Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Bülent ACUN
Bülent ACUN
Sıra sözde
Mehmet BEYHAN
Mehmet BEYHAN
Soçi Zirvesi´ne karşı Varşova Konferansı
Aziz DARICI
Aziz DARICI
Düşünceye İffet ve Hayâ Gerek /1
Şakir KURTULMUŞ
Şakir KURTULMUŞ
Yeni Devir Kültür Edebiyat Sayfaları Arasında…
Necip CENGİL
Necip CENGİL
Eleştiriyi İhanet Olarak Görmek
Ramazan DEVECİ
Ramazan DEVECİ
İmam Humeyni Düşüncesinde ve İslam Devrimi´nin 40 Yıllık Sürecinde İslami Vahdet
Ramazan Keskin
Ramazan Keskin
SALÂT-NAMAZ (1-5)
Ali BULAÇ
Ali BULAÇ
Abdülkerim Süruş ve Kelam-ı Muhammed
Prof. Dr. Bilal SAMBUR
Prof. Dr. Bilal SAMBUR
İran Devrimi´nin kırkıncı yıldönümü
Turan YAMAN
Turan YAMAN
Muhammed Tayyip Okiç: Hocaların Hocası
Ömer Naci YILMAZ
Ömer Naci YILMAZ
Domates biber patlıcanla gelen kuyruk acısı
Seyit Ahmet UZUN
Seyit Ahmet UZUN
Eşekleşme ve Ailede Sorun
Ramazan KAYAN
Ramazan KAYAN
Filistin´de Kız İstemek
Abdulbaki ÇAĞATAY
Abdulbaki ÇAĞATAY
Enbiya Yurdu Kudüs, Müslümanların 3000 Yıllık Başkentidir İşte Delili!
Mustafa GÜL
Mustafa GÜL
Hiçbir Nebi, Bir Dakika Sonrayı Bilemez
Enes TARIM
Enes TARIM
İnsan Hakları ve Din
Bayram YILMAZ
Bayram YILMAZ
Çiçero “Bir gün bir Türk…”
Abdülhamit KAHRAMAN
Abdülhamit KAHRAMAN
Eleştiri Bir Nimettir
F. Yılmaz ALTUNÖZ
F. Yılmaz ALTUNÖZ
Önceliklerimiz
Mustafa AYGÜN
Mustafa AYGÜN
Değerler Eğitimi İle “Değerli” Nesiller Yetiştirilebilir mi?
Nejdet DEMİREL
Nejdet DEMİREL
Filipin Moro Müslümanları ve Gözden Kaçanlar
Sait ALİOĞLU
Sait ALİOĞLU
Irkçılık ve Ulusalcılık…
Yusuf YAVUZYILMAZ
Yusuf YAVUZYILMAZ
İslam´ın Sol Yorumu Olabilir mi? -Hasan Hanefi ve Nurettin Topçu Örneği-1
Nevzat KAYA
Nevzat KAYA
Furkan Cemaati Provokasyonu!
Mehmet AKTAŞ
Mehmet AKTAŞ
Ben İnsanım!..
Cüneyt TORAMAN
Cüneyt TORAMAN
17/25 Aralık Kumpası!
Nuri YILMAZ
Nuri YILMAZ
Belediye Seçimlerinden Ne Kadar Ümitli Olalım?
Hasan POSTACI
Hasan POSTACI
Bir İktidar Alanı Olarak Yerel Yönetimler
İbrahim GEZER
İbrahim GEZER
Gideceği Yeri Bilmeyen Kaptanlar Diyarı…
Selvigül ŞAHİN
Selvigül ŞAHİN
Malatya´nın Gençlerinin Yüreklerinden Akan Mektuplar
Ferhat Özbadem
Ferhat Özbadem
Beyni-Tezkiretü´ş-şu`ar
Mustafa DOĞU
Mustafa DOĞU
Şemşamer Mezhepliler!
Hasan ŞEREFOĞLU
Hasan ŞEREFOĞLU
Şiddet Sarmalında İstikamet Kaybetmek
Davut GÜLER
Davut GÜLER
Trump´ın Suriye´den Çekilme Kararı ve Muhtemel Gelişmeler
 Dr. Ali YALÇIN
Dr. Ali YALÇIN
Müslümanlar Açısından Yüzün Yeniden İnşası
Cafer AKDENİZ
Cafer AKDENİZ
Darbe ve Direniş
Ziya GÜNDÜZ
Ziya GÜNDÜZ
Büyük Yürüyüşler Okumakla Başlar!
Necla Arpa GÜLAÇAR
Necla Arpa GÜLAÇAR
İnsan ve Hürriyet
Dr. Necmettin Acar
Dr. Necmettin Acar
Suudi Rejimini Bekleyen Asıl Tehlike Taht Kavgaları
Esat HOCALAR
Esat HOCALAR
Manzarayı Umumiye
Muhammet YETİŞ
Muhammet YETİŞ
Gençliğin Gidişatı ve Furkan Doğan Örnekliği
Ümit AKTAŞ
Ümit AKTAŞ
“Diriliş Pastası”
Muhittin BAĞCI
Muhittin BAĞCI
Uyanış
Celal TAHİR
Celal TAHİR
Ehliyet, Liyakat ve Sadakat
Mustafa Sefa ÇAKIR
Mustafa Sefa ÇAKIR
Ey Aziz Öğretmen!
Yakup GÜLER
Yakup GÜLER
Darbelerle Gelişen Türkiye!
Nusret AYDEMİR
Nusret AYDEMİR
EĞİTİM SERENCAMIMIZ!
Serdar ÇALIŞ
Serdar ÇALIŞ
ZAM.....
Zeynep HAŞEMİ
Zeynep HAŞEMİ
İyilik Meşalesi
Mesut AYDIN
Mesut AYDIN
Bir Eğitim Ayı Ramazan (HUTBE)
Nezir ERGENÇ
Nezir ERGENÇ
İnsan Hayvanla mı Yoksa Tanrıyla mı Kıyaslanmalı?
Mehmet DEVECİ
Mehmet DEVECİ
Umre Ziyaretimizden Notlar/3
Nusret AYDEMİR
Nusret AYDEMİR
Yürüyüş (İstikamet)
Mehmet M. GÜLAÇAR
Mehmet M. GÜLAÇAR
BAŞIMIZDA KULAK İSTİYORUZ
Hacı TÜRKAN
Hacı TÜRKAN
Erdoğan Semboldür
Fedakar KIZMAZ
Fedakar KIZMAZ
Raşel, Sen İnsanı Dinden İmandan Edersin!..
Fehmi DEMİRBAĞ
Fehmi DEMİRBAĞ
Ayla Seni Seviyorum
Dr. Yunus ÇOLAKOĞLU
Dr. Yunus ÇOLAKOĞLU
İslam Dünyasında Şiddet ve Mikro Nüfuz Alanları
Mehmet ŞEREFOĞLU
Mehmet ŞEREFOĞLU
Bir Taşeronun Rüyası Olan Kadro
Esan GÜL
Esan GÜL
Çocuklarımız ve Adalet
Aslan DEĞİRMENCİ
Aslan DEĞİRMENCİ
Selahaddin Eyyubi´siz Ortadoğu Arayışı
Said Alioğlu
Said Alioğlu
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
İstanbul için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:34 08:20 13:17 15:37 17:55 19:29
İnsan öldüğü zaman üç şey hariç ameli kesilir: Sadaka-i cariye, faydalanılan ilim, salih evlat.

Hz. Muhammed
DOLAR
5.3141
EURO
6.0263
Kudüs turu (1) Kudüs; Tarihin Konuştuğu Mazlûmiyetin Yaşandığı Şehir...
Biraz gerilere gittiğimizde nasıl bir gerçekle yüzleştiğimiz görülecektir. Olayları doğru anlamamızda tarih bilinci her zaman daha öncelikli ve daha belirleyicidir.
Tarih: 15.1.2018 14:39:01
Davut GÜLER

Birinci Gün;Yafa- Kudüs- El Halil- Beytlahim- Eriha- Ölüdeniz

Kudüs yolculuğumuz bir perşembe sabahı başladı, saat 04´de oğlum Hasan´la Çıra Tur çalışanlarından üç arkadaşı ve ta öğrenciliğinde beri tanıdığım Hatice Aksoy kardeşimizi almak için Başakşehir´e hareket ettik. Yol arkadaşlarımızı Başakşehir´in değişik noktalardan alarak saat 05.20 gibi Sabiha Gökçen hava limanına vardık. Turnikelerden geçmeden önce bir noktada toplanmaya başladık, saat 06 gibi ekip tamamlanmaya başladı, biletlerimizi almak için Pegasus Havayolları´nın gişesine giderek bilet işlemleri tamamlayarak, turnikelerden geçtik sonra dış hatlarda uçağa bineceğimiz kapıda beklemeye başladık ve uçak kalkışına yarım saat kala uçağa alındık.  Saat 08.20´te kalkan uçağımız 10.20 civarlarında Tel Aviv havaalanına indi.

Niçin Tel Aviv Hava Limanı diye bir soru aklıma geldi. Soruşturduğum kadarıyla Kudüs´te hava limanı yok, niye hava limanı yok diye düşünmeye başladım ve bazı sorular sordum kendime. Acaba dedim İsrail kendini meşru göstermek için mi özellikle de yolcular önce Tel Aviv´e uğraması sonra Kudüs´e gelmesi veya Müslümanların Kudüs´ü ziyaret etmelerini istemediği için mi işi yokuşa sürüyor gibi daha birçok soru aklıma geldi ve bu karmaşık duygularla Kudüs´e gitmek için zamanı bekledim.

Tel Aviv İsrail´in başkenti, tipik bir Akdeniz kenti. Hava limanında görüldüğü kadarıyla modern bir kent, sahil boyunca rezidanslar ve lüks hoteller kendini gösteriyor. Tabii ki bu durum bizi hiçte ilgilendirmiyor, bizi daha çok ilgilendiren ve düşünmeye sevk eden ilk kez İsrail´e gelmemiz ve Yahudi bir toplumla karşılaşmamızdır.

/resimler/2018-1/15/1446585236485.jpg

Bugün görünenlerin etki alanından çıkıp gerilere doğru gittiğimiz zaman yani zaman tünelinde biraz yol aldığımızda göreceğiz ki bu toprakların bir zamanlar Filistin toprakları olduğu, Filistinlilerin zorla topraklarından çıkarıldığını düşünmemek mümkün değil. Dahası Filistin mülteci kamplarını ve o kamplarda büyük mağduriyetler yaşayan halkı görmüş biri olarak, içimde kabaran bir öfkeyle etrafımı süzmeye başladım ve o duygularla pasaport kontörlü için sıraya girdim. Pasaport kontörlünü yapan polislerde bir mağrurluk var, bu mağrurluğu umre ve hac ziyaretlerimde Suudi polislerinde de gördüm, onlarda tıpkı İsrail polisleri gibi aheste aheste ve kendilerini çok yormadan çalışıyorlar, bundan dolayı da işlemlerin uzadığı açıkça görülmektedir.

Pasaport kontrolü takriben iki saat sürdü. Bu kontrol sırasında onların kriterlerine uymayan yolcuların bazılarını geri gönderdiklerini daha önceden duymuştuk. Böyle bir hal bizim de başımıza gelecek mi diye tedirgin bir hal üzereydik diyebiliriz. Kontrol bittiğinde gurubumuzda herhangi bir eksilme olmadı elhamdülillah, gurup hep beraber rehberimizin kılavuzluğunda bizi dışarıda bekleyen Arap olan otobüs kaptanımızın yanına gittik ve eşyalarımızı da otobüse yükleyerek yola koyulduk.

Tel Aviv´den çıkarak İlk durağımız olan Yafa´ya geldik. Yafa; Akdeniz sahilinde Akdeniz ikliminin tüm özelliklerini taşıyan ve meşhur Yafa portakalının yetiştiği ve portakal bahçelerinin de bol olduğu eski bir Filistin şehri. Yafa tarihi yapısıyla; eki Antep´in, Urfa´nın ve Mardin´in bazı mahallelerini andırıyor. Ama bugün bu güzel şehir, işgalci İsrail´in yeni kurduğu Tel Aviv´le birleşmiş durumda veya Tel Aviv adeta Yafa´yı yutmuşta diyebiliriz.

Yafa´da rehberimizin önderliğinde gurup olarak sahile indik, denize nazır olan Mescid-i Bahr´ı ziyaret ettik, abdesti olan arkadaşlarla iki rekât tahiyatı mescit namazı kıldık. Rehberimiz bu mescidin her zaman açık olmadığını veya namazdan hemen sonra kapandığının bilgisini verdi. Rehberimiz Mescid-i Bahr ilgili şu bilgileri de verdi: Daha önceki dönemlerde Filistinli balıkçılar balık mevsiminde aileleriyle bu sahile gelip tüm hazırlıklarını yaptıktan sonra Mescid´ de namazlarını kılıp toplu dualarla denize açılırlarmış. Onlar denize açılıp rızıklarını ararken, aileleri onların arkasından hem hüznü hem de sevinci yaşarlarmış…

Rehberimiz vakti verimli kullanmamız için Yafayla ilgili bir program açıkladı; bir saat gibi bir zaman verdi bu zaman diliminde özelikle çok açılmadan hem etrafı kendileri olarak gözlemlemek hem de birçok arkadaşımız uçakta herhangi bir şey yemediğimizden dolayı açlık kendini hissettiriyordu, öncelikle bir şeyler yenilmesini sonra ise öğle namazını cemaatle kılmak sonrada gurup olarak gezilecek yerleri beraber gezmek. Yafa şehir turunda; Osmanlı Devleti dönemi eserlerinden Mahmudiye Külliyesi, Tarihi Çeşme, Sultan Abdülhamit´in tahta çıkışının 25. yılında yapılan Saat Kulesi ve Osmanlının o topraklara hükmettiği dönemdeki hükümet konağını gördükten sonra Kudüs´e hareket ediyoruz.

Burada bir şeyi hatırlatmalıyım; rehberimiz Sultan Abdülhamit´in tahta çıkışının 25. yılında yapılan Saat Kulesi ile ilgili bizi bilgilendirirken, Uzun boylu bir adam gurubumuza yaklaştı, bir şeyler söyler gibi bir hali vardı. Rehberimizin konuşması bittikten sonra o adamı rehberimize işaret ettim, bu adam bir şeyler söylemek istiyor dedim ve yanına gittik, gurupta o noktada yoğunlaştı. Adam bizim nereden geldiğimizi sordu, biz İstanbul deyince, kendini tanıttı, İstanbul Kadıköy/ Moda´dan, 50 yıl önce geldiğini ve Ermeni olduğunu bu coğrafyanın maneviyatının kendini buralara çektiğini ifade etti. Adam zamanımız olsaydı daha çok şey anlatacağı vardı ama adamdan müsaade istedik ve hareket ettik.

Kudüs Yafa arası takriben 70-80 km, rehberimiz mikrofonu alarak öncelikle kendini tanıttı hem yolculuğumuzla hem de Kudüs ve Filistin tarihiyle ilgili, bu toprakların bizim için ne ifade ettiğiyle ilgili bilgilendirmede bulundu. Sonrada kafilede olan her bir arkadaş mikrofona gelerek kendini tanıtıyor. Tanıtma genellikle; Kudüs turuna nereden katıldığı, ne iş yaptığı, nereli olduğu, nerde ikamet ettiği, evli veya bekar olduğu, evliyse kaç çocuğu olduğu gibi bilgiler veriliyor.

Rehberimiz yol boyunca geçtiğimiz yerlerde, İsrail askerlerinin şehir girişlerinde ve çıkışlarında nasıl davrandığıyla ilgili bizi bilgilendiriyor: “Özellikle şehirlerin giriş noktalarında, kontrol noktaları var. Kontrol notalarında otobüs bir kenara alınarak İsrail askeri öncelikle rehberde yolcularla ilgili bilgi alır, sonra otobüse çıkar, herkes pasaportlarını havaya kaldırırlar, asker tek tek pasaportlara bakarak ilerler bu sırada bazılarının pasaportlarını ise alarak incelerler, pasaportları incelenenler özellikle de gençlerdir.” Bu bilgileri aktardıktan sonra biz de ya nasip dedik yolculuğumuza devam ettik…

Bizde aynı muameleyle karşılaştık, Kudüs şehir sınırları içerisine girdiğimizde kontrol notasında durdurulduk, otobüsümüzü kenara çektiler ve İsrail askerleri gurup halinde duruyorlar bir kadın bir de erkek asker otobüse binerek önce rehberle uzunca konuştular, konuşmalar İngilizce oluyor, sonra otobüsün koridorundan ilerleyerek havaya kaldırdığımız pasaportlarımıza baktılar, birkaç tane genç arkadaşın pasaportlarını alarak incelediler ve geri verdiler. Biz de ilk sınavımızı hasarsız verdiğimiz için sevinçle yolumuza devam ettik ve hotelimize sağ selim kavuştuk, elhamdülillah.

Kudüs; eski Kudüs ve yeni Kudüs diye ikiye ayrılıyor. Eski Kudüs etrafı surlarla çevrili takriben 4 km uzunluğundaki bu surlar şehri kaplamışlar, asırlık bu surlar bugün de tüm ihtişamıyla canlılığını koruyor. Şehre giriş bazı kapılarda yapılıyor, o kapılar İsrail askerleri tarafından korunuyor ve buraya Doğu Kudüs de deniliyor. Burada İsrail askerleriyle ilgili bir hatırlatmada bulunayım; rehberimizin verdiği bilgiye göre, “İsrail´de her İsrail vatandaşı kadın-erkek olsun askerlik yapma zorunluğu vardır. Erkekler 3 yıl kadınlar ise 2,5 yıl askerlik yapmaktadırlar.”

Yeni Kudüs ise etrafı surlarla çevrili olan eski Kudüs´ün dışındaki yerleşim alanlarıdır. Kudüs bugün itibarıyla takriben nüfusu 850 bin olarak verilmektedir. Tarihi Kudüs şehrinin demografik ve coğrafi yapısına bakmamız daha öğretici olacaktır. Biraz gerilere gittiğimizde nasıl bir gerçekle yüzleştiğimiz görülecektir. Olayları doğru anlamamızda tarih bilinci her zaman daha öncelikli ve daha belirleyicidir. Kudüs´ün öncelikle demografik sonrasında ise coğrafi yapısıyla ilgili bilgileri vereceğiz.

Okuyucularımız açısından şu nokta yani Kudüs´ün doğru anlaşılması ve ziyaretimiz daha anlamlı olması için Kudüs´ün demografik ve coğrafi yapısı en azından aşağıda dip notlarda, verdiğimiz kadarıyla bilinmesi lazım. Nasip olup ta Kudüs´ü ziyaret ettiğinizde daha da bilgimizin olması lazım diye hayıflanacaksınız…

Kudüs´ün hem demografik hem de coğrafi yapısıyla ilgili bilgiyi verdikten sonra gezimize devam edelim;

Surlarla çevrili Eski Kudüs´e çok yakın bir noktada bulunan hotelimize konaklama için indik ve hızla odalarımıza yerleşmek için hotel rezervasyonun önünde biriktik ve işlemleri tamamlanan arkadaşlarımız öncelikle odalarına yerleşiyorlar, eşyalarını bırakan aşağı iniyor ve rehberimizin etrafında toplanıyorlar.

Henüz daha akşam namazının vakti çıkmamış, akşam yemeği yatsı namazından sonra yendiği için önce akşam ve yatsı namazını kılmak için rehberimizin öncülüğünde topluca Mescidi Aksa´ ya hareket ediyoruz. 30 kişilik gurubumuz rehber istisna kılınırsa Mescidi Aksa´ ya ilk kez geliyor, tüm guruptaki arkadaşlar da Mescidi Aksay´ı görmenin heyecanı kendini hissettiriyor. Bu açıdan yol boyunca rehberimiz Kenan beyin her cümlesine her bir arkadaş daha dikkatle kulak kesiliyor.

/resimler/2018-1/15/1446343517222.jpg

 

 

Hotelimizin eski Kudüs´e (surlarla çevrili olan alan) çok yakın olduğunu söylemiştik. Yavuz Sultan Selim tarafından yapılan surların Herod kapısına geliyoruz, Eski Kudüs´ün kapılarıyla ilgili kısa bir bilgi verecek olursak;

“Eski şehre girişte Jaffa Kapısı, en çok tanınan ve en fazla kullanılan kapı, Yafa limanı yönünde batı ya açılıyor. Yeni Kapı – New Gate, kuzeyde, Hristiyan mahallesine doğudan girişli sağlıyor. Şam Kapısı – Damascus Gate ise Müslüman mahallesinin ana girişli. Kuzeydeki Herod Kapısı ise kuzeyde, cephe üzerindeki çiçek motifleri nedeniyle bu ismi almış...”

Eski Kudüs´e girmek için geldiğimizde, ilk gördüğümüz manzara giriş kapısında İsrail askerleri bekliyor olmalarıdır. Herod kapısının önünde büyük bir cadde geçiyor, o caddenin isimi Yavuz Sultan Selim caddesi, pasaportlarımız her zaman yanımızda olunması rehberimiz tarafından kuvvetle tembih edilmişti. Herod Kapısından İsrailli askerlerle karşılaştık, rehberimizle konuştular gurup hakkında bilgi aldılar ve şehre rehberimizin öncülüğünde girdik. İnce daracık sokaklardan geçerek ikinci surlarla çevrili harem bölgesine girmek için yine İsrail askerlerinin iznine tabi tutulduk. Rehberimizle yine uzun uzun konuştular, ikinci bariyerde de geçerek harem bölgesine girmiş olduk.

Harem bölgesi, 144 dönümlük bir alana sahip, en tepe noktasında Kubbet´üs Sahra bulunuyor, biraz aşağısında yani kıble tarafında ise Mescidi Aksa (Hz. Ömer Mescidi, diğer adıyla Kıble Mescidi) bulunuyor. Biz Kubbeti Sahra´dan akşam namazını kılıyoruz ve namaz sonrası rehberimiz Kubbeti Sahra ili ilgili bilgilendirmeler yapıyor. Yatsı namazını eda etmek için Beytü´l Makdis´e (Hz. Ömer mescidi) geçiyoruz ve cemaatle yatsı namazını eda ediyoruz, namaz sonrası rehberimiz yine Hz. Ömer Mescidiyle ilgili bilgilendirmeler yapıyor, gurup olarak Hz. Ömer mescidi önünde toplanıyor ve teheccüt ve sabah namazı için sözleşiyoruz, Mescit ´ten ayrılıp hotele gidiyoruz ve akşam yemeğini yiyip odalarımıza çekiliyoruz.

Günün yorgunluğuna rağmen otelde, hayallerimizin şehri Kudüs´le ilgili bildiklerimi tefekkür ediyor ve Kudüs ziyareti ile ilgili Filistinli Müslümanların, Kudüs ziyareti değerlendirmeleri üzerine düşünüyorum. Bu konu ile ilgili Filistinli Müslümanların bir kesiminin kanaati ki bunlar özerk yönetimin hâkim olduğu bölgelerde yaşayanlar, Kudüs ziyaret edilirse ne olur veya ziyaret edilmeli mi? Sorularını sorarak cevaplar veriyorlar;

Kudüs dışındaki Müslümanlar; eğer ziyaret edilirse, işgalci İsrail´i, devlet olarak tanımış olma durumuna düşülebilir saikı ile ziyarete karşı çıkıyorlar. Özellikle Kudüs´te yaşayan Rayat Salah (Filistin İslami Hareketi) ve bu harekete mensup olan Müslümanlar ise behemehâl Kudüs ziyaret edilmeli ve bu bilinç anacak bu beldeler görülerek canlı tutulabilir düşüncesini taşıyorlar. Bu görüşün hangisinin daha isabetli olup olmadığı ile ilgi bir kanaat sahibi olmak için işin henüz başındaydık ama şu bir gerçekti ki; Kudüs işgal edilmiş bir Filistin toprağı ve Müslümanlar için mukaddes bir yer. Kudüs´e gitmek bir anlamda işgalci İsrail´i tanımak anlamına yorumlansa da diğer anlamda; Kudüs bizim yurdumuz, Müslümanların kutsal mekânı ve biz Kudüs´ten vazgeçmeyeceğiz anlamına geliyordu.

Ya da biz bu niyetle Kudüs´e gelmek istemiştik.

/resimler/2018-1/15/1442191481002.jpg

 

İçinde bulunduğum tefekkür aleminden sıyrılarak, Harem bölgesiyle ilgili bilgileri tazeleme babında notlarıma bakıyorum:

Mescidi Aksa da Doğu Kudüs sınırları içerisinde. Şehir surları yaklaşık 4 km uzunluğunda, Kanuni Sultan Süleyman tarafından yapılmış. Sur içinde bulunan Doğu Kudüs´te 4 mahalle bulunuyor. Müslüman, Ermeni, Hıristiyan ve Yahudi mahalleleri. Müslümanlar nüfus olarak Doğu Kudüs´ün yarısını oluşturuyorlar. Diğer yarısı ise Ermeni, Hıristiyan ve Yahudi.

Kubbet´üs Sahra´nın içerisinde bulunan kayanın altı bir mağara gibi, oldukça da geniş, üç tarafı da yerle birleşmiş durumda. Hz. Süleyman´ın yaptırdığı mescit tarih içerisinde birçok kez yıkılmış ve yeniden yapılmış.

Peygamberimiz miraca çıktığında Beytü´l Makdis ya da Mescidi Aksa yıkıntılar halinde idi. Yıkıntılar halindeki bu Mescidi Aksa´nın miraç yurdu seçilmesi ve Müslümanların ilk kıblesi olması, Müslümanlara bir anlamda çevresi mübarek kılınan bu peygamberler yurduna ve Mescidi Aksa´ya sahip çıkmaları ve Mescidi Aksa´yı yeniden imar etmelerinin zımnen söylenmesidir diye düşünülmelidir.

Miraç olayını hatırladığımızda Rabbimiz; “Bir gece kulu Muhammed´i Mescidi Haram´dan alıp çevresini mübarek kıldığımız Mescidi Aksa´ya götüren Allah´ın şanı çok yücedir” (17/İsra-1)

Mescidi Aksa kelime manası ile uzak mescit. Mescidi Aksa´nın neresi olduğuna dair üç görüş var. Biz bu görüşlerde üçüncüsünü tercih ediyoruz o da;

Yukarıda zikrettiğimiz ayet olayın çok sıradan bir olay olmadığını gösteriyor. Kıble değişikliği ile ilgili olayları da göz önüne aldığımızda İsrâ hadisesinin Mescidi Haram´dan Kudüs´te bulunan bugün de aynı isimle anılan Mescidi Aksa´ ya gerçekleşmiş olması daha güçlü bir ihtimal olarak gözüküyor.  İsrâ hadisesinde Mescidi Aksa´nın harap halde olması bir problem gibi gözükse de ihtimaldir ki Rabbimiz Allah Resulüne Süleyman mabedinin yıkılmamış eski halini bir mucize olarak göstermiştir. Ayetin devamında ayrıntılı bir şekilde İsrail oğullarından söz edilmesi Hz. Peygambere müşahede ettirilen mescidin Süleyman Mabedi´nin orijinal halinin olduğunu teyit eder. Mescidi Aksa´nın İsrâ yurdu olup olmadığını tartışmaya açmak Müslümanların Kudüs ve Mescidi Aksa üzerindeki haklarını tartışmaya açmaktır ve yersiz bir tartışmadır. Müslümanların ilk kıblesi ve İsrâ yurdu Kudüs´teki Mescidi Aksa´dır ve bunun tartışması yoktur.

Anahtar Kelimeler: Kudüs, Turu, Gece, Dört, Hikayesi
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa: