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Ramazan DEVECİ
Ramazan DEVECİ
KANIN KILICA GALİP GELDİĞİ YER: KERBELA
Sait ALİOĞLU
Sait ALİOĞLU
İDEOLOJİDEN ARINDIILMIŞ EĞİTİM UFUKLARINA DOĞRU… YENİ EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI BAŞLIYOR
Abdülhamit KAHRAMAN
Abdülhamit KAHRAMAN
HİCRET NEDİR, NASIL HİCRET EDİLİR?
Seyit Ahmet UZUN
Seyit Ahmet UZUN
BALIKÇIL KUŞ VE DÜŞMANIN EĞİTİM FELSEFESİYLE NESİL YETİŞTİRMEK
Necip CENGİL
Necip CENGİL
HERKES AYNADA KENDİSİNE BAKSIN
Nusret AYDEMİR
Nusret AYDEMİR
EĞİTİM SERENCAMIMIZ!
Mustafa DOĞU
Mustafa DOĞU
BA´DE HARABİ´L SURİYE
Yusuf Yavuzyılmaz
Yusuf Yavuzyılmaz
İSLAMCILIK ÜZERİNE GÖZLEMLER (1)
Serdar ÇALIŞ
Serdar ÇALIŞ
ZAM.....
Mustafa GÜL
Mustafa GÜL
MÜSLÜMANLAR ‘KADER´E İNANIYOR MU?
F. Yılmaz ALTUNÖZ
F. Yılmaz ALTUNÖZ
HİCRET MÜSLÜMAN OLARAK KALABİLMEYİ BAŞARMAKTIR
Nevzat KAYA
Nevzat KAYA
Ah Bir Bilseydik Allah´ın Bizim İktidar Olmaya İhtiyacının Olmadığını!
Aziz DARICI
Aziz DARICI
Eğitim Sistemimize Dair (I)
Nejdet DEMİREL
Nejdet DEMİREL
Türkiye´nin İdlib´le İmtihanı
Ramazan KAYAN
Ramazan KAYAN
Annelik tehdit altında diye bir cümle kursak, abartı sayılır mı?
Ziya GÜNDÜZ
Ziya GÜNDÜZ
Türkiye´de okuma oranı düşük diyenler, ne kadar okuyor?
Ferhat Özbadem
Ferhat Özbadem
Allah´ım Beni İmandan Kur´an´dan ve Romandan Mahrum Eyleme (2)
Mehmet BEYHAN
Mehmet BEYHAN
İdlib´e Kapsamlı Bir Operasyon Olursa…
Cafer AKDENİZ
Cafer AKDENİZ
Amerikan Demokrasisi
Mehmet AKTAŞ
Mehmet AKTAŞ
Elma Şekeri...
Ömer Naci YILMAZ
Ömer Naci YILMAZ
1071 MALAZGİRT´İNDEN 2018 MALAZGİRT´İNE
Prof. Dr. Bilal SAMBUR
Prof. Dr. Bilal SAMBUR
İslam, kulluk ve kölelik
 Dr. Ali YALÇIN
Dr. Ali YALÇIN
MUHAFAZAKÂR İKTİDARLARDA RABBANİ DİNİN SANALLAŞMASI
Zeynep HAŞEMİ
Zeynep HAŞEMİ
İyilik Meşalesi
Enes TARIM
Enes TARIM
Yezid´den Bugüne Ortodoks İslam
Davut GÜLER
Davut GÜLER
24 Haziran Mesajları
Ümit AKTAŞ
Ümit AKTAŞ
Mental Yorgunluk
Mustafa AYGÜN
Mustafa AYGÜN
İnanç Sömürüsü Ve Eğitim
Mesut AYDIN
Mesut AYDIN
Bir Eğitim Ayı Ramazan (HUTBE)
Necla Arpa GÜLAÇAR
Necla Arpa GÜLAÇAR
Yola Çıkan Gençlere Yol Verin (Bir gencin hikayesi)
Bülent ACUN
Bülent ACUN
Biz Oruçluyuz
Nezir ERGENÇ
Nezir ERGENÇ
İnsan Hayvanla mı Yoksa Tanrıyla mı Kıyaslanmalı?
Yakup GÜLER
Yakup GÜLER
İşba Noktasına mı Ulaştık Yoksa?
Abdulbaki ÇAĞATAY
Abdulbaki ÇAĞATAY
Son Zamanlarda İslami Camialara Yapılan Saldırıların Arka Planı
Mehmet DEVECİ
Mehmet DEVECİ
Umre Ziyaretimizden Notlar/3
Hasan POSTACI
Hasan POSTACI
Sivil Toplum Kuruluşları Üzerinden Mücadele Dönemi Ve Ak Parti Deneyimi
Mehmet M. GÜLAÇAR
Mehmet M. GÜLAÇAR
BAŞIMIZDA KULAK İSTİYORUZ
Şakir KURTULMUŞ
Şakir KURTULMUŞ
cennetin çocukları olmak...
M. Hanifi TOSUN
M. Hanifi TOSUN
Masumiyet Çağından Mesuliyet Çağına…
Hacı TÜRKAN
Hacı TÜRKAN
Erdoğan Semboldür
Fedakar KIZMAZ
Fedakar KIZMAZ
Raşel, Sen İnsanı Dinden İmandan Edersin!..
Selvigül ŞAHİN
Selvigül ŞAHİN
İnsanlığın Başkenti Kudüs
Fehmi DEMİRBAĞ
Fehmi DEMİRBAĞ
Ayla Seni Seviyorum
Dr. Yunus ÇOLAKOĞLU
Dr. Yunus ÇOLAKOĞLU
İslam Dünyasında Şiddet ve Mikro Nüfuz Alanları
Mehmet ŞEREFOĞLU
Mehmet ŞEREFOĞLU
Bir Taşeronun Rüyası Olan Kadro
Esan GÜL
Esan GÜL
Çocuklarımız ve Adalet
İbrahim GEZER
İbrahim GEZER
Vicdanımız Kanıyor!
Aslan DEĞİRMENCİ
Aslan DEĞİRMENCİ
Selahaddin Eyyubi´siz Ortadoğu Arayışı
İstanbul Hava Durumu
Bugün
Güneşli
25°
21°
Çarşamba
Parçalı bulutlu
24°
20°
Perşembe
Parçalı bulutlu
25°
20°
Cuma
Parçalı bulutlu
25°
20°
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
İstanbul için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:34 08:20 13:17 15:37 17:55 19:29
Mürşitlik alıcılık değil, vericiliktir…

Hacı Bektaşı Veli
DOLAR
6.3635
EURO
7.4387
MİLLİ MÜCADELE SAİKLERİ İLE KÖŞE DÖNMEK!
Ülkede yapılan irili-ufaklı projeler ve geleceğe dönük taahhütlerin büyük kısmı ABD doları üzerinden gerçekleşmiş bir durumda iken, kime niçin-neyin savaşını veriyoruz.
Tarih: 25.8.2018 04:42:54
Mustafa DOĞU

MİLLİ MÜCADELE SAİKLERİ İLE KÖŞE DÖNMEK!

Her yönüyle ağır bedellerin ödenmesine neden olan yerli ve yabancı ihanet odakları tarafından gerçekleştirilmiş çok ağır, kanlı darbe girişimi neticesinde ülke “olağan üstü” halden “olağan” hale bir türlü geçemiyordu. Bu süreçte ise; ülkenin geleceğini ilgilendiren konularda çok önemli adımlar atılıyor, başta doksan küsur yıllık parlamenter sistem olmak üzere, köklü değişimleri gerçekleştirilecek anayasal değişiklikler referanduma-halkın oyuna sunuluyordu. Bu değişimin niteliği ve niceliği ise yeterince tartışılmaksızın maddeleştirilerek “kervan giderken yolda dizilir” sözü muvacehesinde kamuoyuna sunuluyordu. Karizmatik bir lidere gelecekte çok tartışılacak yetkiler veriliyor, adeta la yüs´el bir konuma taşınıyordu.

Yeni sistemde parlamento sadece yasama görevi yapacak, yürütmeyi ise tamamen parti rozetini gönül rahatlığı ile takıp partinin tüm liderlik görevini de elinde bulunduracak Cumhurbaşkanı-Başkan tarafından oluşturulan hükümet gerçekleştirecekti. Kabine ataması ve ister tamamının-ister bazılarının azledilmesi de yine başkan tarafından gerçekleştirilecekti.  Bakanlar başta parlamento olmak üzere kimseye hesap vermek zorunda kalmayacaktı. Artık gensoru ile bakan düşürülmesi veya hakkında soru önergeleri verilmesi de pek mümkün olamayacaktı. Hükümeti düşürebilmek için, meclisin 401 vekille erken seçim kararı almasından başka bir yolda kalmamıştı.

Anayasanın belli maddelerinin değişimi ile ortaya konulan başkanlık (cumhurbaşkanlığı) modeli özellikle ileri demokrasinin kıblesi tayin edilmiş olan ABD´den çok esinlenmişti. Seçim öncesi yapılan ittifaklar bile alışılagelmiş ABD modelinin (Cumhuriyetçiler ve Demokratlar) farklı bir yansımasıydı. Daha ilginç olanı ise son kabinenin kuruluşunda örnek alınan modelde yine ABD modeli idi. Biraz işadamlarından, biraz bürokratlardan, birazda siyasetçilerden müteşekkil kabine Trump ABD´sinin birebir modellemesi idi. Kısacası ülke ticari bir işletme gibi yönetilecekti. Ekonominin-paranın yönlendirilmesi ve yönetilmesi ise çok sürpriz bir isme verilerek herkesi şaşırttıracaktı.

Kabine açıklanırken Türkiye´de saatler akşamın 10-11´ini gösteriyordu. Bizde tüm piyasalar kapanmış, dolayısıyla olumlu/olumsuz tepkiyi ölçmek için ertesi gününün sabahını beklemek gerekiyordu. Fakat uluslararası piyasa çalışıyordu ve çok ilginç bir şekilde olumsuz tepki vermeye başlamıştı. Kabine açıklanmazdan önce 4,5TL seviyelerinde seyreden ABD doları 4,75´leri göstermeye başlamıştı. Bu kabineye karşı verilen ilk olumsuz tepkininde işaretleriydi. Zira kabine gerçekten çok büyük sürprizlerle doluydu.

Yeni sistemle birlikte yeni kabinenin kurulmasının üzerinden daha 60 gün bile geçmemişti ki ülkede ekonomik göstergelerde baş döndürücü gelişmeler yaşanmaya başlamıştı.  Türk Lirası başta ABD doları olmak üzere tüm para birimleri karşısında devalüasyon üstüne devalüasyon yiyor ve tarihi zirve olan 7.22TL leri görüyordu. Piyasalara güven telkin edecek kararlar alınmıyor veya geciktiriliyor, meydanlarda sloganlaşan söylemler ve eylemlerle toplumda oluşabilecek negatif algılar bertaraf edilmeye çalışılıyordu. ABD ile yaşanan siyasi gerilim ekonominin ateşini yükselttikçe yükseltiyor başta sanayiciler olmak üzere tüm ticaret erbabı “ne oluyoruz!” şaşkınlığı içerisinde olayları izlemekten öte bir şey yapamıyordu. İktidar erki başta olmak üzere tüm sivil kuruluşlarında katılımıyla ülkede “dövizini ve altınını bozdur!” cihadı başlatılıyordu. Neticede iktidar tüm bu gelişmeleri ülkeye karşı gerçekleştirilen ekonomik savaş olarak ilan ediyor ve ABD mallarına ek gümrük vergileri koymak suretiyle halkta genel bir boykot uygulamasının startını veriyordu. Bu bir nebzede olsa yüksek ateşin birazcık düşmesini, ilk büyük dalganın da savuşturulmasını sağlıyordu.

Toplum, ölümü hissettiği için sıtmanın kendileri için büyük lütuf ve ikram olduğu bilinciyle 7,22´lerden 6 küsürlere düşen ABD dolarına karşı başlatılan cihadın büyük başarı sağlamışlığı ile zafer sarhoşu olmakta, kimse 4,5´lardan 6 küsürlere ne oldu da gelindiğinin hesabını soramamakta veya sormayı bile hadsizlik olarak telakki etmektedir. Görevlendirilmiş kadrolu yazar ve yorumcular ise kendilerine düşen bu tarihi sorumluluğu (!) fedakârca, çok ciddi tripler, jest ve mimikler eşliğinde milleti yorum yorum yorarak yorumlamaktadırlar. Aleyhte düşünen, konuşan ve yazanlar ise tek kelimeyle suçlanmaktadırlar ki o da ihanettir. Bu toplum belki de tarihinin hiçbir döneminde bu kadar objektiflikten, insaftan, adaletten, yoksun aşırı duygusal ve hamasi olmamıştı.

Aslında toplum olarak biz bu filmleri defalarca izledik ve büyük oranda da figüranları olduk. Çok kısa bir süre önce AB ülkeleriyle (İtalya, Fransa, Almanya, Hollanda) ile krizler yaşanmış, o ülkeleri yönetenler geçmiş faşist-nazi benzetmeleriyle şeytanlaştırılmışlardı. Hızını alamayan kraldan çok kralcı geçinen güruh ise boykot kararlarıyla sembolik bir takım AB ülkelerinin ürünlerini yakmaya-yırtmaya-kırmaya başlamışlardı. Hatta bazı STK temsilcileri ülkemizde açılan o ülkelerin girişimcilerine ait AVM´ler önünde arzı endam ederek protestolarını gerçekleştirerek taraflarını belli diyorlardı (!). Listeler hazırlanıyor ve elden ele dolaşarak boykot ürünleri afişe ediliyordu. Ama bu büyük cihad (!) birkaç gün sürüyor ve sonrasında ise unutulup gidiyordu. Kimse –özellikle topluma yön vermesi gereken ulema ve aydınlar- olaylar soğuduktan sonra “ya biz ne yapıyoruz böyle” diye sorgulama yapmıyordu.

ABD ve AB´nin varlık nedeni bizim gibi toplumları sömürmek, köleleştirmek, iradelerini ellerinden alarak kapitalizm diye isimlendirdikleri sistemlerine gönüllü uşaklar yapmaktır. Onların temel felsefesi; insanlığını tekâmüle erdirmiş üstün ırk olarak sadece kendilerini görürken, kendilerinin dışındaki tüm insanları ise henüz evrimlerini tamamlayamamış insanımsı varlıklar olarak kabullenmeleridir. ABD´nin AB´nin biz ve bizim gibi toplumları dost-müttefik görmesi bile tamamen kendi çıkarlarına hizmet edildiği sürecedir. Dolayısıyla kimse buradaki asıl problemin iliklerimize kadar işlemiş modernist ve konformist bir yaşam tarzının zihinlerimize adeta silinmezcesine kazıdığı marka fetişizminin oluşturduğu putlar olduğunu düşünmek dahi istemiyordu. Gönüller-kalpler temizlenemediği, algılar yıkılıp zihinlerde oluşan putlar yıkılamadığı müddetçe, bizler yüzlerce Lat, Menat, Hubel´ler kırsak ne olur? Hemen yerine yenileri ihdas edilir ve kutsayıcılık yeniden başlar. Bu kurulan ittifakların ve dost seçimlerinin bile hangi çıkarcı saikler üzerine gerçekleştirildiğinin de acı bir göstergesi olsa gerek.

Bütün bu sonuçlar devletin ortaya koyduğu politikaların toplumdaki tezahürlerinden öte bir şey değildir. İktidar kurulduğu günden itibaren halka hep ekonomik refah vadederek onlara konformist bir yaşam vadetmiştir. Ekonomide kalkınmışlık adına gerçekleştirilmeye çalışılan istikrarlı politikaların, diğer sosyal hayata dönük başta eğitim olmak üzere, insan kalitesini artıracak alanlarda yapılmadığı tüm istatistiki verilerle ortaya konmaktadır. Toplum paranoyalarının esiri olmuş, küçük kıvılcımlarla önü alınamaz büyük yangınları çıkarabilmektedir. İncir çekirdeğini doldurmayacak gerekçeler büyük katliam ve infiallerin nedeni olabilmektedir. Değer yargıları alabildiğine yozlaştırılmış, kapitalizmin-modernizmin-konformizmin içselleştirilmesini sağlayacak fetvalar -iktidara yakın olmak pahasına- bir takım adına “âlim-ilahiyatçı-din adamı” denilen kimselerce hiç çekinilmeden üretilebilmektedir. En ufak bir eleştiri dahi başta iktidar erki olmak üzere kimse tarafından tahammül edilemez bulunulmakta, ülke adeta asrısaadeti yaşıyormuş havası estirilerek müsebbipleri alabildiğine masum kılınmaktadır. Oluşan iç ve dış tüm hadiseler “ülkeye ilan edilmiş savaş” söylemleriyle görsel medyanın kadrolu yorumcuları başta olmak üzere herkes tarafından kabullenip kanıksanması sağlatılmaya çalışılmaktadır.

Ülkede yaşanan 94-98-2001-2007´deki krizlerine yüzeysel bir bakış yapmak ve birtakım mukayeselerde bulunmak için zaman tünelinde bir yolculuk yapalım. Bu gerçekleşmiş olan krizlerinde tamamı ekonomik idi ve bedelleri çok ağır ödendi. O dönemlerde de yaşanan bu krizlerde bu dönemde de olduğu gibi cevaplanması gereken birçok soru cevapsız kaldı ve kalmaya devam edecek gibi. Mesela bu yaşanan krizlerde yüksek kurla kimler döviz bozdurdu, düşük kurlarla kimler döviz satın aldı? Kamu bankaları bu krizler öncesi ve sonrası kimlere nasıl kaynak aktarımlarını hangi para cinslerinden yaptı? Bir dönemin merkez bankası başkanı olan zatın söylediği gibi gerçekleşenlerin tümü “tesadüfü!” mü idi? Bu tesadüflerden neden ne hikmetse belli kesimler nasipleniyor da (!) toplumun kahir ekseriyeti fakirleştikçe fakirleşiyor. Milli mücadele saikleri ile hangi kahramanlarımız (!) birkaç köşeyi birlikte dönüyor?

Ülke olarak G-20´ye katılacak kadar milli geliri artırarak kişi başına gayri safi hasılayı on bin ABD dolarının üzerine çıkardık. Başta büyük şehirlerimiz olmak üzere baş döndürücü sayıda konutlar inşa ettik ve etmeye de devam ediyoruz. Gökdelenler gelişmişliğimizin, kalkınmışlığımızın birer göstergeleri olarak şehirlerimizin siluetlerini süsler hal aldı. İstanbul´u, Konya´yı, Bursa´yı, Kayseri´yi New York´tan, Londra´dan, Paris´ten, Berlin´den ayırt edilemez şekilde değiştirip dönüştürdük. Binalarıyla, caddeleriyle, sokaklarıyla birer batı kentine nasıl dönüştüklerimizin havasın bastık yedi düvele. Alış-verişlerimiz, eğlencelerimiz, kafelerimiz kısaca mekânlarımız değişti tam bir batılı gibi. Sohbetlerimiz, kıyafetlerimiz, kullandığımız eşyalarımız, binitlerimiz değişti. Köylerimizi bile yok ettik batılılaşma uğruna. Ülke tarım ve hayvancılıkta bile kendi kendine yeter olmaktan çıkıp her şeyi ithal eder hale gelirken modernleşmenin keyfini sürüyor ve bunun ne kadar doğru adımlar olduğunu savunuyor olduk. Taşa toprağa gömülen paralarla göreceli büyüyen ekonominin üretmeden tüketmeyi teşvik ettiğini ve bunun geleceğimiz açısından en büyük tehdidi oluşturacağını dahi sorgulayamaz olduk. Ülkede yapılan irili-ufaklı projeler ve geleceğe dönük taahhütlerin büyük kısmı ABD doları üzerinden gerçekleşmiş bir durumda iken, kime niçin-neyin savaşını veriyoruz. İsrafın, yolsuzluğun, liyakatsizliğin, vefasızlığın, nezaketsizliğin, hadsizliğin,  hukuksuzluğun her tarafımızı kuşatıp bir ahtapot gibi sarıp sarmaladığını göremez veya görmek istemez olduk. Ülkemizin en muhafazakâr addedilen şehirlerinde dahi uyuşturucu kullanımı-satışı tahminlerin ötesinde bir noktaya ulaşmış, evlilikler azalıp, boşanmalar çoğalmış, kimsenin kimseye (evladın ebeveyne, ebeveynin evlada, kardeşin kardeşe) tahammülü kalmadığı için koca koca evleri birer ikişer kişi kullanır olunmuş ne gam. Saff suresinin ikinci ve üçüncü ayetleri beni hep korkutmuştur. İlgi duyan ve merak edenler lütfen o ayetlere defalarca baksınlar. Kısacası kimse polyanacılık oynamasın, iyi durumda değiliz ve iyiye gitmiyoruz vesselam…

 

Anahtar Kelimeler: MİLLİ, MÜCADELE, SAİKLERİ, KÖŞE, DÖNMEK
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
BA´DE HARABİ´L SURİYE (15 Eylül 2018 - Cumartesi)
Aymazlık (23 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Sayfa: