Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Prof. Dr. Bilal SAMBUR
Prof. Dr. Bilal SAMBUR
Yeni küresel tehdit: Beyaz Faşist Terörizm
Abdulbaki ÇAĞATAY
Abdulbaki ÇAĞATAY
CAMİ ŞEHİTLERİ DUASI
Nevzat KAYA
Nevzat KAYA
SON FİRAVUN
Ömer Naci YILMAZ
Ömer Naci YILMAZ
ÇANAKKALE RUHUNU BİZ UNUTTUK ONLAR UNUTMADI
Mustafa AYGÜN
Mustafa AYGÜN
YENİ ZELANDA KATLİAMI VE MİSYONERLİK
Ali BULAÇ
Ali BULAÇ
Süruş´un İkinci Hali´nden “Kelam-ı Muhammed”; Vahiy ve ilham, peygamber ve şair
Enes TARIM
Enes TARIM
OTORİTER SEÇİLMİŞLİK
Mehmet BEYHAN
Mehmet BEYHAN
Fırtınayı Kucaklamak
Ramazan KAYAN
Ramazan KAYAN
Benden geçti artık!
Aziz DARICI
Aziz DARICI
Asi dostum…
Bülent ACUN
Bülent ACUN
Büyük çınarın gölgesinde irfan sohbetleri
Muhammet YETİŞ
Muhammet YETİŞ
ADALET Mİ, MASLAHAT MI?
Nejdet DEMİREL
Nejdet DEMİREL
FETÖ ve rehabilitasyona muhtaç insanlar
Halil ÇİFTÇİ
Halil ÇİFTÇİ
Hz.İsa´nın Akibeti
Engin GÜLTEKİN
Engin GÜLTEKİN
EĞİTİM SOSYOLOJİSİ VE DİRİLİŞ NESLİNİN AMENTÜSÜ
Mustafa DOĞU
Mustafa DOĞU
TREN METAFORU
 Dr. Ali YALÇIN
Dr. Ali YALÇIN
BİRLİKTELİKTE DEĞERLER TEMELLİ VASAT DURUŞ
Ümit AKTAŞ
Ümit AKTAŞ
Bu Kez Mizansen Eksik mi Kaldı?
Davut GÜLER
Davut GÜLER
Medine Sözleşmesi Bağlamından Birlikte Yaşamanın Mümkünlüğü! (1) *
Seyit Ahmet UZUN
Seyit Ahmet UZUN
Kokuşan İnsanlık
Selvigül ŞAHİN
Selvigül ŞAHİN
Zindandan şehadete yürüyenlere dua!..
Yusuf YAVUZYILMAZ
Yusuf YAVUZYILMAZ
İSLAMIN SOL YORUMU OLABİLİR Mİ? -HASAN HANEFİ VE NURETTİN TOPÇU ÖRNEĞİ- (2)
Ramazan Keskin
Ramazan Keskin
ADALET
Necip CENGİL
Necip CENGİL
Değer bilerek yaşamak
Mahmut HAMDERCİ
Mahmut HAMDERCİ
"Sosyal Belediyecilikte MİLLİ GÖRÜŞ Yerel Yönetim Örnekliği" Kitabının Yazarı Mahmut Hamdemirci´nin Seçim Değerlendirilmesi (1)
Mehmet AKTAŞ
Mehmet AKTAŞ
Çalın Davulları Çaydan Aşaya...
F. Yılmaz ALTUNÖZ
F. Yılmaz ALTUNÖZ
DİSK, HAK-İŞ, MEMUR-SEN
Hasan ŞEREFOĞLU
Hasan ŞEREFOĞLU
Sana Yapılmak İstemediğini Neden Bana Yapıyorsun
Abdülhamit KAHRAMAN
Abdülhamit KAHRAMAN
Anadolu Gerçekten Çok Dolu
Necla Arpa GÜLAÇAR
Necla Arpa GÜLAÇAR
Hafızalardaki Kara Leke
Cafer AKDENİZ
Cafer AKDENİZ
Seçim ve Adalet
Cüneyt TORAMAN
Cüneyt TORAMAN
17/25 Aralık Kumpası!
Sait ALİOĞLU
Sait ALİOĞLU
Deizm ve ‘Dindarlık´
Şakir KURTULMUŞ
Şakir KURTULMUŞ
Yeni Devir Kültür Edebiyat Sayfaları Arasında…
Ramazan DEVECİ
Ramazan DEVECİ
İmam Humeyni Düşüncesinde ve İslam Devrimi´nin 40 Yıllık Sürecinde İslami Vahdet
Turan YAMAN
Turan YAMAN
Muhammed Tayyip Okiç: Hocaların Hocası
Mustafa GÜL
Mustafa GÜL
Hiçbir Nebi, Bir Dakika Sonrayı Bilemez
Bayram YILMAZ
Bayram YILMAZ
Çiçero “Bir gün bir Türk…”
Nuri YILMAZ
Nuri YILMAZ
Belediye Seçimlerinden Ne Kadar Ümitli Olalım?
Hasan POSTACI
Hasan POSTACI
Bir İktidar Alanı Olarak Yerel Yönetimler
İbrahim GEZER
İbrahim GEZER
Gideceği Yeri Bilmeyen Kaptanlar Diyarı…
Ferhat Özbadem
Ferhat Özbadem
Beyni-Tezkiretü´ş-şu`ar
Ziya GÜNDÜZ
Ziya GÜNDÜZ
Büyük Yürüyüşler Okumakla Başlar!
Dr. Necmettin Acar
Dr. Necmettin Acar
Suudi Rejimini Bekleyen Asıl Tehlike Taht Kavgaları
Esat HOCALAR
Esat HOCALAR
Manzarayı Umumiye
Muhittin BAĞCI
Muhittin BAĞCI
Uyanış
Celal TAHİR
Celal TAHİR
Ehliyet, Liyakat ve Sadakat
Mustafa Sefa ÇAKIR
Mustafa Sefa ÇAKIR
Ey Aziz Öğretmen!
Yakup GÜLER
Yakup GÜLER
Darbelerle Gelişen Türkiye!
Nusret AYDEMİR
Nusret AYDEMİR
EĞİTİM SERENCAMIMIZ!
Serdar ÇALIŞ
Serdar ÇALIŞ
ZAM.....
Zeynep HAŞEMİ
Zeynep HAŞEMİ
İyilik Meşalesi
Mesut AYDIN
Mesut AYDIN
Bir Eğitim Ayı Ramazan (HUTBE)
Nezir ERGENÇ
Nezir ERGENÇ
İnsan Hayvanla mı Yoksa Tanrıyla mı Kıyaslanmalı?
Mehmet DEVECİ
Mehmet DEVECİ
Umre Ziyaretimizden Notlar/3
Nusret AYDEMİR
Nusret AYDEMİR
Yürüyüş (İstikamet)
Mehmet M. GÜLAÇAR
Mehmet M. GÜLAÇAR
BAŞIMIZDA KULAK İSTİYORUZ
Hacı TÜRKAN
Hacı TÜRKAN
Erdoğan Semboldür
Fedakar KIZMAZ
Fedakar KIZMAZ
Raşel, Sen İnsanı Dinden İmandan Edersin!..
Fehmi DEMİRBAĞ
Fehmi DEMİRBAĞ
Ayla Seni Seviyorum
Dr. Yunus ÇOLAKOĞLU
Dr. Yunus ÇOLAKOĞLU
İslam Dünyasında Şiddet ve Mikro Nüfuz Alanları
Mehmet ŞEREFOĞLU
Mehmet ŞEREFOĞLU
Bir Taşeronun Rüyası Olan Kadro
Esan GÜL
Esan GÜL
Çocuklarımız ve Adalet
Aslan DEĞİRMENCİ
Aslan DEĞİRMENCİ
Selahaddin Eyyubi´siz Ortadoğu Arayışı
Said Alioğlu
Said Alioğlu
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
İstanbul için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:34 08:20 13:17 15:37 17:55 19:29
Musibetin sevabına talip olmaklığın, musibeti çekmekte iken de varsa, zahidsin.

Hz. Muhammed
DOLAR
5.4345
EURO
6.1114
Enbiya Yurdu Kudüs, Müslümanların 3000 Yıllık Başkentidir İşte Delili!
Delilinizi Getirin! “Bir de; "Yahudi ve Hıristiyanlardan başkası Cennet´e girmeyecek" dediler. Bu, onların kuruntuları! De ki: "Eğer doğru söyleyenler iseniz (iddianızı ispat edecek) delilinizi getirin." (Bakara:111)
Tarih: 15.2.2019 10:13:25
Abdulbaki ÇAĞATAY

Hz. İsa´nın doğumundan 3000 yıl önce Kudüs şehrini ilk inşa edenlerin Yebusiler ve Kenanlılar olduğu rivayet edilmektedir. Hatta o dönemde Kudüs, Yebus olarak adlandırılmıştır. Söz konusu İsrailoğulları´nın Kudüs hikâyesi ise, Hz. İsa´nın (as) doğumundan yaklaşık 1700 yıl önce Hz. İbrahim´in (as) eşi Sare ile birlikte Nemrud´un hâkim olduğu Mezopotamya´dan Filistin´e yerleşmesi ile başlar. Oysaki Hz. İbrahim Filistin toprağından bir karış dahi satın almadan Rabbine yürümüştür. Hanımı Sare´nin onun defnedilmesi için Filistinlilerden bir mezar istemesi bunun kanıtıdır.

Yüce Allah Kur´an-ı Kerim´de şöyle buyurmaktadır: “Ona (İbrahim´e) bir tuzak kurmak istediler, ancak biz onları hüsrana uğrattık. Onu (İbrahim´i) ve Lût´u kurtarıp, âlemler içinde bereketli kıldığımız yere yerleştirdik.” (Enbiya: 70,71)

Söz konusu ayeti kerimede muhtemelen Hz. İbrahim´in (as) Mezopotamya´dan veya Babil´den Filistin´e yaptığı hicret anlatılmaktadır. Hz. İbrahim´in oğlu İshak´ın durumu da aynıdır. İshak´ın vefat etmesinden sonra onun oğlu Yakup, ailesiyle beraber Mısır´a yerleşir. Tevrat´ın verdiği bilgiye göre; İsrailoğulları, 430 yıl Mısır´da kaldıktan sonra Hz. Musa onları oradan çıkarır ve 40 yıl Sina çölünde yaşarlar. Söz konusu Hz. Musa´nın bu durumu Kur´an-ı Kerim´in değişik sure ve ayetlerinde dile getirilmiştir.

İsrailoğulları Hz. İsa´nın doğumundan takriben 1250 yıl önce Mısır´dan çıkıp Filistin topraklarını Eriha´dan başlayarak ele geçirmeye başlamışlardır. Kuvvetle muhtemeldir ki bu dönem Hz. Musa´nın vefatından sonra olup Yuşa´nın liderliği dönemine tekabül eder. Zira İsrailoğulları Yuşa´nın liderliğinde ilk kez Filistin topraklarına girmişlerdir. Ancak Yuşa´da İsrailoğulları´na geride bir devlet bırakmamıştır.

Kudüs´ün İsrailoğulları´nın topraklarına dâhil edilmesi ise milattan bin yıl önce yaşamış olan Kral Saul dönemine tekabül etmektedir. Bu Kral, yaklaşık 200 yıl süren Hâkimler döneminden sonra İsrailoğulları´nın ilk kralı olan ve Yüce Allah´ın kral olarak kendilerine gönderdiği, tevhid mücadelesi veren bir Müslüman olan Talut´un ta kendisidir. Talut M.Ö 1010 ile 1050 yılları arasında yaşamıştır. Ne hazindir ki İsrailoğulları -çok azı hariç- ona isyan etmişlerdir, ihanet etmişlerdir. Kur´an bu olayı şöyle dile getirip İsrailoğulları´nın ihanetlerini ve hasetlerini deşifre edip suratlarına çarpmaktadır:

“Mûsâ´dan sonra İsrailoğulları´nın ileri gelenlerini görmedin mi (ne yaptılar)? Hani, peygamberlerinden birine, "Bize bir hükümdar gönder de Allah yolunda savaşalım" demişlerdi. O, "Ya üzerinize savaş farz kılındığı hâlde, savaşmayacak olursanız?" demişti. Onlar, "Yurdumuzdan çıkarılmış, çocuklarımızdan uzaklaştırılmış olduğumuz hâlde Allah yolunda niye savaşmayalım" diye cevap vermişlerdi. Ama onlara savaş farz kılınınca içlerinden pek azı hariç, yüz çevirdiler. Allah, zalimleri hakkıyla bilendir.” Bakara:246)

“Peygamberleri onlara, "Allah, size Tâlût´u hükümdar olarak gönderdi" dedi. Onlar, "O bizim üzerimize nasıl hükümdar olabilir? Biz hükümdarlığa ondan daha lâyığız. Ona zenginlik de verilmemiştir" dediler. Peygamberleri şöyle dedi: "Şüphesiz Allah, onu sizin üzerinize (hükümdar) seçti, onun bilgisini ve gücünü artırdı." Allah, mülkünü dilediğine verir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.” (Bakara:247) 

Talut´un Ordusunda Çoban Davud Talut´un ordusunda İslam peygamberliğiyle müşerref olacak eli sapanlı bir çocuk… Hz. Davud (as)… Kur´an ayetleri ile devam edelim. “Tâlût, ordu ile hareket edince, "Şüphesiz Allah, sizi bir ırmakla imtihan edecektir. Kim ondan içerse benden değildir. Kim onu tatmazsa işte o bendendir. Ancak eliyle bir avuç alan başka" dedi. İçlerinden pek azı hariç, hepsi ırmaktan içtiler. Tâlût ve onunla beraber iman edenler ırmağı geçince, (geride kalanlar) "Bugün bizim Câlût´a ve askerlerine karşı koyacak gücümüz yok." dediler. Allah´a kavuşacaklarını kesin olarak bilenler (ırmağı geçenler) ise şu cevabı verdiler: "Allah´ın izniyle büyük bir topluluğa galip gelen nice küçük topluluklar vardır. Allah, sabredenlerle beraberdir." (Tâlût´un askerleri) Câlût ve askerleriyle karşı karşıya gelince şöyle dediler: "Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sağlam bastır ve şu kâfir kavme karşı bize yardım et." Derken, Allah´ın izniyle onları bozguna uğrattılar. Davud, Câlût´u öldürdü. Allah, ona (Davud´a) hükümdarlık ve hikmet verdi ve ona dilediğini öğretti. Eğer Allah´ın; insanların bir kısmıyla diğerlerini savması olmasaydı, yeryüzü bozulurdu. Ancak Allah, bütün âlemlere karşı lütuf sahibidir.” (Bakara:249,251)

Görünen o ki İsrailoğulları´nın birinci kralı Talut, ikinci kralı Hz. Davud (as), üçüncü kralı Hz. Süleyman´dır. Hz. İsa´nın doğumundan 1000 yıl önce Hz. Davud (as) “Birleşik İsrail Krallığı”nı kurup Kudüs´ü başkent olarak ilan eder… 1000 yıl M.Ö., 2018 yıl M.S., toplam 3018 yıl eder… Günümüzde Siyonistlerin, “Kudüs bizim 3000 yıllık başkentimizdir” demeleri bundan dolayı olsa gerek. Ancak şunu unutuyorlar ki kendileri bu kraliyetin kurucusu olan Hz. Davud tarafından lanetlendiler ve yine bu hanedanın en önemli liderlerinden biri olan Hz. Süleyman´a sihirbaz deyip hükümetini yıkmaya, iktidarını zayıflatmaya çalışıyorlardı… Türlü türlü oyun ve tuzaklara başvuruyorlardı… “Sihirbazdır, bu saltanata sihir ile ulaşmıştır” deyip duruyorlardı… Kur´an bu hakikati şöyle gündeme getirmektedir: “…Süleyman´ın hükümranlığı hakkında şeytanların uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak) küfre girmedi…” (Bakara:102) Bu oyunlardan biri de Babil´de ki Harut ve Marut meselesidir… (Bak: Bakara,102-103)

İsrailoğulları´nın peygamberlerin ve ilahi kitapların arkasına saklanıp iddialarına meşruiyet kazandırmaya çalışmaları ve manevi değerleri istismar etmeleri karşısında Kur´an şöyle cevap vermektedir: “… De ki: "Eğer inanan kimseler idiyseniz, daha önce niçin Allah´ın peygamberlerini öldürüyordunuz?" (Bakara:91)
Yani “bizim peygamberlerimiz, bizim atalarımız, bizim tarihimiz, bizim dinimiz, bizim değerlerimiz” deyip duruyorsunuz ya! Gerçekten bu söylemlerinizde sadık ve dürüst iseniz o gerçekleştirdiğiniz Enbiya katliamlarına bir açıklama getiriniz… Fatihleri öldürüyor, sonra onların fetihlerini kutluyorsunuz… Davud ve Süleyman´a sihirbaz diyorsunuz, sonra da Kudüs bizim 3000 yıllık başkentimizdir diyorsunuz. Heyhat!… İşte böyle katlettikleri, ihanet ettikleri, iftira attıkları peygamberlerin mücadele ve fetihlerini kendi laik ve siyon politikalarına alet edip istismar ediyorlar… Kur´an soru soruyor… Cevap versin Siyonistler… Hz: Peygamber döneminde yine böyle söylemler dile getirmiş, Kur´an şöyle müdahale etmişti… Hz. Davud (as) tarafından kurulan bu krallığın temelleri tevhid üzerine kurulmuştur. “Ona dedik ki: "Ey Dâvûd! Gerçekten biz seni yeryüzünde halife yaptık. İnsanlar arasında hak ile hüküm ver. Nefis arzusuna uyma, yoksa seni Allah´ın yolundan saptırır. Allah´ın yolundan sapanlar için hesap gününü unutmaları sebebiyle şiddetli bir azap vardır." (Sad:26)

Davud ve Süleyman (as) gibi peygamberlerin Kur´an´a konu olmaları İsrailoğulları´nın bazı entrikalarına birer cevap niteliği taşımaktadır. Davud ve İsa (as)´ın diliyle lanetlenen bu Siyonist kavim hangi hak ve hangi gerekçeyle onların şeref dolu tarihlerini, fetihlerini kendi tarihleri olarak yâd edebilirler ki? Madem öyle, siz niçin Allah´ın peygamberlerini öldürüyordunuz sorusunu soruyor Kur´an… Kur´an lanetlenen bir ağaçtan (soydan) söz ediyor… O lanetlenen ağacın Beni İsrail, lanetleyen ise; Kudüs´ü 3ooo yıl önce birleşik İsrail Krallığına başkent yapan Davud (as) değil midir? Ey Siyonistler! Meryem oğlu İsa değil midir? 

Kur´an diyor ki; “ İsrailoğulların´dan kâfir olanlar, Davud´un ve Meryem oğlu İsa´nın diliyle
lanetlenmişlerdir. Bu, onların isyan etmeleri ve taşkınlık yapıp haddi aşmalarından dolayıdır.” (Maide:78)

/resimler/2019-2/15/1019204549839.jpg

Bu ilahi fermana göre; Kudüs sizden kâfir ve Siyonist olanların değil, Müslüman olanların başkentidir. Sizler ancak Davudi olursanız yani Müslüman olursanız Kudüs sizin de başkentiniz olur. Ya da İsrailoğulları olarak kalabilseydiniz, Yahudileşmeseydiniz, Siyonistleşmeseydiniz Kudüs sizin de başkentiniz olabilirdi…

Kendisi tarafından lanetlendikleri bir İslam ve tevhid peygamberinin Kudüs´ü İslam topraklarına dâhil edip, başkent yapmasını nasıl olur da üzerlerindeki laneti silmeden sahiplenebilirler?… Kendisine atıfta bulunduğunuz o muzaffer komutan (Davud) sizi lanetledi, sizi kovdu. O sizin değil, İslam´ın peygamberiydi. Siz değil, Müslümanlar O´nun varisleridir… O halde Kudüs Müslümanların 3000 yıllık başkentidir. Kur´an´a, Tevrat´a ve İncil´e göre; İbrahim´e, Yakup´a Musa´ya, İsa´ya, -İslam peygamberi Hz. Muhammed (sav) başta olmak üzere- Müslümanlar daha yakındır. Onların varisleri ne Yahudiler, ne Hıristiyanlar, ne de müşriklerdir… Kur´an; “Süleyman, Dâvûd´a varis oldu…” (Neml:16) diyor. Siz ise Süleyman´ın sihirbaz olduğunu söylemektesiniz… Şimdi söyleyin Davud´un varisi Süleyman mı yoksa siz misiniz? Yani biz Müslümanlar mıyız, yoksa siz Siyonistler mi? Kusura bakmayın Kudüs; İslam´ın 3000
yıllık başkentidir… Siyonizm´in değil… Peygamber Efendimiz (sav) Medine´ye hicret ettiğinde orada ki Yahudilerin oruçlu olduğunu gördü ve sordu:
-“Bu ne orucudur?”
Yahudiler:
-Bu salih bir gündür. Allah Teâlâ İsrailoğullarını düşmanlarından bugün kurtardı.
Bu sebeple Musa (as) bugün oruç tutmuştur, dediler.
Allah Resulu (sav):
-“Biz Musa´ya sizden daha yakınız” dedi ve insanlara da oruç tutmalarını söyledi.
(Müslim:1130)

Geçenlerde de Netenyahu: “İbrahim bizim atamız, ceddimiz ve tarihimizdir, biz İbrahim´in torunlarıyız” deyip emperyal politikalarına meşru zemin hazırlamaya çalışmıştır. Soğan, sarımsağın dışında ilkeleri olmayan baklagillerin şımarık çocuklarına Kur´an-ı Kerim Şöyle cevap vermektedir, had bildirmektedir: “İbrahim, ne Yahudi idi, ne de Hıristiyan. Fakat o, hanif (Allah´ı bir tanıyan, hakka yönelen) bir Müslümandı. Allah´a ortak koşanlardan da değildi. (Al-i İmran:67)

Böylece İbrahim (as) ve çocuklarının girdiği ve vatan edindikleri topraklar – ki buna Filistin topraklarının tümü dâhildir- ne Yahudilerin, ne Hıristiyanların, ne de müşriklerin vatanı olamaz. Günümüzde olan bu tartışmalar Peygamber efendimizin döneminde de olmuş, ancak Kur´an son noktayı şöyle koymuştur:
“Şüphesiz, insanların İbrahim´e en yakın olanı, elbette ona uyanlar, bir de bu peygamber (Muhammed) ve mü´minlerdir. Allah da mü´minlerin dostudur.” (Al-i İmran:68)

“… Babanız İbrahim´in dinine uyun. Allah, sizi hem daha önce, hem de bu Kur´an´da Müslüman diye isimlendirdi…” (Hac:78) İbrahim ve Yakup/İsrail Oğullarına İslam Dinini Vasiyet Etti “İbrahim, bunu (İslam)kendi oğullarına da vasiyet etti, Yakub da öyle: "Oğullarım! Allah, sizin için bu dini (İslâm´ı) seçti. Siz de ancak Müslümanlar olarak ölün" dedi.” (Bakara:132) ve tartışmalara şu ilahi soru damgayı vuruyor ve Siyonistleri susmaya mahkûm ediyor: “Yoksa siz Yakub´un, ölüm döşeğinde iken çocuklarına, "Benden sonra kime ibadet edeceksiniz?" dediği, onların da, "Senin ilâhına ve ataların İbrahim, İsmail ve İshak´ın ilâhı olan tek bir ilâha ibadet edeceğiz; bizler O´na boyun eğmiş Müslümanlarız" dedikleri zaman orada hazır mı bulunuyordunuz?” (Bakara:133)

Bu ayetleri takip eden ayetler ise onların Yahudiliği ve Hıristiyanlığı uydurduklarını hatırlatıp İbrahim ve Yakup´un onlarla hiçbir alakasının olmadığını vurgulamaktadır: “(Yahudiler) "Yahudi olun" ve (Hıristiyanlar da) "Hıristiyan olun ki doğru yolu bulasınız" dediler. De ki: "Hayır, hakka yönelen İbrahim´in dinine uyarız. O, Allah´a ortak koşanlardan değildi." (Bakara:135)

Ve Kur´an onlara şu soruyu sorarak sükûta mahkûm ediyor: “Yoksa siz, "İbrahim de, İsmail de, İshak da, Yakub ile Yakuboğulları da Yahudi, ya da Hıristiyan idiler" mi diyorsunuz? De ki: "Sizler mi daha iyi bilirsiniz, yoksa Allah mı?" Allah tarafından kendisine ulaşan bir gerçeği gizleyen kimseden daha zalim kimdir? Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.” (Bakara:140)

Delilinizi Getirin! “Bir de; "Yahudi ve Hıristiyanlardan başkası Cennet´e girmeyecek" dediler. Bu, onların kuruntuları! De ki: "Eğer doğru söyleyenler iseniz (iddianızı ispat edecek) delilinizi getirin." (Bakara:111)

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
CAMİ ŞEHİTLERİ DUASI (18 Mart 2019 - Pazartesi)
Kadın ve İstişare (13 Şubat 2019 - Çarşamba)
Kur´an Dışı Vahiy (15 Ocak 2019 - Salı)
NÜŞUZ VE İNŞAZ (10 Nisan 2018 - Salı)
Sayfa: