Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Nejdet DEMİREL
Nejdet DEMİREL
HZ İSA GELECEKMİ?
F. Yılmaz ALTUNÖZ
F. Yılmaz ALTUNÖZ
KURBAN ADAMAKTIR
Mehmet BEYHAN
Mehmet BEYHAN
Büyük ülkenin küçülen imajı
Ziya GÜNDÜZ
Ziya GÜNDÜZ
ABD firavun sistemine karşı, tek bilek, tek yürek, tek ümmet olma vakti!
Seyit Ahmet UZUN
Seyit Ahmet UZUN
"Kurban" Olsun Bu can
Prof. Dr. Bilal SAMBUR
Prof. Dr. Bilal SAMBUR
İslam, kulluk ve kölelik
Sait ALİOĞLU
Sait ALİOĞLU
Cemaat olgusu operasyon fikri İslâmcılar ve deist troller…
 Dr. Ali YALÇIN
Dr. Ali YALÇIN
MUHAFAZAKÂR İKTİDARLARDA RABBANİ DİNİN SANALLAŞMASI
Ömer Naci YILMAZ
Ömer Naci YILMAZ
Şehit Mustafa Bedirhan Sizin Çocuğunuz Olsaydı
Zeynep HAŞEMİ
Zeynep HAŞEMİ
İyilik Meşalesi
Mehmet AKTAŞ
Mehmet AKTAŞ
Fasarya...
Enes TARIM
Enes TARIM
Yezid´den Bugüne Ortodoks İslam
Aziz DARICI
Aziz DARICI
Maşaallah, Sorunlarımız Eksik Olmuyor!
Ramazan KAYAN
Ramazan KAYAN
Bir Başka Seçim
Davut GÜLER
Davut GÜLER
24 Haziran Mesajları
Ümit AKTAŞ
Ümit AKTAŞ
Mental Yorgunluk
Nevzat KAYA
Nevzat KAYA
Kadın Haklarında; Eşitlik mi yoksa Adalet mi?
Ramazan DEVECİ
Ramazan DEVECİ
Ak Saçlı Bilge; Atasoy Müftüoğlu
Mustafa AYGÜN
Mustafa AYGÜN
İnanç Sömürüsü Ve Eğitim
Mustafa GÜL
Mustafa GÜL
Hz. İsa Kimin Peygamberi?
Necip CENGİL
Necip CENGİL
Seçimlerin Ardından
Mustafa DOĞU
Mustafa DOĞU
Vazgeçilmezlik-Alternatifsizlik Paranoyası
Mesut AYDIN
Mesut AYDIN
Bir Eğitim Ayı Ramazan (HUTBE)
Necla Arpa GÜLAÇAR
Necla Arpa GÜLAÇAR
Yola Çıkan Gençlere Yol Verin (Bir gencin hikayesi)
Bülent ACUN
Bülent ACUN
Biz Oruçluyuz
Nezir ERGENÇ
Nezir ERGENÇ
İnsan Hayvanla mı Yoksa Tanrıyla mı Kıyaslanmalı?
Nusret AYDEMİR
Nusret AYDEMİR
Fazılların Aşkı
Cafer AKDENİZ
Cafer AKDENİZ
Öldürmeyin!
Yakup GÜLER
Yakup GÜLER
İşba Noktasına mı Ulaştık Yoksa?
Abdulbaki ÇAĞATAY
Abdulbaki ÇAĞATAY
Son Zamanlarda İslami Camialara Yapılan Saldırıların Arka Planı
Ferhat Özbadem
Ferhat Özbadem
Çağdaş Kadın Müfessirler/2
Mehmet DEVECİ
Mehmet DEVECİ
Umre Ziyaretimizden Notlar/3
Hasan POSTACI
Hasan POSTACI
Sivil Toplum Kuruluşları Üzerinden Mücadele Dönemi Ve Ak Parti Deneyimi
Mehmet M. GÜLAÇAR
Mehmet M. GÜLAÇAR
BAŞIMIZDA KULAK İSTİYORUZ
Serdar ÇALIŞ
Serdar ÇALIŞ
Dubai İzlenimleri-2
Şakir KURTULMUŞ
Şakir KURTULMUŞ
cennetin çocukları olmak...
M. Hanifi TOSUN
M. Hanifi TOSUN
Masumiyet Çağından Mesuliyet Çağına…
Hacı TÜRKAN
Hacı TÜRKAN
Erdoğan Semboldür
Fedakar KIZMAZ
Fedakar KIZMAZ
Raşel, Sen İnsanı Dinden İmandan Edersin!..
Selvigül ŞAHİN
Selvigül ŞAHİN
İnsanlığın Başkenti Kudüs
Fehmi DEMİRBAĞ
Fehmi DEMİRBAĞ
Ayla Seni Seviyorum
Dr. Yunus ÇOLAKOĞLU
Dr. Yunus ÇOLAKOĞLU
İslam Dünyasında Şiddet ve Mikro Nüfuz Alanları
Mehmet ŞEREFOĞLU
Mehmet ŞEREFOĞLU
Bir Taşeronun Rüyası Olan Kadro
Esan GÜL
Esan GÜL
Çocuklarımız ve Adalet
İbrahim GEZER
İbrahim GEZER
Vicdanımız Kanıyor!
Aslan DEĞİRMENCİ
Aslan DEĞİRMENCİ
Selahaddin Eyyubi´siz Ortadoğu Arayışı
İstanbul Hava Durumu
Bugün
Güneşli
30°
23°
Pazar
Güneşli
31°
24°
Pazartesi
Güneşli
30°
23°
Salı
Güneşli
29°
22°
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
İstanbul için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:34 08:20 13:17 15:37 17:55 19:29
Kanaatten hiç kimse ölmedi, hırsla da hiç kimse padişah olmadı.

MEVLANA (R.A)
DOLAR
5.9944
EURO
6.8267
İnanç Sömürüsü Ve Eğitim
Bir devletin en önemli görevlerinden biri vatandaşlarının güvenliğini sağlamaktır. Bu sadece ülke sınırlarını düşmanlarının tehdit ve saldırılarından korumakla sınırlı olamaz. Vatandaşlarının “inanç dolandırıcıların” ağlarına düşmekten de korumak gibi bir
Tarih: 16.7.2018 10:14:02
Mustafa AYGÜN

İnanç özgürlüğü (düşünceyi ve inancı yayma özgürlüğü de bunun içinde), insanların ağır bedeller ödeyerek kazandığı kutsallarından biridir. Her toplumda, her ülkede ve her çağda maddi anlamda değerli olanı ele geçirmeye çalışan hırsız, dolandırıcı ve gaspçılar olduğu gibi insanların kutsal saydığı değerleri kullanarak sömürmeye çalışan “inanç dolandırıcıları” da olmuştur ve olmaya devam edecektir.

Fiziksel yalnızlık insan için dayanılması imkânsız bir durumdur. Çok az insan yalnızlığın acısına katlanma başarısını gösterebilir. Bu yüzden insanlar toplumlar halinde yaşar. Ait olma ve bağlanma duygusu insanda doğuştan var olan, anne ile başlayıp, aile, akraba, arkadaş, inanç grubu, hemşehri, millet şeklinde gittikçe genişleyen bir özellik gösterir.

İnsanlar, toplum halinde yaşamalarının gereği olarak bir kısım kişisel özgürlüklerinden feragat etmek zorundadır. Bir grubun kanatları altına girerek “soyutlanmaktan kaçınma, grubun gücünü kendi gücüne katma ve bireysel önemsizlik ile mücadele etme yollarından birine kavuşmuş olur.

Ülkemizde, kişilerin düşünce, kanaat ve dini inançları anayasal güvence altındadır. Modern ve özgür bir ülkede insanların inançları üzerinde baskı kurmak kadar abes hiçbir şey olamaz. Tabi toplumsal hayatın gereği olarak özgürlüklerin de bir sınırı vardır. Birçok ülkede millî güvenlik, kamu düzeni ve kamu güvenliğinin gerekli kıldığı haller bu hürriyetlerin sınırını oluşturur. Bu sınırlar dahilinde bir kimse ister Allah´a inanır, ister puta tapar, isterse ineği kutsal kabul edebilir. Özgürlüğün, irade kullanımının tamamen kısıtlandığı toplumlarda, görünüşün aldatıcı etkisi altında, zorbalık, iki yüzlülük, takiyenin başlayacağı da aşikardır.

İnan hayatına bir yön verebilmesi, amaçsızlıktan kurtulması bu yolla inancının kutsal savaşçısı haline gelmesi süreci her türlü sömürüye açıktır. Ülkemiz bu günlerde hiç olmadığı kadar, insanımızı ve onun toplumsal özelliklerini bilen, alanlarında uzmanlaşmış inanç sömürücülerinin tehdidi altındadır. İnsanların manevi açlığı, hayatın amaçsızlık girdabında boğulma korkusu ile birleşince, doğruyu bulma ve arama faaliyetinin geçtiği sahaları bilen inanç sömürücüleri ile yollarının kesişme ihtimali çok yüksektir.

İnsan bir şeyin kutsallığına yürekten inanmışsa “çok önemli” bir olay yaşamadıktan sonra kolay kolay düşünce ve inancını değiştirmez. Elbette bu değişim büyük bir cesaret ister. Ağacın köklerini topraktan ayırmak gibi zor ve acı verici bir süreçtir. Yıllardır görünmez bağlarla kuvvetlendirdiğiniz ilişkileri kesip atmak ile inanmadığınız, zihninizin sınavından geçememiş düşüncelere inanıyormuş (bir nevi takiye) gibi yapmak arasında sıkışıp kalabilir insan. Ama yeni nesiller ve şu an ki toplum için bir şeyler yapmak da şart.

Bir devletin en önemli görevlerinden biri vatandaşlarının güvenliğini sağlamaktır. Bu sadece ülke sınırlarını düşmanlarının tehdit ve saldırılarından korumakla sınırlı olamaz. Vatandaşlarının “inanç dolandırıcıların” ağlarına düşmekten de korumak gibi bir görevi vardır devletlerin.

Bir kimsenin bu sömürü ağlarından birine takılmaması için diplomalı olmasının (akademiysen, avukat, doktor vb.), hatta ilahiyat alanında profesör olmasının bir önemi yoktur. İlkokul mezunu bir dolandırıcı sizi kolaylıkla ağına düşürebilir. Zengin olmanızın, sosyal çevrenizin, yetiştiğiniz muhitiniz durumuna göre taktik geliştiren inanç sömürücülerinin ağlarına takılmamak teyakkuz halindeki bir bilinci gerektirir. Bazen bu dahi yeterli olmayabilir.

Üniversiteyi bile bitirmeyi başarmayan bir şarlatan, Türkiye´nin sayılı üniversitelerinden mezun olmuş bir çok kimseyi “inşallah, maşallah” diyerek ağına düşürmüyor mu; müritleri hapishanelerde çürürken Amerika´da zevk-ü sefa içinde yaşayan korkak/kaçak bir madrabaz okullar, dershaneler, evler yolu ile bu milletin evlatlarını mankurtlaştırmadı mı; etrafınızda kendini Mehdi, Mesih ilan eden, kalp gözü açık, sizi avucunun içi gibi bildiğini iddia eden, cennetle müjdelenmiş, şefaat hakkına sahip, kendisine itiraz edebilme cesareti göstereni aforoz etme yetkisine sahip, bir şekilde yukarıdan vahiy alan, yanılmaz, itiraz edilemez, nazarları ile mahf-u perişan olmanıza neden olacak şeyhler/şıhlar/büyükler/kutuplar/gavslar/zamanın sahipleri yok mu? Çevrenizde, Hz. Ömer (r.a) gibi “Ben haktan ayrılırsam ne yaparsınız? ” deme cesaretini gösterebilecek lider ve “Seni kılıcımla düzeltirim!” diyebilme cüretini gösterebilecek kişiler kaldı mı, yoksa helak olursun denilerek sindirilmiş, korkutulmuş, pısırıklaştırılmış insanlar mı dolu?

Bu noktada Diyanet İşleri Başkanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığına düşen hayati öneme sahip görevler vardır.

Bu sebeple eğitim sistemimizi yeniden kurgulamak zorundayız. Çocuklarımızı mutlaka eleştirel düşünmeyi, daha önemlisi “hayır” diyebilecek ikna olmadığı bir düşüncenin savunucularının üzerine gidebilme cesaretini verebilecek bir eğitimden geçirmeliyiz. Grubun psikolojik baskısı ile mücadele edebilmek iyi bir eğitimden geçmeden mümkün olamaz.

Mutlaka üzerinde dikkatle durulması gereken bir husus da, inanç sömürücülerinin insanların hangi zaaflarını kullanarak aldatma/kandırma/inandırma faaliyetlerini gerçekleştirdiklerini tespit edilmesidir. Bu anlamda şirk, itaat, bidat, cennet, cehennem, Mehdi, hadis, dua, şefaat, menkıbelerin sıhhati, divan-ı salihin vb. konular hem milli eğitimin, hem üniversitelerin hem de diyanetin müfredatına/gündemine girmelidir.

İslam, cemaat halinde yaşanan bir dindir. Halk içinde, halk arasında olmayı gerektirir. Toplumun ihtiyaçlarını görerek bu alanda dernekler, vakıflar kurmak Müslümanların yapması gereken işlerdendir. Ancak bunu kendi kişisel çıkarlarına veya aidiyet duyduğu gruplarının çıkarına alet edebilecek, Müslümanlar arasında ayrımcılığa neden olabilecek, kişileri cehennem ile korkutarak köleleştirebilecek kişi ve yapıların olabileceği gerçeğini, yaşadığımız tecrübeleri akıldan çıkarmadan, İslam düşmanlarını da mutlu edecek, dini duyarlılığı olan insanların teşkilatlanmasını engelleyecek tutum ve davranışlardan da uzak durmak meselenin çözümü açısından son derece önemlidir.

 

 

 

Anahtar Kelimeler: İnanç, Sömürüsü, Eğitim
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Özel Kurum Öğretmenleri Yetim Mi? (25 Haziran 2018 - Pazartesi)
Nereden Nereye? (22 Haziran 2018 - Cuma)
Şiddet Ve Öğretmen (27 Nisan 2018 - Cuma)
Bir Komplo Teorisi (21 Mart 2018 - Çarşamba)
Yap-Boz Ülkesinde Masallar (28 Şubat 2018 - Çarşamba)
Sınav Sistemi Ya Da Sistemsizliği (22 Ocak 2018 - Pazartesi)
Ütopik Okullar (10 Ocak 2018 - Çarşamba)
Bu Ülkenin Üniversiteleri Ne İş Yapar? (03 Ocak 2018 - Çarşamba)
Sayfa: