Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Sait ALİOĞLU
Sait ALİOĞLU
Deizme Dair Bir Derkenar
Mehmet BEYHAN
Mehmet BEYHAN
Neden Cemal Kaşıkçı?
Mustafa DOĞU
Mustafa DOĞU
Yeniden İman Etmek!
Hasan POSTACI
Hasan POSTACI
Kültürel İslam´dan İslami Varoluşçuluğa
Ümit AKTAŞ
Ümit AKTAŞ
Siyaset ve İman İlişkisi
Selvigül ŞAHİN
Selvigül ŞAHİN
Masamdaki Kitaplar
Aziz DARICI
Aziz DARICI
Müslümanların Kaderi İman ve Mücadeledir
Prof. Dr. Bilal SAMBUR
Prof. Dr. Bilal SAMBUR
Kaşıkçı Travması ve Yeni Ortadoğu Düzeni
Ramazan KAYAN
Ramazan KAYAN
Ademce Bir Duruş Sergilemek
Ali BULAÇ
Ali BULAÇ
Tebliğ: Örf, Adet ve Gelenek
Nejdet DEMİREL
Nejdet DEMİREL
ABD´nin Ekonomik Yaptırımlarının İran´a Yansıması
Bülent ACUN
Bülent ACUN
Taksici Gözüyle İstanbul
F. Yılmaz ALTUNÖZ
F. Yılmaz ALTUNÖZ
Sapkınlık Aracı Olarak Mal
Mehmet AKTAŞ
Mehmet AKTAŞ
Lebbeyk, Allahümme lebbeyk!..
Mustafa GÜL
Mustafa GÜL
Çağrılar Neden Karşılık Bulmaz?
Necip CENGİL
Necip CENGİL
Önceliklerimiz
Yusuf YAVUZYILMAZ
Yusuf YAVUZYILMAZ
İslamcılık Öldü Mü?
Ömer Naci YILMAZ
Ömer Naci YILMAZ
Mine´nin Kırıkkanatları
Seyit Ahmet UZUN
Seyit Ahmet UZUN
Ruhu Çamurlaşmış İnsanlar
 Dr. Ali YALÇIN
Dr. Ali YALÇIN
İslami Hareketlerde "Minnet" Sorunu
Yakup GÜLER
Yakup GÜLER
Darbelerle Gelişen Türkiye!
Abdülhamit KAHRAMAN
Abdülhamit KAHRAMAN
Duaya Davet!
Nevzat KAYA
Nevzat KAYA
Kaşıkçı Olayı Suudilerin Sonu Olacak!
Cafer AKDENİZ
Cafer AKDENİZ
Savaş mı Cinayet mi?
Ramazan DEVECİ
Ramazan DEVECİ
Günümüzün Kerbela´sı Yemen´in Serencamı ve Ümmetin Duyarsızlığı…
Davut GÜLER
Davut GÜLER
Adalet, Mizan ve Kitap Dengesi
Şakir KURTULMUŞ
Şakir KURTULMUŞ
Düş ve Bayram
Ziya GÜNDÜZ
Ziya GÜNDÜZ
Dr. Ayhan Vergili: Hilmi Ziya Ülken Önemli Bir Sosyolog, Felsefeci ve Fikir Adamıdır!
Mustafa AYGÜN
Mustafa AYGÜN
Eğitimden Tasarruf olur Mu?
Nusret AYDEMİR
Nusret AYDEMİR
EĞİTİM SERENCAMIMIZ!
Serdar ÇALIŞ
Serdar ÇALIŞ
ZAM.....
Ferhat Özbadem
Ferhat Özbadem
Allah´ım Beni İmandan Kur´an´dan ve Romandan Mahrum Eyleme (2)
Zeynep HAŞEMİ
Zeynep HAŞEMİ
İyilik Meşalesi
Enes TARIM
Enes TARIM
Yezid´den Bugüne Ortodoks İslam
Mesut AYDIN
Mesut AYDIN
Bir Eğitim Ayı Ramazan (HUTBE)
Necla Arpa GÜLAÇAR
Necla Arpa GÜLAÇAR
Yola Çıkan Gençlere Yol Verin (Bir gencin hikayesi)
Nezir ERGENÇ
Nezir ERGENÇ
İnsan Hayvanla mı Yoksa Tanrıyla mı Kıyaslanmalı?
Abdulbaki ÇAĞATAY
Abdulbaki ÇAĞATAY
Son Zamanlarda İslami Camialara Yapılan Saldırıların Arka Planı
Mehmet DEVECİ
Mehmet DEVECİ
Umre Ziyaretimizden Notlar/3
Mehmet M. GÜLAÇAR
Mehmet M. GÜLAÇAR
BAŞIMIZDA KULAK İSTİYORUZ
Hacı TÜRKAN
Hacı TÜRKAN
Erdoğan Semboldür
Fedakar KIZMAZ
Fedakar KIZMAZ
Raşel, Sen İnsanı Dinden İmandan Edersin!..
Fehmi DEMİRBAĞ
Fehmi DEMİRBAĞ
Ayla Seni Seviyorum
Dr. Yunus ÇOLAKOĞLU
Dr. Yunus ÇOLAKOĞLU
İslam Dünyasında Şiddet ve Mikro Nüfuz Alanları
Mehmet ŞEREFOĞLU
Mehmet ŞEREFOĞLU
Bir Taşeronun Rüyası Olan Kadro
Esan GÜL
Esan GÜL
Çocuklarımız ve Adalet
İbrahim GEZER
İbrahim GEZER
Vicdanımız Kanıyor!
Aslan DEĞİRMENCİ
Aslan DEĞİRMENCİ
Selahaddin Eyyubi´siz Ortadoğu Arayışı
Cüneyt TORAMAN
Cüneyt TORAMAN
Celal TAHİR
Celal TAHİR
Nuri YILMAZ
Nuri YILMAZ
Mustafa Sefa ÇAKIR
Mustafa Sefa ÇAKIR
İstanbul Hava Durumu
Bugün
Sağanak
16°
11°
Pazartesi
Bulutlu
15°
10°
Salı
Sağanak
17°
13°
Çarşamba
Sağanak
14°
11°
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
İstanbul için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:34 08:20 13:17 15:37 17:55 19:29
Cennet için ibadet geçersizdir…

Hacı Bektaşı Veli
DOLAR
5.3412
EURO
6.0565
RAMAZAN DEVECİ/ HZ. OSMAN´IN KANI ÜZERİNDEN, HZ. ALİ´DEN İSTENEN ADALET Mİ, YOKSA ADALETSİZLİK Mİ?
"Müslümanların tarihinde, Ali´nin adaleti maslahata kurban etmeyen anlayışı değil, Muaviye´nin adaleti değil maslahatı, adaleti değil çıkarı, adaleti değil güvenliği, adaleti değil baskıyı esas alan anlayışı hakim olmuştur. Ve kimi İslamcılar Ali´nin adalet konusundaki bu hassasiyetini örnek almaktansa, Ali´ninde diğerlerinden farkı olmadığını ispatlama derdine düşüyorlar."
Tarih: 11.7.2018 09:32:16

İslam´ın esası tevhid ve adalettir. Müslümanın diğer insanlardan farkı tevhide olan inancı ve adaleti esas alan yaşamıdır. Kuran inananlara düşmanlarına karşı bile adaletli olmaları gerektiğini emreder. Victor Hugo “İyi olmak kolaydır zor olan adil olmaktır" der. Onun için tarih boyunca iyi insanlar çok olmuş ama adaletli insanlar çok az olmuştur.

Yazılarımda sık sık adaletin maslahata kurban edilmemesini gerektiğini bunun Nisa 135 ve Maide 8´in bir gereği olduğunu söylüyor ve bunu insanlığın adalet sesi olan Hz. Ali örnekliği üzerinden anlatmaya çalışıyorum. 

Maslahatın bir zorunluluk olduğunu ve İslam´ın ilkelerinden biri olduğunu söyleyen kimi islamcılar, Hz. Ali´nin Hz. Osman´ın katillerini cezalandırmayarak bir anlamda adaleti değil maslahatı tercih ettiğini söylüyorlar.

Peki gerçekten durum böyle mi?

Öncelikle evet maslahat İslam fıkhının ilkelerinden biridir ama adalet sözkonusu olduğunda değil. Çünkü adalet konusunda maslahatı gözetmek adaleti zedeler, ancak Müslümanların vahdeti söz konusu ise maslahatçı olmak gerekir. Hz. Ali adalet konusunda değil ama, vahdet sözkonusu ise enbüyük maslahatçı olmuştur.

Peki; Hz. Osman´ın katilleri biliniyordu da  Hz. Ali maslahat için üçüncü halife Hz. Osman´ın katillerini cezalandırmadı mı?

Bu soruya doğru cevap verebilmek için öncelikle olayları doğru bilmek ve doğru değerlendirmek gerekiyor.

Hz. Ömer H. 23. Yılı Zilhicce,  M. 644 yılı Kasım ayında Mugîre b. Şû´be´nin Hristiyan kölesi Ebû Lü´lü tarafında sabah namazında şehit edilmişti.
Hz. Ömer şehit olmadan önce, kendisinden sonra halife seçimini Hz. Ali, Osman, Zübeyr, Talha, Sa´d b. Ebî Vakkas ve Abdurrahman b. Avf´tan oluşan  altı kişilik şuraya bırakmış onlardan içlerinden birini halife seçmelerini istemişti. Bu şuradan Talha, Hz. Osman´a Zübeyr Hz. Ali´ye Sad b. Vakkas kendisine oy kullanmıştı. En son Abdurrahman b. Avf´ın oyu ile Hz. Osman üçüncü halife olarak seçilmişti.

Hz. Ömer´in oğlu Ubeydullah b. Ömer, Babasının katilinin yerini ve kaçmaya çalıştığını öğrenince peşinden giderek Ebû Lü´lü´yü kızını, olaydan kısa bir süre önce müslüman olan eski Sasani komutanlarından Hürmüzan-ı Farisi´yi ve Cüfeyne´yi öldürdü. Hz. Ali ile bir kısım sahâbeler katil dışında başkalarınıda öldürdüğü için Ubeydullah´a kısas uygulanmasını istediler, ama ikinci halifenin oğlu olduğu için bazı sahabelerinde ricası ile üçüncü Halife Hz. Osman kısası uygulamadı. Ubeydullah b. Ömer, Hz. Ali halife olunca kendisine kısas uygulayacağını düşündüğü için Şam´a Muaviye´nin yanına gitti ve Sıffın savaşında Muaviye´nin komutanı olarak öldü.

Hz. Osman hilafete, adaleti maslahata kurban ederek başlamıştı. Daha sonraki süreçte Hz. Ömer´in atadığı valileri azlederek yerlerine ehil olup olmadıklarına bakmadan akrabalarını atamıştı. Hz. Osman Kûfe valisi Sa´d b. Ebî Vakkâs´ı azledip yerine anne bir kardeşi Velid b. Ukbe´yi, Mısır valisi Amr b. el-Âs´ın yerine sütkardeşi Abdullah b. Sa´d b. Ebî Serh´i görevlendirmiş, kısa bir süre sonrada Basra valisi Ebu Musa el-Eş´ari´yi görevden alarak dayısının oğlu Abdullah b. Amir´i Basra valiliğine tayin etmişti. Hz. Osman, önemli eyaletlere yakın akrabalarını tayin etmiş sadece Şam valisi olan Muaviye´ye dokunmamıştı. Zira Muaviye zaten Emevi ailesindendi. Hz. Osman Muaviye´nin adaletsiz uygulamalarını eleştiren muttaki sahabi Ebuzer´ide Rabeze´ye sürgüne göndermişti.

Hz. Osman Peygamberimizin daha önce ceza olarak Medine´den Taif´e sürgüne gönderdiği  Hakem´in Medine´ye dönmesine izin vermiş ve ona ekonomik olarak iyi bir ücrette tahsis etmişti. Hakem´in ayrıçalığı bununlada bitmemiş, Hakem´in oğlu Mervan´a Fedek arazisini vermişti. Fedek arazisi Peygamberimizin Hz. Fatıma´ya verdiği arazi idi. Hz. Ebubekir onu beytulmala almıştı. Hz. Fatıma´nın ve çocuklarının hakkı olan Fedek arazisini Hz. Osman amcaoğlu ve damadı olan Mervan´a vermişti.

Hz. Osman´ın tayin ettiği bu valiler bulundukları yerde yaptıkları adaletsiz ve gayrı islami uygulamalarla huzursuzluk nedenleri olmuşlardı. Bölge halkları valilerle birlikte valiyi atayan halifeyide eleştiryorlardı.

Hz. Osman´ın hilafetinin süresi uzadıkça Valilerin yaptıkları haksızlıklar sonucunda huzursuzluklar o kadar arttı ki 656 yılının nisan ayında Mısır, Kufe ve Basralılardan oluşan muhalif gruplar, hac gerekçesiyle Medine´ye Halife´ye hesap sormaya geldiler.

Muhalif guruplar Halife´nin evini kuşatarak halifeye valilerinin yaptıkları haksızlıkları dile getirdiler. Hz. Ali, asilerle halife arasında aracılık yaparak Mısır valisinin görevden alınıp, yerine Mısır valisi olarak Hz. Ebu Bekir´in oğlu Muhammed b. Ebubekir´in atanması karşılığında isyancıları ikna etti ve isyancılar Medine´yi terk ettiler.

Medine´den ayrılan isyancı gruplar, çok geçmeden kendilerinin öldürülmesini emreden bir mektup ele geçirdikleri gerekçesiyle geri döndüler. Mektup, halifenin mührünü taşıyordu. Fakat Hz. Osman, mektuptan haberi olmadığını söyledi. İsyancılar Halifeye Mektup seninse sözünde durmadın ve yalan söyledin artık halifelik makamında oturamazsın istifa et, yok mektup sen yazmadınsa birileri senin mührünü kulanıyor ve sen halifelik liyakatını kaybettin yine istifa etmen gerekiyor dediler.

Sonunda mektubun, halifenin haberi olmadan, onun ağzından katibi ve damadı Mervan  tarafından yazıldığı anlaşıldı. Bunun üzerine isyancılar halifeden Mervan´ı kendilerine teslim etmesini istediler. Hz. Osman istifa etmeyide damadı Mervan b. Hakem´i teslim etmeyide kabul etmedi.

İsyancılar talepleri kabul edilmeyince halifenin evini kuşattılar. Süreç içerisinde binlerce isyancı içerisinden bir grup isyancının halifenin evine girerek Hz. Osman´ı şehit ettiği sanılıyor. Katil gerçekten isyancılardan birimi yoksa dışarıdan bir elmi idi? katil yada katillerin kim olduğu bilinemedi.

Hz. Ali´ye Hz. Osman´ın kanının hesabını soranlar hiçbir zaman katil filandır onu niye cezalandırmıyorsun demediler. Evet Hz. Osman şehit edilmişti ama ortada bilenen bir katil yoktu binlerce isyancı vardı. Ve bu isyancılar yapılan önemli bir yanlışa haklı bir tepki gösteriyorlardı.

Hz. Osman´nın şehit edilmesinden sonra insanlar Hz. Ali´ye biat ettiler. Başta Hz. Ali bu biatı kabul etmedi. Onlara “Siz benim adaletime tahammül edemezsiniz gidin başka birine biat edin ben yine ona danışmanlık yapayım” dedi. Ama ısrarlar üzerine biatleri kabul etti.

Hz. Ali adalet konusundaki hassasiyetinden dolayı zan ile insanlara kısas uygulayamazdı. Kısas uygulana bilmesi için katillerin kim olduğunun kesin olarak bilinmesi gerekiyordu. O her zaman zulüm yapmaktansa zulme uğramayı tercih etti.

Sanıyorum Sivas olayları Hz. Ali´nin neden zan ile insanları cezalandırmadığını anlamamız için iyi bir örnek olabilir.

Sivas olaylarını kısaca hatırlarsak, Aziz Nesin Peygamberimize ve eşlerine hakaret eden Selman Rüşti´nin ‘Şeytanın Rivayetleri´ kitabını yayınlama başlamış ve o yayın üzerine Sivas´a bir programa gitmişti. Aziz Nesin ve diğer solcu aydınların kaldıkları otel´in önünde toplanan Sivaslı Müslümanlar Aziz Nesin´in Peygamberimize hakeret eden bu kitabı yayınlamasını protosto etmişlerdi.

Otel´in önünde toplanan Müslümanlar tekbir getirerek Allah Resulünün izzetine ve İslam´ın kutsalına sahip çıktıklarını ilan ediyorlardı. Ama o kalabalıklar içerisinden yada dışardan gelen gizli bir el 33 aydının kaldığı Madımak otelini yakmış o gün orada 35 insan dumandan boğularak ölmüştü. Ama oteli yakan gizli elin kim olduğu hiçbir zaman öğrenilemedi.

Ama buna rağmen 1993 yılında gerçekleşen olaylarda 170 kişi evlerinden ve iş yerlerinden gözaltına alındı. Bu insanların bir kısmının tek suçu sadece gösteriye katılmaktı, bir kısmı gösteriye bile katılmamıştı.  Görülen davalarda 124 kişi yargılandı, 33 kişiye idam, 91 kişiye çeşitli hapis cezaları verildi. Buna rağmen Madımak Hotelinde ölenlerin yakınları hala adalet diye yürüyorlar. Onlarda Sivas olaylarının gerçek sorumlularının cezalandırıldığına inanmıyorlar.

Sivas olayları davası mağdurları ise hala ceza evlerinde adalet bekliyor. Bu insanlar hiçbir suçları olmadığı halde 25 yıldır cezaevinde yatıyor.

Şimdi sormak istiyorum, Hz. Osman´ın belli olmayan katillerinin hesabını Hz. Ali´ye soranlar gerçekten adaletmi yoksa adaletsizlik mi istemiş oluyorlardı.

Hz. Ali zan ile hareket etse idi ve o gün Medine´de gösteriye katılanlardan bazılarını Hz. Osman´ın katili olarak öldürse idi adaleti sağlamış mı olurdu. Böyle bir uygulama belki insanların tepkisini azaltmak için maslahat gözeterek yapılabilirdi ama adalet için değil. Ömrü boyunca hiçbir zaman adaleti maslahata kurban etmeyen Hz. Ali´nin zan ile böyle bir uygulama yapması mümkün değildi ve yapmadı.

Hz. Ali adaleti maslahata kurban edenlerden olsaydı, tıpkı Sivas davasında Madımak otelinde ölen 33 aydın için suçsuz 33 kişiye idam cezası verilmesi gibi, isyancıların içinden bikaç kişiye kısas uygulayarak insanların itirazlarını kesebilir, Şam sokaklarında dolaştırılan kanlı gömleği etkisiz kılabilirdi. Ama o suç kesin olarak ispatlanmadan kimseye cezalandırma yoluna gitmedi, adaleti maslahata kurban etmedi. Zira o her zaman insanlığın adalet sesi olmuştu.

Şam sokaklarında Hz. Osman´ın kanlı gömleğini dolaştırarak Hz. Osman´ın katillerinin hesabını Hz. Ali´ye soran Muaviye´nin derdi adalet yada Osman´ın kanı değilidi. Hz.Osman´ın kanı üzerinden kendi saltanatını kurmaktı ve bunda da ne yazık ki başarılıda oldu.

Şimdi Hz. Osman´ın kanın hesabını soranların dertleri adaletse Ubeydullah b. Ömer için niye kısas talebinde bulunmadılar sormak hakkımız değil mi... Suç belli, suçlu belli ama kısas uygulamamıştı. Ama burada adaletin dili olan yine Hz. Ali olmuştu.

Evet Hz. Ali insanlığın adalet sesidir. İnsanlık vicdanının sesidir. Onun için tarih boyunca Hz. Ali çok sevilmiş, Müslümanlar çocuklarına, Muaviye´nin değil Ali´nin ismini vermeyi tercih etmiş ama yaşamlarında, Ali´yi değil ne yazık ki Muaviye´yi örnek almışlardır.

Müslümanların tarihinde, Ali´nin adaleti maslahata kurban etmeyen anlayışı değil, Muaviye´nin adaleti değil maslahatı, adaleti değil çıkarı, adaleti değil güvenliği, adaleti değil baskıyı esas alan anlayışı hakim olmuştur. Ve kimi İslamcılar Ali´nin adalet konusundaki bu hassasiyetini örnek almaktansa, Ali´ninde diğerlerinden farkı olmadığını ispatlama derdine düşüyorlar.

İşte Ali´nin hayatı ortada ne yapsalar onun adalet konusundaki hassasiyetini gölgeleyemezler. Müslümanlar Ali´nin adaleti maslahata kurban etmeyen anlayışını hayata geçirmeden insanlık için umut olamazlar. Zira Müslümanın, İslam´ın insanlığa sunacağı en güzel şey, insanlığa umut olacak değer, insanlığın aradığı adalettir. İslamın esasıda adalettir. Öyle ise bize düşen adaletin sesi olmak, adalet için mücadele etmektir.

“Ey iman edenler! Allahiçin adaleti ayakta tutacak şahitler olun. Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletten ayırarak günaha sürüklemesin. Adil olun. Çünkü bu, Allah´a kulluktaki samimiyetin en iyi göstergesidir. Allah´a kullukta samimiyetinizi sürdürün. Çünkü Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” (Maide 8)

“Ey iman edenler! Kendinizin, ana-babanızın veya akrabalarınızın aleyhine bile olsa, Allah için şahitlik ederek adaleti ayakta tutun…” (Nisa-135)
  








Kaynak:

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Uludağ´da Kar Kalınlığı 18 Santimetre
Uludağ´da Kar Kalınlığı 18 Santimetre
Türkiye´nin önemli kış turizm merkezlerinden Uludağ´da kar kalınlığı 18 santimetreye ulaştı.
Saadet Partisi Belediye Başkan Adaylarının Süreci!
Saadet Partisi Belediye Başkan Adaylarının Süreci!
Temel Karamollaoğlu liderliğinde 24 Haziran seçimlerinin gözdesi olan Saadet Partisi 2019 Mart´ta yapılması planlanan yerel seçimler için hazırlanıyor
Dindarların "Yeni Kemalist Dalga" İle İmtihanı
Dindarların "Yeni Kemalist Dalga" İle İmtihanı
Nihal Bengisu KARACA
Yazarımız Yusuf Yavuzyılmaz Kaçıkçı Cinayetini Haberdurus.com için değerlendirdi: “Bir Cinayetin Anatomisi
Yazarımız Yusuf Yavuzyılmaz Kaçıkçı Cinayetini Haberdurus.com için değerlendirdi: “Bir Cinayetin Anatomisi
Cinayetin arkasında olduğu söylenen Velihat Prens Muhammed bin Selman, kendisine muhalif olan çok sayıda insanı katlettiği biliniyor. Yeni Şafak Gazetesinden Özlem Albayrak´ın yazdıkları Velihat Prensin neden ilk akla gelen isim olduğunu açıklıyor. “Cinayet, Suudi Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman´a mal ediliyor. Yani cinayetin Bin Selman´ın direkt ya da endirekt emriyle işlendiği düşünülüyor
Yazarımız Av. Cüneyt Toraman Gündemi Değerlendirdi: Türkiye´nin Gündemi ‘Sağanak Yağmur´ Gibi: Brunson, Af Teklifi, Kaşıkçı ve Andımız
Yazarımız Av. Cüneyt Toraman Gündemi Değerlendirdi: Türkiye´nin Gündemi ‘Sağanak Yağmur´ Gibi: Brunson, Af Teklifi, Kaşıkçı ve Andımız
İzmir´de ‘papazlık´ yapan Brunson davasında duruşma, 12 Ekim tarihine ertelendiğinde, zaten papaz-toto oynamaya başlanmıştı. Brunson´un tahliye edilip edilmeyeceği tartışılırken, evlilik işlemleri için Suudi Arabistan İstanbul Konsolosluğuna giden ünlü gazeteci Cemal Kaşıkçı, konsolosluk içinde kayboldu!
Hulusi Akar: ABD söz verdiği gibi YPG ile işbirliğini kessin
Hulusi Akar: ABD söz verdiği gibi YPG ile işbirliğini kessin
Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, ABD´li senatörlerle bir araya geldi. Akar: ABD´den söz verdiği gibi YPG ile işbirliğini kesmesini bekliyoruz" dedi
Kassam Tugayları komutanı Dayf´tan Müslümanlara mesaj
Kassam Tugayları komutanı Dayf´tan Müslümanlara mesaj
İzzeddin El-Kassam Tugayları Genel Komutanı Muhammed Dayf, İsrail´in hezimete uğratılmasının ardından mesaj yayınladı.
İhvan´dan Türkiye´ye Kaşıkçı teşekkürü
İhvan´dan Türkiye´ye Kaşıkçı teşekkürü
Müslüman Kardeşler Teşkilatı (İhvan), Türkiye´ye "dünya halklarının adil davalarında yanlarında yer aldığı için" selam gönderdi.
Son dakika! İstanbul´da terör operasyonu: 8 gözaltı
Son dakika! İstanbul´da terör operasyonu: 8 gözaltı
İstanbul merkezli 3 ilde terör örgütü PKK/KCK´ya yönelik operasyon düzenlendi. Operasyonda 8 şüpheli için gözaltı kararı verildi.
Eski istihbaratçı Basri Aktepe hakkında yakalama kararı
Eski istihbaratçı Basri Aktepe hakkında yakalama kararı
FETÖ üyeliğinden yargılanan ve 7 Kasım´daki duruşmada ev hapsiyle serbest bırakılan eski istihbaratçı Basri Aktepe hakkında tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkartıldı.
´Amerika´nın Suudi Arabistan ile suç ortaklığı artık bitmeli´
´Amerika´nın Suudi Arabistan ile suç ortaklığı artık bitmeli´
The New York Times Yayın Kurulu, "Sorun, sadece Cemal Kaşıkçı´nın öldürülmesiyle başlamadı, ancak konu buraya kadar geldi. Amerika´nın suç ortaklığı artık bitmeli." ifadelerini kaleme aldı.
İşgalci İsrail´e ABD Desteği Eksik Olmuyor
İşgalci İsrail´e ABD Desteği Eksik Olmuyor
ABD önceki senelerde çekimser kaldığı İsrail´in Golan Tepeleri´ni işgalini kınayan BM Genel Kurulu kararı için oylamada bu yıl ilk kez ´´hayır´´ dedi.