Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Cafer AKDENİZ
Cafer AKDENİZ
Savaş mı Cinayet mi?
Nevzat KAYA
Nevzat KAYA
Alparslan Kuytul Gerçeği
Nejdet DEMİREL
Nejdet DEMİREL
Ak Parti Bir Nimet mi Yoksa Külfet mi?
Prof. Dr. Bilal SAMBUR
Prof. Dr. Bilal SAMBUR
Stratejik Bir Cinayet Olarak Kaşıkçı Olayı
Ramazan KAYAN
Ramazan KAYAN
´Kıyamet Kopsa da´
Bülent ACUN
Bülent ACUN
Ben Maraş´ı Böyle Gördüm
Mehmet BEYHAN
Mehmet BEYHAN
ABD Eski Bakışla Yeni Türkiye´yi Anlayabilir mi?
Necip CENGİL
Necip CENGİL
Fayda Üretmek İstiyorsak
Yusuf YAVUZYILMAZ
Yusuf YAVUZYILMAZ
İslamcılık, Muhafazakar Dindarlık Ve İktidar Üzerine Yeni Notlar
Ali BULAÇ
Ali BULAÇ
Fakihlerin Ta´ziri ve Ölüm Cezası
Mehmet AKTAŞ
Mehmet AKTAŞ
Pazar Tahtası...
Aziz DARICI
Aziz DARICI
Ben Kimim?
Sait ALİOĞLU
Sait ALİOĞLU
Sol, Muhafazakar İktidar Döneminde Eğitim Müfredatında…
Ramazan DEVECİ
Ramazan DEVECİ
Günümüzün Kerbela´sı Yemen´in Serencamı ve Ümmetin Duyarsızlığı…
Ömer Naci YILMAZ
Ömer Naci YILMAZ
Sen Hangi Millettensin?
Davut GÜLER
Davut GÜLER
Adalet, Mizan ve Kitap Dengesi
Mustafa DOĞU
Mustafa DOĞU
Hangi Kriz?
Hasan POSTACI
Hasan POSTACI
Kriz Zamanlarında Medya
Ümit AKTAŞ
Ümit AKTAŞ
Tarihsel Krizler ve Kritik
Seyit Ahmet UZUN
Seyit Ahmet UZUN
Şeytanın Kucağındaki Müslüman
Şakir KURTULMUŞ
Şakir KURTULMUŞ
Düş ve Bayram
 Dr. Ali YALÇIN
Dr. Ali YALÇIN
Kendini Allah´ın Dininde Hissetmek
Ziya GÜNDÜZ
Ziya GÜNDÜZ
Dr. Ayhan Vergili: Hilmi Ziya Ülken Önemli Bir Sosyolog, Felsefeci ve Fikir Adamıdır!
F. Yılmaz ALTUNÖZ
F. Yılmaz ALTUNÖZ
Müdahaleler Günü; Aşura
Mustafa AYGÜN
Mustafa AYGÜN
Eğitimden Tasarruf olur Mu?
Abdülhamit KAHRAMAN
Abdülhamit KAHRAMAN
HİCRET NEDİR, NASIL HİCRET EDİLİR?
Nusret AYDEMİR
Nusret AYDEMİR
EĞİTİM SERENCAMIMIZ!
Serdar ÇALIŞ
Serdar ÇALIŞ
ZAM.....
Mustafa GÜL
Mustafa GÜL
MÜSLÜMANLAR ‘KADER´E İNANIYOR MU?
Ferhat Özbadem
Ferhat Özbadem
Allah´ım Beni İmandan Kur´an´dan ve Romandan Mahrum Eyleme (2)
Zeynep HAŞEMİ
Zeynep HAŞEMİ
İyilik Meşalesi
Enes TARIM
Enes TARIM
Yezid´den Bugüne Ortodoks İslam
Mesut AYDIN
Mesut AYDIN
Bir Eğitim Ayı Ramazan (HUTBE)
Necla Arpa GÜLAÇAR
Necla Arpa GÜLAÇAR
Yola Çıkan Gençlere Yol Verin (Bir gencin hikayesi)
Nezir ERGENÇ
Nezir ERGENÇ
İnsan Hayvanla mı Yoksa Tanrıyla mı Kıyaslanmalı?
Yakup GÜLER
Yakup GÜLER
İşba Noktasına mı Ulaştık Yoksa?
Abdulbaki ÇAĞATAY
Abdulbaki ÇAĞATAY
Son Zamanlarda İslami Camialara Yapılan Saldırıların Arka Planı
Mehmet DEVECİ
Mehmet DEVECİ
Umre Ziyaretimizden Notlar/3
Mehmet M. GÜLAÇAR
Mehmet M. GÜLAÇAR
BAŞIMIZDA KULAK İSTİYORUZ
Hacı TÜRKAN
Hacı TÜRKAN
Erdoğan Semboldür
Fedakar KIZMAZ
Fedakar KIZMAZ
Raşel, Sen İnsanı Dinden İmandan Edersin!..
Selvigül ŞAHİN
Selvigül ŞAHİN
İnsanlığın Başkenti Kudüs
Fehmi DEMİRBAĞ
Fehmi DEMİRBAĞ
Ayla Seni Seviyorum
Dr. Yunus ÇOLAKOĞLU
Dr. Yunus ÇOLAKOĞLU
İslam Dünyasında Şiddet ve Mikro Nüfuz Alanları
Mehmet ŞEREFOĞLU
Mehmet ŞEREFOĞLU
Bir Taşeronun Rüyası Olan Kadro
Esan GÜL
Esan GÜL
Çocuklarımız ve Adalet
İbrahim GEZER
İbrahim GEZER
Vicdanımız Kanıyor!
Aslan DEĞİRMENCİ
Aslan DEĞİRMENCİ
Selahaddin Eyyubi´siz Ortadoğu Arayışı
İstanbul Hava Durumu
Bugün
Bulutlu
19°
15°
Çarşamba
Fırtına
17°
13°
Perşembe
Parçalı bulutlu
15°
11°
Cuma
Güneşli
15°
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
İstanbul için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:34 08:20 13:17 15:37 17:55 19:29
Alim ölse de yaşar, cahil ise yaşarken de ölüdür.

HZ.ALİ (R.A)
DOLAR
5.6481
EURO
6.5039
Mutluluğu ararken görevimizi unuttuk
Günümüz Müslümanlarının dünyevi mutluluk için emek harcadığını dile getiren William Chittick, “İnsan, en temel sorumluluğu olan kendini bilme sorumluluğunu kaybetmiştir. Bu, modern dünyanın armağanları olan eğlencenin, sporun, internetin, ilâçların ve benzeri şeylerin desteklediği ‘kendini unutma´ hali yeni dünyanın normali olmuştur “ diyor.
Tarih: 29.7.2018 15:25:18

29. 07. 2018 Pazar

William Chittick ve eşi Sachiko Murata New York Devlet Üniversitesi´nde, Karşılaştırmalı Araştırmalar Bölümü´nde tasavvuf alanında çalışmalarını yürütüyor. William Chittick özellikle Muhyiddin İbnü´l Arabî ve Mevlânâ Celâleddin Rûmî üzerine çalışırken eşi Murata, islam fıkhı alanında çalışan ilk kadın olarak biliniyor. Murata aynı zamanda İslam ve Konfüçyüsçülük üzerine de araştırmalarını yürütüyor.

Geçtiğimiz hafta Üsküdar Üniversitesi Tasavvuf Kürsüsü ve Kerim Vakfı tarafından ortaklaşa gerçekleştirilen yaz okuluna gelen çiftle modern dünyada tasavvufu nasıl anlamamız gerektiğini konuştuk. William Chittick yaşadığımız çağda insanın en temel vazifesinin kendisine unutturulduğu söylüyor ve bu asıl vazifenin “Kendini(nefsini) bilen Rabbini bilir” sözünde gizli olduğunu dile getiriyor. “Tüm modern kurumlar ki özellikle eğitim kurumları nefsini tanımaya karşı muhalefet halindedir” diyen Chittick bu kurumların özellikle insanları kendilerini unutmaya yönlendirdiğinin de altını çiziyor ve ekliyor: “İnsanlar kendilerini tanımıyorlar ve modern bilimin ve felsefenin bunun için yapabileceği bir şey yok.”

Günümüzdeki tasavvuf dünyası, New York´tan nasıl görünüyor?

New York adına konuşamam ancak kendi adıma konuşabilirim. Bence tasavvufun coğrafyayla bir alâkası yok. İster Pekin, ister İstanbul, ister New York, her nerede olursa olsun bana aynı görünüyor.

MEVLANA´YI BATI AYIKLAYIP OKUYOR

O zaman şöyle sorayım: Yaşadığımız çağın insanına tasavvuf hitap ediyor mu?

Tasavvufun bir milyardan fazla insanın yaşadığı Batı dünyasına seslenip seslenmediği kimin dinlediğine bağlıdır.Bana hitap ediyor, Avrupa ve Amerika´da pek çoklarına hitap ediyor. Batı´da geniş bir kesime ise hiç hitap etmiyor çünkü onlar tasavvufun meseleleriyle ilgilenmiyorlar. Tam da bu nedenle İslâm dünyasındaki pek çoklarına da hitap etmiyor. Onlar da tıpkı Batı´da olduğu gibi nihâî kaderleri yerine, sınırlı bir bakış açısıyla kişisel ve sosyal dertleri ile fazlaca meşguller.

İbn Arabî ve Mevlânâ gibi tasavvuf düşünürlerinin eserlerini çeviren ve onların Batı´da tanınmasına aracı olan isimsiniz. Sizce Batı dünyası İbn Arabî´yi ya da Mevlânâ´yı ne kadar doğru ‘okuyor´ peki?

Tasavvuf yazılarının Batı´da okunmasında da aslında aynı sorunla karşı karşıyayız. Hangi “Batı”dan bahsediyoruz? Batı´da kaç insan İbn Arabî´nin adını duymuştur? Adını duymuş olanların da büyük bir bölümü onu okumaya yeltenecek ilgiye ya da altyapıya sahip değildir her şeyden önce.Mesele sadece Arapça bilmemeleri değil; bu insanlar din, felsefe, kozmoloji, mânevî psikoloji ya da temel Kur´an ve hadis öğrenimine de sahip değiller. O halde İbn Arabî´yi nasıl okuyabilirler? Mevlânâ´yı okuyabiliyorlar diyebilirsiniz, ne var ki o da tam olarak doğru sayılmaz. Mevlânâ´nın İngilizceye yapılmış pek çok çevirisi, içinden Allah ve Peygamber kokan her şeyin dikkatlice ayıklandığı şık bir replika gibidir.

POPÜLER AMA ANLAŞILMIYOR

Mevlana ‘şık bir replika´ olarak okunduğu için mi bu kadar popüler?

Evet ama Mevlânâ görece popüler olmasına karşın en az İbn Arabî kadar bilinmemektedir, çünkü Batı´daki insanlar onun bahsettiklerine dâir zihinsel (kalbî) içeriğe – ya da genel anlamıyla modern öncesi fikre- ilişkin yeterli bilgiye sahip değiller. Aynısı Müslümanlar için de geçerli. Doktorlar ya da mühendisler olarak Mevlânâ´nın dünya görüşü onlar için kavranamaz bir noktadadır. Onun şâirliğini güzel ve ilham verici bulurlar ama mesajlarını anlayamazlar.

KUR´ANI ANLAMADAN MEVLANA´YI ANLAYAMAZSINIZ

Başta İbni Arabi ve Mevlana olmak üzere tasavvufun özünü doğru anlamak adına bir çaba var mı peki?

Başta da dediğim gibi İbn Arabî´yi ya da Mevlânâ´yı Kur´an´ı ya da sünneti öğrenmeden anlayamazsınız. Çünkü bu ikisi onların temel kaynaklarıdır. Mutasavvıf öğretmenlerin yani mürşitlerin neden bahsettiklerini anlamak için de Kur´an ve sünneti iyi anlamak gerekmektedir. Ne yazık ki İslâm dünyasındaki pek çok dinî eğitim, kendi özel önceliklerine sahip kurumlar tarafından yürütülmekte olup İbn Arabî ve Mevlânâ gibi büyük yorumcuların halka ulaşmasına çok az müsaade etmektedirler.

TÜM KURUMLAR İNSANIN KENDİSİNİ TANIMASINA KARŞI

Şunu da merak ediyorum: Tasavvuf, modern çağın insanına özetle ne söylüyor?

Tasavvuf, onun mesajıyla ilgilenenlere hitap ediyor yani modern dünyanın büyük kısmının bu mesaja dair bir ilgisi yok. Peki o halde tasavvufun mesajı ne? Bu soruya yanıt bulabilmek için onlarca kitap ve makaleler yazdım. Eğer bu mesajı tek bir kelime olarak ifade edecek olsaydım ona “mârifet” yani nefsini ve Allah´ı tanıma derdim: “Nefsini bilen Rabbini bilir”. Tüm modern kurumlar ki özellikle eğitim kurumları “nefsini tanımaya” karşı muhalefet halindedir. Onun yerine insanları kendilerini unutmaya yönlendirmektedirler. Çünkü bu sayede insanlar, topluma ve onun yarattığı akımın çerçevesine ve sürekli değişen kültüre rahatlıkla uyabilecektir. İnsanlar kendilerini tanımıyorlar ve modern bilimin ve felsefenin bunun için yapabileceği bir şey yok.

Bu kuşatılmışlığa karşı insan ne yapmalı?

Bir kere bu insanlar, insanı anlamanın, uzmanların, felsefecilerin, psikologların, bilim adamlarının işi olduğunu düşünmektedirler. Onlara Allah´ın verdiği “nefsini ve Rabbini bilme” sorumluluğunu profesörlerin, medyanın ve yazarların ellerine teslim ediyorlar. İnsanlar en temel sorumlulukları olan kendilerini bilme sorumluluğunu kaybetmişler. Bu, modern dünyanın armağanları olan eğlencenin, sporun, internetin, ilâçların ve benzeri şeylerin desteklediği “kendini unutma” hali yeni dünyanın normali olmuştur.

Bilgi tek başına yetmez

Dünyada İslâm tasavvufuna büyük ilgi var, bu alanda önemli çalışmalara imza atılıyor. Bu çalışmalar Kur´an ve sünnetten koparılmadan ne ölçüde başarıyla yürütülüyor ?

Tasavvufa dair Batılı çalışmaların ne kadar başarılı olduğu sorusuna net bir cevap bulunmamaktadır. Bazıları diğerlerinden daha başarılıdır. Elbette buradaki asıl soru, neyde daha başarılı olduklarıdır. İran´da beraber çalıştığım büyük bir Mevlânâ uzmanı, geleneksel eğitim sisteminden geçerek kendisini güzel bir insan olarak yetiştirmiş. Bu kişi bir keresinde sınıfta bana genç profesörlerin detaylı ve kesin ilimlerinden ne kadar etkilendiğinden söz etmişti. Bu 45 yıl önceydi. Onlar kitaplar ve yazarları hakkında bilinebilecek ne varsa biliyorlardı; öyle detaylar ki onun hocaları dahi bunları bilmiyordu. Tek sorun ise metnin ne dediğini anlamıyor olmalarıydı. Anatomi ya da ekonomi kitapları çalışmak gibi içindeki içeriğe karşı bağışıklık geliştiriyorlardı. Ben bunun Batılı tasavvuf çalışmalarında da böyle olduğunu düşünüyorum. Sunulan muazzam miktarda yeni bilgi var ancak pek çok durumda bu âlimlerin yaşamlarına yansıyan bir hal ve duruş bulunmamaktadır.

İbn Arabî üzerine araştırma yapan ve bu alanda otorite olan T. Izutsu ve Henry Corbin gibi isimlere bu çalışmaları yürütürken Kur´an ve sünnetten kopardıkları için eleştiriyordunuz.

İyi yazarlar ile kötü yazarları sıralayacak değilim. İbn Arabî´nin de belirttiği gibi faydalı tek ilim Allah ilmidir ve Allah´ın bizden ne istediğine dair ilimdir. Bu ilim ki, O´nunla karşılaştığımız gün işimize yarayacak olan ilimdir. Geri kalanı ise zaman kaybıdır. Tasavvufî kitapları ya da herhangi bir şeyleri okuyarak kazandığınız ilim ne kadar faydalı? Peki ya tasavvuf hakkında Batılı uzmanların yazdıkları? Bana sormayın. Kendiniz okuyun ve kendiniz karar verin.

‘Kendiniz karar verin´ derken bu alanda otorite olacak kişinin yine insanın kendisi olduğunu mu söylüyorsunuz?

Modern eğitimin temel sorunlarından biri uzmanların doktorların, bilim adamlarının, profesörlerin, öğretmenlerin otoritelerini kabul etmemiz gerektiğinin bize öğretilmiş olmasıdır. Uzmanlar daima daha doğrusunu bilir derken daha doğrusunu bilene danışmadan kendimizi bilemeyeceğimizi düşünmeye başlarız. Oysa kendini bilmek başkasına bırakılmayacak bir iştir. Bu mürşitlerin temel mesajlarından bir tanesidir – kendin bulmalısın. Elbette yardıma ihtiyacın var fakat yardım isteyeceğin öğretmeni bulmadan önce onun problemi bildiğinden emin ol. Bir başka ifadeyle, bize aktarılmış pek çok bilgi faydasızdır çünkü bizi Allah ile karşılaşacağımız o güne hazırlamamaktadır.

Sorumluluk devene sahip çıkmakla başlar

Trump ile birlikte İslâm siyâsî bir kıskaç içinde sıkıştırılmak isteniyor. Aynı şey Avrupa ülkelerinde de var. Siyâsî bir kıskanç içine sıkıştırılan Müslümanlar için çıkış yolu nedir?

Modern zaman Müslümanları, atalarını ilgilendiren hayata ve ölüme dair meselelerden uzaklaşarak kendilerini İslâmî bilginin kaybolmasına neden olan ütopik siyâsî hedeflere kaptırmışlardır. Metafizik ve Allah´a geri dönüşe ilişkin farkındalık yerine, Batılı felsefe ve idealistlerden devşirilmiş ve Kur´an ve hadisten soyutlanan alıntılarla bezenmiş “dünyevî mutluluk”a dair süslü fikirlerle dolmuşlardır. Bu dünyaya yönelik ilgi ile öbür dünyaya yönelik ilgi arasındaki denge, neredense tüm dikkatin bu dünyaya çevrilmesi ile uzun zaman önce kaybedilmiştir. Dengeyi kurmak isteyenlerin karşılaşacağı en büyük sorun ise, kaybolmuş olan kendini ve Allah´ı anlamayı yeniden tesis etmektir. Bunu başaranlar için kendi nefislerinde dengeyi bulmak mümkün olabilir. Ne var ki insan kendinde bunu bulmadan bir başkasına yardım edebileceğini düşünecek kadar da naiftir. Peygamber´in de dediği gibi “önce kendinden başla.”

Bunu biraz daha açar mısınız?

Yıllar önce İran´da bir meslektaşım tarafından bana anlatılan bir olayı hatırladım. 570 yılında Etiyopyalılar fil savaşı ile Kâbe´yi kuşattıklarında Abdülmuttalip Kâbe´nin koruyucusuydu. İnsanlar ondan ordunun komutanına gidip Allah´ın evinin geri verilmesi için ricada bulunmasını istediler. Abdülmuttalip gidip komutanla konuştu. Geri döndüğünde insanlar ona Allah´ın evini kurtarıp kurtaramadığını sorduklarında cevâben “Ona Allah´ın evini sormadım” dedi. “Ona, el koyduğu develerimi sordum. Beni ilgilendiren, develer. Ev ise Allah´ın meselesi”. Bugünlerde pek çok kişi Allah´ın işini iyi bildiğini sanıyor ancak onlar kendi develerinin izini kaybetmiş durumdalar. Hatta develerinin düşman tarafından haczedildiğinin dahi farkında değiller.

Sachiko Murata:Müslüman Konfüçyüsler üzerine çalıştım

İslâm ve Konfüçyüs felsefesi üzerine çalışmalar yapıyorsunuz ve Çin´de Müslüman Konfüçyüsler başlık altında üniversitede ders vermiş bir akademisyensiniz. Müslüman Konfüçyüsler kavramını biraz açar mısınız?

Çin´de bin yıldır yaşayan Müslümanlar, gençlerin Farsça ve Arapça bilmemeleri nedeniyle İslâmî öğretilerini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyadırlar. Gençler kendilerine toplumda ilerleme fırsatı sunan Çin müfredatını tercih etmektedirler. 17. yüzyılın başında Müslüman uzmanlar, İslâmî öğretileri yaşatabilmek adına tek yol gibi görünen Çince yazmaya başladılar. Çin yazısının özel tabiatı nedeniyle yazarlar, Arapça ve Farsça kelimeleri kullanamıyorlardı. Türkçe ise böyle değil ve Kur´an kelimeleriyle doludur. Bu nedenle kelime haznelerini önceki Çin dinlerinden ve uzmanların “Neo Konfüçyüsçülük” dedikleri felsefî gelenekten devşirmek zorunda kalmışlardır. Neo-Konfüçyüsçülük, Konfüçyüs öğretisinin felsefî ve ruhânî olarak önceki eserlerden ve Taoist ve Budist öğretilerden yararlanmak sûretiyle biraz daha gelişmiş yeni bir türüdür.

Çalıştıkları konular, etkilendikleri isimler kimler?

İslâm âlimleri Çince açıklamalarında evrensel insan sorusuna odaklanmışlardır. Nihâî gerçeğin doğası (gerçek Tanrı), insanın doğası ve insan-ı kâmil olma aşamasında izlediği yol. Âlimler fikirlerini ve anlayışlarını Necmeddin Râzî (Mirsâdü´l-İbâd eserinin yazarı) ve Abdurrahman Câmî (İbn Arabî okulunun büyük temsilcilerinden biri) gibi mutasavvıflardan esinlenerek oluşturmuşlardır.

İslam ile Konfüsyüsçülük düşüncesini nerede buluşturuyorlar?

Onlar için fıkıh, kendini anlamanın yani esas bilginin hazırlığı olarak dini eğitimin ilk basamağı idi. Konfüçyüsçülük de aynı şekilde yol ile toplumla uyum içinde yaşamanın yollarını gösteren “küçük öğreti” ile insan-ı kâmil olmanın yollarını gösteren “büyük öğreti” arasındadır. Neo-Konfüçyüsçü felsefeciler arasında popüler olan Konfüçyüsçü klasik ise “büyük öğreti”dir. Çince yazan ilk Müslüman araştırmacı Wang Daiyu kitaplarından birine “İslâm´daki Büyük Öğreti” adını vermiştir. Wang´ın kitabını okuyan her Konfüçyüsçü, kitabın, insan-ı kâmil olmak için çabalayan herkes için -bu kişi ister Konfüçyüsçü ister Müslüman, ister Taoist olsun- rehber niteliğinde olduğunu fark edecektir. Kısacası “Müslüman Konfüçyüsçüler” 17. yüzyıl ile 19. yüzyıl arasında Çin´de yaşayan ve Çince konuşan Müslüman topluluğuna rehberlik eden âlimlerdir. Bunlar ulemâydı, çünkü İslâm uzmanlarıydılar. Kur´an, kelâm, fıkıh, hadis ve tasavvuf öğrenmişlerdi. Onlar Konfüçyüsçü idiler; çünkü kullandıkları lisan Arapça ve Farsça´dan hiçbir iz taşımadığı gibi öğretileri de 5000 yıl önceye dayanan I Ching (Değişimin Kitabı) gibi Çin klasiklerine dayanıyordu.

Kaynak: .yenisafak.com/Pazar Eki








Kaynak:

Anahtar Kelimeler: Mutluluğu ararken görevimizi unuttuk
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
TÜRK ŞİİRİNİN HAZİNESİ BAHAETTİN KARAKOÇ
TÜRK ŞİİRİNİN HAZİNESİ BAHAETTİN KARAKOÇ
Geçtiğimiz hafta 88 yaşında vefat eden Bahaettin Karakoç Türk halk şiirinin hazinesiydi. Maraş´ta çıkardığı Dolunay dergisi ve düzenlediği şiir şölenleriyle Anadolu´nun dört bir yanından gelen şairleri evinde ağırlardı. Yazdığı şiirler ise buram buram Anadolu kokardı.
BU OYUN LONDRA´YI GAZZE´YE TAŞIYOR
BU OYUN LONDRA´YI GAZZE´YE TAŞIYOR
Gazze´deki yaşam denemelerini araştıran tiyatro projesi, canlı akan video ile farklı kıtalardaki sanatçıları buluşturuyor. Gazze ve Londra´daki sahnelerdeki aktörler, eş zamanlı performansla hayat hikayelerini paylaşıyor.
UNSUR DA OLUR
UNSUR DA OLUR
Çölyak yani gluten alerjisi, bütün sindirim sistemini alt üst ederek hastalara çok zor günler yaşatıyor. Dolayısıyla hastalar pirinç, mısır ve darı gibi glutensiz gıdalara yöneliyor. Bu hafta sizlere beyaz unsuz ve glutensiz tarifler hazırladık.
slamcılık Nedir?
slamcılık Nedir?
Mehmet GÜNDOĞSU - 19. 010. 2018 Cuma
MEDYADA SON MODA ESTETİZE EDİLMİŞ ŞİDDET HABERCİLİĞİ
MEDYADA SON MODA ESTETİZE EDİLMİŞ ŞİDDET HABERCİLİĞİ
George Orwell, ünlü Hayvan Çiftliği eserinde şöyle der: "Herkes eşittir ama bazıları daha eşittir." Medya-kadın ilişkisinde de aynıdır durum. Her kadın, medya üreticisi, medya konusu ve tüketicisi olabilir ama medya bazılarıyla daha çok ilgilenir; çünkü onların “getirisi” yüksektir.
BUNU MEB´DEN DE BEKLERDİK… DİYANET STRATEJİ PLANINA VATANDAŞDAN DA KATKI BEKLİYOR
BUNU MEB´DEN DE BEKLERDİK… DİYANET STRATEJİ PLANINA VATANDAŞDAN DA KATKI BEKLİYOR
Diyanet İşleri Başkanlığı, strateji planını vatandaş görüşünü dikkate alarak anketle belirleyecek.
ANKARA´DAN KIRGIZİSTAN´A DOĞRUDAN UÇUŞ HAZIRLIĞI
ANKARA´DAN KIRGIZİSTAN´A DOĞRUDAN UÇUŞ HAZIRLIĞI
Türkiye ile Kırgızistan arasında, Ankara´dan Bişkek´e uçuşların başlatılmasını ve 7 turistik şehirden Kırgızistan´a havayolu bağlantısı kurulmasını içeren anlaşma imzalandı.
SOYLU: ARAÇ SÜRÜCÜLERİ YAYAYA ÖNCELİK VERMEK ZORUNDA
SOYLU: ARAÇ SÜRÜCÜLERİ YAYAYA ÖNCELİK VERMEK ZORUNDA
İçişleri Bakanı Soylu, "Yaya geçişini gören araç sürücülerinin tamamı dikkatli olmak ve aynı zamanda oradan geçen yayaya hangi şartta olursa olsun öncelik vermek zorundadır." dedi.
METEOROLOJİDEN ´TOZ TAŞINIMI SÜRECEK´ UYARISI
METEOROLOJİDEN ´TOZ TAŞINIMI SÜRECEK´ UYARISI
Suriye üzerinden bugün gelen toz taşınımının, yurdun bazı bölgelerinde yarın ve cuma günü de sürmesi ve hafta sonunda yağışlı sistemin gelişiyle etkisini kaybetmesi bekleniyor.
Kaşıkçı Gazeteciydi, Brunson da Dinadamı.. Onların Durumuna Gösterilen İlgi Bizi Düşündürmeli…
Kaşıkçı Gazeteciydi, Brunson da Dinadamı.. Onların Durumuna Gösterilen İlgi Bizi Düşündürmeli…
Fehmi KOEU - 18. 10. 2018 Perşembe
Bir Evanjelist İmparatorluğu!
Bir Evanjelist İmparatorluğu!
Adnan ÖKSÜZ, - 17.10.2018 Çarşamba
TĞRK EDEBİYATI ´BEYAZ KARTAL´INI YİTİRDİ
TĞRK EDEBİYATI ´BEYAZ KARTAL´INI YİTİRDİ
Türk edebiyatında "Dede Korkut" ve "Beyaz Kartal" olarak anılan şair Bahaettin Karakoç, Kahramanmaraş´ta tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.