Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Sinan Genim: Mimar Sinan Üzerine

Sinan Genim, milliyet.com’da “Mimar Sinan Üzerine” başlıklı bir yazı kaleme aldı. Yazıyı aşağıya alıntılıyoruz.

Sinan Genim: Mimar Sinan Üzerine

“Bu değersiz kul, mimarbaşı olarak bilinen Sinan bin Abdülmennan gerçekte bir Abdullah oğlu olduğumdan, geçmiş zamanda Osmanlı kanunları ve âdetleri uyarınca Karaman eyaletinin ve İyonya’nın devşirme oğlanlarıyla birlikte devlet kapısına gelip ve ondan sonra bir müddet bazı dış hizmetlerde kullanılıp, acemi oğlanlık mertebesini kat ettiğimde, yeniçeri rütbesine eriştim”

Mimar Sinan üzerine
1582 Şenliği’nde Atmeydanı’nda Süleymaniye Camii’nin Maketi, Surname-i Hümayun. 

Yaşamının son döneminde Mimar Sinan, dostu, şair ve nakkaş Mustafa Sâî Efendi’ye yaşam öyküsünü anlatıp, yaptığı yapıları yazdırır. Günümüze beş  ayrı  nüsha olarak ulaşan bu kayıtlar; “Adsız Risâle” olarak bilinen başlıksız bir metin, “Risâletü’l Mi’mâriye (Mimarlık Kitabı)”, “Tuhfetü’l -Mi’mârîn (Mimarların Armağanı)”, Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi’nde, çok sayıda kopyası olan “Tezkiretü’l-Bünyân (Yapılar Kitabı)” ile Süleymaniye Kitaplığı ile Topkapı Sarayı Arşivi’nde bulunan “Tezkiretü’l-Ebniye (Binalar Kitabı)”dır.

1965 yılında Rıfkı Melül Meriç bu belgelerden, “Tezkiretü’l-Bünyân” hariç dördünü, geniş açıklamalarla günümüz Türkçesi ile yayınlar. 1986 yılında ise bu kez Aptullah Kuran üç metni esas alarak geniş bir karşılaştırma yaptığı “Mimar Sinan” kitabını bize armağan eder. Suphi Saatçi, Süleymaniye Kitaplığı 4911 numara ile kayıtlı “Tezkiretü’l-Bünyân” kitabını ise bir yıl sonra 1989 yılında yayımlar.

Mimar Sinan üzerine

Süleymaniye Camii, Tarih-i Sultan Süleyman

Elli yılda, dört yüz

yetmiş yedi yapı

İnsanlığın varoluşundan beri hiçbir mimarın elli yıllık meslek hayatı içinde bu kadar çok tür ve sayıda yapı yaptığı görülmediği gibi bundan böyle de görülmesi mümkün değildir. Söz konusu beş risalede, Mimar Sinan 477 yapı yaptığından veya onardığından söz eder.

Bir tezkerede 12, bir diğerinde 13 bölüm halinde belirtilen yapı türlerinin; cami, mescit, türbe, medrese, darülkurra, mektep, tekke, darülşifa, imaret, kervansaray, saray ve köşk, ambar ve mahzen, hamam, köprü, su kemeri, havuz gibi 16’yı bulduğu bilinir. Sinan gerçekte çağının ötesinde bir insandır. “Tezkiret-ül Bünyân”da Kanûnî  Sultan Süleyman’ın Irakeyn Seferi (1533-1535) sırasında, vezir Lütfi Paşa’nın emri üzerine Van Gölü üzerinde sefer yapması için üç adet kadırga inşa ettiğinden bahseder.

Süleymaniye Külliyesi

Her ne kadar yapı topluluğunu oluşturan yapıları tek tek belirtse de Süleymaniye Külliyesi gibi bir yapı topluğu göz önüne getirildiğinde, bunun yalnızca bir cami değil, büyük bir alan düzenlemesi olduğu görülecektir. Çoğu kişi tarafından pek bilinmez ama Sinan’ın yaptığı Kırkçeşme sularının şehre getirilmesi, dönemi için çok büyük ve zor bir inşa faaliyetidir. Süleymaniye Küliyesi’ne harcanan meblağın nerede ise iki katına varan bu harcama ve yapılan yapılar hayret verici bir süre içinde gerçekleştirilir.

Sinan’ın kökeni

Mimar Sinan’ın kökeni konusunda da çeşitli tartışmalar yapılmıştır. Kendisinin de, baba adını belirterek söylediği gibi Hristiyan bir ailenin çocuğudur. Kayseri’nin Ağırnaslı Köyü’nden olduğu, daha sonra ailesinin Kıbrıs’a iskânı konusunda yaptığı başvuru sonucu kesinleşmiş gibidir. XX. Yüzyıl’da yapılan mübadale sırasında da bu bölgede bulunan çoğu Türkçe konuşan ailelerin Hristiyan oldukları için yurt dışına çıkarıldıkları bilinmektedir. Karamanlı adıyla anılan bu insanların kesin kökeni konusunda yeterli araştırma yapılmadığı ve kökenlerinin tespiti konusunda şüpheler bulunduğu bilinmektedir. İlk olarak Yavuz Sultan Selim döneminde Anadolu coğrafyasından yapılan devşirme işlemi daha sonraları terk edilir. Dönemin belgelerine göre, kesin olarak Türk toplulukları içinden devşirme yapılmadığı hatta bu konuda kesin yasak olduğu da bilinmektedir.

Mimarın yetkisi

Kökeni ne olursa olsun, Mimar Sinan bulunduğu dönemin Türk-İslâm düşüncesinin ve uygulamasının bir sonucudur. Bu ve benzer olayları, çok daha sonraları ortaya çıkan milliyetçilik akımları çerçevesinde değerlendirmek doğru değildir. Çünkü, ne kadar yetenekli olursa olsun, dönemin devletinin gücü, Kanûnî Sultan Süleyman, Sultan II. Selim ve Sultan III. Murad gibi kendisine sonsuz yetki veren bu hükümdarlar olmasaydı, Mimar Sinan da, yaptığı eserler de olmayacaktı. Sinan döneminde Osmanlı İmparatorluğu dünyanın en zengin devletidir. Eğer devlet bu kadar zengin olmasa ve anıtsal yapıların yapılmasına bu kadar büyük maddi kaynaklar ayırmasa, bu yapıları yapmak nasıl mümkün olurdu?

Mimar Sinan üzerine

Kanuni’nin cenazesi Süleymaniye Avlusu’nda yapılacak olan türbesinin bulunduğu yere getiriliyor.

Uzun bir hayat

Mimar Sinan’ın başarısının altında yatan en büyük nedenlerden biri de aklı başında çok uzun bir hayat sürmesidir. Çıraklık eserim dediği Şehzade Camii’ni elli sekiz yaşında, kalfalık eserim dediği Süleymaniye Külliyesi’ni altmış yedi yaşında, ustalık eserim dediği Edirne Selimiye Camii’ni seksen beş yaşında yapar. Zaman zaman altmışlı yaşlarda vefat eden, Şehzade Camii mimarı Sinan’ı acaba günümüzde kaç kişi tanırdı diye düşünürüm.

Günümüze kadar Mimar Sinan hakkında pek çok araştırma yapılmış ve çok sayıda kitap yazılmıştır. Bu konudaki en detaylı çalışma Gülru Necipoğlu tarafından yazılan “Sinan Çağı” kitabıdır. Sinan’ın yapılarının yanı sıra yapılması gereken bir diğer araştırma konusu döneminin yapı, usta ve işçi kalitesidir. Ancak çok daha önemli bir konu dönemin lojistik anlayışıdır. Bazı yapıların yapımı sırasında Baalbek, İskenderiye gibi uzak coğrafyalardan çok büyük ve ağır sütunların, günümüzde Slovenya sınırları içinde kalan ve İstanbul’a 1517 kilometre uzakta bulunan Zaplanina madenlerinden getirilen kurşunun serüvenini dile getirmek gerekir. Bu nasıl bir sistemdir ki, çok uzak bölgelerde bulunan nadide taşlar İstanbul’da bulunan kişiler tarafından kayıt altına alınmış ve gerektiğinde yapılan yapılar için kullanılabilmektedir.

Mimar Sinan üzerine

Selimiye Camii, Şehname-i Selim Han.

Geleceğe bakışı

Mimar Sinan ülkemizin yetiştirdiği en büyük insanlardan birisi olup, ne yazık ki genel olarak hakkında kulaktan dolma bilgiler dışında çok da bilgi sahibi değiliz. Bir mimar olarak büyüklüğünün yanı sıra, tevazu sahibi bir insandır ve günümüzde örnek alınması gerekir. Bu nedenle, “Tezkiretü’l-Ebniye”nin son cümlesinin sonsuza kadar anılmasını dilerim.

“Gelecekte yaptıklarımı görecek insaf sahiplerinin çabamın büyüklüğünü görerek beni insaf ile anacaklarını umarım, inşallah…”

Kaynak: Farklı Bakış



Anahtar Kelimeler: Sinan Genim: Mimar Sinan Üzerine

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


YAZARLAR

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

HABERLER