Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Necip CENGİL
Necip CENGİL
Siyaset Nedir
Mehmet BEYHAN
Mehmet BEYHAN
ABD neden Türkiye´yle yakınlaşma arayışında?
Ramazan DEVECİ
Ramazan DEVECİ
Peygamberimizin Örnek Kişiliği…
Ömer Naci YILMAZ
Ömer Naci YILMAZ
Bana Bak Öztürk Yılmaz!
Seyit Ahmet UZUN
Seyit Ahmet UZUN
Bencilliğin Yalnızlaştıran Zehiri
Ali BULAÇ
Ali BULAÇ
Aliya´da Din Algısı
Muhittin BAĞCI
Muhittin BAĞCI
Uyanış
Nuri YILMAZ
Nuri YILMAZ
Çözüme Gerçekten Hazır mıyız ?
Celal TAHİR
Celal TAHİR
Ehliyet, Liyakat ve Sadakat
Mustafa Sefa ÇAKIR
Mustafa Sefa ÇAKIR
Ey Aziz Öğretmen!
Cüneyt TORAMAN
Cüneyt TORAMAN
Türkiye´nin Gündemi ‘Sağanak Yağmur´ Gibi: Brunson, Af Teklifi, Kaşıkçı ve Andımız
Sait ALİOĞLU
Sait ALİOĞLU
Deizme Dair Bir Derkenar
Mustafa DOĞU
Mustafa DOĞU
Yeniden İman Etmek!
Hasan POSTACI
Hasan POSTACI
Kültürel İslam´dan İslami Varoluşçuluğa
Ümit AKTAŞ
Ümit AKTAŞ
Siyaset ve İman İlişkisi
Selvigül ŞAHİN
Selvigül ŞAHİN
Masamdaki Kitaplar
Aziz DARICI
Aziz DARICI
Müslümanların Kaderi İman ve Mücadeledir
Prof. Dr. Bilal SAMBUR
Prof. Dr. Bilal SAMBUR
Kaşıkçı Travması ve Yeni Ortadoğu Düzeni
Ramazan KAYAN
Ramazan KAYAN
Ademce Bir Duruş Sergilemek
Nejdet DEMİREL
Nejdet DEMİREL
ABD´nin Ekonomik Yaptırımlarının İran´a Yansıması
Bülent ACUN
Bülent ACUN
Taksici Gözüyle İstanbul
F. Yılmaz ALTUNÖZ
F. Yılmaz ALTUNÖZ
Sapkınlık Aracı Olarak Mal
Mehmet AKTAŞ
Mehmet AKTAŞ
Lebbeyk, Allahümme lebbeyk!..
Mustafa GÜL
Mustafa GÜL
Çağrılar Neden Karşılık Bulmaz?
Yusuf YAVUZYILMAZ
Yusuf YAVUZYILMAZ
İslamcılık Öldü Mü?
 Dr. Ali YALÇIN
Dr. Ali YALÇIN
İslami Hareketlerde "Minnet" Sorunu
Yakup GÜLER
Yakup GÜLER
Darbelerle Gelişen Türkiye!
Abdülhamit KAHRAMAN
Abdülhamit KAHRAMAN
Duaya Davet!
Nevzat KAYA
Nevzat KAYA
Kaşıkçı Olayı Suudilerin Sonu Olacak!
Cafer AKDENİZ
Cafer AKDENİZ
Savaş mı Cinayet mi?
Davut GÜLER
Davut GÜLER
Adalet, Mizan ve Kitap Dengesi
Şakir KURTULMUŞ
Şakir KURTULMUŞ
Düş ve Bayram
Ziya GÜNDÜZ
Ziya GÜNDÜZ
Dr. Ayhan Vergili: Hilmi Ziya Ülken Önemli Bir Sosyolog, Felsefeci ve Fikir Adamıdır!
Mustafa AYGÜN
Mustafa AYGÜN
Eğitimden Tasarruf olur Mu?
Nusret AYDEMİR
Nusret AYDEMİR
EĞİTİM SERENCAMIMIZ!
Serdar ÇALIŞ
Serdar ÇALIŞ
ZAM.....
Ferhat Özbadem
Ferhat Özbadem
Allah´ım Beni İmandan Kur´an´dan ve Romandan Mahrum Eyleme (2)
Zeynep HAŞEMİ
Zeynep HAŞEMİ
İyilik Meşalesi
Enes TARIM
Enes TARIM
Yezid´den Bugüne Ortodoks İslam
Mesut AYDIN
Mesut AYDIN
Bir Eğitim Ayı Ramazan (HUTBE)
Necla Arpa GÜLAÇAR
Necla Arpa GÜLAÇAR
Yola Çıkan Gençlere Yol Verin (Bir gencin hikayesi)
Nezir ERGENÇ
Nezir ERGENÇ
İnsan Hayvanla mı Yoksa Tanrıyla mı Kıyaslanmalı?
Abdulbaki ÇAĞATAY
Abdulbaki ÇAĞATAY
Son Zamanlarda İslami Camialara Yapılan Saldırıların Arka Planı
Mehmet DEVECİ
Mehmet DEVECİ
Umre Ziyaretimizden Notlar/3
Mehmet M. GÜLAÇAR
Mehmet M. GÜLAÇAR
BAŞIMIZDA KULAK İSTİYORUZ
Hacı TÜRKAN
Hacı TÜRKAN
Erdoğan Semboldür
Fedakar KIZMAZ
Fedakar KIZMAZ
Raşel, Sen İnsanı Dinden İmandan Edersin!..
Fehmi DEMİRBAĞ
Fehmi DEMİRBAĞ
Ayla Seni Seviyorum
Dr. Yunus ÇOLAKOĞLU
Dr. Yunus ÇOLAKOĞLU
İslam Dünyasında Şiddet ve Mikro Nüfuz Alanları
Mehmet ŞEREFOĞLU
Mehmet ŞEREFOĞLU
Bir Taşeronun Rüyası Olan Kadro
Esan GÜL
Esan GÜL
Çocuklarımız ve Adalet
İbrahim GEZER
İbrahim GEZER
Vicdanımız Kanıyor!
Aslan DEĞİRMENCİ
Aslan DEĞİRMENCİ
Selahaddin Eyyubi´siz Ortadoğu Arayışı
İstanbul Hava Durumu
Bugün
Sağanak
14°
11°
Perşembe
Bulutlu
11°
Cuma
Bulutlu
12°
Cumartesi
Parçalı bulutlu
13°
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
İstanbul için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:34 08:20 13:17 15:37 17:55 19:29
İmanın efdali: nerede olursan ol, Allah’ın (CC) seninle olduğunu bilmendir.

Hz. Muhammed
DOLAR
5.3497
EURO
6.0935
Kudüs Turu; Üç Gece Dört Gün´ün Hikayesi (4)
Zeytin Dağı´ndan Kudüs´ü izlerken Rabbim diyorum özgür Kudüs´ü görmeyi bize yine nasip eyle...
Tarih: 22.1.2018 08:25:04
Davut GÜLER

Dördüncü Gün; Kudüs-Tel Aviv-İstanbul

Son günümüzün yani dördüncü günümüzün bir özetini verecek olursak; sabah namazı için Mescid-i Aksa´ya gidiş ve dönüş. Otelde alınan kahvaltı sonrası Sion Dağı´na hareket ederek sinagog içerisindeki Hz. Davud´un (as.) kabrini ve Hz. İsa (as.) ve 12 Havarisinin son akşam yemeğini yediği odayı görmek. Ardından Zeytin Dağı´na hareket ederek Selman-ı Farisi ve Rabia´tül Adeviye Hz.´nin kabirlerini ziyaret ederek Zeytin Dağı´ndan Kudüs´ün panoramik görünümünü fotoğraflamak. Turumuzun sonunda Tel Aviv Havalimanı´na hareket etmek. Bagaj, bilet ve pasaport işlemlerinin ardından Pegasus Havayolları tarifeli uçağı ile yerel saatle 16.30´de uçuş ve 19.30´da İstanbul´a varış.

Dördüncü günün sabahı saat 04.45´de gurup olarak rehberimizle buluşuyoruz ve aynı güzergahları takip ederek sabah namazı için Mescid-i Aksa´ya gidiyoruz. Mescid-i Aksa´da ezanlar ve kılınan namazlardan ve özellikle açıktan okunan sesli Kur´an´lar bir başka maneviyat yüklü, biz o psikolojide olduğumuz için mi bize öyle geliyor, bizi hüzün iklimine ve atmosferine götürüyor. Mescitte namazımızı eda ediyor, en içten duygularla gerek kendimiz ve gerekse bizden dua bekleyenler için elimizi semaya kaldırarak dualarımızın kabulü ve Rabbimizin yardımını diliyoruz.  Namaz sonrası dışarıda meydanda toplanıyoruz. Son olarak toplu bir resim çektiriyor ve Mescid-i Aksa´ya veda ediyor, hotele gitmek için yola koyuluyoruz.

Kahvaltı yaptıktan ve eşyalarımız topladıktan sonra hotelle ilişkimizi kesiyoruz, bavul ve eşyalarımızı otobüse yerleştiriyor, Sion Dağı´na hareket ediyoruz.

Sinagog içerisindeki Hz. Davud´un (as.) kabrini ve Hz. İsa (as.) ve 12 Havarisinin son akşam yemeğini yediği odayı görüyoruz. Hz. Davut (as.) kabrinin olduğu bölgeye girmek için kadın olsun erkek olsun başları örtülü olması lazım, budan dolayı Yahudiler bizim takkelerden biraz daha küçük kippa dedikleri takkeler var, onlardan takmamızı önerdiler, biz de takmadık içeri gidip gelenlerden birinin takkesini takarak Davut (as.)´ın kabrini ziyaret ettik. O bölgede dikkatimizi çeken Yahudi din adamlarının Tevrat´tan mı Zebur´dan mı yüksek sesle metinler okuyorlar.

Bu sinagog içinde ziyaret edilecek diğer noktaları da ziyaret ederek sinagogun meydanına çıktık. Hz. Davut´un heykelinin yanında toplandık, dikkatimizi çeken Davut (as.)´ın elinde yanılmıyorsan lir adında bir çalgı aleti vardı. Burada da toplu resim çektirdik ve gurup olarak otobüsümüze binerek Kudüs´ün ara sokaklarından geçerek Zeytin Dağı´na gitmek üzere yola çıktık.

Zeytin Dağı eski Kudüs şehrinin doğusunda bulunuyor. Rivayete göre; “Tufan´dan sonra Nuh Peygamber´in güvercini bu tepeden zeytin dalı koparıp getirmiş. Hristiyanlar için, Hz. İsa´nın son yemeğini yediği yer bu dağın eteklerinde. Yine Hz. İsa´nın bu dağdan göğe yükseldiğine inanılıyor. Tepede 2-3 bin yıllık zeytin ağaçları olduğu, Hz. İsa´nın zaman zaman burada dinlendiği söyleniyor.

Yahudi Mezarlığı da burada Zeytin Dağı´nın eteklerinde. Altın kapının tam karşısına düşen bu mezarlıkta yatanların, kıyamet koptuğunda, “ilk canlanacak kişiler” olacağına inanıyor Yahudiler. Yahudiler kendi bekledikleri Mesih´in de bu dağdan Kudüs´e geleceğine inanıyorlar. Bu nedenle dünyanın en pahalı mezarlığı burada 600 bin dolar ile 2 milyon dolar arsında satılan mezar yerleri var.

Yine Zeytin Dağı´nda Panoramik Kudüs ve Mescid-i Aksa manzarası gezilmesi ve görülmesi gereken yerler. Altın Kapı, Zeytin Dağı´na bakıyor ve Yahudilere göre burası Mesih´in Kudüs´e gireceği kapı, ama kapalı, Kanuni Sultan Süleyman´ın emriyle örülmüş.

Zeytin Dağı´nın hemen yamacında da altın kaplama kubbeleri ile dikkat çeken Rus Kilisesi Maria Magdalena diğer adı ile Mecdelli Meryem Kilisesi var. “Mecdelli Meryem Hz. İsa´ya zina ettiği suçlaması ile getirilen ve recm cezasının uygulanması istenilen kadın. Hz. İsa kadının recm edilmesini isteyenlere; “Tamam öyle ise içinizde kim bu günahı hiç işlememişse ilk taşı o atsın” demişti. Mecdelli Meryem´i zina ile suçlayıp recm isteyenlerin hepsi geri dönüp gitmişti. İşte Mecdelli Meryem o günden sonra saliha bir kadın oldu ve Hıristiyanlar için bir azize kabul edildi.”

Zeytin Dağı eteklerindeki bu kiliseler şu isimlerle anılıyorlar; Gözyaşı Kilisesi, Rus İyisiz Mecdelli Meryem Kilisesi, Tüm Milletler Kilisesi, Rus Ortodoks Mecdelli Meryem Kilisesi…

Zeytin Dağı´ndan Kudüs´ü izlerken hüzünlenmemek elde değil. Her yerinde bir başka peygamberin izi bulunan bu kutsal topraklar bugün Siyonist zalimlerin zulmü altında inliyor.

Zeytin Dağı, Mescidi Aksa´yı görebildiğimiz Kudüs´e hâkim yüksekçe bir tepeydi.

Gurubumuz Salmanı Farisi´nin ve Rabia´tül Adviye´nin de makamlarının bulunduğu yerleri ziyaret için yürüyerek hareket ediyor. Bu iki şahsiyet İslam tarihinde önemli mevkie sahipler. Önce Rabia´tül Adviye´yi ziyaret ediyoruz. Rehberimiz bu hanım şahsiyetle ilgili bilgiler veriyor. Oradan Selman-i Farisi´nin bulunduğu mekâna gidiyoruz orada bir mescit yapılmış abdestlerimizi yeniliyoruz kabri ziyaretten sonra mescitten tahiyetü´l mescit namazı kılıyoruz. Mescide hizmet eden adam bize meyve suyu ve kahve ikram ediyor. Bizde yardım kutusu var o kutuya biraz yardımda bulunuyor ve vedalaşarak otobüsümüze doğru hareket ediyoruz. Otobüse binerken;

“Rabbim güç şartlarda ekonomik zorluklar içerisinde yaşayan ve çok rakamlar teklif edilmesine rağmen, evlerini satmayan Kudüs´e sahip çıkmaya çalışan, direniş ruhunu canlı tutan, Filistinli kardeşlerimize yardım etsin. Onlara direnme gücü versin ve onları muzaffer kılsın inşallah. /resimler/2018-1/22/0828201596179.jpg

Kudüs peygamberler diyarı. Kudüs, İslam dünyasının esaretinin, dağılmış lığın canlı şahidi. Bir kez daha anladım ki Kudüs özgür olmadan ümmet özgür olmayacak.  Kudüs´ü görmek buruk bir sevinç. Kudüs´ten ayrılmak ayrı bir hüzün. Kudüs´e gidip de sevinçle dönmek mümkün değil. Kudüs yürek acısı.” Diyen kardeşimizin duasına yürekten katılıyor ve yine şu temenniyi paylaşıyoruz;

“Her şeye rağmen Kudüs´te olmak, Kudüs´ü görmek güzeldi. Yüreğinde Kudüs sevdası taşıyanlara, özgür Kudüs hayali kuranlara, Özgür Mescidi Aksa´da namaz kılmayı duasına katanlara selam olsun…

Özgür Kudüs şafağında buluşmak için, nehirden denize tüm Filistin´in kurtuluşu için direnenlere selam olsun, Filistin´in kadın erkek tüm direniş erlerine selam olsun”

Kudüs´ten Tel Aviv Havalimanı´na hareket ediyoruz. Otobüste rehberimiz 4 günlük ziyaretimizle ilgili söz almak isteyen arkadaşları mikrofona çağırıyor, gelen arkadaşlarımız Kudüs ile ilgili düşüncelerini ifade ediyorlar. Mikrofona çıkan her bir arkadaşımız bu seyahate katılmanın mutluluğunu ifade ediyorlar. Gurubumuz çok uyumlu bir kafileydi, sonradan öğrendim doktor olduğunu Zeynep Hanım yiyecek ikramlarıyla zihnimizde unutulmayacak bir iz bıraktı, tabii ki her bir arkadaşımız birbirinden kıymetli ve hep hayırla hatırlayacağız, gurup arkadaşlarımızı, bir şeyi daha anmam lazım; kızım gibi sevdiğim Hatice Aksoy´u da ismini anmasam haksızlık etmiş olurum, beni bir pervane gibi takip etti ayrıca teşekkür ediyorum. Gurup arkadaşlarımın her biri birbirinde kıymetli, onları en kalbi duygularımla selamlıyor muhabbetlerimi iletiyorum.

Şu temenniyle bitiriyorum; “Özgür Kudüs şafağında buluşmak için, nehirden denize tüm Filistin´in kurtuluşu için direnenlere selam olsun, Filistin´in kadın erkek tüm direniş erlerine selam olsun”

Tel Aviv Havalimanı´na hareket saatimizden üç buçuk saat önceden geldik, rehberimiz bu durumları bildiği için erkenden gelmemiz üzerinden titizlikle durdu, bütün işlemlerimizi tamamladık uçağa binmek için son noktaya geldik ki, iki arkadaşımıza zorluk çıkardılar. Bingöllü Onur kardeşimiz hareket saatimize yarım saat kalmıştı ki gelebildi, rehberimiz onu hiç yalnız bırakmadı, bu duygularla uçağa bindik ve iki saat sonra Sabiha Gökçen Hava Limanına indik, bir yolculuğun sonuna gelmiştik ve arkadaşlarımızla vedalaşarak evlerimizin yolunu tuttuk...

 

1-  ”1492´de İspanya Yahudileri bu ülkeyi terk etmeye zorlandıklarında Kudüs´te sadece birkaç yüz Yahudi yaşıyordu. İspanya´dan sürüldükten sonra hiçbir Avrupa ülkesinin kabul etmemesi dolayısıyla Osmanlı devletine sığınan Yahudilerin geneli İstanbul, İzmir ve Selanik´e yerleşmişlerdi. Ancak bunlardan bazıları daha sonra Doğu Arap beldelerine yerleştiler. Onlardan da 130 aile Kudüs´teki Yahudilere katıldı. Bu 130 ailenin yerleşmesinden sonra bu şehirdeki toplam Yahudi sayısı 1500´e çıktı. Sonra Osmanlı devletinin müsamahasından yararlanan bazı Yahudiler Kudüs´e göç etmeye devam ettiler. Londra´da 1904´te yayınlanan Yahudi Ansiklopedisi´nin verdiği bilgilere göre 1522´ye gelindiğinde Kudüs´teki Yahudi aile sayısı 1300´e çıktı. Yahudiler bu topraklara yerleşmede Osmanlı devletinin kendilerine sağladığı ibadet hürriyetinden yararlanıyorlardı. Oralardaki kutsal mekanları ziyaret etmek için gelen bazı Yahudiler daha sonra buraları terk etmiyorlardı. Ancak 1897 Basel kongresinden sonra Siyonizm´in bir ideoloji haline getirilmesi ve dünyanın değişik topraklarına yayılmış durumdaki Yahudilerin Filistin topraklarına toplanmaları için çalışılması kararı alınınca o zamanki Osmanlı padişahı Sultan II. Abdülhamid Yahudilerin Filistin topraklarına yerleşmelerini engellemek amacıyla çeşitli tedbirler aldı. II. Abdülhamid 1900 yılında bir bildiri yayınlayarak bütün yabancı devletlerin temsilcilerine şöyle bir tebliğde bulundu:

"Yahudi hacılarının Filistin´de üç aydan fazla kalmalarına müsaade edilmeyecektir. Bunlar Filistin topraklarına girerken pasaportlarını girdikleri liman kapısında bulunan Babıali görevlilerine teslim edecekler ve bu görevlilerden oturma izni alacaklardır. Bu üç aylık zaman içinde memleketi terk etmeyenler zorla sınır dışı edileceklerdir." II. Abdülhamid, 1901 yılında da Yahudilerin Filistin´de herhangi bir yer satın almalarını yasaklayan bir emirname yayınladı.

II. Abdülhamid´in 1908´de tahttan indirilmesinden sonra Yahudi göçü nispeten kolaylaştı. 1918´de İngilizlerin buraları işgal etmesinden sonra ise onlara bütün kapılar açıldı. İngilizler Kudüs´ü işgal ettiklerinde şehrin nüfusu 43 bin kadardı. Bunların 10 bin kadarı Yahudi´ydi ve bu sayıyla şehir nüfusunun %23´ünü oluşturuyorlardı. Aynı tarihte tüm Filistin´de ise 56 bin Yahudi yaşıyordu ki, bu sayıyla o zaman 664 bin nüfusa sahip olan Filistin´deki oranları %8,4´ü buluyordu.

İngiliz işgalinden sonra Yahudilere kapıların açılması dolayısıyla genelde bütün Filistin´de özelde kutsal Kudüs şehrinde Yahudi nüfus artmaya başladı. 1922´ye gelindiğinde Kudüs´ün nüfusu 62 bin 578´i bulmuştu ve bunların 33 bin 971´i Yahudi´ydi. 1945´te şehrin nüfusu 157 bine çıktı ve bunun 97 bini Yahudi´ydi. Yahudiler daha çok şehrin Batı kesiminde yoğunlaşmışlardı. 1948´de İsrail´in kurulması ve Batı Kudüs´ü işgal etmesiyle birlikte bu kesimde yaşayan Arap asıllılar göçe zorlandı. Dolayısıyla bu kesimdeki Yahudi nüfus oranı kısa sürede %80´e çıktı. 1967´de Doğu Kudüs´ün de işgal edilmesi üzerine göçe zorlama uygulamaları bu kesimde de başladı. Bundan dolayı Doğu Kudüs´te hızlı bir nüfus düşüşü yaşandı ve işgalin ardından bu kesimdeki nüfus 65 bin 900´e düştü. Bu tarihte tüm Kudüs´te yaşayan Yahudi sayısı ise 190 bin civarındaydı. Aynı tarihte Doğu Kudüs´ten zorla çıkarılan Arap asıllıların sayısı ise toplam olarak 75 bini bulmuştu.

Resmi rakamlara göre 1992´de Kudüs´ün nüfusu 544 bin 200´ü bulmuştu. Bu nüfusun %28´ini Arap asıllılar, %72´sini Yahudiler oluşturuyordu. Arap asıllı nüfusa Hristiyanlar da dahildi. Yani izlenen "Yahudileştirme" politikasıyla Yahudilerin oranı tüm Kudüs´te %72´ye çıkarılmıştı. Sadece Doğu Kudüs´te ise Arap asıllıların oranı yaklaşık %45-50 kadardı.”

2-  “Kudüs şehri Filistin´in orta bölgesinde bulunmaktadır. Şehir Doğu ve Batı olarak iki kısımdan oluşur. Şehrin asıl kısmı Doğu Kudüs (eski Kudüs) tür. Eski Kudüs şehrinin kurulduğu yer dağlık bir bölgeden oluşuyordu. Mescidi Aksa ve Kubbe tüs Sahra Moriya Dağında (seçilmiş dağ) kurulmuştur. Dağın yüksekliği 770 metredir. Bölgede Akar Dağı ve Kıyamet Kilisesi bulunmaktadır. Bölgedeki Nabarita Dağı, Sahira Kapısı´na yakın bir bölgededir. Güney ise batıda Sihyon Dağı (Hz. Davud Dağı) vardır. Kudüs şehrinin konumu Akdeniz´in doğusunda sıralı dağları takip ederek hafif batı yönüne meyillidir. Akdeniz´den yüksekliği 750, Ölüdeniz den ise 1150 metredir.

/resimler/2018-1/22/0828463627831.jpg

Coğrafi olarak Kudüs şehri stratejik bir konuma sahiptir ve önemi büyüktür. Bunun nedeni Kudüs şehrinin bölgeden yüksek olan bir tümseğin üzerinde bulunması ve dağların tepesinde kurulmasındandır. Eski zamanlarda Kudüs şehri çöldü. Şehir doğu, batı ve güneyden vadilerle çevrili idi. Bölge kuzey ve kuzey batı tarafından açıktı. Kudüs şehri Doğudaki Ürdün Vadisinden başlayan batıdaki Akdeniz´e dökülen akarsuların bol olduğu bir bölgededir. Kudüs merkezi konumundan dolayı pek çok bölgeye ulaşım olarak ve ticari olarak aracı olmaktadır.

35. meridyenin ve 13. paralelin doğusunda, 31. meridyen ve 52. meridyenin kuzeyindedir. Akdeniz´e 52 km, Ölü Deniz´e 22km ve Kızıl Deniz´e 250 km uzaklıktadır. Ürdün´ün başkenti Amman´a 88 km, Lübnan´ın başkenti Beyrut´a 388km, Suriye´nin başkenti Şam´a ise 290 km uzaklıktadır.

Şehrin yüzölçümü ise 19331 km²dir. Surlarla çevrili kare biçimindedir, SURLAR 40 adım yüksekliktedir, surların üstünde 34 adet gözetleme kulesi mevcuttur. Bu surun 7 tane giriş kapısı bulunmaktadır

1- Halil Kapısı, 2- Cedid Kapısı, 3- Amud Kapısı, 4- Sahire Kapısı, 5- Mağribe Kapısı, 6- Esbat Kapısı, 7- Hz. Davud Kapısı

Osmanlı Sultanı Kanuni Sultan Süleyman surları 1542 yılında inşa ettirdi ve bu tarihten günümüze kadar surlar sağlam bir şekilde yapısını korumuştur. 19. asrın sonrasından 20. asrın başlarına kadar nüfus çoğalmasından dolayı eski Kudüs bölgesinde yer kalmadı ve halk surların dışına çıkarak yeni semtler inşa etmeye başladı bu bölgelere yeni Kudüs denmeye başlandı, yerleşimler kuzey batı ve güneye doğru yayılmıştır. Arap Müslümanların yaşadığı bölgelerde Yahudi yerleşim birimleri oluşturulmasından dolayı belediyenin yaptığı işler orada yaşayan Yahudilerin menfaatineydi, batı bölgesinde sınırların uzaması kilometrelerce oldu. Güneyde ise birkaç 100 metre oldu.

Kudüs ve diğer Arap ve Müslüman köylerinin birleşmesi engellendi ve aralarına sınır konuldu. Örneğin: Attur, Şâfat, Der Yesin, Lefte, Silvan, El Aysuviye, Ayn Karim, El Malihe, Beyt Safafa... Bu köyler Kudüs´ün bir mahallesi derecesinde yakın olmasına rağmen 1921´e kadar Kudüs´ün sınırları dışında kalmıştır.

1921 yılında belediye tarafından Kudüs şehrinin sınırlarını yeniden çizildi. Bu yeni sınırlara da Kudüs´e doğu kısmından 400 metre kadar ilave edildi. Şehrin Kuzey kısmından ise Sahira Kapısı, Ceviz ve Şeyh Cerrah Mahalleleri Kudüs´e ilave edildi. Fakat Kudüs´ün güney kısmında değişiklik yapılmadı ve şehrin sınırı surlara kadar sabit kaldı. Şehrin Batı kısmı Doğu kısmından birkaç kat büyük olmasına rağmen batı kısmında daha çok ilave oldu. Nedeni ise Yahudilerin çoğunlukla Kudüs´ün batı kısmanda yaşamasıydı. Şehrin Batı kısmında bazı Arap Müslüman toplulukları yaşıyordu bunlar Katamun, Buka, Faka, Tahta, Talibiyye, Variyye, Şeyh Bedir ve Memenullah topluluklarıydı.

Belediyenin 2. büyük sınır çizimi ise 1946 -1948 yılları arasında oldu. 1946 yılında başlandı. 1921 batı kısmında yapılan ilavenin daha büyüğü gerçekleşti, büyütmek adına doğu taraftan Silvan köyü ve güney taraftan Ceviz Vadisi Kudüs´e ilave edildi. Yüz ölçümü bu yıllar arasında 20199 dönüme ulaştı, inşa edilen alan 1918 de 4130 dönümden 1948 de 7230 dönüme çıkarıldı.

1947 ve 1949 yılları arasında uluslararası bölünme fikri ortaya çıktı. Bu bölme fikri yeni değildi daha önceden vardı. Bil heyetin bir öneri sundu ve bu öneride Kudüs, Beyt lehem, el Düd, Ramle, Yafa şehirlerinin Arap ve Yahudi devletlerinin dışında kalmasını, bu iki ülkenin aralarında serbest ve güvenli bir bölge olmasını önermekteydi. Bu öneride geçen maddeler şunlardır;
1. Kudüs şehri bağımsız olacak
2. Arap ve Yahudi şehirleri arasında olacak
3. Uluslararası sisteme bağlı kalacak
4. Birleşik Milletler tarafından yönetimi yapılacak
5. Birleşik devletler tarafından bir meclis kurulup, bu bölgenin yönetimi sağlanacaktı.

Bu kararlar Kudüs´ün sınırlarını çizdi ve batıda Ayn Karim ve Mota; kuzeyde Safat, doğuda: Ebu-Diş; güneyde Beytullahim iki ülkenin sınırlarının dışında kalacaktı.

1948 yılında çıkan savaşlar Kudüs´ün bölünmesini hızlandırdı. 13.07.1951 Arap Kudüs Belediyesinin ilk defa seçimleri yapıldı ve Kudüs şehrini genişletmek için büyük çaba sarf edildi, Kudüs´te halkın çoğaltılması için buna ihtiyaç duyuldu.

01.04.1952 de Arap Kudüs Belediyesinin Kudüs´ü genişletmek adına sunduğu öneri ilk defa onaylandı. Bu öneride şu mıntıkalar Kudüs şehrine ilave edildi: Silvan Köyü, Raasul Amud, El-Savvane, Ardul Semmar ve Şahvat Köyünün güney kısmı, böylelikle bu ilave edilen kısım 4,5 km oldu.

Bu alanın 3 kilometresine anca bina inşa edildi Zeytin Dağının tepesinde, Meşarif Dağının batısında ve güneyinde ev inşa etme yasağı kanunu kendil tarafından çıkartıldı. Bu yasaktan dolayı 12.02.1957 tarihinde belediye meclisi sınırları genişletmek için proje hazırladı. Bu yasaktan dolayı Kudüs belediye meclisi 22.06.1958 tarihinde belediye sınırının Kalendiya Havaalanına kadar (500 mt) uzatmak için bu projeyi sundu ve bu karar 1959‘a kadar neticeye varamadı. 1963 seçimlerinden sonra 1964 yılında 75 km´lik bir genişletme projesi önerildi. 1967 de savaştan dolayı proje durduruldu ve başarısız oldu.

Fakat batı Kudüs´ün genişletilme projesine devam edildi, batı kısmı ve güney batısı genişletildi ve yeni Yahudi yerleşim birimleri oluşturuldu bunlar: Kriatoyofi, Kriyatnahiym, İyr Nahanim, Ayn Karim Köyleri Beyt Safafa Yasin, Lefta ve El Maliha. Batı Kudüs´ün yüzölçümü 38 km² ulaşmıştır.

İsrail Doğu Kudüs´ü 1967 yılında savaşın çıkmasından sonra işgal etti. 28.06.1967 tarihinde Siyonistlerin hedefleri büyük bir alanı kapsamak ve Arap Müslümanları azınlık durumuna düşürmekti. Belediye sınırları genişlettiler, toplam 28 köy ve şehir İsrail Kudüs belediyesine bağlandı. Arap Müslümanlar, İsrail tarafından o bölgelerden çıkartıldı. Bunu sonucunda İsrail Kudüs belediyesinin sınırları 6,5 km²´den 70,5km²´ye ulaştı. Batı ve Doğu Kudüs´ün yüz ölçümü toplam 48,5 km² oldu.
1995 yılında Kudüs´ün yüzölçümü tekrar batı yönüne genişletildi, Günümüzde Kudüs´ün yüz ölçümü toplam 123 km² ´dir.” (Kaynak; Mirasımız Derneği), (Not: Ramazan Deveci´nin KUDÜS kitabını tavsiye ederim)

3- “El HalilCamii 1967 yılındaki işgalden sonra Yahudiler önce caminin dışında ibadet etmeye başladılar daha sonra 1972 yılında cami içinde ibadet etmeleri için Yahudilere izin verildi. Caminin küçük bir bölümü sinagoga dönüştürüldü.

25 Şubat 1994 Cuma günü El Halil Camisinde Müslümanlar sabah namazını kılarken, Kach adlı Yahudi terör örgütüne mensup Barush Goldstein adlı teröristin liderliğindeki bir grup camiye gizlice girerek namaz kılanların üzerine otomatik silahlarla ateş etmeye başladı. Bu saldırıda 67 Müslüman şehit edildi, 300´e yakın Müslüman da yaralandı. Bu katliamı işgalci İsrail, aklı dengesi bozuk bir Yahudi´nin gerçekleştirdiği olay olarak dünyaya duyurdu. Ama bu katliam incelendiğinde, işgalci İsrail´in devlet terörü olduğu görülecektir.

El Halil Cami´nin çevresinde çok miktarda işgalci askerini sürekli bulunduran İsrail katliam günü askerleri anormal bir şekilde azaltmış, var olan askerler de katilleri koruma görevi yapmışlar.

1994 yılında gerçekleşen katliamdan sonra işgalci İsrail el Halil Camii´ni 8 ay ibadete kapattı. Açtığında ise caminin üçte ikisinin sinagoga dönüştürüldüğü görüldü. Katliamı Yahudiler yapmış ama Müslümanlar cezalandırılmıştı.

El Halil Camii´ne işgalci askerlerin gölgesinde girmek kadar acı olan El Halil Camii görevlilerinin öğle ezanını okumak için Siyonist işgalcilerden izin almak zorunda olduklarına şahit olmaktı. Zira ezan okuma mahalli sinagog tarafında idi. Ve işgalciler canları istemediği zaman ezan okunmasına izin vermiyorlar, bu izin ihlali her yıl defalarca olduğudur.”

 

Bu seyahate vesile olan Çıra Tur ve ekibine teşekkürü borç bilirim.

 

Anahtar Kelimeler: Kudüs, Turu, Gece, Dört, Hikayesi
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa: