Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Aziz DARICI
Aziz DARICI
İçimiz acıyor. Ama…
Necip CENGİL
Necip CENGİL
Yeni Zelanda Doğu mu Batı mı?
Engin GÜLTEKİN
Engin GÜLTEKİN
İNSANIN ANLAM VE ARAYIŞ SERÜVENİ
Mehmet AKTAŞ
Mehmet AKTAŞ
Allah´ın emri, şeytanın kavliyle..
Prof. Dr. Bilal SAMBUR
Prof. Dr. Bilal SAMBUR
Yeni küresel tehdit: Beyaz Faşist Terörizm
Abdulbaki ÇAĞATAY
Abdulbaki ÇAĞATAY
CAMİ ŞEHİTLERİ DUASI
Nevzat KAYA
Nevzat KAYA
SON FİRAVUN
Ömer Naci YILMAZ
Ömer Naci YILMAZ
ÇANAKKALE RUHUNU BİZ UNUTTUK ONLAR UNUTMADI
Mustafa AYGÜN
Mustafa AYGÜN
YENİ ZELANDA KATLİAMI VE MİSYONERLİK
Ali BULAÇ
Ali BULAÇ
Süruş´un İkinci Hali´nden “Kelam-ı Muhammed”; Vahiy ve ilham, peygamber ve şair
Enes TARIM
Enes TARIM
OTORİTER SEÇİLMİŞLİK
Mehmet BEYHAN
Mehmet BEYHAN
Fırtınayı Kucaklamak
Ramazan KAYAN
Ramazan KAYAN
Benden geçti artık!
Bülent ACUN
Bülent ACUN
Büyük çınarın gölgesinde irfan sohbetleri
Muhammet YETİŞ
Muhammet YETİŞ
ADALET Mİ, MASLAHAT MI?
Nejdet DEMİREL
Nejdet DEMİREL
FETÖ ve rehabilitasyona muhtaç insanlar
Halil ÇİFTÇİ
Halil ÇİFTÇİ
Hz.İsa´nın Akibeti
Mustafa DOĞU
Mustafa DOĞU
TREN METAFORU
 Dr. Ali YALÇIN
Dr. Ali YALÇIN
BİRLİKTELİKTE DEĞERLER TEMELLİ VASAT DURUŞ
Ümit AKTAŞ
Ümit AKTAŞ
Bu Kez Mizansen Eksik mi Kaldı?
Davut GÜLER
Davut GÜLER
Medine Sözleşmesi Bağlamından Birlikte Yaşamanın Mümkünlüğü! (1) *
Seyit Ahmet UZUN
Seyit Ahmet UZUN
Kokuşan İnsanlık
Selvigül ŞAHİN
Selvigül ŞAHİN
Zindandan şehadete yürüyenlere dua!..
Yusuf YAVUZYILMAZ
Yusuf YAVUZYILMAZ
İSLAMIN SOL YORUMU OLABİLİR Mİ? -HASAN HANEFİ VE NURETTİN TOPÇU ÖRNEĞİ- (2)
Ramazan Keskin
Ramazan Keskin
ADALET
Mahmut HAMDERCİ
Mahmut HAMDERCİ
"Sosyal Belediyecilikte MİLLİ GÖRÜŞ Yerel Yönetim Örnekliği" Kitabının Yazarı Mahmut Hamdemirci´nin Seçim Değerlendirilmesi (1)
F. Yılmaz ALTUNÖZ
F. Yılmaz ALTUNÖZ
DİSK, HAK-İŞ, MEMUR-SEN
Hasan ŞEREFOĞLU
Hasan ŞEREFOĞLU
Sana Yapılmak İstemediğini Neden Bana Yapıyorsun
Abdülhamit KAHRAMAN
Abdülhamit KAHRAMAN
Anadolu Gerçekten Çok Dolu
Necla Arpa GÜLAÇAR
Necla Arpa GÜLAÇAR
Hafızalardaki Kara Leke
Cafer AKDENİZ
Cafer AKDENİZ
Seçim ve Adalet
Cüneyt TORAMAN
Cüneyt TORAMAN
17/25 Aralık Kumpası!
Sait ALİOĞLU
Sait ALİOĞLU
Deizm ve ‘Dindarlık´
Şakir KURTULMUŞ
Şakir KURTULMUŞ
Yeni Devir Kültür Edebiyat Sayfaları Arasında…
Ramazan DEVECİ
Ramazan DEVECİ
İmam Humeyni Düşüncesinde ve İslam Devrimi´nin 40 Yıllık Sürecinde İslami Vahdet
Turan YAMAN
Turan YAMAN
Muhammed Tayyip Okiç: Hocaların Hocası
Mustafa GÜL
Mustafa GÜL
Hiçbir Nebi, Bir Dakika Sonrayı Bilemez
Bayram YILMAZ
Bayram YILMAZ
Çiçero “Bir gün bir Türk…”
Nuri YILMAZ
Nuri YILMAZ
Belediye Seçimlerinden Ne Kadar Ümitli Olalım?
Hasan POSTACI
Hasan POSTACI
Bir İktidar Alanı Olarak Yerel Yönetimler
İbrahim GEZER
İbrahim GEZER
Gideceği Yeri Bilmeyen Kaptanlar Diyarı…
Ferhat Özbadem
Ferhat Özbadem
Beyni-Tezkiretü´ş-şu`ar
Ziya GÜNDÜZ
Ziya GÜNDÜZ
Büyük Yürüyüşler Okumakla Başlar!
Dr. Necmettin Acar
Dr. Necmettin Acar
Suudi Rejimini Bekleyen Asıl Tehlike Taht Kavgaları
Esat HOCALAR
Esat HOCALAR
Manzarayı Umumiye
Muhittin BAĞCI
Muhittin BAĞCI
Uyanış
Celal TAHİR
Celal TAHİR
Ehliyet, Liyakat ve Sadakat
Mustafa Sefa ÇAKIR
Mustafa Sefa ÇAKIR
Ey Aziz Öğretmen!
Yakup GÜLER
Yakup GÜLER
Darbelerle Gelişen Türkiye!
Nusret AYDEMİR
Nusret AYDEMİR
EĞİTİM SERENCAMIMIZ!
Serdar ÇALIŞ
Serdar ÇALIŞ
ZAM.....
Zeynep HAŞEMİ
Zeynep HAŞEMİ
İyilik Meşalesi
Mesut AYDIN
Mesut AYDIN
Bir Eğitim Ayı Ramazan (HUTBE)
Nezir ERGENÇ
Nezir ERGENÇ
İnsan Hayvanla mı Yoksa Tanrıyla mı Kıyaslanmalı?
Mehmet DEVECİ
Mehmet DEVECİ
Umre Ziyaretimizden Notlar/3
Nusret AYDEMİR
Nusret AYDEMİR
Yürüyüş (İstikamet)
Mehmet M. GÜLAÇAR
Mehmet M. GÜLAÇAR
BAŞIMIZDA KULAK İSTİYORUZ
Hacı TÜRKAN
Hacı TÜRKAN
Erdoğan Semboldür
Fedakar KIZMAZ
Fedakar KIZMAZ
Raşel, Sen İnsanı Dinden İmandan Edersin!..
Fehmi DEMİRBAĞ
Fehmi DEMİRBAĞ
Ayla Seni Seviyorum
Dr. Yunus ÇOLAKOĞLU
Dr. Yunus ÇOLAKOĞLU
İslam Dünyasında Şiddet ve Mikro Nüfuz Alanları
Mehmet ŞEREFOĞLU
Mehmet ŞEREFOĞLU
Bir Taşeronun Rüyası Olan Kadro
Esan GÜL
Esan GÜL
Çocuklarımız ve Adalet
Aslan DEĞİRMENCİ
Aslan DEĞİRMENCİ
Selahaddin Eyyubi´siz Ortadoğu Arayışı
Said Alioğlu
Said Alioğlu
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
İstanbul için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:34 08:20 13:17 15:37 17:55 19:29
Seni sigaya çeken bir molla kasım gelir.

Yunus Emre
DOLAR
5.4345
EURO
6.1114
Teknolojide üst sınıftaki Rusya markalaşmada sınıfta kaldı
Farklı alanlarda gelişmiş sanayisine, bilim ve teknolojide üst sınıfta yer almasına karşın Rusya, bir dünya markası çıkarmakta hala zorlanıyor.
Tarih: 12.1.2019 13:15:26

Rusya yaklaşık 300 yıl önce Doğu Avrupa´nın en önemli devleti ve Avrupa güçler dengesinin önemli bir unsuru, 19´uncu yüzyıl sonunda ise Baltık Denizi´nden Pasifik´e, Kuzey Buz Denizi´nden Himalaya Dağları´na kadar uzanan konumuyla dünyanın coğrafi anlamda en geniş imparatorluğu haline geldi. 

Dünya tarihi bu kadar büyük bir alanın tek bir güç tarafından kontrol edildiğine Rusya´dan önce sadece iki defa şahit oldu; Moğol İmparatorluğu ve Britanya İmparatorluğu. Ancak bunlar Rus İmparatorluğu´ndan birçok bakımdan farklıydı.

İngiliz İmparatorluğu Amerika, Avustralya gibi bakir kıtalar ve Hindistan gibi din ve dil bakımından son derece karmaşık, tamamı denizaşırı toprakları kontrol ediyordu. Ama bu uzak ülkeleri kontrol etmek masraflıydı ve bu iş Hindistan´da olduğu gibi kardan çok zarar getirmeye başladığında koloniler terk edilebiliyordu. Bu politika İngiltere´ye topraklarını kaybettirse de onları fakirleştirmedi.

Moğol İmparatorluğu da benzer şekilde çok uzaklardaki krallara ve milletlere boyun eğdirmekle yetinip, başka fetihlere geçti. Bağlı krallardan beklenen sadece itaat ve vergilerini ödemeleriydi. Doğal olarak, Orta Avrupa´dan Çin´e ve Hindistan´a kadar uzanan bu imparatorluğu da yönetmek kolay değildi. Moğollar uçsuz bucaksız topraklardan gelen vergileri ise kalıcı bir yatırıma dönüştürmedi. Zaten bu amaca yönelik bir yaşam felsefeleri de yoktu. Göçebe çadırları ve sürüleri ile özgürce dolaşma alışkanlığından vazgeçmediler. Göçebe olduklarından ve hatta bir yazıları dahi olmadığından zamanla yerleştikleri ülke halklarıyla kaynaşarak birkaç yüzyılda ortadan kayboldular.

Sovyetler Birliği dönemi

Rusların yayılması farklı şekilde gelişti. Onlar için güvenlik öncelikti. Fethettikleri ülkelerdeki askeri varlıklarını oralardan ve ötesinden gelebilecek tehditleri önleyecek şekilde yapılandırdılar. Özellikle Orta Asya buna iyi bir örnek0. Afganistan dışında hiçbir toprak parçası için kar-zarar hesabı yapmadılar. 

Diğer bir örnek olan Rusya´nın Sibirya´yı kolonileştirmesi Britanya´nın Kanada´yı kolonileştirmesine çok benzer. Ama Rusya ilk fırsatta Trans-Sibirya demiryolu ile Pasifik´e kadar olan toprakları Rusya´ya bağlarken İngiltere, Kanada´yı elde tutmanın karlı olmadığını gördüğünde oradan çekildi.

Ancak 20´nci yüzyıla gelindiğinde, Britanya İmparatorluğu´ndan sonra dünyanın en geniş topraklarını kontrol eden Rusya, sanayide ve ortalama gelir düzeyinde ondan ve hatta diğer Batılı sömürgeci güçler olan Fransa ve Almanya´dan çok gerideydi. Rusya çok büyük bir imparatorluktu ama Rus halkı hala fakirdi. Bu durum, askeri başarıları ekonomik kalkınmaya dönüştürmekte başarısız kalınmasından kaynaklandı ve aynı zamanda Sovyet devriminin başarıya ulaşmasındaki en önemli nedenlerden birisi oldu.

1917´deki rejim değişikliği Rusya´yı bir süreliğine küresel güçler dengesindeki yerinden uzaklaştırmış gibi görünse de yeni Sovyet yönetimi gerektiğinde acımasız yöntemlere de başvurarak öncelikle rejimi pekiştirdi. Ancak başarılarını halkın refahına dönüştürmeden rejimin uzun süre kalıcı olamayacağını görerek sanayileşme ve altyapı yatırımlarına hız verdi.

Bu çabalar 20 yılda epey olumlu sonuçlar verdiyse de tüm dünya gibi Ruslar da beklenmedik bir şekilde kendilerini Almanya tehdidi karşısında buldular. Uzun ve kanlı bir savaş sonunda Batılı güçlerin de desteğiyle Almanya yenildiyse de Rusya epey hırpalandı. Yaklaşık 25 milyon insan hayatını kaybederken, Kiev, St. Petersburg gibi büyük şehirler harabeye döndü.

Sovyetler bu savaştan birçok dersler çıkardı ancak en önemlisi, sanayide ve özellikle teknolojide hala Batı´nın çok gerisinde olduklarıydı. Her ne kadar savaşta imal ettikleri tanklar, üstün Alman tanklarına, uçaklar üstün Alman uçaklarına karşı başarıya ulaştıysa da bu başarı teknolojiden çok sayısal üstünlüğe dayalıydı. Urallar ve ötesine taşınan üretim tesislerine Alman bombardıman uçakları ulaşamıyordu ve oralarda binlerce uçak ve on binlerce tank üretildi. Almanların teknolojik üstünlükleri Rusların sayısal üstünlüğü karşısında yetersiz kaldı.

Savaştan sonra Ruslar Almanya´da ele geçirebildikleri her türlü sanayi elemanını (gemi ve uçak planları, üretim tesisleri, hatta mühendisler ve bilim insanları) ülkelerine götürerek savaş sonrasındaki büyük sanayi atılımını başlattılar. Rejim muhalifleri ile birlikte yüzbinlerce Alman savaş esiri yıkılan şehirleri yeniden inşa ederken, bilim, teknoloji ve sanayide büyük ilerlemeler kaydedildi. Nükleer teknoloji ve uzay yarışında ABD ile rekabet edebilecek tek ülke hatta “süper güç” konumuna geldi.

Küresel rekabette Rusya´nın konumu

Peki nasıl oldu da bu süper gücün bugün dünya çapında bir markası yok?

Aslında bir tane var, ama bu bir tüketim malı değil bir silah markası; Kalaşnikof. Bugüne kadar dünyada en çok üretilen ve satılan bu silah, sanayi ve teknolojiden çok askeri ihtiyaçlardan ortaya çıkan bir dünya markasıdır. Silahın yaratıcısı Onbaşı Mihail Kalaşnikof, kendisinden önce kimsenin düşünemediği bir şeyi düşünerek uyguladı ve bir fark yarattı. Sovyetlerin devrim ihracı stratejisinin yarattığı pazar sayesinde onun yarattığı tüfeğin dünya çapında bilinirliği yayılarak marka haline geldi.

İkinci Dünya Savaşı´nın arkasından Batılı sömürgeci güçlerin kolonileri yangın yerine dönmüştü. Nerede bir bağımsızlık savaşı varsa orada Rusya´nın desteği vardı. Bu desteğin en önemli unsuru ise Kalaşnikof tüfekleri oldu. Taşınması ve bakımı kolay, ucuz, basit ve dayanıklı olan bu tüfek Rus halkının ihtiyaçlarına göre yapılmıştı ama dış pazarın ihtiyaçları Rus halkının ihtiyaçları ile örtüşmüştü.

Sovyetler, özellikle 20´nci yüzyılın ikinci yarısında bilim ve teknolojide müthiş bir ilerleme kaydetmiş olmakla birlikte ikinci bir dünya markası yaratamadı. Bunun birçok nedeni vardır.

Birincisi, Ruslar sahip oldukları geniş coğrafya sayesinde kendi kendilerine yeten nadir ülkeler arasında yer alıyor. Başta petrol, doğal gaz ve kömür olmak üzere ihtiyaç duydukları her türlü doğal kaynağa fazlasıyla sahipler ve fazlasını bugün de ihraç ediyorlar. Örneğin Türkiye gibi sanayi ürünü ihraç etmek zorunda değiller. Ürettikleri sanayi ürünlerine kendi pazarları yani o zamanlar 250 milyona yaklaşan nüfusu ile Sovyetler Birliği yetiyordu. Kaliteleri dünyadaki benzerlerinden düşük de olsa gümrük duvarları ile korunarak hayatta kaldılar.

Üstelik bu ürünler o kadar da kalitesiz değildi. Hatta sağlamlık ve dayanıklılıkta benzerlerinden üstünlerdi. Mesela Türkiye´de 50 yıl önce üretime başlanan Murat 124 marka otomobile çok benzeyen Ciguli marka bir otomobil, kendi sınıfındaki benzerlerinin sunduğu tüm temel ihtiyaçlara cevap verir. Bir CD çaları veya navigasyonu olmayabilir veya yakıt tüketimi petrol fakiri Japonya´da üretilen araçlara göre yüksek olabilir ama petrol zengini Rusya için bu o kadar da önemli değildir. Yani Japon halkının ihtiyaçları dış pazar ihtiyaçları ile örtüştüğü için çok sayıda Japon otomotiv markası veya aynı nedenlerden ötürü Kalaşnikof bir dünya markası olurken Ciguli olamadı.

İkinci olarak, Rusları bilim ve teknolojide tepe noktalara ulaştıran bilgi birikimi Sovyet sisteminin ideolojisi gereği kapitalist prensiplerden uzak tutulurken, bu durum ferdi mülkiyet, sermaye birikimi ve serbest rekabet kavramlarını yok edip, buna bağlı olarak verimliliği giderek azalttı. Kapalı bir rejimde, gümrük duvarları sayesinde bu durum pek önemli değildi. Sovyet vatandaşı kendisine ne sunuluyorsa onunla yetiniyordu ve aşırı tüketim hastalığına yakalanmamış olduğundan pek mutsuz da değildi.

Zaten dış dünyada olup bitenlerden pek haberdar da değildiler. Haberdar oldukları ise yönetimin propagandası ile kötü, gereksiz ve Batı´nın tüketim çılgınlığı olarak kötülendi. Bu durum o dereceye varmıştı ki naylon çorap bile bu kapsamda hor görülür oldu. Yine de Rus kadınları bir şekilde naylon çorabı dışarıdan gizli yollardan getirterek giyebiliyorlardı.

Rejim çöküp de dış dünyanın malları ile rekabet başladığında Rusların önem vermediği birçok şey birdenbire önemli hale geldi. Fakat 70 yıllık bir kapalı rejimden çıktıktan sonra Rusların bu yeni durumla nasıl baş edebilecekleri konusunda en ufak bir fikirleri yoktu. Ferdi mülkiyet, serbest rekabet, sermaye gibi kapitalist kavramları yaşamış olan dedeler ve anneanneler bile artık yaşamıyorlardı ki en azından torunlarına anlatsınlar.

Ruslar dünya pazarından o kadar habersizdi ki tarım, maden, silah gibi mallarını sattıkları yabancı tüccarlar kendi ülkelerinde bunları 5-10 katına satarak zengin oldu.

Ruslar hala fakirdi ve giderek daha da fakirleşiyordu. Ama kapitalizmi çabuk kavrayan, Oligark olarak adlandırılan bir düzine yeni girişimci ise devlete ait devasa şirketleri bir şekilde ele geçirerek, sadece ekonomi değil siyasete de yön verecek konumlara geldi.

Bu durum bir yandan devlete sahip çıkma misyonunu içgüdüsel olarak sürdürmek isteyen bürokratik mekanizmayı rahatsız ederken, yeni yetme Oligarkların şımarıklıkları da giderek fakirleşen Rus orta sınıfını rahatsız etti. 90´lı yılların sonunda iktidara geçen Vladimir Putin derhal bu oligarklara karşı acımasız bir mücadeleye girerek onları bir nevi “hizaya getirdi.” Yirmi yıldır iktidarda olan ve batı tarafından “totaliter” olmakla eleştirilen Putin, Rus orta sınıfının duygularına hitap ettiğinden oldukça geniş bir halk desteğine sahip.

Üçüncü olarak, 70 yıllık komünizm yönetimi Rus halkı ve girişimcilerinin sanayi ve teknolojide rekabet yeteneğini kısırlaştırmış olduğundan, rekabet için gereken reflekslerin oluşması zaman alıyor. Özellikle Rus iş adamları arasında bilinen bir sözde de belirtildiği gibi, “Ruslar bisiklet yapmayı biliyorlar, ama o bisikleti ürettiklerinde rakiplerin yaptığı bisikletler piyasayı çoktan istila etmiş oluyor.”

Rusya kapitalizme uyum sağlıyor

Tüm bu olumsuz duruma rağmen son 30 yılda Rusya´da dünyada olup bitenleri gören ve sadece seyretmekle yetinmeyerek gereken dersleri de çıkaran ve rekabetin önemini anlayan yeni bir jenerasyon yetişti. Özellikle Moskova, St. Petersburg gibi büyük şehirlerde yaşayanlar, henüz Batı kadar olmasa da giderek tüketim ekonomisine kendilerini kaptırdılar. Eski "kanaatkar" yaşam tarzının yerini tüketim ekonomisi alıyor.

Üstelik ne kadar fakir olursa olsun, Rus toplumu okuma yazma sorunu olamayan bir toplum ve yüksek bir okuma alışkanlığına sahip. Bu nedenle değişen yeni duruma uyum sağlamaları çok da uzun sürmeyecektir.

Rusya, örneğin yazılım sektöründe ise dış dünya ile sıkı bir rekabet tapabilecek duruma geldi. Dünyanın en etkili bilgisayar korsanları (hacker) arasında Ruslardan sık sık söz edilmesi bir tesadüf değil. Bu iş pek etik olmasa da belirli bir teknolojik beceri ve birikim olmadan yapılamaz. Dünyada Google gibi tekel konumundaki bir arama motoruna ilk ciddi rakibin yine Rusya´dan çıkması (Yandex) ise artık Rusların da en büyüklerle rekabete cesaret edebileceğini ve ülkedeki kapitalist reflekslerin gelişmeye başladığına işaret ediyor.

Rusların enerji, silah endüstrisi, bankacılık, nükleer enerji, uzay endüstrisi gibi alanlarda dünya çapında şirketleri vardır ama bunlara kapitalist anlamda marka demek zor. Ama yeni jenerasyon, kazanmakta olduğu reflekslerle diğer alanlarda da markalar yaratacak gibi görünüyor. Üstelik Rusya´da değişen yaşamın getirdiği batı benzeri alışkanlıklar iç ve dış pazar ihtiyaçlarının örtüşmesi ihtimalini de giderek artırıyor. 








Kaynak: AA

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Son dakika... Denizli´de şiddetli deprem
Son dakika... Denizli´de şiddetli deprem
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Denizli´de saat 09.34´te merkez üssü Acıpayam olan 5.5 büyüklüğünde bir deprem olduğunu duyurdu.
Fethullah Gülen´in kardeşi ölü bulundu
Fethullah Gülen´in kardeşi ölü bulundu
Gülen´in hayatını kaybettiğini yeğeni Ahmet Kurucan, sosyal medya hesabından duyurdu.
Fatih Haydar´dan bir Akıncı´yı uğurlarken…
Fatih Haydar´dan bir Akıncı´yı uğurlarken…
Mehmet Ali TEKİN; Mehmet Halit Şirin bir deli oğlan, bir cesur adam…
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay: Terörün dini, dili, ırkı coğrafyası yoktur
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay: Terörün dini, dili, ırkı coğrafyası yoktur
“Cuma günü İslam İşbirliği Teşkilatı Türkiye´de toplanacak”
Tarihte bugün ne oldu?
Tarihte bugün ne oldu?
Tarihte bugün yaşanan olaylar arasında; Şehzade Korkut´un katli, İtalyan birliğinin sağlanması, Batı Avrupa Birliğinin kurulması, Sivas´ta heyelan var…
Yeni Zelanda´daki cami saldırılarında hayatını kaybedenlerin hikayeleri..
Yeni Zelanda´daki cami saldırılarında hayatını kaybedenlerin hikayeleri..
Yeni Zelanda´nın Christchurch kentinde Cuma günü 2 camiye düzenlenen saldırılarda 49 kişi hayatını kaybetti.
Evleneceklere müjde: Çeyiz Hesabındaki devlet katkısı artırıldı
Evleneceklere müjde: Çeyiz Hesabındaki devlet katkısı artırıldı
Evlenmeye hazırlanan gençlere destek olmak amacıyla başlatılan "Çeyiz Hesabı" uygulamasında yapılan düzenlemeyle devlet katkısı artırıldı. Buna göre, verilebilecek en yüksek tutar 5 bin liradan 9 bin liraya çıkarıldı.
Toprak mimarisini hatırlayabiliriz
Toprak mimarisini hatırlayabiliriz
Yerel mimari üzerine düşünürken hatırladığımız ilk unsur kerpiç. Genç bir mimar olan Serkan Duman, kerpici öğrenebilmek için dünyanın çeşitli yerlerini gezerek yerel ustalardan toprak mimarisini öğrenmiş. Duman, “Bu tekniğin sahibi biziz. Unuttuğumuzu hatırlamamız gerekiyor” diyor.
Boşnak kadınlardan ´duygulandıran´ ziyaret
Boşnak kadınlardan ´duygulandıran´ ziyaret
"4. Uluslararası Kadın ile Barış Her Ses Bir Nefes" projesi kapsamında Çanakkale´nin Gelibolu Yarımadası´nı ziyaret eden 60 Boşnak kadın, şehitliklerde dua etti.
"Esrarengiz fareler" Ağrı Dağı´nı sevdi
"Esrarengiz fareler" Ağrı Dağı´nı sevdi
Sahip olduğu 5137 metre yüksekliğiyle "Türkiye´nin çatısı" olarak nitelendirilen Ağrı Dağı´nın sulak alanlarında yaşayan ve halk arasında "esrarengiz fare"ve "koypu" olarak bilinen su maymunları, bölgeyi mesken tuttu.
Sosyal konut projesine yoğun talep
Sosyal konut projesine yoğun talep
Türkiye genelinde, "Yatay şehirleşmeyle yükselen Türkiye" sloganıyla başlatılan ve asgari ücretle geçinenlerin ev sahibi olabilmelerinin önünü açan 50 bin konutluk sosyal konut projesi kapsamında büyük şehirlerde 3´ten fazla proje bulunuyor.
´2050´de her 5 kişiden biri yaşlı olacak´
´2050´de her 5 kişiden biri yaşlı olacak´
´Yaşlılık Hukuku´ kitabının yazarı Yazıcıoğlu "Türkiye nüfusu giderek yaşlanıyor. Yaşlı nüfus oranımızın 2023´te yüzde 10,2´ye, 2040´da yüzde 16,3´e çıkması bekleniyor. 2050 yılında da ülkemizdeki her beş kişiden biri yaşlı olacak." dedi.
Halepçe Katliamı: Elma kokusuyla gelen ölüm..
Halepçe Katliamı: Elma kokusuyla gelen ölüm..
Tarih: 16 Mart 1988... Irak savaş uçakları Halepçe´yi bombaladı. Ortalığa keskin bir elma kokusu yayıldı. Çocuklar kokuya doğru koştu. Son sözleri ‘Daye behna seva te´ yani ´Anne elma kokusu geliyor´ oldu.
Kayseri´nin 7,5 milyon yıllık fosilleri sergileniyor
Kayseri´nin 7,5 milyon yıllık fosilleri sergileniyor
Kayseri´de bir çoban tarafından bulunan ve Büyükşehir Belediyesinin desteğiyle gün yüzüne çıkartılan 7,5 milyon yıllık fosillerin yer aldığı sergi açıldı.
Türkiye doğum oranında AB ülkelerini geride bıraktı
Türkiye doğum oranında AB ülkelerini geride bıraktı
Eurostat´ın 2017 doğum verilerine göre, Türkiye yüzde 2,07 doğum oranıyla 1,59 doğum oranı ortalamasına sahip AB ülkelerini geride bıraktı.