Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Mehmet BEYHAN
Mehmet BEYHAN
Soçi Zirvesi´ne karşı Varşova Konferansı
Aziz DARICI
Aziz DARICI
Düşünceye İffet ve Hayâ Gerek /1
Şakir KURTULMUŞ
Şakir KURTULMUŞ
Yeni Devir Kültür Edebiyat Sayfaları Arasında…
Necip CENGİL
Necip CENGİL
Eleştiriyi İhanet Olarak Görmek
Ramazan DEVECİ
Ramazan DEVECİ
İmam Humeyni Düşüncesinde ve İslam Devrimi´nin 40 Yıllık Sürecinde İslami Vahdet
Ramazan Keskin
Ramazan Keskin
SALÂT-NAMAZ (1-5)
Ali BULAÇ
Ali BULAÇ
Abdülkerim Süruş ve Kelam-ı Muhammed
Prof. Dr. Bilal SAMBUR
Prof. Dr. Bilal SAMBUR
İran Devrimi´nin kırkıncı yıldönümü
Turan YAMAN
Turan YAMAN
Muhammed Tayyip Okiç: Hocaların Hocası
Ömer Naci YILMAZ
Ömer Naci YILMAZ
Domates biber patlıcanla gelen kuyruk acısı
Seyit Ahmet UZUN
Seyit Ahmet UZUN
Eşekleşme ve Ailede Sorun
Ramazan KAYAN
Ramazan KAYAN
Filistin´de Kız İstemek
Abdulbaki ÇAĞATAY
Abdulbaki ÇAĞATAY
Enbiya Yurdu Kudüs, Müslümanların 3000 Yıllık Başkentidir İşte Delili!
Bülent ACUN
Bülent ACUN
Üsküdar Kitap Fuarı´ndan
Mustafa GÜL
Mustafa GÜL
Hiçbir Nebi, Bir Dakika Sonrayı Bilemez
Enes TARIM
Enes TARIM
İnsan Hakları ve Din
Bayram YILMAZ
Bayram YILMAZ
Çiçero “Bir gün bir Türk…”
Abdülhamit KAHRAMAN
Abdülhamit KAHRAMAN
Eleştiri Bir Nimettir
F. Yılmaz ALTUNÖZ
F. Yılmaz ALTUNÖZ
Önceliklerimiz
Mustafa AYGÜN
Mustafa AYGÜN
Değerler Eğitimi İle “Değerli” Nesiller Yetiştirilebilir mi?
Nejdet DEMİREL
Nejdet DEMİREL
Filipin Moro Müslümanları ve Gözden Kaçanlar
Sait ALİOĞLU
Sait ALİOĞLU
Irkçılık ve Ulusalcılık…
Yusuf YAVUZYILMAZ
Yusuf YAVUZYILMAZ
İslam´ın Sol Yorumu Olabilir mi? -Hasan Hanefi ve Nurettin Topçu Örneği-1
Nevzat KAYA
Nevzat KAYA
Furkan Cemaati Provokasyonu!
Mehmet AKTAŞ
Mehmet AKTAŞ
Ben İnsanım!..
Cüneyt TORAMAN
Cüneyt TORAMAN
17/25 Aralık Kumpası!
Nuri YILMAZ
Nuri YILMAZ
Belediye Seçimlerinden Ne Kadar Ümitli Olalım?
Hasan POSTACI
Hasan POSTACI
Bir İktidar Alanı Olarak Yerel Yönetimler
İbrahim GEZER
İbrahim GEZER
Gideceği Yeri Bilmeyen Kaptanlar Diyarı…
Selvigül ŞAHİN
Selvigül ŞAHİN
Malatya´nın Gençlerinin Yüreklerinden Akan Mektuplar
Ferhat Özbadem
Ferhat Özbadem
Beyni-Tezkiretü´ş-şu`ar
Mustafa DOĞU
Mustafa DOĞU
Şemşamer Mezhepliler!
Hasan ŞEREFOĞLU
Hasan ŞEREFOĞLU
Şiddet Sarmalında İstikamet Kaybetmek
Davut GÜLER
Davut GÜLER
Trump´ın Suriye´den Çekilme Kararı ve Muhtemel Gelişmeler
 Dr. Ali YALÇIN
Dr. Ali YALÇIN
Müslümanlar Açısından Yüzün Yeniden İnşası
Cafer AKDENİZ
Cafer AKDENİZ
Darbe ve Direniş
Ziya GÜNDÜZ
Ziya GÜNDÜZ
Büyük Yürüyüşler Okumakla Başlar!
Necla Arpa GÜLAÇAR
Necla Arpa GÜLAÇAR
İnsan ve Hürriyet
Dr. Necmettin Acar
Dr. Necmettin Acar
Suudi Rejimini Bekleyen Asıl Tehlike Taht Kavgaları
Esat HOCALAR
Esat HOCALAR
Manzarayı Umumiye
Muhammet YETİŞ
Muhammet YETİŞ
Gençliğin Gidişatı ve Furkan Doğan Örnekliği
Ümit AKTAŞ
Ümit AKTAŞ
“Diriliş Pastası”
Muhittin BAĞCI
Muhittin BAĞCI
Uyanış
Celal TAHİR
Celal TAHİR
Ehliyet, Liyakat ve Sadakat
Mustafa Sefa ÇAKIR
Mustafa Sefa ÇAKIR
Ey Aziz Öğretmen!
Yakup GÜLER
Yakup GÜLER
Darbelerle Gelişen Türkiye!
Nusret AYDEMİR
Nusret AYDEMİR
EĞİTİM SERENCAMIMIZ!
Serdar ÇALIŞ
Serdar ÇALIŞ
ZAM.....
Zeynep HAŞEMİ
Zeynep HAŞEMİ
İyilik Meşalesi
Mesut AYDIN
Mesut AYDIN
Bir Eğitim Ayı Ramazan (HUTBE)
Nezir ERGENÇ
Nezir ERGENÇ
İnsan Hayvanla mı Yoksa Tanrıyla mı Kıyaslanmalı?
Mehmet DEVECİ
Mehmet DEVECİ
Umre Ziyaretimizden Notlar/3
Nusret AYDEMİR
Nusret AYDEMİR
Yürüyüş (İstikamet)
Mehmet M. GÜLAÇAR
Mehmet M. GÜLAÇAR
BAŞIMIZDA KULAK İSTİYORUZ
Hacı TÜRKAN
Hacı TÜRKAN
Erdoğan Semboldür
Fedakar KIZMAZ
Fedakar KIZMAZ
Raşel, Sen İnsanı Dinden İmandan Edersin!..
Fehmi DEMİRBAĞ
Fehmi DEMİRBAĞ
Ayla Seni Seviyorum
Dr. Yunus ÇOLAKOĞLU
Dr. Yunus ÇOLAKOĞLU
İslam Dünyasında Şiddet ve Mikro Nüfuz Alanları
Mehmet ŞEREFOĞLU
Mehmet ŞEREFOĞLU
Bir Taşeronun Rüyası Olan Kadro
Esan GÜL
Esan GÜL
Çocuklarımız ve Adalet
Aslan DEĞİRMENCİ
Aslan DEĞİRMENCİ
Selahaddin Eyyubi´siz Ortadoğu Arayışı
Said Alioğlu
Said Alioğlu
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
İstanbul için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:34 08:20 13:17 15:37 17:55 19:29
Yaldızlı sözlerle erdem bağdaşmaz.

Konfüçyus
DOLAR
5.2964
EURO
6.0072
Kur´an Dışı Vahiy
Vahiy´le ilgili bir değerlendirme
Tarih: 15.1.2019 16:21:22
Abdulbaki ÇAĞATAY
                                       
 Kur´an kaynak, sünnet ırmak, İslam ise her ikisinin buluştuğu okyanustur. Her kaynak mutlaka bir yere akar ve toplanıp derinleşir. Hem denizden kaynağa hem de kaynaktan denize ulaşmak için mutlaka ırmağı takip etmek gerekir.
 
Kitap dışı vahiy, Kur´an dışı vahiy, vahy-i gayr-i metluv terkipleri, müteradif (eşanlamlı) ifadeler olup aynı hakikati ifade ederler. Kimilerine göre bu terkipleri kurmak, kimilerine göre ise bu terkiplerin ifade ettiği hakikati kabul etmemek dinin temeline dinamit koymak anlamına gelmektedir.
 
Bir tartışma var… Bir kavga var… Bir mücadele ve bir restleşme var… Peki ya doğrusu?…
 
Bizce doğrusu, Kur´an dışı vahyin varlığını kabul etmeyenlerin dini değerleri tehlikeye atmış olduğudur. Bunlar İslam´ın o engin ve derin medeniyetini daraltmaktadırlar. Bu düşüncemizin delillerini tek tek ortaya koymaya çalışacağız inşaallah.
 
Söze Hz.. İbrahim´den başlamak gerekirse, İbrahim´in (as) gördüğü bir rüya neticesinde oğlu İsmail´i boğazlamaya teşebbüs ettiğini görürüz. Eğer gördüğü bu rüya ilahi bir emir değilse basit ve sıradan bir rüya ise İbrahim böyle bir işe niçin teşebbüs etsin? İbrahim (as) sıradan bir insan kadar da mı akıllı değil ki gördüğü bir rüya neticesinde böyle bir eyleme kalkışıyor? Rüyalarla hareket edip öz evladını boğazlamaya çalışıyor? Neticede bu sadece bir rüya değil miydi? Eğer bu bir vahiy değilse -haşa- bu bir çılgınlık, delilik ve vahşet olmaz mı?… Denilebilir ki bu haber, bu emir, vahiy meleği veya kitap vasıtasıyla olmuş olabilir, bizim haberimiz yok. Buna kesinlikle hayır deriz. Zira Kur´an´ı Kerim´de de ifade edildiği gibi İbrahim İsmail´e bu durumu rüyada gördüğünü anlatmaktadır. Yani rüya yoluyla kendisine böyle bir emrin verildiğini ifade etmektedir. Konumuzla alakalı bu kıssanın dikkat çekici iki bölümü vardır.
 
Birincisi; İbrahim rüyada gördüklerini İsmail´e anlatınca İsmail´in hiç tereddüt etmeden “Ey babacığım (bu ilahi bir buyruktur) sana emredileni yerine getir. Beni sabredenlerden bulacaksın.”(Saffat/102) demesidir. Bu ilahi emir ne kitap ne de melek yoluyla verilmektedir. Görüldüğü gibi kitap dışı bir vahiy olan rüya yolu ile verilmektedir. İsmail o rüyanın ilahi bir vahiy olduğunu bilip teslim olmaktadır. Aynı şekilde İbrahim de… O yüzdendir ki Yüce Allah “ her ikisi de teslim olunca…” (Saffat/103) demektedir. Yani ikisi de Allah´ın emrine teslim oldular.
 
İkincisi; Hz.. İbrahim Hz.. İsmail´i alnı üzerine yatırıp bıçağı boğazına dayayınca Yüce Allah´ın kendisine “Ey İbrahim! Rüyayı tasdik ettin” (Saffat/105) buyurmasıdır. Yani rüyada sana verilen mesajı doğru anladın ve bu sınavı verdin. Hiç şüphesiz rüya gerçekleşti çünkü İbrahim (as) rüyasında İsmail´i (as) kurban edilmiş bir şekilde görmemişti. Kurban ediliyorken görmüştü. Tasdikin bir anlamı da budur.
 
Bana öyle geliyor ki bu vahiy rüya yoluyla değil de kitap yoluyla gelseydi İsmail gerçekten boğazlanacaktı. Aynı durum Hz.. Peygamberin rüyası için de geçerlidir. Sünnetin önemine binaen bu bölümü Said ibnu´l-Museyyeb´in şu çarpıcı ifadeleri ile bitirmek istiyorum:
 
Güneş doğduktan sonra namaz kılmaya kalkışan birisi Said İbnu´l-Museyyeb tarafından ikaz edilince o kişi, “Ne yani namaz kıldığım için Allah´ın beni cezalandıracağını mı söylüyorsun?” diye mantıklı bir cevap vermiştir. Bunun üzerine Said: “Allah seni namaz kıldığın için değil, sünnete uymadığın için cezalandıracaktır” diye çok muazzam ve çarpıcı bir karşılık vermiştir. Anlaşılan o ki Kur´an ahkâmda, sünnet ise uygulamada kaynaktır.
 
“Ona uyun ki doğru yolu bulasınız.” (Araf 158)
 
“Sen sırat-ı müstakime çağırıyorsun.” (Şura 52)
 
“Peygambere uyarsanız hidayeti bulursunuz.” (Nur 54)
 
Biz Peygambere hem itaat etmeye hem de ittiba etmeye mecburuz. Unutmayalım ki itaat söylediklerinde, ittiba ise yaptıklarında olur. Kur´an´ı Kerim´de bazen “Resule uyun” bazen de “Allah´ın indirdiğine uyun” ifadelerinin kullanılması Kur´an´a ve sünnete uyun anlamına gelmektedir. Başka bir deyişle kitaba ve hikmete uyun anlamı çıkmaktadır.
 
Allah´ın gönderdiği Peygamberin sünnetini terk edenleri Harun gibi bir nebi dahi dalaletten kurtaramamıştır. Bu yolun yolcuları Samirilerden kurtulamazlar. Unutulmamalıdır ki sünnetin dışında sadece bid´at vardır. Sünnetsizlerin akıbeti danaya tapmakla sonuçlanır. Yani burada iki yol vardır: Musa´nın sünneti ve Samiri´nin bid´atı…
 
Diğer bir konu ise Hz. Muhammed´in (as) rüyası ve Fetih Suresi´ndeki ayettir. Olayın özeti şöyledir: Allah Resulü (sav) rüyasında Kâbe´ye girdiğini ve Beytullah´ı tavaf ettiğini görmüş ve bunun ilahi bir emir ve talimat olduğunu bildiği için hemen Mekke´ye doğru hareket etmeye başlamıştır. Tıpkı atası İbrahim gibi… Burada bir ara bilgi vermekte yarar vardır ki oda şudur: Rüya yoluyla gelen vahyin ne zaman gerçekleşeceğinin tarihi verilmez.
 
Şayet bu ilahi bir talimat olmasaydı Hz. Peygamber (sav) böyle bir harekete asla teşebbüs etmeyecekti. Şimdi Fetih Suresi 27. Ayet-i kerimesi´nin doğru tercümesini verelim: “Andolsun ki Allah´ın Resulüne rüyada söylediği şey doğrudur…”Şimdi dikkatlerden kaçmayan ifade “sadakallahu Resulehu/Allahın Resulüne söylediği şey doğrudur/çıkacaktır ” ifadesidir. Bu ifadelerin beyinlerde net olarak yerleşmesi için, her Kur´an kıraatinin sonunda okuduğumuz “Sadakallahu´l-Azim” ifadesinin anlamını verelim. Nedir bu ifadenin anlamı? Büyük olan Allah doğru söyledi. Sadakallahu´l-Azim ifadesinin anlamı yüce olan Allah doğru söyledi ise Fetih 27.ayetteki “Sadakallahu Resulehu…” nun anlamı da “Allah kendi Resulüne rüyada doğru söyledi” şeklinde olmalıdır.
 
Burada konumuzla alakalı olarak dikkat etmemiz gereken husus Allah´ın kendi Resulüne rüyada bir şeyler söylemesidir ki; bu, Kur´an dışı vahiyden başka bir şey değildir.
 
Üçüncü olarak Hz. Yusuf´un rüyasını ele alabiliriz.
 
Hz. Yusuf´un vahiy ile tanışması birçok Peygamberde olduğu gibi sadık rüyalar ile başlamıştır. Nitekim Hz. Muhammed (sav)´ın ilk vahiy alması da sadık rüyalarla başlamıştı. Birçok nebiye kitap bile verilmemiş, ancak Allah´tan vahiy aldıkları bilinmektedir.
 
Yüce Allah Yusuf Suresi 15. Ayet-i kerimesi´nde şöyle buyurmaktadır:
 
“Onu götürüp de kuyunun dibine atmaya ittifakla karar verdikleri zaman, Biz Yusuf´a: Andolsun ki sen onların bu işlerini onlar farkına varmadan, kendilerine haber vereceksin, diye vahyettik.”
 
Bu ayetten anlaşılan o ki Hz. Yusuf kuyuya atıldığı gibi kendisine vahiy gelmiştir ve bu vahiy kitap yoluyla yapılmamıştır. Bu ayeti kerimeyle verilen bilgiler, “Yusuf´un kardeşleri gelip onun huzuruna girdiler, (Yusuf) onları tanıdı, onlar onu tanımıyorlardı.”(Yusuf:58) ve “Yusuf dedi ki: Siz, cahilliğiniz yüzünden Yusuf ve kardeşine neler yaptığınızı biliyor musunuz?” (Yusuf 89) ayetlerinde ifade edildiği gibi aynen gerçekleşmiştir. Hiç şüphesiz bu gelişmeler kuyuya atıldığı zaman kendisine gelen vahyin gerçekleşmesidir.
 
Dördüncü olarak Tahrim Suresi´ndeki şu ayet üzerinde duralım:
 
“Hani Peygamber, hanımlarından birine gizli bir şey söylemişti. Sonra, O hanımı bu sırrı bir başkasına açıklamıştı. Allah (bu sırrın ifşasını ) Peygamber´e bildirdiğinde, Peygamber de (o hanımına) bir kısmını söylemiş, bir kısmını da söylememişti. Bunun üzerine o (hanım): “Bunu sana kim bildirdi?” dedi. Peygamber de : “Bana bunu, her şeyi bilen ve her şeyden haberdar olan (Allah) bildirdi” dedi.” (Tahrim/3)
 
Burada gizli olan şeyin ne olduğunu kesin olarak kestirebilmek mümkün değildir. Bilmek bizim için çok fazla önemli de değildir. Önemli olsaydı Yüce Allah onu bize mutlaka beyan ederdi. Ancak bu olayın Kur´an´a konu olmasının birçok hikmeti olabilir ve kanaatimce hikmetlerinden bir tanesi şudur: Müslümanların hanımlarını uyarmak ve sır saklama konusunda gevşek davranmamalarını öğütlemektir. Konumuzla alakalı diğer bir hikmeti ise bütün insanlara Peygamberin sürekli vahiy ile hemhal olduğunu bildirmektir. Ayeti kerimede Kur´an dışı bir vahyin olduğu hakikati açıkça anlaşılmaktadır. Buna El-Âlim ve El-Habir üzerindeki “el” takısı, “ezherehullahu aleyh/Allah onu o olaya mazhar kıldı” ifadeleri ve dördüncü ayeti kerimedeki Allah, Cebrail ve melaike isimleri delildir. Yani “ona karşı birleşirseniz eğer bilesiniz ki onun yardımcısı Allah, Cebrail ve mü´minlerin Salihleridir. Sonra meleklerde onun yardımcılarıdır.” (Tahrim/4) Sözün özü şudur; ona her türlü haber ulaşmaktadır. Zira o meleklerle dolayısıyla da vahiy ile hemhâldır. Meleklerle yoldaş, arkadaş, sırdaş, kardeş olmuştur.
 
Şimdi Kur´an dışı vahyi kabul etmeyen fakat gerçekten samimi olan kardeşlerimin dikkatini bazı meselelere çekmek istiyorum.
 
“…Allah sana Kitap´ı ve hikmeti indirmiş ve sana bilmediğini öğretmiştir…” (Nisa/113)
 
Şu kadarını söyleyelim kitap Kuran´dır, hikmet ise kitabın tatbikatı olan Kur´an dışı vahiydir. Yani Allah hem Kitap´ı inzal etmiş, hem de hayata nasıl aktarılacağını bildirmiştir. Hem indirmiş, hem de öğretip göstermiştir. Yani inzalin de talim ve göstermenin de kaynağı Allah´tır. (Ayrıca bak: Bakara/231.AHz.ab/34.Teğabun/8.Araf/157.Maide/15,16.Hadid/25.Şura/17.)
 
Allah Teâlâ Kur´an´ı koruma görevini nasıl üstlenmiştir? Doğrudan mı yoksa dolaylı mı? Dolaylı olarak üstlenmiş ise vasıtalar nelerdir veya kimlerdir?Kur´an´ın cem edilmesi bilgisinin kaynağı sünnet değil midir?İsra 105, 106. ve Furkan 32. Ayetlerde ifade edildiği gibi Kur´an parça parça indirilmiştir. Kıyamet Suresi 17 ve 18. Ayetlerde ise bu Kur´an´ın tertip ve derlenmesinin doğrudan Allah tarafından, onun emir ve talimatlarıyla yapıldığı bildirilmiştir. Kur´an´ın tertibi ile alakalı bu emir ve talimatlar Kuranın neresinde geçmektedir? Bunu hiç ciddi olarak düşündünüz mü?Allah Haccın farz olduğunu söylemektedir. Buna göre her yıl haccetmek gerekmez mi? Çünkü yüce Allah haccın yılda bir veya ömürde bir defa farz olduğundan bahsetmemiştir. “Yol bulana güç yetirene” demiştir. Şimdi soru şudur: Siz her yıl Hacca gidiyor musunuz? Gidiyor veya gitmiyorsanız bunu neye dayandırıyorsunuz?Nisa Suresi 11. Ayeti kerimede “…(çocuklar) ikiden fazla kadın iseler, ölünün bıraktığı malın üçte ikisi onlarındır.” Fakat ayette kızların iki olması durumundan söz edilmemektedir. İki kız olmaları durumunda beyan-ı Muhammedî olmadan onlara ne hak önerirsiniz?Kur´an-ı Kerim´de geçen “kenz” kavramının sınırı, ölçüsü nedir?Zekâtı nasıl ve neye göre eda edeceksiniz?Mescidi Aksa´ya dönüp namaz kılma kimin emri ile olmuştur? Bakara 143. Ayetteki “cealna” cümlesi neyi ifade etmektedir?Hırsızlıkta bir iğne bile çalan bir insanın elini kesecek miyiz? Aynı şekilde hırsız beş altı yaşındaki bir çocuksa cezalandırılacak mıdır?İslam hukukunda söz konusu miras olunca Kur´an´a göre ninenin durumu nedir?Ahzab Suresi 37. Ayette geçmiş bir olay anlatılmaktadır. Allah tarafından Hz. Peygamber´e verildiği söylenen “Habibim! Sen Zeyd´in boşadığı karısıyla evlen” emri Kur´an´ın neresinde geçmektedir?Ezanı kaldıralım mı?Namazı ne şekilde, kaçar rekat kılalım?Bayram namazlarını kaldıralım mı?Namazlardaki rekâtlar uydurma mıdır? Kaldıralım mı?Kur´an Surelerinin isimlerini kim koymuştur? Neye göre koymuştur? Niçin böyle bir şeye ihtiyaç duymuştur? Doğru mu yapmıştır? Eğer bu ilahi bir talimatla yapılmamışsa bu tehlikeli bir durum değil midir?Balık tüketiyor musunuz? Tüketiyorsanız boğazlıyor musunuz?A´raf 157. Ayette Resulullah (sav)´a yasama yetkisi Allah tarafından verilmemiş midir?Haşr Suresi 7. Ayette Resul kavramı yerine niçin Kur´an kavramı zikredilmemiştir?Kur´an´ın görevi sadece ehli kitabın gizlediklerini açıklamak mıdır? Başka alanlara ve başka milletlere sözü yok mudur? Nahl Suresi 44.Ayette ifade edilmek istenen hakikat nedir?Haşr Suresi 5.Ayette bir izinden söz edilmektedir. Söz konusu izin Kur´an´ı Kerim´in neresinde geçmektedir?Enfal Suresi 7 ve 9. Ayetlerde ifade edildiğine göre Allah Teala vaadinden bahsetmektedir. Sözkonusu bu vaat Kur´an´ın hangi ayetinde geçmektedir?Nur Suresi 33´ü ve Nisa Suresi 3. ayeti nasıl anlayacaksınız?Kur´an´da bazı durumlarda namazların kısaltılmasından söz edilmektedir. Buna göre sabah namazının kısaltılması söz konusu olabilir mi?Zina haddinde “celd/ sopalama”dan söz edilir. Buna göre “celd” nasıl ve nereye vurulacaktır?Kur´an, Peygamber hanımlarının mü´minlerin anneleri olduklarını ifade etmektedir. Buna göre peygamberin kızları ile evlenen mü´minler kendi bacıları ile evlenmiş olmazlar mı? Hâşâ…Bakara 282. Ayetteki emir kalıbı neyi gerektirir? Tercihinizi neye göre yaparsınız?Al-i İmran Suresi 152. Ayetten ne anlıyorsunuz?Duhan 58 ve Meryem 97 gibi ayetlerin üzerinde derin olarak düşündünüz mü?Al-i İmran Suresi 164. ayette peygamber bir nimet olarak anlatılmaktadır. Buna göre bu ilahi nimetten faydalanmamak, saygısızlık etmek ve nankörlük değil midir?
 
Son olarak “Ben de Muhammed (sav) kadar Kur´an´ı anlayabilirim veya benim de O´nun kadar Kur´an´dan hüküm çıkarma gibi bir yetkim vardır” diyen zavallılara “Allah akıl-fikir versin, hidayet etsin” diyorum.
 
 
 
Anahtar Kelimeler: DIŞI, VAHİY
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa: