Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Prof. Dr. Bilal SAMBUR
Prof. Dr. Bilal SAMBUR
Yeni küresel tehdit: Beyaz Faşist Terörizm
Abdulbaki ÇAĞATAY
Abdulbaki ÇAĞATAY
CAMİ ŞEHİTLERİ DUASI
Nevzat KAYA
Nevzat KAYA
SON FİRAVUN
Ömer Naci YILMAZ
Ömer Naci YILMAZ
ÇANAKKALE RUHUNU BİZ UNUTTUK ONLAR UNUTMADI
Mustafa AYGÜN
Mustafa AYGÜN
YENİ ZELANDA KATLİAMI VE MİSYONERLİK
Ali BULAÇ
Ali BULAÇ
Süruş´un İkinci Hali´nden “Kelam-ı Muhammed”; Vahiy ve ilham, peygamber ve şair
Enes TARIM
Enes TARIM
OTORİTER SEÇİLMİŞLİK
Mehmet BEYHAN
Mehmet BEYHAN
Fırtınayı Kucaklamak
Ramazan KAYAN
Ramazan KAYAN
Benden geçti artık!
Aziz DARICI
Aziz DARICI
Asi dostum…
Bülent ACUN
Bülent ACUN
Büyük çınarın gölgesinde irfan sohbetleri
Muhammet YETİŞ
Muhammet YETİŞ
ADALET Mİ, MASLAHAT MI?
Nejdet DEMİREL
Nejdet DEMİREL
FETÖ ve rehabilitasyona muhtaç insanlar
Halil ÇİFTÇİ
Halil ÇİFTÇİ
Hz.İsa´nın Akibeti
Engin GÜLTEKİN
Engin GÜLTEKİN
EĞİTİM SOSYOLOJİSİ VE DİRİLİŞ NESLİNİN AMENTÜSÜ
Mustafa DOĞU
Mustafa DOĞU
TREN METAFORU
 Dr. Ali YALÇIN
Dr. Ali YALÇIN
BİRLİKTELİKTE DEĞERLER TEMELLİ VASAT DURUŞ
Ümit AKTAŞ
Ümit AKTAŞ
Bu Kez Mizansen Eksik mi Kaldı?
Davut GÜLER
Davut GÜLER
Medine Sözleşmesi Bağlamından Birlikte Yaşamanın Mümkünlüğü! (1) *
Seyit Ahmet UZUN
Seyit Ahmet UZUN
Kokuşan İnsanlık
Selvigül ŞAHİN
Selvigül ŞAHİN
Zindandan şehadete yürüyenlere dua!..
Yusuf YAVUZYILMAZ
Yusuf YAVUZYILMAZ
İSLAMIN SOL YORUMU OLABİLİR Mİ? -HASAN HANEFİ VE NURETTİN TOPÇU ÖRNEĞİ- (2)
Ramazan Keskin
Ramazan Keskin
ADALET
Necip CENGİL
Necip CENGİL
Değer bilerek yaşamak
Mahmut HAMDERCİ
Mahmut HAMDERCİ
"Sosyal Belediyecilikte MİLLİ GÖRÜŞ Yerel Yönetim Örnekliği" Kitabının Yazarı Mahmut Hamdemirci´nin Seçim Değerlendirilmesi (1)
Mehmet AKTAŞ
Mehmet AKTAŞ
Çalın Davulları Çaydan Aşaya...
F. Yılmaz ALTUNÖZ
F. Yılmaz ALTUNÖZ
DİSK, HAK-İŞ, MEMUR-SEN
Hasan ŞEREFOĞLU
Hasan ŞEREFOĞLU
Sana Yapılmak İstemediğini Neden Bana Yapıyorsun
Abdülhamit KAHRAMAN
Abdülhamit KAHRAMAN
Anadolu Gerçekten Çok Dolu
Necla Arpa GÜLAÇAR
Necla Arpa GÜLAÇAR
Hafızalardaki Kara Leke
Cafer AKDENİZ
Cafer AKDENİZ
Seçim ve Adalet
Cüneyt TORAMAN
Cüneyt TORAMAN
17/25 Aralık Kumpası!
Sait ALİOĞLU
Sait ALİOĞLU
Deizm ve ‘Dindarlık´
Şakir KURTULMUŞ
Şakir KURTULMUŞ
Yeni Devir Kültür Edebiyat Sayfaları Arasında…
Ramazan DEVECİ
Ramazan DEVECİ
İmam Humeyni Düşüncesinde ve İslam Devrimi´nin 40 Yıllık Sürecinde İslami Vahdet
Turan YAMAN
Turan YAMAN
Muhammed Tayyip Okiç: Hocaların Hocası
Mustafa GÜL
Mustafa GÜL
Hiçbir Nebi, Bir Dakika Sonrayı Bilemez
Bayram YILMAZ
Bayram YILMAZ
Çiçero “Bir gün bir Türk…”
Nuri YILMAZ
Nuri YILMAZ
Belediye Seçimlerinden Ne Kadar Ümitli Olalım?
Hasan POSTACI
Hasan POSTACI
Bir İktidar Alanı Olarak Yerel Yönetimler
İbrahim GEZER
İbrahim GEZER
Gideceği Yeri Bilmeyen Kaptanlar Diyarı…
Ferhat Özbadem
Ferhat Özbadem
Beyni-Tezkiretü´ş-şu`ar
Ziya GÜNDÜZ
Ziya GÜNDÜZ
Büyük Yürüyüşler Okumakla Başlar!
Dr. Necmettin Acar
Dr. Necmettin Acar
Suudi Rejimini Bekleyen Asıl Tehlike Taht Kavgaları
Esat HOCALAR
Esat HOCALAR
Manzarayı Umumiye
Muhittin BAĞCI
Muhittin BAĞCI
Uyanış
Celal TAHİR
Celal TAHİR
Ehliyet, Liyakat ve Sadakat
Mustafa Sefa ÇAKIR
Mustafa Sefa ÇAKIR
Ey Aziz Öğretmen!
Yakup GÜLER
Yakup GÜLER
Darbelerle Gelişen Türkiye!
Nusret AYDEMİR
Nusret AYDEMİR
EĞİTİM SERENCAMIMIZ!
Serdar ÇALIŞ
Serdar ÇALIŞ
ZAM.....
Zeynep HAŞEMİ
Zeynep HAŞEMİ
İyilik Meşalesi
Mesut AYDIN
Mesut AYDIN
Bir Eğitim Ayı Ramazan (HUTBE)
Nezir ERGENÇ
Nezir ERGENÇ
İnsan Hayvanla mı Yoksa Tanrıyla mı Kıyaslanmalı?
Mehmet DEVECİ
Mehmet DEVECİ
Umre Ziyaretimizden Notlar/3
Nusret AYDEMİR
Nusret AYDEMİR
Yürüyüş (İstikamet)
Mehmet M. GÜLAÇAR
Mehmet M. GÜLAÇAR
BAŞIMIZDA KULAK İSTİYORUZ
Hacı TÜRKAN
Hacı TÜRKAN
Erdoğan Semboldür
Fedakar KIZMAZ
Fedakar KIZMAZ
Raşel, Sen İnsanı Dinden İmandan Edersin!..
Fehmi DEMİRBAĞ
Fehmi DEMİRBAĞ
Ayla Seni Seviyorum
Dr. Yunus ÇOLAKOĞLU
Dr. Yunus ÇOLAKOĞLU
İslam Dünyasında Şiddet ve Mikro Nüfuz Alanları
Mehmet ŞEREFOĞLU
Mehmet ŞEREFOĞLU
Bir Taşeronun Rüyası Olan Kadro
Esan GÜL
Esan GÜL
Çocuklarımız ve Adalet
Aslan DEĞİRMENCİ
Aslan DEĞİRMENCİ
Selahaddin Eyyubi´siz Ortadoğu Arayışı
Said Alioğlu
Said Alioğlu
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
İstanbul için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:34 08:20 13:17 15:37 17:55 19:29
Bir köy muhtarsız olmaz.Bir iğne ustasız olmaz,sahipsiz olamaz. Bir harf kâtipsiz olamaz, biliyorsun.Nasıl oluyor ki; nihayet derecede muntazam şu Kâinat Hakim’siz olur ?

BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ (R.A)
DOLAR
5.4345
EURO
6.1114
Hiçbir Nebi, Bir Dakika Sonrayı Bilemez
Gelecek bilgisi insana hoş gelir. Sihirlidir. Her zaman bir gizem taşır. O halde bu tür haberler yerine, gelecek bilgisinin tek sahibi Allah´a sığınalım. O´nun kitabı gelecek haberleriyle dolu, ona sarılalım.
Tarih: 13.2.2019 10:15:41
Mustafa GÜL

Gayb, gizli bilgi. Bilinmeyen. Gelecekte olan olaylar. Ahirete ait bilgiler. Cennet, cehennem, mahşer günü. Kıyametin vakti. Şu anda olup da insanın şahit olmadığı, görmediği, duymadığı, haber alamadığı tüm bilgiler. İnsan idrakini aşan olgular. Türkçede, kayıp, kaybolmak dediğimiz fiil.

Kur´an´da 43 yerde geçen gaybla ilgili ayetlerden biri:

“Şüphesiz, son saatin/kıyametin bilgisi Allah katındadır;

Yağmuru O yağdırır;

Rahimlerde ne var O bilir;

Kimse yarın ne kazanacağını bilemez;

Hiç kimse nerede öleceğini de bilemez.

Şüphesiz Allah, her şeyi bilen, her şeyden haberdar olandır.”1

İslam literatüründe “beş bilinmez” diye kabul edilen bu ayette, gelecekle ilgili 3 hususun insanoğlu tarafından kesin olarak bilinemeyeceği belirtiliyor. Kıyametin vakti, yarın olacaklar, kişinin nerede ve ne zaman öleceği. Diğer ikisi tartışılmış. “Bugün yağmurun ne zaman yağacağı, doğmadan önce çocuğun kız mı, erkek mi olacağı biliniyor” deniyor. Bu iki konuda bazıları “ayet çelişkiler taşıyor” derken, bazıları da onların fikrini çürütmeye çalışıyor. Yersiz bir tartışma, ayette söylenenlerde bir çelişki yok, olamaz da. Ayette “yağmurun ne zaman yağacağını ve doğacak çocuğun cinsiyetini bilemezsiniz” denmiyor. Allah´ın yağmuru yağdırdığı, rahimlerde olanı bildiği, vurgulanıyor.

Lokman Suresinde gelecek bilgisinin sadece Allah´ a ait olduğu söylenirken, Neml Suresinde de benzer açıklama var:                                                                                                                                

 “De ki: “Göklerde ve yerde Allah´tan başka hiç kimse geleceği bilemez.” 2

Aşağıdaki ayet meallerinde, özellikle Rasulullah´a hitaben gaybı/geleceği bilemeyeceği belirtilmiş:

“De ki: “Ben size , Allah´ın hazineleri yanımdadır demiyorum. Gaybı da bilmem, size ben meleğim de demiyorum. Ben sadece bana vahyolunana uyuyorum.” 3

“Bana ve size ne yapılacağını bilmiyorum.” 4

“De ki: “Eğer ben gaybı bilseydim, elbette çok hayır elde ederdim.” 5

Bu ayetlerin muhatabı Rasulullah (s). Yüce Rabb´im, Elçisini koruyor ve insanları uyarıyor. “Gaybla/gelecekle ilgili sorular sormayın. Sorsanız da cevap alamazsınız. Çünkü geleceği sadece Ben bilirim. Siz de bilemezsiniz, seçtiğim Rasuller de” mealinde onlarca ayet gönderiyor. Gaybla ilgili bu ayetlerden birisi bazılarınca istismar ediliyor. Çoğumuzun bildiği Cin Suresi´ndeki ayet:

“De ki “Tehdit edildiğiniz şey yakında mı olacak yoksa Rabb´im onun için bir süre mi belirlemiş, ben onu bilemem.

Gaybı bilen Allah´tır. Onu kimseye bildirmez.

Ancak seçtiği rasuller/elçiler hariç. (Vahyini korumak için) önüne arkasına gözcüler (melekler) diker.” 6

27. ayette, Allah´ın Elçilerine gaybı bildireceği belirtiliyor. Kimseye gaybi bildirmez, fakat seçtiği elçilerine bildirir deniyor. Burada zikredilen gayb, vahiydir. Kur´an ayetleridir. Zaten burada sıralanan ayetlerin ana konusu da, vahiyle ve onun korunmasıyla ilgilidir. Vahyin inişi sırasında ona cinlerin musallat olamayacağı anlatılmaktadır.

26. ayette gayb yerine, vahiy dediğimiz de, aynı şeyi söylemiş olacağız. Zaten ayetler gelmeden önce gaybdır. Geldikten sonra gayb olmaktan çıkmış, herkesçe bilinmektedir.

Onlarca ayeti görmezden gelip “Bak efendim Allah gaybı seçtiği elçilere bildiriyorsa, seçtiği veli kullarına niye bildirmesin?” diyerek “geleceği nebiler ve veliler bilebilir” diyenler, kendilerine başka deliller arasın. Lütfen bu ayeti, yanlış ve batıl inançlarına alet etmesinler.

Hiçbir nebi, görmediği, duymadığı, haberini almadığı olayı da bilemez. Rasulullah´ın hayatından buna çokça örnek verebiliriz. Çok bilinen Bir-i Maune faciasını hatırlayalım.

BİR-İ MAUNE OLAYI

Hicri 4. Yılda, Necid Şeyhi Ebu Bera, İslamı anlatsın diye Rasulullah´tan bölgesi için yetişmiş hafızlar ister. 2 kişi hariç gönderilen 70 hafız, Bir-i Maune denilen yerde, Necitliler tarafından feci şekilde öldürülür. Bir şekilde sağ kalan Kab b. Zeyd ve Amr İbn Ümeyye  “olanları gidip Medineye haber verelim” derler. Amr, bu acı haberi Rasulullah´a ulaştırır.

Rasulullah, hayatında en çok üzüldüğü bu olayı önceden bilemiyor. En sevdiği 70 sahabinin başına gelecekleri önceden sezemiyor. Saldırı anından haberdar olamıyor. Saldırı anında onların  öldürülüşüne engel olamıyor. Olaydan sonra da haber gelinceye kadar hiçbir şey bilemiyor.

 Prof. Muhammed Said Hatipoğlu, Amr İbn Ümeyye´nin getirdiği haberle Rasulullahın bu acı olayı öğrendiğini söyler. Daha sonra bu konuda çokça zikredilen rivayetleri kabul etmez. 7

 “Cibril, olayı Hz. Peygamber´e bildirdi.  Şehitler Rablerine kavuştu. Allah onlardan razı oldu.”  Enes dedi ki “Bir-i Maune´de öldürülenler hakkında Allah ayet indirdi, daha sonra neshedildi.” gibi bilgiler siyer ve hadis kitaplarında yer alır. Kur´an´da bulunmayan bu tür rivayetlere bir kesim, vahyi gayri metluv (yazılı olmayan vahiy) demiş; bir kesim de “ayet indi sonra neshedildi (kaldırıldı)” diye inanmış ve inanıyor. Birçok bilgin, Hatipoğlu gibi düşünürken, Din İşleri Yüksek Kurulu eski üyesi İrfan Yücel gibi bazıları da, Buhari´yi kaynak göstererek, Rasulullah´a Cebrail´in haber verdiği fikrini savunur. 8

MUTE SAVAŞI

Allah´ın elçileri geleceği bilemediği gibi, kendi zamanında cereyan eden bir olayı da bilemez. Mute Savaşı konusunda da çelişkili bilgiler ulaşmış günümüze. Olayı hatırlayalım. Hicri 8. Yılda 3 bin kişilik İslam ordusu, Kudüs yakınındaki Mute´ye yaklaşınca, 200 bin kişilik Bizans ordusunun, Heraclius komutasında üzerlerine geldiği haberini alır. Bunun üzerine durumu istişare eden komutanlar, “Rasulullah´a yazalım, düşmanın sayısını bildirelim, ya ilave kuvvet gönderir ya da başka bir şey emreder, bekleyelim” derler. Medine´den haber gelmeden savaşa girmek zorunda kalınır. Sırasıyla Zeyd ibn Harise, Cafer ibn Ebu Talib, Abdullah ibn Revaha şehit düşer. Komutayı ele alan Halid ibn Velid, orduyu bozguna uğratmadan  Medine´ye geri getirir. Müslümanlar, savaşta 13 şehit verirken, düşmanların kaybı çok daha fazladır. Savaşın sonucunu Ebu el-Aşari, ordudan önce gelerek Rasulullah´a haber verir.

Birçok tarihi kaynakta anlatılan olayın özeti budur. Bu olayda da Allah Rasulü, 3 bin kişiyle ordusunu uğurlarken, karşı tarafın hazırlığından haberi yoktur. 200 bin kişilik ordunun varlığından bölgeye gelince haberdar olunur. Sahabiler, bu bilgiyi alınca haberci gönderme kararı alır. “Rasulullah bizim sıkıntımızı şimdi görür, yardımcı kuvvet ulaştırır” demezler. Her zaman olduğu gibi burada da, Rasulullah´ın yetiştirdiği ve Kur´an´la yürüyen sahabi, makul davranış sergiler, gereken neyse onu uygular. Hurafeler ve batıl inançlar peşinden koşmaz.

Fakat bugün, bu olayı farklı şekilde anlatanlar ve yazanlar çoğunlukta. Noktasına virgülüne dokunmadan DİB Yayınlarından çıkan kitapta yazılanları aktarıyorum:

“Rasulullah (s.a.s.) savaşın bütün safhalarını, Medine´ye henüz hiçbir haber ulaşmadan, ashabına bildirmişti.

Cenab-ı Hakk, zaman, mekân ve mesafe kavramlarını kaldırarak, sevgili Peygamberine savaş meydanını olduğu gibi göstermişti. Mescid-i Nebi´de minber üzerine oturmuş bulunan Allah Rasulü (s.a.s.), gözlerinden yaşlar akarak:

-İşte sancağı Zeyd aldı, Zeyd vuruldu, şehit düştü. Sonra Cafer aldı, O da şehid oldu. Sonra Revahaoğlu aldı, O da şehid oldu. En sonunda sancağı, Allah´ın kılıçlarından bir kılıç, Velidoğlu Halid aldı. Allah O´na fethi müyesser kıldı, buyurdu.” 9

Televizyondan canlı yayın gibi. 2018 yılı için çok normal bir olay. Fakat 639 yılında Mute´de yaşanan bu olay, Nebi(a) için de, Medineliler için de gaybdir. Bilinemez. Sahih denilen kitaplarda yazılsa da gerçeklik kazanamaz.

GELECEKTEN HABERLER(!)

Kendi zamanında şahit olmadığı bir olayı bilemeyen Rasulullah, gelecekten nasıl haber verir? Gaybin bilinemeyeceğine ait o kadar ayet varken, nasıl ayetlere aykırı gelecekle ilgili konuşur? Fakat maalesef hadis ve siyer kitaplarında Hz. Muhammed´e (a) mal edilen yüzlerce söz var.

Sahih-i Müslim´den okuyalım:

“Rasulullah (s) şöyle buyurdu: “Ümmetimin içinde Deccal çıkar ve kırk yıl eğlenir. Sonra Allah, Meryem oğlu İsa´yı gönderir. Meryem oğlu İsa, Urvetu ibn Mesud´a benzemektedir. O, Deccalı arar ve nihayet onu helâk eder. Sonra insanlık 7 yıl huzur içinde yaşar. Sonra Allah Şam tarafından soğuk bir rüzgâr gönderir ve yeryüzünde, kalbinde zerre kadar imanı olan herkesin ruhunu kabzedip alır. Hatta sizden biriniz bir dağın içine girmiş olsa bile, bu rüzgâr onun saklandığı yere girip kabzeder.” 10

Kur´an:

 “Sanki Sen onu biliyormuşsun gibi son saati/kıyameti soruyorlar. De ki: Onun bilgisi Allah´a aittir.” 11 diyecek, Rasulullah son saati ayrıntılarıyla anlatacak:

Deccal gelecek, 40 yıl yaşayacak.

Meryem oğlu İsa gelip Deccal´ı öldürecek.

7 yıl dünya huzur bulacak.

Şam´dan gelen rüzgâr herkesin canını alacak.

Mute Savaşında Rasulullah´a olanları söyletenler, bu rivayette de olacakları söyletmiş. Bunun gibi daha neler neler. Ve inanın bu anlatılan, diğer rivayetlerin yanında en masumu kalır.

Neden gelecekle ilgili bu haberler Rasulullah´a mal edilir? “O gaybı bilir” algısı oluşturulur. Bir sebebi var mı? Var. “Geleceği  Nebiler bilir” algısı oluşturulursa, kâhinlere, falcılara, medyumlara, hokkabazlara, dünyayı göz boyayarak yönetenlere, bazı özel kişilere, şeyhlere,  şarlatanlara gün doğacak. “Allah´ın seçtiği Elçiler geleceği biliyorsa, biz de biliriz” diyerek para kazanacak, şöhret olacak, saltanat kuracak, aklını kullanmayanların sırtından geçinecek.

Gelecek bilgisi insana hoş gelir. Sihirlidir. Her zaman bir gizem taşır. O halde bu tür haberler yerine, gelecek bilgisinin tek sahibi Allah´a sığınalım. O´nun kitabı gelecek haberleriyle dolu, ona sarılalım.

“İman edip güzel işler yapanları, muhakkak ki onları, içinde ebedi kalmak üzere altlarından ırmaklar akan cennet köşklerine yerleştireceğiz.” 12

“İşte onlara, sabretmelerine karşılık cennetin en yüksek makamı verilecek, orada esenlik ve selâmla karşılanacaklardır.” 13

“Rabbimiz Allah´tır” deyip, sonra da dosdoğru yaşayanlara, korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.”14


 

1- Lokman,31/34.

2- Neml,27/65

3- En´am, 6/50

4- Ahkâf, 46/9

5- A´raf,7/188

6- Cin,72/26,27

7-  Mehmed Said Hatipoğlu, Hz. Peygamber ve Kur´an Dışı Vahiy, Otto Yay. 6. baskı, Ankara 2017,sf.106.

8-  İrfan Yücel, Peygamberimizin Hayatı,DİB Yay., 26.Baskı Ankara 2015, sf. 142

9-  İrfan Yücel, a.g.e. sf. 195

10- Sahih-i Müslim ve Tercümesi, İrfan Yay., Tercüme: Mehmet Sofuoğlu, İst.1970, 8.cilt,sf.488

11- Ahzab, 33/63

12- Ankebut, 29/58

13- Furkan, 25/75

14- Ahkâf, 46/13.                                                                         

Anahtar Kelimeler: HİÇBİR, NEBİ, DAKİKA, SONRAYI, BİLEMEZ
Okuyucu Yorumları (2 yorum)
Adınız Soyadınız *
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
ali başak
14.2.2019 16:32:54
İslam dünyasının çıkmazlarından biride, İlmi yeterliliği olmayan aydın geçinen azınlık bir zümrenin, Din adına yapılan yanlışlıklara bakarak doğru yanlış her ne varsa toptan bir anlayışla herşeyin red edilmesi hastalığıdır....Allah cc kuranda açık açık gaybi izin verdiği Peygamberler ve Resüller bilir diye buyurmasına rağmanen, İslami bilgi konusunda yetersiz vede kurana dar ve sığ bakış açısıyla bakanlar maalesef çok büyük savrulmalar yaşamaktadirlar.... KONU İLE İLGİLİ AYETLER : ´´Allah, pisi temizden ayırıncaya kadar mü´minleri içinde bulunduğunuz şu durumda bırakacak değildir. Allah, size gaybı bildirecek de değildir. Fakat Allah, peygamberlerinden dilediğini seçer (gaybı ona bildirir). O hâlde, Allah´a ve peygamberlerine iman edin. Eğer iman eder ve Allah´a karşı gelmekten sakınırsanız sizin için büyük bir mükâfat vardır.´´(Ali -İmran - 179) ´´Gaybı O bilir, gizlisini kimseye açmaz;Ancak elçi olarak seçtiği başka. Allah, bu elçilerin her türlü durumlarını ilmiyle kuşattığı ve her şeyin sayısını belirlediği halde, rablerinin mesajlarını tebliğ ettiklerini ortaya çıkarmak için onların önlerinden ve arkalarından gözcüler gönderir.´´(Cin Süresi - 26-27-28) “Yusuf dedi ki: “Sizin yiyeceğiniz yemek size gelmeden önce, onun ne olduğunu bildiririm. Bu, bana Rabbimin öğrettiklerindendir. Ben, Allah´a inanmayan ve ahireti inkâr eden bir milletin dinini bıraktım.” (Yusuf, 37) “Allah, onu (Hz. İsa´yı) İsrailoğullarına bir peygamber olarak gönderecek (ve o da onlara şöyle diyecek): ‘Şüphesiz ben size Rabbinizden bir mucize getirdim. Ben çamurdan kuş şeklinde bir şey yapar, ona üflerim. O da Allah´ın izniyle hemen kuş oluverir. Körü ve alacalıyı iyileştiririm ve Allah´ın izniyle ölüleri diriltirim. Evlerinizde ne yiyip ne biriktirdiğinizi size haber veririm. Eğer müminler iseniz bunda sizin için elbette bir ibret vardır.” (Âl-i İmran, 49) ŞU SORULARA VERİLECEK BİR CEVABINIZ VARMI ACABA ? , Hızır (as) gemiyi delip küçük bir çocuğu ileride olacak bir şey için öldürmesini Allah cc nin bildirmesiyle yapmadımı ve bu gayıp bir haberin bildirilmesi olayı değilmi ? , Yusuf (as) şu gömleği götörün babam gözüne sürsün gözü açılacak derken, Allah cc bildirmesse bunu nerden bilecek ve bu gayıp bir haberin Peygamberine bildirmesi değilmidir? Ayrıca Yusuf peygamberin rüyasını gördüğü 2 kişi ile ilgili hadise aynen gerçekleşmiştir. Allah cc daha vuku bulmamış bir olayı yusu as bildirmesse o nerden bilecek bunu.. PEYGAMBERLERİN ALLAHIN BİLDİRMESİYLE GAYBI BİLECEĞİ GERÇEĞİ İSLAMİ LİTERATÜRDE ALİMLER ARASINDA TARTIŞMA KONUSU BİLE OLMAMIŞTIR.. Aklını putlaştıran ve batıdaki doğmalardan etkilenen belli bir kesim, üzülerek söylemek gerekirse kendileri saptığı gibi başkalarınıda saptırmaya devam etmektedirler.. Bu kimselere son sözümüz Allahın kelamı ile olsun : ´´Kim, kendisine hidayet (doğru yol) besbelli olduktan sonra peygambere karşı çıkar, Mü´minlerin Yolundan başkasına uyarsa, onu yöneldiği yolda bırakırız ve cehenneme sokarız. Orası ne kötü bir varış yeridir.´´ (Nisa - 115)
ali başak
14.2.2019 16:35:22
İslam dünyasının çıkmazlarından biride, İlmi yeterliliği olmayan aydın geçinen azınlık bir zümrenin, Din adına yapılan yanlışlıklara bakarak doğru yanlış her ne varsa toptan bir anlayışla herşeyin red edilmesi hastalığıdır....Allah cc kuranda açık açık gaybi izin verdiği Peygamberler ve Resüller bilir diye buyurmasına rağmanen, İslami bilgi konusunda yetersiz vede kurana dar ve sığ bakış açısıyla bakanlar maalesef çok büyük savrulmalar yaşamaktadirlar.... KONU İLE İLGİLİ AYETLER : ´´Allah, pisi temizden ayırıncaya kadar mü´minleri içinde bulunduğunuz şu durumda bırakacak değildir. Allah, size gaybı bildirecek de değildir. Fakat Allah, peygamberlerinden dilediğini seçer (gaybı ona bildirir). O hâlde, Allah´a ve peygamberlerine iman edin. Eğer iman eder ve Allah´a karşı gelmekten sakınırsanız sizin için büyük bir mükâfat vardır.´´(Ali -İmran - 179) ´´Gaybı O bilir, gizlisini kimseye açmaz;Ancak elçi olarak seçtiği başka. Allah, bu elçilerin her türlü durumlarını ilmiyle kuşattığı ve her şeyin sayısını belirlediği halde, rablerinin mesajlarını tebliğ ettiklerini ortaya çıkarmak için onların önlerinden ve arkalarından gözcüler gönderir.´´(Cin Süresi - 26-27-28) “Yusuf dedi ki: “Sizin yiyeceğiniz yemek size gelmeden önce, onun ne olduğunu bildiririm. Bu, bana Rabbimin öğrettiklerindendir. Ben, Allah´a inanmayan ve ahireti inkâr eden bir milletin dinini bıraktım.” (Yusuf, 37) “Allah, onu (Hz. İsa´yı) İsrailoğullarına bir peygamber olarak gönderecek (ve o da onlara şöyle diyecek): ‘Şüphesiz ben size Rabbinizden bir mucize getirdim. Ben çamurdan kuş şeklinde bir şey yapar, ona üflerim. O da Allah´ın izniyle hemen kuş oluverir. Körü ve alacalıyı iyileştiririm ve Allah´ın izniyle ölüleri diriltirim. Evlerinizde ne yiyip ne biriktirdiğinizi size haber veririm. Eğer müminler iseniz bunda sizin için elbette bir ibret vardır.” (Âl-i İmran, 49) ŞU SORULARA VERİLECEK BİR CEVABINIZ VARMI ACABA ? , Hızır (as) gemiyi delip küçük bir çocuğu ileride olacak bir şey için öldürmesini Allah cc nin bildirmesiyle yapmadımı ve bu gayıp bir haberin bildirilmesi olayı değilmi ? , Yusuf (as) şu gömleği götörün babam gözüne sürsün gözü açılacak derken, Allah cc bildirmesse bunu nerden bilecek ve bu gayıp bir haberin Peygamberine bildirmesi değilmidir? Ayrıca Yusuf peygamberin rüyasını gördüğü 2 kişi ile ilgili hadise aynen gerçekleşmiştir. Allah cc daha vuku bulmamış bir olayı yusu as bildirmesse o nerden bilecek bunu.. PEYGAMBERLERİN ALLAHIN BİLDİRMESİYLE GAYBI BİLECEĞİ GERÇEĞİ İSLAMİ LİTERATÜRDE ALİMLER ARASINDA TARTIŞMA KONUSU BİLE OLMAMIŞTIR.. Aklını putlaştıran ve batıdaki doğmalardan etkilenen belli bir kesim, üzülerek söylemek gerekirse kendileri saptığı gibi başkalarınıda saptırmaya devam etmektedirler.. Bu kimselere son sözümüz Allahın kelamı ile olsun : ´´Kim, kendisine hidayet (doğru yol) besbelli olduktan sonra peygambere karşı çıkar, Mü´minlerin Yolundan başkasına uyarsa, onu yöneldiği yolda bırakırız ve cehenneme sokarız. Orası ne kötü bir varış yeridir.´´ (Nisa - 115)
Yazarın Diğer Yazıları
Çağrılar Neden Karşılık Bulmaz? (11 Kasım 2018 - Pazar)
MÜSLÜMANLAR ‘KADER´E İNANIYOR MU? (12 Eylül 2018 - Çarşamba)
Hz. İsa Kimin Peygamberi? (10 Temmuz 2018 - Salı)
Ey Mümin! Neden Oruç Tutarsın? (08 Haziran 2018 - Cuma)
Mekke‘nin Fethinden Çıkaracağımız Dersler (14 Şubat 2018 - Çarşamba)
Sayfa: