Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Ali BULAÇ
Ali BULAÇ
Abdülkerim Süruş ve Kelam-ı Muhammed
Prof. Dr. Bilal SAMBUR
Prof. Dr. Bilal SAMBUR
İran Devrimi´nin kırkıncı yıldönümü
Turan YAMAN
Turan YAMAN
Muhammed Tayyip Okiç: Hocaların Hocası
Ömer Naci YILMAZ
Ömer Naci YILMAZ
Domates biber patlıcanla gelen kuyruk acısı
Seyit Ahmet UZUN
Seyit Ahmet UZUN
Eşekleşme ve Ailede Sorun
Ramazan KAYAN
Ramazan KAYAN
Filistin´de Kız İstemek
Abdulbaki ÇAĞATAY
Abdulbaki ÇAĞATAY
Enbiya Yurdu Kudüs, Müslümanların 3000 Yıllık Başkentidir İşte Delili!
Bülent ACUN
Bülent ACUN
Üsküdar Kitap Fuarı´ndan
Mehmet BEYHAN
Mehmet BEYHAN
Avrupa Birliği´nin artık bir anlamı kaldı mı?
Mustafa GÜL
Mustafa GÜL
Hiçbir Nebi, Bir Dakika Sonrayı Bilemez
Enes TARIM
Enes TARIM
İnsan Hakları ve Din
Bayram YILMAZ
Bayram YILMAZ
Çiçero “Bir gün bir Türk…”
Abdülhamit KAHRAMAN
Abdülhamit KAHRAMAN
Eleştiri Bir Nimettir
F. Yılmaz ALTUNÖZ
F. Yılmaz ALTUNÖZ
Önceliklerimiz
Mustafa AYGÜN
Mustafa AYGÜN
Değerler Eğitimi İle “Değerli” Nesiller Yetiştirilebilir mi?
Aziz DARICI
Aziz DARICI
Nefse Sesleniş
Nejdet DEMİREL
Nejdet DEMİREL
Filipin Moro Müslümanları ve Gözden Kaçanlar
Ramazan DEVECİ
Ramazan DEVECİ
Kuran´da Aile Modelleri
Sait ALİOĞLU
Sait ALİOĞLU
Irkçılık ve Ulusalcılık…
Yusuf YAVUZYILMAZ
Yusuf YAVUZYILMAZ
İslam´ın Sol Yorumu Olabilir mi? -Hasan Hanefi ve Nurettin Topçu Örneği-1
Nevzat KAYA
Nevzat KAYA
Furkan Cemaati Provokasyonu!
Ramazan Keskin
Ramazan Keskin
Toplumların Yükselişi
Şakir KURTULMUŞ
Şakir KURTULMUŞ
‘Babamdan Bana Hüzün Kaldı Yalnızlığı Çok Sevdim´
Mehmet AKTAŞ
Mehmet AKTAŞ
Ben İnsanım!..
Cüneyt TORAMAN
Cüneyt TORAMAN
17/25 Aralık Kumpası!
Nuri YILMAZ
Nuri YILMAZ
Belediye Seçimlerinden Ne Kadar Ümitli Olalım?
Hasan POSTACI
Hasan POSTACI
Bir İktidar Alanı Olarak Yerel Yönetimler
İbrahim GEZER
İbrahim GEZER
Gideceği Yeri Bilmeyen Kaptanlar Diyarı…
Selvigül ŞAHİN
Selvigül ŞAHİN
Malatya´nın Gençlerinin Yüreklerinden Akan Mektuplar
Ferhat Özbadem
Ferhat Özbadem
Beyni-Tezkiretü´ş-şu`ar
Necip CENGİL
Necip CENGİL
“Paradigmaların İflası ve İflas Erteleme”
Mustafa DOĞU
Mustafa DOĞU
Şemşamer Mezhepliler!
Hasan ŞEREFOĞLU
Hasan ŞEREFOĞLU
Şiddet Sarmalında İstikamet Kaybetmek
Davut GÜLER
Davut GÜLER
Trump´ın Suriye´den Çekilme Kararı ve Muhtemel Gelişmeler
 Dr. Ali YALÇIN
Dr. Ali YALÇIN
Müslümanlar Açısından Yüzün Yeniden İnşası
Cafer AKDENİZ
Cafer AKDENİZ
Darbe ve Direniş
Ziya GÜNDÜZ
Ziya GÜNDÜZ
Büyük Yürüyüşler Okumakla Başlar!
Necla Arpa GÜLAÇAR
Necla Arpa GÜLAÇAR
İnsan ve Hürriyet
Dr. Necmettin Acar
Dr. Necmettin Acar
Suudi Rejimini Bekleyen Asıl Tehlike Taht Kavgaları
Esat HOCALAR
Esat HOCALAR
Manzarayı Umumiye
Muhammet YETİŞ
Muhammet YETİŞ
Gençliğin Gidişatı ve Furkan Doğan Örnekliği
Ümit AKTAŞ
Ümit AKTAŞ
“Diriliş Pastası”
Muhittin BAĞCI
Muhittin BAĞCI
Uyanış
Celal TAHİR
Celal TAHİR
Ehliyet, Liyakat ve Sadakat
Mustafa Sefa ÇAKIR
Mustafa Sefa ÇAKIR
Ey Aziz Öğretmen!
Yakup GÜLER
Yakup GÜLER
Darbelerle Gelişen Türkiye!
Nusret AYDEMİR
Nusret AYDEMİR
EĞİTİM SERENCAMIMIZ!
Serdar ÇALIŞ
Serdar ÇALIŞ
ZAM.....
Zeynep HAŞEMİ
Zeynep HAŞEMİ
İyilik Meşalesi
Mesut AYDIN
Mesut AYDIN
Bir Eğitim Ayı Ramazan (HUTBE)
Nezir ERGENÇ
Nezir ERGENÇ
İnsan Hayvanla mı Yoksa Tanrıyla mı Kıyaslanmalı?
Mehmet DEVECİ
Mehmet DEVECİ
Umre Ziyaretimizden Notlar/3
Nusret AYDEMİR
Nusret AYDEMİR
Yürüyüş (İstikamet)
Mehmet M. GÜLAÇAR
Mehmet M. GÜLAÇAR
BAŞIMIZDA KULAK İSTİYORUZ
Hacı TÜRKAN
Hacı TÜRKAN
Erdoğan Semboldür
Fedakar KIZMAZ
Fedakar KIZMAZ
Raşel, Sen İnsanı Dinden İmandan Edersin!..
Fehmi DEMİRBAĞ
Fehmi DEMİRBAĞ
Ayla Seni Seviyorum
Dr. Yunus ÇOLAKOĞLU
Dr. Yunus ÇOLAKOĞLU
İslam Dünyasında Şiddet ve Mikro Nüfuz Alanları
Mehmet ŞEREFOĞLU
Mehmet ŞEREFOĞLU
Bir Taşeronun Rüyası Olan Kadro
Esan GÜL
Esan GÜL
Çocuklarımız ve Adalet
Aslan DEĞİRMENCİ
Aslan DEĞİRMENCİ
Selahaddin Eyyubi´siz Ortadoğu Arayışı
Said Alioğlu
Said Alioğlu
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
İstanbul için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:34 08:20 13:17 15:37 17:55 19:29
İlim, kendini bilmektir.

Yunus Emre
DOLAR
5.2922
EURO
5.9886
NEŞEMİZİ BULDUK AMA SEVİNCİMİZİ KAYBETTİK
Mustafa Kutlu hikâyesi neyse, Sevincini Bulmak da öyle. Bir halk hikâyesi gibi ya da bir köy ozanının deyişi… Elbette bazı farklılıklar veya sürprizler yok değil kitapta.
Tarih: 11.10.2018 18:46:34

11. 10. 2018 Perşembe

Bu sonbahar da Mustafa Kutlu geleneği bozulmadı. Kutlu´nun 41. kitabı Sevincini Bulmak Eylül ile birlikte geldi, kondu masamıza.

Mustafa Kutlu için hikâyeleri “Terceme-i ahın tezahürüdür” kendi beyanıyla. Hali arz etmektir. Bu hali arz, ona göre “Yaradana yalvarmaktan ibaret olmalıdır”. Bu sebeple mümkün olan en kısa metni yazmaya gayret ettiğini belirtiyor hikâyelerini yazarken. Yana yakıla edilen içli bir dua gibi… Onun hikâyelerindeki sadeliğin ve samimiyetin hikmeti de bu olsa gerek.

Sevincini Bulmak da bu nitelikleri haiz. Mustafa Kutlu hikâyesi neyse, Sevincini Bulmak da öyle. Bir halk hikâyesi gibi ya da bir köy ozanının deyişi… Elbette bazı farklılıklar veya sürprizler yok değil kitapta.

Okumak isteyenlerin şevkini kırmamak adına kitabın konusuna veya kurgusuna dair ayrıntılara girmemekte fayda var. Yine kitabın hikâye türü açısından tahlilini ve edebi değerlendirmesini de işin üstadlarına bırakmak lazım. Bunların yerine Sevincini Bulmak´ın vefalı bir Kutlu okurunda bıraktıklarını paylaşmak niyetim.

Cemal Şakar bir konuşmasında kendisi ve pek çok erkek hikâyeci için yazmanın en zorlayıcı safhalardan birinin kadınlar arasında geçen diyalogları kaleme almak olduğunu söylemişti. Kitabın başkahramanları Elif ile Suna arasında geçen sohbetleri okurken, bu işi Mustafa Kutlu´nun çok iyi yaptığını düşündüm. Zira konuşmalar can ciğer arkadaşlarımla aramızda geçen muhabbetlere öylesine benziyordu ki, şaşırmamak elde değil. Öylesine doğal ki, bir kurgunun içinde olduğunuzu unutuyorsunuz kesinlikle. Satırlar alıp götürüyor sizi.

Üç kuşağın hikâyesi

Sevincini Bulmak, çocukluk arkadaşı Elif ve Suna´nın hayatlarına, sevinçlerine, imtihanlarına odaklansa da yazarının “Ferdi daima cemaat içinde tahayyül ederim” söylemi doğrultusunda 1950-1960´lardan itibaren İstanbul´da yaşayan üç kuşağın sergüzeştine ayna tutuyor. Aynı zamanda Türkiye´deki siyasi, sosyal çalkantılara ve krizlere; kültürel değişime ve dönüşüme göndermeler yapıyor.

Bahsi geçen dönemde Anadolu´dan İstanbul´a ve büyük şehirlere yapılan göç, hikâyede öne çıkartılan konulardan biri. Zira bu demografik hareket durgun suya düşen bir kaya etkisi yapacaktır yazarın ifadesiyle: “Anadolu´dan kopup büyük şehirlere akan gelen insan seli önüne geleni yıkıp geçerek memleketi allak-bullak etmişti.”

Kutlu´ya göre söz konusu göçler ve sonrasındaki siyasi ve sosyal değişimler sebebiyle hiçbir şey aynı kalmadı. Kalamadı. Ne mahalle hayatı ne de Anadolu insanının safiyeti. Yeni bir düzen tezahür etti. Her şeyiyle bambaşka bir düzen. Her şeyiyle bize yabancı bir düzen: “Eski insanların bir türlü akıl erdiremedikleri ihtiras, yağma, bir koyup beş kazanma, ahlak ve adaletin para-pul karşısında erimesi; hatıralardan, o güne kadar değerli olan şeylerden vazgeçilmesi, yeni bir düzenin, daha doğrusu düzensizliğin, sırıtkan gücün, gün bugün diyen zihniyetin hakim olması.”

Kitap, bu yönüyle eski mahalle hayatına bir ağıt diyebiliriz. Mustafa Kutlu mahalleyi neden bu denli önemsiyor derseniz şu satırlar cevap mahiyetinde: “Mahalle medeniyet ile kültürün, milletin asırlar içinde süzüp aldığı ilkelere, tecrübeye, acı ve sevince, ahlaka, mimari ve estetiğe, adalet ve merhamete, hizmet ve hürmete, devlet ile münasebete dayanan bağımsız bir birim idi.” Ona göre mahalleden o hayat tarzından kopan insan kurtlar sofrasına düşmüştür: ” Birlikte yaşamayı reddedip ferdi hayatı seçenler özgür olduklarını sanıyorlardı. Böylece zokayı yuttular; sermayenin tüketim ekonomisine esir düştüler.”

“Zafer bedel istiyordu”

Hikâyede uzun uzun üzerinde durulan konulardan biri de 28 Şubat sebebiyle başörtülü kızların yaşadığı zulüm ve verdikleri mücadele. Yazarına göre “Zafer bedel istiyordu” ve başörtülü kızlar bu bedeli fazlasıyla ödemişlerdi. Peki, daha sonra? Bütün bu acılar nihayete erdi. Zafer elde edildi mi, bilinmez ama Kutlu buna kitabında “İkbal devri” diyor. Yani 2000´ler sonrası.

“İkbal” olarak adlandırılsa da bu döneme çok olumlu baktığını söyleyemeyiz yazarın. Elde edilen kazanımlar, refah ve şartların Müslümanlar lehine değişmesi zihnî ve fikri aşınmaları da beraberinde getirmiştir çünkü. Bu açıdan Kutlu´nun “İkbal devri” tanımlaması İbn Haldun´un Umran teorisindeki kurucu nesil, mirası devralıp ideali gerçekleştiren nesil ve kemal nesli şeklindeki dönemlendirmesine benzer bir yorum var. Zira kemal, zevali de beraberinde getirir. Anlayacağınız Türkiye´nin “İkbal devri” pek de hayra alamet değil. Neşesini (maddi refah) bulan Türkiye sevincini kaybetti denilebilir. Ya tahammül Ya Sefer´deki şu cümle sanırım durumu özetlemeye yeter: “İçimizdeki aslanların yelelerini okşamaya başladığımızda kaleleri terk ettik.”

Kutlu´nun son kitabı Türk toplumunun yaşadığı bu büyük değişimde kaybettiği güzelliklere, yitirdiği erdemlere yakılmış bir ağıt. Ayrıca bir çağrı… Kendimizi hesaba çekmeye bir davet belki. Geldiğimiz noktada kendimizi muhakeme etmek için bir hatırlatma. Peki, nasıl derseniz formül şu: Kalbe dönmek… Kutlu bunu “Kalbin akletmesi” olarak ifade ediyor.

Kalbin akletmesi, sade ve derin bir ifade. Farklı bir düşünme yöntemi, büyük bir mefkûre. Ardında Anadolu´nun bin yıllık birikimi var. Bu birikimi anlamak için kapısına gidilecek adreslerden biri de Nurettin Topçu. Sevincini Bulmak´ta Topçu´nun düşüncelerinden sayfalara sızan izler var. Mesela “hareket” kelimesi rast gele veya sadece sözlük anlamıyla kullanılmıyor. Bir gayeye matuf. Topçu´nun hareket felsefesine bir gönderme mahiyetinde bağlama oturtuluyor.

Diğer kitaplara atıflar var

Dikkatimi çeken hususlardan biri de Kutlu´nun –konuya veya verilmek istenen mesaja uygun olarak- geçmişteki kitaplarına ve hikâyelerine gönderme yapması: “Bu böyledir”, “uzun hikâye”, “beyhude ömrüm” gibi. Bunlar cümlelerin içinde geçen sıradan ifadeler gibi görünse de sanki bu hikâyelere link verilmiş hissine kapıldım okurken.

Haddini aşan bunca satırdan sonra, kitaptan tadımlık niyetine kalbimi fetheden bir bölümü paylaşmak isterim. Birlikte İstanbul´u gezmeye karar verip buluştuklarında Suna, Ali´ye kısa bir yazı okutur. Yazıda İstanbul´u gezmenin de bir adabı olduğu dile getirilir ve bunun nasıl olması gerektiği anlatılır. İstanbul nasıl gezilir, nereden başlanır Mustafa Kutlu´dan öğrenelim:

İstanbul´u gezmenin adabı

“İstanbul´u gezmenin de bir adabı olduğunu biliyor muydunuz?

Doğrusu ben bilmiyordum. Kadim dostumuz hezarfen Nuri Akbayar ile öteden beri ‘İstanbul´u şöyle bir dolaşalım´ diye planlar yapardık ya, bir türlü nasip olmadı. Olmadı ama nasıl dolaşacağımızı öğrendik.

Efendim İstanbul´u gezmek öyle rastgele, canımızın çektiği bir yerden başlayarak olmaz.

Diyelim Eminönü´nde indik vapurdan. Eh işte yol önümüzde, ister Ankara Caddesi´nden Bâb-ı âli yokuşuna vururuz, ister Gülhane´ye yürüyebiliriz.

Yok öyle şey. Dedik ya İstanbul´u da gezmenin bir adabı var. Bir yere gitmek esas itibariyle bir ‘fetih´ olmak gerekir. Aksi takdirde “görenlerden´ değil, de sadece ‘bakanlardan´ oluruz.

Bu sebeple de İstanbul´u gezmeye de Eyüp Sultan´dan başlanır.

Sözü nereye getirmek istediğim herhalde anlaşılmıştır.  Bu bir ‘fetih´ meselesi olduğu için esas itibarı ile ‘erenlerin himmeti´ başta gelecektir.

Tanpınar bu babda şöyle diyor: ‘Eski medeniyetimiz dinî bir medeniyetti. Beğendiği, benimsediği adama ölümünden sonra verilecek tek bir rütbesi vardı: evliyalık. Halkın sevgisini kazanmış adam mübarek tanınır, ölünce veli olurdu. Onun içindir ki İstanbul evliya ile doludur. Bunların başında fetih ordusunun şehitleri gelir. Onların mazhariyeti hak ve millet uğruna kazanılan rütbeden de üstündü. Çünkü bu ordu, genç hükümdarından en son neferine kadar mübarek bir ordu idi, tuğlarını İstanbul surlarının karşısına dikmeden asırlarca evvel övülmüştü.  Hepsi veli idiler. Biz şimdi fetih tarihini garplılardan okuyor, Fatih´in hayatındaki aksaklıkları tenkit ediyor; ilim, sosyoloji filan yapıyoruz. Eskiler işi büsbütün başka türlü görüyorlar, İstanbul´u fetheden milli hamleye ilahi bir mahiyet veriyorlar, bu işte hiçbir izafiliğe yanaşmıyorlardı. Hemen her yerde, çoğu surların etrafında olmak üzere, fetih şehitlerinin mezarları vardır. Bunlar Türk İstanbul´un tapu senetleridir.

İstanbul´da bizim hayatımız bu şehit türbelerinin etrafındaki hürmetle başlar.

Evet, İstanbul´u dolaşmaya işte bu ‘hürmet´ ile başlamak gerekir.

Fetih kelimesinin anlamları içinde ‘açmak, açılmak´ da vardır. Bu şehirden kendini size açmasını istiyorsanız, öncelikle onun manevî fatihlerine karşı görevlerinizi yerinize getirmeniz gerekir. Eyüp Sultan ziyaretinden sonra sur dışında yatan sahabelerin, evliyaların, şehitlerin mezarları, türbeleri gezilecek, dualar edilecek. Daha sonra ceddimizin şehre girdiği kapılardan birinden, mesela Edirnekapısı´ndan geçebiliriz. Yolumuz kâh bir camiye kâh bir tekkeye, bazan da bir çeşmeye uğrayabilir.

Böylece İstanbul, onun gerçek sahiplerinin izinden bize ağır ağır açılmaya başlar.

Yediveren gülü gibi.

Yeditepe´de, yedi gün sürekli kokan bir gül…

İstanbul…”

Munise Şimşek

Kaynak: dunyabizim.com








Kaynak:

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Özgün İrade Dergisi Şubat sayısı raflardaki yerini aldı!
Özgün İrade Dergisi Şubat sayısı raflardaki yerini aldı!
Özgün İrade Dergisi Şubat 2019(178.) Sayısında “"Cinsiyetçilik Kıskacında Kadın" konusu işlendi.
Hace Nasîrü´d-din-î Tusî´nin İntihalcılığı ve Ahî Evren Nasîrü´d-din Hoca ile İlgisi…
Hace Nasîrü´d-din-î Tusî´nin İntihalcılığı ve Ahî Evren Nasîrü´d-din Hoca ile İlgisi…
Sait Alioğlu, Prof. Dr. Mikâil Bayram´ın “Hace Nasirüddini Tûsinin İntihalcılığı ve Ahi Evren Hace Nasirüddin ile İlgisi” adı eserini değerlendirdi.
İKTİBAS´IN YENİ SAYISI ÇIKTI
İKTİBAS´IN YENİ SAYISI ÇIKTI
ABD Başkanı Trump´ın Türkiye´ye karşı dile getirdiği ekonomik tehditin, kapak ve yorum konusu yapıldığı İktibas´ın yeni sayısı çıktı.
Bize gelen dergiler -Ocak 2019 Sayıları-
Bize gelen dergiler -Ocak 2019 Sayıları-
Haberdurus.com olarak “Bize Gelen Dergiler” başlıklı tanıtım yazısında, alfabetik sıraya göre; Davet Mektebi, Furkan Nesli, Umran ve Vuslat dergilerinin yayımlanmış bulunan Ocak 2019 sayılarının içeriğinden hareketle bir tanıtım yazısını kaleme aldık.
Prof. Dr. Bekir Karlığa´dan Önemli İki Eser!
Prof. Dr. Bekir Karlığa´dan Önemli İki Eser!
Genel Yayın Yönetmenliğini Dr. İsmet Uçma´nın yaptığı İşaret Yayınları, iki önemli eseri daha okur severlerle buluşturdu. Bekir Karlığa´nın akıcı bir üslup ile kaleme aldığı, “Bir Medeniyet Düşünür Farabi” ve yine Bekir Karlığa´nın tercüme ettiği İbn Rüşd´ün kaleme aldığı, “Faslu´l Makal- Felsefe Din İlişkisi” isimli eserler raflardaki yerini aldı.
Modern Bir Aşk Hikayesi İLK AŞK Adem ile Havva
Modern Bir Aşk Hikayesi İLK AŞK Adem ile Havva
Yazarımız Seyit Ahmet Uzun´un kaleminden çıkan "İlk Aşk Adem ile Havva" kitabı raflardaki yerini aldı.
Yetkin Düşünce Dergisi 5. Sayısı çıktı!
Yetkin Düşünce Dergisi 5. Sayısı çıktı!
Sahipliğini İlimyurdu Yayıncılık´ın yaptığı üç aylık periyotlarla yayımlanan, akademik ağırlıklı Yetkin Düşünce Dergisi´nin, ikinci yılın ilk ve devam den serinin de 5. Sayısı yayımlandı.
Yetkin Düşünce´de Tanrı Sorunu
Yetkin Düşünce´de Tanrı Sorunu
Mustafa TEKİN(*)
Çıra Genç´ten Çıkan Kitaplar Raflardaki Yerini Aldı
Çıra Genç´ten Çıkan Kitaplar Raflardaki Yerini Aldı
Çıra Yayınları bünyesinde kurulan Çıra Genç "Özne ve Örnek Bir Nesil" şiarını kendine hedef bilerek kitaplarını çıkarmaya devam ediyor.
Yerel Siyaseti Etkileyen Faktörler ve Yerel Yönetimler
Yerel Siyaseti Etkileyen Faktörler ve Yerel Yönetimler
Murat Sezik; Özgün İrade Dergisi Ocak sayısında, Yerel Siyaseti Etkileyen Faktörler ve Yerel Yönetimler başlıklı yazısında "Türkiye´nin eski başbakanlarından Adnan Menderes´te skandal siyasetine maruz kalmış ve sonunda üç arkadaşı ile birlikte idam edilmiştir." dedi.
Bosna´nın Milli Şairi Cemallettin Latiç Aliya´yı Anlattı
Bosna´nın Milli Şairi Cemallettin Latiç Aliya´yı Anlattı
Bosna Hersek Milli Marşının yazarı, Aliya´nın hapishane ve mücadele arkadaşı ve ona 12 yıl kültür danışmanlığı yapan Cemalettin LATİÇ´i Aksa Eğitim ve Dayanışma Vakfı (AKDAV)geçtiğimiz 22 Aralık´ta misafir etti. Bosna´nın Milli şairi Latiç´in yaptığı konuşmadan notlar Özgün İrade Dergisi´nde yer almaktadır.
Özgün İrade Dergisi 2019 Ocak(177.) Sayısı Çıktı!
Özgün İrade Dergisi 2019 Ocak(177.) Sayısı Çıktı!
Derginin bu sayısında, ‘Beleiyeler ve yerel siyaset´ konusuna ağırlık verildi.
İlhami Işık´tan ‘çocuk kitapları´ tanıtımı; “Kuzularla saklambaç”
İlhami Işık´tan ‘çocuk kitapları´ tanıtımı; “Kuzularla saklambaç”
Yeni Yüzyıl Gazetesi yazarı İlhami Işık´ı, Çıra Çocuk serisinde yayımlanan, Av. Mehmet Ali Başaran´ın kaleminden çıkmış bulunan üç çocuk kitabı ile ilgili bir değerlendirme yazısı...
Bunların Hepsini Okudun mu?
Bunların Hepsini Okudun mu?
Milat Gazetesi yazarı Mustafa Uçurum, “Bunların Hepsini Okudun mu?” başlıklı yazısında, genel anlamda, ‘kişiye ait´bir kitaplıkta bulunan kitaplarla ilgili olarak, insanların ‘kitap okuma´ya yönelik sorduğu soru/lar üzerinden kitap kültürü ile ilgili görüşlerini dile getirmektedir.
İktibas Dergisi Ocak 2019 sayısı çıktı
İktibas Dergisi Ocak 2019 sayısı çıktı
Derginin bu sayısında “Tarihselciliğin Serencamı” başlığı altında, uzun bir süredir, İslam´ı ‘seküler Batı mantalitesi içerisine yerleştirme suretiyle Müslümanları da seküler kılmanın telaşı içerisinde bulunan çevrelerin, son dönemde de tarihselciliği gündeme taşıma serüvenini işleniyor.