Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Mehmet AKTAŞ
Mehmet AKTAŞ
Hülya...
Seyit Ahmet UZUN
Seyit Ahmet UZUN
On Akçe Peştamal Veya Zalime Hakkı Söyletmek
 Dr. Ali YALÇIN
Dr. Ali YALÇIN
Kendini Allah´ın Dininde Hissetmek
Ziya GÜNDÜZ
Ziya GÜNDÜZ
Dr. Ayhan Vergili: Hilmi Ziya Ülken Önemli Bir Sosyolog, Felsefeci ve Fikir Adamıdır!
F. Yılmaz ALTUNÖZ
F. Yılmaz ALTUNÖZ
Müdahaleler Günü; Aşura
Bülent ACUN
Bülent ACUN
Kerbela´nın Söylettikleri
Aziz DARICI
Aziz DARICI
Eğitim Sistemimize Dair (2)
Mehmet BEYHAN
Mehmet BEYHAN
Esas Mesele Enerji Paylaşımıdır
Mustafa AYGÜN
Mustafa AYGÜN
Eğitimden Tasarruf olur Mu?
Ramazan DEVECİ
Ramazan DEVECİ
KANIN KILICA GALİP GELDİĞİ YER: KERBELA
Sait ALİOĞLU
Sait ALİOĞLU
İDEOLOJİDEN ARINDIILMIŞ EĞİTİM UFUKLARINA DOĞRU… YENİ EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI BAŞLIYOR
Abdülhamit KAHRAMAN
Abdülhamit KAHRAMAN
HİCRET NEDİR, NASIL HİCRET EDİLİR?
Necip CENGİL
Necip CENGİL
HERKES AYNADA KENDİSİNE BAKSIN
Nusret AYDEMİR
Nusret AYDEMİR
EĞİTİM SERENCAMIMIZ!
Mustafa DOĞU
Mustafa DOĞU
BA´DE HARABİ´L SURİYE
Yusuf Yavuzyılmaz
Yusuf Yavuzyılmaz
İSLAMCILIK ÜZERİNE GÖZLEMLER (1)
Serdar ÇALIŞ
Serdar ÇALIŞ
ZAM.....
Mustafa GÜL
Mustafa GÜL
MÜSLÜMANLAR ‘KADER´E İNANIYOR MU?
Nevzat KAYA
Nevzat KAYA
Ah Bir Bilseydik Allah´ın Bizim İktidar Olmaya İhtiyacının Olmadığını!
Nejdet DEMİREL
Nejdet DEMİREL
Türkiye´nin İdlib´le İmtihanı
Ramazan KAYAN
Ramazan KAYAN
Annelik tehdit altında diye bir cümle kursak, abartı sayılır mı?
Ferhat Özbadem
Ferhat Özbadem
Allah´ım Beni İmandan Kur´an´dan ve Romandan Mahrum Eyleme (2)
Cafer AKDENİZ
Cafer AKDENİZ
Amerikan Demokrasisi
Ömer Naci YILMAZ
Ömer Naci YILMAZ
1071 MALAZGİRT´İNDEN 2018 MALAZGİRT´İNE
Prof. Dr. Bilal SAMBUR
Prof. Dr. Bilal SAMBUR
İslam, kulluk ve kölelik
Zeynep HAŞEMİ
Zeynep HAŞEMİ
İyilik Meşalesi
Enes TARIM
Enes TARIM
Yezid´den Bugüne Ortodoks İslam
Davut GÜLER
Davut GÜLER
24 Haziran Mesajları
Ümit AKTAŞ
Ümit AKTAŞ
Mental Yorgunluk
Mesut AYDIN
Mesut AYDIN
Bir Eğitim Ayı Ramazan (HUTBE)
Necla Arpa GÜLAÇAR
Necla Arpa GÜLAÇAR
Yola Çıkan Gençlere Yol Verin (Bir gencin hikayesi)
Nezir ERGENÇ
Nezir ERGENÇ
İnsan Hayvanla mı Yoksa Tanrıyla mı Kıyaslanmalı?
Yakup GÜLER
Yakup GÜLER
İşba Noktasına mı Ulaştık Yoksa?
Abdulbaki ÇAĞATAY
Abdulbaki ÇAĞATAY
Son Zamanlarda İslami Camialara Yapılan Saldırıların Arka Planı
Mehmet DEVECİ
Mehmet DEVECİ
Umre Ziyaretimizden Notlar/3
Hasan POSTACI
Hasan POSTACI
Sivil Toplum Kuruluşları Üzerinden Mücadele Dönemi Ve Ak Parti Deneyimi
Mehmet M. GÜLAÇAR
Mehmet M. GÜLAÇAR
BAŞIMIZDA KULAK İSTİYORUZ
Şakir KURTULMUŞ
Şakir KURTULMUŞ
cennetin çocukları olmak...
M. Hanifi TOSUN
M. Hanifi TOSUN
Masumiyet Çağından Mesuliyet Çağına…
Hacı TÜRKAN
Hacı TÜRKAN
Erdoğan Semboldür
Fedakar KIZMAZ
Fedakar KIZMAZ
Raşel, Sen İnsanı Dinden İmandan Edersin!..
Selvigül ŞAHİN
Selvigül ŞAHİN
İnsanlığın Başkenti Kudüs
Fehmi DEMİRBAĞ
Fehmi DEMİRBAĞ
Ayla Seni Seviyorum
Dr. Yunus ÇOLAKOĞLU
Dr. Yunus ÇOLAKOĞLU
İslam Dünyasında Şiddet ve Mikro Nüfuz Alanları
Mehmet ŞEREFOĞLU
Mehmet ŞEREFOĞLU
Bir Taşeronun Rüyası Olan Kadro
Esan GÜL
Esan GÜL
Çocuklarımız ve Adalet
İbrahim GEZER
İbrahim GEZER
Vicdanımız Kanıyor!
Aslan DEĞİRMENCİ
Aslan DEĞİRMENCİ
Selahaddin Eyyubi´siz Ortadoğu Arayışı
İstanbul Hava Durumu
Bugün
Fırtına
22°
17°
Çarşamba
Fırtına
18°
15°
Perşembe
Fırtına
19°
15°
Cuma
Parçalı bulutlu
22°
16°
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
İstanbul için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:34 08:20 13:17 15:37 17:55 19:29
Çıkacağım merdivene sabırı merdiven yaparım.

Mevlana
DOLAR
6.2287
EURO
7.3234
Kamu Çalışanlarının Performansı Değerlendirilmeli Mi?
Ödül sistemi insanları kısa vadeli sonuçlara yönelterek, doğrulardan uzaklaştırıyor. Ödül olunca insanlar doğru olanı değil, ödül getiren davranışı sergiliyorlar.
Tarih: 11.5.2018 11:38:01
Mustafa AYGÜN

Kamu Personelinin Başarılarının Değerlendirilmesine İlişkin Genel Yönetmelik Taslağı, kamuoyunun gündemine sunulmasına rağmen, olağanüstü bir dönemden geçmemiz nedeni ile yeterince tartışılamamıştır. Kamu çalışanlarının verimliliği ve iş barışı açısından son derece önemli olan bu taslak umulmadık sonuçlar doğurmaya gebedir.

Devletin yüklendiği kamu hizmetlerini yerine getiren kamu çalışanlarının, nitelik ve verimsizliği ile ilgili halk arasında yaygın bir kanaat mevcuttur. Bu kanaatin oluşmasında önceki yılların, hantal devlet yapısının ve çalışmayan memurun işine son verilmesinin zorluğunun etkisi büyüktür. Devlet memurlarının,  zaman içinde bir gelişim ve dönüşüm geçirdiklerini, verimliliklerinin arttığını kimse inkâr edemez.

Kamu kaynaklarının verimli ve etkin olarak kullanılmasının sorumluluğu, devleti yönetenlerin yükümlülüğündedir. İnsan kaynaklarının verimli kullanılması da bu kapsamdadır. Bu anlamda kamu çalışanları ile ilgili verilerin iyi okunması ve bu verilerin bilimsel temellere dayanması son derece önemlidir. Ancak unutulmaması gereken nokta, kamunun sunduğu hizmetlerin çoğunlukla ölçülebilir nitelikte olmadığı gerçeğidir. Ayrıca kamudaki hizmet alanlarının genişliği de önemli bir problem olarak karşımızda durmaktadır.

Söz konusu taslak, kamu çalışanlarının hedef, yetkinlik ve görev yönünden değerlendirilmesini içermektedir. Bu taslakta, amirler, iş arkadaşları, en yakın astları ve hizmetten faydalananların değerlendirme yapacakları; bu değerlendirmelerle hedeflenen hususun, çalışanların başarı, verimlilik ve gayretleri ile gelişim ihtiyaçlarını belirlemek olarak açıklanmıştır. Değerlendirme sisteminin,  kurumların personel planlaması, eğitim ihtiyaçlarının belirlenmesi ve görevde yükselmesine kaynak oluşturacağı belirtilmiştir. Kurumun özelliğine göre, altı ay veya bir yıllık aralıklarla, A, B, C, ve D olmak üzere, dört aşamalı başarı düzeyinde, çalışanların puanlanacağı, söz konusu taslakta, ön görülmektedir.

Kamu hizmetlerinin aksamaması, hızlı ve etkili olabilmesi, hizmet veren personelin yetenek, çalışkanlık, işini önemseme, zamanını verimli kullanma vb. becerilerine bağlıdır. Bu beceriler, bir programlama marifeti ile geliştirilebilir ve düzeltilebilir nitelik arz etmektedirler. Geliştirici eğitim ve seminer çalışmalar ve beklentiler ile ilgili somut göstergeler olmadan başarı değerlendirmesi yapmak ön görülmeyen birçok probleme kaynaklık edecektir.

Peki çalışanların başarısını değerlendirmek kamu personelinin verimini arttırır mı?

Örnek olarak prim ve kota sisteminin uygulandığı hastaneleri ele alalım. Bu tür hastanelerde doktorların belirli bir kotayı doldurmak zorundadır veya ameliyat başına para almaktadır. Bu tür hastanelerde bazı doktorlar ameliyatsız çözebileceği durumlarda bile ameliyat yaptığı, gereksiz yere birçok tetkik istediği, yatmaması gereken hastayı yatırdığı, bazı doktorların meslektaşlarının kota doldurmasına yardımcı olmak için, hastanın ihtiyacı olmasa bile birbirlerine hasta yönlendirdikleri tespit edilmiştir. Bazı ülkelerde doktorlar hastayı belli süre içerisinde iyileştirirlerse (her hastalık için belli bir süre belirtilmiş) yüksek puan alıyor. Doktorlar da daha hasta iyileşmeden taburcu ediyor. O kişi sonradan tekrar hastalanıyor. Bazı hükümetler hastaneleri hasta memnuniyetine göre değerlendiriyor ve onlara performanslarına göre para veriyor. Ama sonra fark ediliyor ki yüksek puan alan hastaneler, aslında en kalitesiz olanlar. Çünkü bu hastaneler hastanın anlamadığı kaliteli ekipmanlara ya da tıbbi malzemelere değil, ortamı, odaları iyileştirmeye para harcıyor.

Şirketlerde de durum farklı değil. Şirketlerin ödül sistemi kişileri etik dışı davranışlara itiyor veya beklenmedik sonuçlar doğuruyor. Stanford  Üniversitesinden Edward Lazear bir cam firmasını inceliyor. Firma saat başına değil de ürün başına para vermeye başlayınca verimlilik yüzde 44 artıyor.  Verimlilik artıyor ama ürün başına prim verilmeye başlanınca ürün kalitesi düşüyor. Üretilen camlarda daha çok defo çıkıyor. İşçiler primleri düşmesin diye defolu ürünü bildirmiyor.  

Hay Grup´un yaptığı araştırmaya göre performans ile ödeme arasındaki ilişki çok zayıf. Bir şirket çalışanlarına her yıl inovasyon ödülü veriyormuş. Birinciyi de bir komite belirliyormuş. Çoğu zaman müdürler kendi ekibindeki kişileri savunuyormuş. Dahası ödül töreni biter bitmez itirazlar başlıyormuş. Çalışanları motive etmesi gereken ödül, bazılarını cezalandırıyor ve adaletsizlik duygusu yarattığı için de motivasyonu düşürüyor. Dahası kaybedenler kazananlardan nefret etmeye başlıyor. Kısacası ödül her zaman olmasa da çoğu zaman adaletsizlik duygusu yaratır. Etkili bir sistem bazen değil her zaman çalışmalıdır.

1960´larda psikolog Stacy Adams, fark ediyor ki insan ilişkilerinde ve sosyal ortamlardaki en büyük amaçlardan biri adalet duygusunu korumak. Buna da “eşitlik teorisi” diyor. Herhangi bir nedenle eşitlik bozulursa, kişi eşitliği kendisi sağlamaya başlıyor. Örneğin bir çalışan meslektaşları ile “aynı oranda çalıştığını düşünüyor” ama ödülü başkası alıyorsa, o zaman eşitlik ilkesi bozuluyor. Bu durumda kişi ne yapıyor? Eşitliği sağlamak ve durumu dengelemek için farklı yollar deniyor. İlk denediği itiraz etmek oluyor. İtiraz ederek kararın değişmesini sağlamak. Bunu başaramazsa, ikinci yolu seçiyor. Kendi verdiği emeği azaltmak. Ne kadar ekmek  o kadar köfte mantığı ile verdiği emeği azaltmak. Daha az çalışarak eşitliği sağlamaya çalışıyor. Bazıları daha kötü yollar deniyor. Karşı tarafın çabasını sabote ederek, onun alacağı ödülü engellemeye çalışıyor. Arkadan konuşmalar, suçlamalar ya da diğer tarafı engellemeler başlıyor. Şirkette güven azalıyor işten ayrılmalar oluyor. Ödül sistemi istenilenin tam tersi sonuç doğuruyor. Birçok yönetici çalışanlar arasında güçlü ilişkiler ve takım çalışması istiyor.  Ödül sistemi insanları kısa vadeli sonuçlara yönelterek, doğrulardan uzaklaştırıyor. Ödül olunca insanlar doğru olanı değil, ödül getiren davranışı sergiliyorlar. Bu davranışlarda bazen etik dışı olabiliyor. Etik dışı davranışlara yol açmakla kalmıyor, aynı zaman da ilişkileri etkiliyor.*

Kamu Personelinin Başarılarının Değerlendirilmesine İlişkin Genel Yönetmelik Taslağı´nın bir ödül ceza sistemi olmadığı iddia edilebilecek olsa bile (0-100 arası puanlama yapıldığından) çalışanlar açısından bu şekilde algılanacağı açıktır. Bu sebeple yukarıda belirtilen durumların tamamının gerçekleşme ihtimali çok yüksektir.

Ayrıca hizmet alanların değerlendirme yapması da zor gözükmektedir. Değerlendirme formunu doldurmak için kişilerin zaman ayırması problem teşkil edebileceği gibi bu değerlendirmenin objektif olmama ihtimali de yüksektir. Bu ülkede, belge eksikliği veya mevzuattan kaynaklanan bir durumdan dolayı işlemi yapılmayan kişilerin verdiği tepkiler herkesin malumudur.

Taslakların hazırlanmasının yıllar aldığı düşünüldüğünde, bu taslağın hazırlanmasında FETÖ´nün etkisinin olup olmadığı ayrıca araştırılmalıdır. FETÖ, taslak yolu ile kendisine bağlı olmayanları yıldırma/tehdit/korkutma/aşağılama vb. yöntemlerle yola getirme, halkı ve kamu çalışanlarını birbirlerine karşı kışkırtma amacını gütmüş olma ihtimali de unutulmamalıdır.

 

 

*Yukarıdaki örnekler Dr. Özgür BOLAT´ın Beni Ödülle Cezalandırma adlı kitabından alıntılanmıştır.

 

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Eğitimden Tasarruf olur Mu? (19 Eylül 2018 - Çarşamba)
İnanç Sömürüsü Ve Eğitim (16 Temmuz 2018 - Pazartesi)
Özel Kurum Öğretmenleri Yetim Mi? (25 Haziran 2018 - Pazartesi)
Nereden Nereye? (22 Haziran 2018 - Cuma)
Şiddet Ve Öğretmen (27 Nisan 2018 - Cuma)
Bir Komplo Teorisi (21 Mart 2018 - Çarşamba)
Yap-Boz Ülkesinde Masallar (28 Şubat 2018 - Çarşamba)
Sınav Sistemi Ya Da Sistemsizliği (22 Ocak 2018 - Pazartesi)
Ütopik Okullar (10 Ocak 2018 - Çarşamba)
Bu Ülkenin Üniversiteleri Ne İş Yapar? (03 Ocak 2018 - Çarşamba)
Sayfa: