Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Mustafa AYGÜN
Mustafa AYGÜN
Ödül mü Ceza mı?
Turan YAMAN
Turan YAMAN
Çağdaş İslam Düşüncesinde Düşünce Mimarları Yazı Dizisi- 1 Musa Carullah Bigiyef
Bülent ACUN
Bülent ACUN
Aile Okulu Seminerlerinden notlar ve düşünceler
Dr. Necmettin Acar
Dr. Necmettin Acar
Riyad´ın bölgesel güvenlik girişimleri gerçekçi değil
Şakir KURTULMUŞ
Şakir KURTULMUŞ
‘Babamdan Bana Hüzün Kaldı Yalnızlığı Çok Sevdim´
Mehmet BEYHAN
Mehmet BEYHAN
Fransa´yı yaktıranlar Filistin´i yakanlardır!
Nejdet DEMİREL
Nejdet DEMİREL
İftira ve Yalanın Bir Diğer İsmi, Algı Yönetimi
Abdülhamit KAHRAMAN
Abdülhamit KAHRAMAN
Kur´an´a Çağırdığını Söyleyenlere Sorular
Aziz DARICI
Aziz DARICI
Konuştuklarımız yazdıklarımız tekerrür ediyor
Prof. Dr. Bilal SAMBUR
Prof. Dr. Bilal SAMBUR
Rahmet Peygamberi ve gençlik
Ferhat Özbadem
Ferhat Özbadem
Ali Emiri´nin İşkodra Vilayeti Osmanlı Şairleri kitabından notlar
Ömer Naci YILMAZ
Ömer Naci YILMAZ
Biz Bilemedik!
Enes TARIM
Enes TARIM
Anadolu İslamı Üzerine Bir Deneme
Yusuf YAVUZYILMAZ
Yusuf YAVUZYILMAZ
Sol-İslam, Sosyalist-İslam, Eşitlikçi-İslam Tartışmalarına Kurban Edilen Bir İslam Kahramanı: Ebu Zer
Esat HOCALAR
Esat HOCALAR
Manzarayı Umumiye
Ramazan KAYAN
Ramazan KAYAN
Araftakiler
F. Yılmaz ALTUNÖZ
F. Yılmaz ALTUNÖZ
Kadın ve Özgürlük Dediniz
Selvigül ŞAHİN
Selvigül ŞAHİN
Yetimler sanatla buluştu
Muhammet YETİŞ
Muhammet YETİŞ
Gençliğin Gidişatı ve Furkan Doğan Örnekliği
Sait ALİOĞLU
Sait ALİOĞLU
Türkiye ve Çin benzer fikirlere sahip iki ülke idi, ama…
Ümit AKTAŞ
Ümit AKTAŞ
“Diriliş Pastası”
Ali BULAÇ
Ali BULAÇ
İslam Düşünce Geleneğinde Ali Şeriati
Necip CENGİL
Necip CENGİL
Bizden Değilsen Gelme
Ramazan DEVECİ
Ramazan DEVECİ
Peygamberimizin Örnek Kişiliği…
Seyit Ahmet UZUN
Seyit Ahmet UZUN
Bencilliğin Yalnızlaştıran Zehiri
Muhittin BAĞCI
Muhittin BAĞCI
Uyanış
Nuri YILMAZ
Nuri YILMAZ
Çözüme Gerçekten Hazır mıyız ?
Celal TAHİR
Celal TAHİR
Ehliyet, Liyakat ve Sadakat
Mustafa Sefa ÇAKIR
Mustafa Sefa ÇAKIR
Ey Aziz Öğretmen!
Cüneyt TORAMAN
Cüneyt TORAMAN
Türkiye´nin Gündemi ‘Sağanak Yağmur´ Gibi: Brunson, Af Teklifi, Kaşıkçı ve Andımız
Mustafa DOĞU
Mustafa DOĞU
Yeniden İman Etmek!
Hasan POSTACI
Hasan POSTACI
Kültürel İslam´dan İslami Varoluşçuluğa
Mehmet AKTAŞ
Mehmet AKTAŞ
Lebbeyk, Allahümme lebbeyk!..
Mustafa GÜL
Mustafa GÜL
Çağrılar Neden Karşılık Bulmaz?
 Dr. Ali YALÇIN
Dr. Ali YALÇIN
İslami Hareketlerde "Minnet" Sorunu
Yakup GÜLER
Yakup GÜLER
Darbelerle Gelişen Türkiye!
Nevzat KAYA
Nevzat KAYA
Kaşıkçı Olayı Suudilerin Sonu Olacak!
Cafer AKDENİZ
Cafer AKDENİZ
Savaş mı Cinayet mi?
Davut GÜLER
Davut GÜLER
Adalet, Mizan ve Kitap Dengesi
Ziya GÜNDÜZ
Ziya GÜNDÜZ
Dr. Ayhan Vergili: Hilmi Ziya Ülken Önemli Bir Sosyolog, Felsefeci ve Fikir Adamıdır!
Nusret AYDEMİR
Nusret AYDEMİR
EĞİTİM SERENCAMIMIZ!
Serdar ÇALIŞ
Serdar ÇALIŞ
ZAM.....
Zeynep HAŞEMİ
Zeynep HAŞEMİ
İyilik Meşalesi
Mesut AYDIN
Mesut AYDIN
Bir Eğitim Ayı Ramazan (HUTBE)
Necla Arpa GÜLAÇAR
Necla Arpa GÜLAÇAR
Yola Çıkan Gençlere Yol Verin (Bir gencin hikayesi)
Nezir ERGENÇ
Nezir ERGENÇ
İnsan Hayvanla mı Yoksa Tanrıyla mı Kıyaslanmalı?
Abdulbaki ÇAĞATAY
Abdulbaki ÇAĞATAY
Son Zamanlarda İslami Camialara Yapılan Saldırıların Arka Planı
Mehmet DEVECİ
Mehmet DEVECİ
Umre Ziyaretimizden Notlar/3
Mehmet M. GÜLAÇAR
Mehmet M. GÜLAÇAR
BAŞIMIZDA KULAK İSTİYORUZ
Hacı TÜRKAN
Hacı TÜRKAN
Erdoğan Semboldür
Fedakar KIZMAZ
Fedakar KIZMAZ
Raşel, Sen İnsanı Dinden İmandan Edersin!..
Fehmi DEMİRBAĞ
Fehmi DEMİRBAĞ
Ayla Seni Seviyorum
Dr. Yunus ÇOLAKOĞLU
Dr. Yunus ÇOLAKOĞLU
İslam Dünyasında Şiddet ve Mikro Nüfuz Alanları
Mehmet ŞEREFOĞLU
Mehmet ŞEREFOĞLU
Bir Taşeronun Rüyası Olan Kadro
Esan GÜL
Esan GÜL
Çocuklarımız ve Adalet
İbrahim GEZER
İbrahim GEZER
Vicdanımız Kanıyor!
Aslan DEĞİRMENCİ
Aslan DEĞİRMENCİ
Selahaddin Eyyubi´siz Ortadoğu Arayışı
İstanbul Hava Durumu
Bugün
Bulutlu
12°
Cumartesi
Bulutlu
12°
Pazar
Sağanak
10°
Pazartesi
Bulutlu
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
İstanbul için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:34 08:20 13:17 15:37 17:55 19:29
Fikir sahibi olmaya,mal sahibi olmaktan fazla ihtiyaç duyacağımız gün gerçek zenginliğin sırrını bulacağız.

PEYAMİ SAFA
DOLAR
5.3611
EURO
6.0997
MUHAMMED ESED BİR KOCA KARI İMANI ÜZERİNE ÖLMEK İSTERİM
Eserin iki yazarı var. Muhammed Esed ve hanımı Pola Hamide Esed. Mekke´ye Giden Yol veya Kalbin Yuvaya Dönüşü (İşaret Yayınları), 1932 senesinde hac için Hicaz´da bulunan Esed´in Hindistan´a daveti ile başlıyor.
Tarih: 10.10.2018 17:46:23

10.10.2018 Çarşamba

Bir İslam âlimi, kıyamete yakın, güneşin Batı´dan doğacağına dair hadis-i şerifi, İslam´ın yeniden neşv ü nema bulması olarak yorumlar. Hadis-i şerifi böyle yorumlamakta beis yok. Çünkü bazı isimler İslam adına Batı´da doğdu ve yükseldi. Aslen Pakistanlı olmasına rağmen temayüz ettiği yer eserleri bakımından Muhammed Hamidullah, Abdülkadir Es-Sufi, Ömer Faruk Abdullah, Hamid Algar, Muhammed Esed´i biz böyle tanımlıyoruz: “Batı´nın Güneşleri”.

Cemil Meriç´e kalsa “kendi semasında bir yıldız” derdi ama biz hadis-i şerife uyarak “güneş” diyoruz.Mekke´ye Giden Yol otobiyografisi ile sadece bizde değil hemen bütün dünyada dikkatleri üzerine çeken hayat hikâyesinin sahibi Muhammed Esed´in adı geçen eserinin ikinci cildi yayımlandı.

Eserin iki yazarı var. Muhammed Esed ve hanımı Pola Hamide Esed. Mekke´ye Giden Yol veya Kalbin Yuvaya Dönüşü (İşaret Yayınları), 1932 senesinde hac için Hicaz´da bulunan Esed´in Hindistan´a daveti ile başlıyor. Davete icabete sebep de Ehl-i Hadis olarak bilinen ilim çevresi ile tanışmak. Yolculuğa nasıl hazırlanıldı, seyahat nasıl geçti ve yolcular nasıl karşılandı… İnsanlar, manzara, duygular ve olaylar… Esed´in kaleminde edebîleşiyor.

“Hindistan Hindularındır”

Menzil Hindistan, eser bizi 1930´ların Hindu kültürü, dinleri, davranışları ile tanıştırıyor. Müslümanlar azınlıkta. İnançları işgal altında değil ama sığıntılar. Devlet dairesinde küçük memurlukların dışında resmiyette karşılıkları yok. Slogan da “Hindistan Hindularındır.” Birinci Dünya Savaşı bu iki kültürü birbirine yaklaştırdıysa da Hindistan Milli Kongresi´nin tamamen Hindulardan oluşması bir ayrışmayı da beraberinde getirir. Esed işte tam bu ortamda Hindistan´dadır. Esed, yönetimdeki bazı kişiler ve İslami teşkilatlar tarafından tanınmaktadır. Hindu örneğinde görür ki, Müslümanlar için yeni bir İslami yorum lazımdır. Oysa Esed´in Hind Müslümanları arasında gördüğü, Batı´nın medeniyet üstünlüğünü kabul etmiş, ondan daha ilerisini düşünemeyen bir anlayış ve yaşayıştır.

Bir de iç aydınlığını öne çıkaran bazı sufi gruplar var. Böyle bir grupla karşılaşır, onların zikirlerine şahit olur. Kitabın bu sayfalarında dervişlerin “Hu” zikrini mütercimin “Hüve” olarak adlandırması problemli. Bu zikir lafzı bizim kültürümüzde de var çünkü. Esed´i dinleyen İslami teşkilatlar; yeniden diriliş, şeraitin yeniden yorumu ve ihyası, İslam medeniyeti gibi fikirlerini daha çok insana ulaştırması için konuşmalar yapmasını ister. O da bu talebi müspet karşılar ve Yolların Ayrılış Noktasında İslam kitabı böylece vücut bulur.

Muhammed İkbal ile dostluğu

Esed bu yolculukta Muhammed İkbal ile tanışacaktır. İkbal onu hadislerin İngilizceye çevrilmesinin bu soluğa canlılık getireceği konusunda ikna eder ve Esed, yöneticilerin desteği ile Sahih-i Buhari´yi tercümeye koyulur. İlk iki cildi tercüme eder, bastırır. Ancak bu arada İkinci Dünya Savaşı patlamıştır. Bir Batılı olan Esed, İngiliz hükümetinin girişimiyle tutuklanır. Tercüme işi de aksamış olur.

Esed´in tutukluluk yılları aynı zamanda Avusturya´da ailesinin de Nazi baskısına maruz kaldığı yıllardır. Babasını Hindistan´a getirmeye muvaffak olamadığı için babası ve diğer aile fertleri, Nazi zulmü altında öleceklerdir.

Esed ile İkbal´in dostluğu fikir ve eylem birliği de doğurur. Sadece içtihad konusunda anlaşamamışladır. İkbal, içtihadın gerekli olduğunu düşünmesine rağmen herkesin bu kapıdan girmesinin mahzurları üzerinde durur. Aslında bir gazetenin muhabiri olarak bu toprakları dolaşan Esed; ilmi, yaşantısı, Arapça ve Farsçaya vukufiyeti, fikirlerinin yeniliği, etkisi sebebiyle kendini bir devletin kuruluşunda, bağımsızlığını kazanma sürecinde bulur. Pakistan fikrinin sadece gerçekleşmesinde değil, sınırlarının çiziminden tutunuz da, anayasanın hazırlanmasında ve yönetiminde de vazife alır. Esed, “Pakistan İslam Devletinin bir no´lu vatandaşı” olur ve bu vatandaşlığı ölümüne kadar taşıyacaktır.

Nüfusunun ağırlığı Müslüman olmasına rağmen Keşmir´in Hindistan´a geçiş için bırakılması kanlı olaylara sebep olur. Yaşanılan soy kırımının arasında Mevdudi ve Cemaat-i İslami´nin müntesipleri de vardır. Ve Mevdudi ve arkadaşları bu kırımdan Esed´in çabaları ile kurtulacaktır. Yıllar sonra Kur´an Mesajı´ndaki bazı yaklaşımları sebebiyle Mevdudi ve izleyicileri ile arası açılacak ve hatta eserin basımı da gecikecektir. Mevdudi, tam tesettürlü olarak görmediği Pola Hamide´nin selamını açıktan almayacak ve araya mesafe koyacaktır.

Ayetlerle hadislerin farkı

Tutukluluk yıllarında yarım kalan Sahih-i Buhari´nin tercüme çalışmaları, kâğıtlar, matbaa ve diğer araçlar işte bu kargaşa, bağımsızlık mücadelesi esnasında imha edilir. Hemen belirtelim, “Hadisleri tercüme ederken şunu keşfettim” diyor Esed: “Bu iki metin görünüşte Arapça idi ve aradaki farkı ben bu çalışma esnasında gördüm. Kur´an Arapçası her türlü zaman ve mekânın ötesinde, tamamıyla kendine özgü garip bir ışıkla doluydu. Hadislerdeki çöl safiyeti, keskinliği ve beşeriliği hemen kendini belli ediyordu.” 

Buna benzer bir ifadeyi Abdülaziz Debbağ hazretlerinden okumuştum. Onun talebesi Abdullah b. Mübarek diyordu ki: “Gözleri doğuştan görmeyen Üstad (Debbağ hazretleri) hafız değildi ama ayet ile hadisi hemen fark ediyordu. Biz bazen bir hadisin içine birkaç ayet lafzı ilave ediyorduk. Üstad hemen, ‘şuraları ayet, şuraları hadis´, diyordu. Nerden biliyorsunuz dediğimizde de ‘Ağzınızdan çıkarken lafızların nurları farklı oluyor, oradan anlıyorum´, derdi.”

Himalayalar, Kulu, Lahor, tutukluluk yılları derken ortaya Pakistan fikri atılır. İkbal tam bir ümmet fikrine sahiptir. Onunla bağımsız Pakistan İslam devletinin heyecanını paylaştığı bir zamanda İkbal vefat eder.

Dünyadaki Müslüman liderle görüşmeler

Esed bu dönemde dünyanın birçok yerinde tanınmakta, sözlerine değer verilmektedir. Pakistan´ın öncüleri de onun bu özelliğinden faydalanır. Teşebbüsü akim kalsa da Libya´daki Senusi hareketinin öncüsü Seyyid Ahmet eş-Şerif başta olmak üzere birçok kişi ile irtibat kurar; dergiler çıkarır, radyo konuşmaları yapar. Yeni devletin dış işlerinde müsteşar yardımcısı olarak İslam ülkelerine, BM´ye gider ve mazlumların, Müslümanların, Bengal´in haklarını savunur. Bu bağlamda “Müslüman Milletler Birliği”nin (İslam Birleşmiş Milletler Teşkilatının) kurulması fikrine öncülük edecek, bunu gerçekleştirmek için Suudi Arabistan Mısır, Irak, Suriye ve Türkiye´ye gelecektir. (Dikkatinizi çekerim. Türkiye´de, İslam Birleşmiş Milletler Cemiyeti´nin kurulması gerektiğini savunan Sezai Karakoç ve Necmeddin Erbakan Hoca o dönemde daha yetişme çağındadır.)

Esed, Suriye´de zamanın bilge adamı Faris el-Hurî´yle görüşmesini şöyle anlatıyor: “İsmen bir Hristiyandı, fakat Müslüman Millet­ler Birliği ihtimali, ona coşkuya yakın bir his verdi. Gençlik yıl­larında, 1914-18, I. Dünya Savaşı´nda, o dönemlerde Suriye´nin bir parçası olduğu Osmanlı İmparatorluğu´na karşı bir isyanda büyük Britanya ve Fransa ile ittifak yapan Suriyelilerin safların­da en önde gelen, ateşli bir Arab milliyetçisiydi. Faris el-Hurî şöyle dedi: ‘O bizim büyük bir hatamızdı. O dönemde, idrak etme­miz gerekmesine rağmen, Osmanlı İmparatorluğu´nun bize ba­ğımsızlık te´minatı verebilecek olan tek güç olduğunu idrak edemedik. Gerçekten Türkler yenilmemiş olsaydı, Enver Paşa, İmparatorluğu, Türk kısmının başkenti İstanbul ve Arab çoğun­luğun bulunduğu kısmın başkenti de Haleb olmak ve Sultan´ın her şehirde yılın bir yarısını geçirmek üzere, iki kısım da kendi içişlerinde bağımsız, ancak yine de birlik halinde yeniden şekil­lendirecek olan büyük planını gerçekleştirecekti. Fakat Osman­lı İmparatorluğu, büyük oranda biz Arabların siyasî ahmaklığı ve yanlış yönlendirilen milliyetçiliğinden dolayı yıkıldı ve Enver Paşa´ nın rüyası da uçup gitti.´”

Nasıl?

Suriye ve diğer komşularımızdaki siyasi sorunun günümüzde daha iyi anlaşılmasını bu sözlerden daha iyi anlatacak başka bir tespit var mı?

“Arab dünyasında hâlâ canlı olan tek gerçek kuvvet İs­lâm´dır”

“Hristiyan Faris el-Hurî´nin, Enver Paşa´nın İslâmî ilhamlı, ölü doğmuş projesi hakkındaki görüşlerini ve hatta daha fazla­sı mevcut Müslüman Milletler Birliği düşüncesini çekince koy-maksızın onaylaması beni hayrete düşürmüştü: ‘Bir Hristiyan olan sen, nasıl olur da önerimizi memnuni­yetle karşılarsın? Beni yanlış anlama Seyyid Faris, bizimle fikir birliğinde olduğunu öğrenmekten çok memnunum; ancak Arab dünyasını İslâmî bir yapı içine tahayyül etmeye bu kadar hazır olmana biraz şaşırdığımı, hoşuma giden bir şaşkınlık ya­şadığımı itiraf etmeliyim.´

Faris el-Hurî öne doğru eğildi ve kolumu tuttu: ‘Evet, kendimi bir Hristiyan olarak adlandırıyorum, an­cak bu sadece boş bir söz... Hristiyanlık şimdi ölü bir düstur, bir hatıradır. Arab dünyasında hâlâ canlı olan tek gerçek kuvvet İs­lâm´dır ve bundan şüpheniz olmasın! İslâm olmazsa, Arablar Batı´nın oyuncağı olmaya mahkûmdur: Ve sen bir Arab vatan­perveri olan benim böylesi bir ihtimali düşünmeyi istemediği­mi mi sanıyorsun?´”

Hristiyanlık demişken bahsetmeden geçemeyeceğim bir anekdot daha var: 

Kudüs´ün Titus tarafından tahrip edilmesinden kısa bir süre önce, şehrin o zamanki rahibi, yaklaşan felaketi işaret eden bir rüya görür. Halkını bu felaketten korumak için erkeklerden, kadınlar ve çocuklardan oluşan küçük topluluğunu, doğuya doğru Ürdün´ün karşı tarafına gönderir. Hristiyan dünyanın geri kalanından tamamıyla kopuk olarak, 200 yıldan daha fazla bir süre, bir şekilde orada kalırlar. Zaman geçtikçe Filistin, Hristiyanlar için tekrar güvenli bir yer olur ve o topluluk tekrar vatan topraklarına döner. Ancak döndüklerinde, iki yüz yıllık aradan sonra, kendi inançlarının Filistin´de kalan Hristiyanlarınkinden çok farklı olduğunu görürler. Filistin´de kalanlar katı bir şekilde teslise inanmakta ve İsâ´yı ‘Allah´ın oğlu ve Allah´ın vücut bul­muş hali´ olarak görürlerken, gönüllü sürgünden dönen Hristiyanlar ise İsâ´yı fani bir insan, Allah tarafından mesajını dünyaya iletmek ve böylece O´nun birliğini ve tekliğini insanlığın ta­nımasını sağlamak üzere seçilmiş olan diğer bütün peygamber­ler gibi bir peygamber olarak görmekteydiler.

İsâ tarafından tebliğ edilen başlangıçtaki Allah´ın Birliği kavramından sapmış, Pavlosçu mistisizmle dolmuş ve aynı zamanda muhtemelen Mithraistik inançlardan etkilenmiş ve Teslis dogması içinde kaybolmuş olan, Filistin Hristiyanları idi; hâlbuki diğer taraftan uzun bir süre Ürdün´ün doğusunda yaşamış, bütün diğer düşünce akımlarından tamamıyla ayrı kalmış olan küçük gönüllü sürgün topluluğu, temiz başlangıçtaki Allahın birliği inancına sarılmışlardı. Bu tam yüz yıl sonra Rahip Arius tarafından ortaya konulacak ve Kilise onları ‘Arian sapkınlığı´ diyecekti.”

Müslüman Milletler Birliği´nin kuruluşu

Bu devletlerin içinde Müslüman Milletler Birliği´nin kuruluşuna iki devlet çekinceli davranır: Mısır ve Türkiye. Mısır “Biz dini, devlet işlerine karıştırmaktan yana değiliz” diyerek mesafe koyar. Suriye diplomaside “kardeşlik” kavramı yoktur diyerek karşı çıksa da Esed´in teklifi ile ilk kez milletlerarası bir belgeye “kardeşlik” kavramı girer. Celal Bayar ve Adnan Menderes, Türkiye´nin tam demokratik bir yönetime geçmediği, Kemalizmin ilkelerinin ağır bastığı, Batılaşmaya doğru gittiği gerekçesi ile sözü “Hele siz başlatın, mesafe alın, biz zamanla size dahil oluruz” mesajı vermiştir.  

Ancak Türk halkından memnundur Esed. Çünkü camiler aşkla namaz kılanlar tarafından doldurulmuştur. Etrafta yoksulluk vardır, kadınlar ve erkekler Batılılık adına rüküş giyinmiştir. Türkiye ziyareti ile enteresan olaylar da yaşar Esed. Bunlardan biri Cuma namazı esnasında kalpağını kaybetmesidir. Pakistan temsil gücünü gösteren kalpağı kaybolur. Türkiye´de şapka zorunluluğu vardır. Namaz çıkışında (caminin Hacı Bayram Camii olduğu anlaşılıyor) bir Türk onu terziye götürür ve terzi birkaç saat içinde Esed´e kalpak diker ve ücretini almaz, şöyle der: “Biz kardeşimizden para almayız, sen bizim kardeşimizsin.”

Esed´in hatıraları; bir devlet nasıl kurulur, nasıl tam bağımsız olur, bir İslam devletinin misyonu, dünyaya mesajı ne olmalıdır, nasıl yeniden dirilebiliriz, sorularına da kendi içinde cevapları barındırıyor. Bu sayfalarda bir mütefekkir, ileriyi gören bir basiret, bir ümmet bilinci, Kur´an Mesajı´nda mânâlandırdığı “takva” kavramının tam karşılığı olarak “sorumluluk bilinci”ne sahip bir muvahhid olarak görüyoruz Esed´i. Tabii hayal kırıklıkları, strateji yanlışlıkları, acılar, gözyaşları da…

Eserin muhteviyatında fazla yer tutmasa da Kadiyaniler ve sapkın inançlarına dair bilgiler de yer alıyor. Bu sayfalardan öğreniyoruz ki, Kadıyaniler ve Gulam Ahmed İngilizler tarafından desteklenmiş ve korunmuş bir harekettir. Doğrusu hiç şaşırmadık.

Pakistan denilince akla gelen Muhammed Ali Cinnah, Ziyaül Hak gibi devlet adamları ile sıkı ve samimi dostluklar kuran Esed´in bu devlet adamlarına olan güveni ve yardımı da kitabın önemli sayfalarını oluşturuyor. Hasan El-Benna´nın damadı Suriyeli âlim Said Ramazan El-Buti, Zeki Yamani, Kral Faysal, Habip Burgiba eserde en çok anlatılan, haklarında hüsnü şehadet edilen simalar. Enteresan bir şekilde aynı dönemde yaşamalarına ve üstelik Pakistanlı olmasına rağmen Esed, Muhammed Hamidullah Hoca´dan hiç bahsetmiyor. Yollarının kesişmediği anlaşılıyor.

Eşiyle nasıl tanıştı?

BM için geldiği Newyork´da bir spiker olan Pola ile tanışır. Pola Müslüman olur. Esed ile evlenir.

Eserin bundan sonraki sayfalarını Pola´nın gözüyle ve onun kaleminden okuyoruz. Mekke´ye Giden Yol´un ikincisini yazmak teklifine hayır diyen Esed bundan sonraki hayatını yine ülkeler arasında (Fas, İsviçre, Arabistan, Kıbrıs´a yerleşme teşebbüsü, İspanya) geçirir. Kitaptan öğreniyoruz ki, Esed´e ilk kez Kur´an Mesajı´nın hazırlama fikrini karısı Pola açacaktır. O da bunun bir ihtiyaç olduğu görüşünü paylaşır ve böylece elimizdekiKur´an Mesajı kitabı ortaya çıkar. Devam eden yıllarda Esed, yine bu mealini tamamlayacak mahiyette makaleler yazma planı yapar.

Eşinden öğreniyoruz ki, Esed bir Türk´tür. Pola aynen şöyle diyor: “Hem baba tarafından hem de kesin olarak anne tarafından ataları Arthur Koestler´in On Üçüncü Kabile kitabında çok iyi anlattığı Hazarlar´ın soyundan gelmekte olup, Türk kökenliydiler. Yaşlı döneminde gözlerinin belirgin bir şekilde yukarıya doğru çekik hale geldiğini gözlemledim.”

Ancak kader ağlarını örmektedir. Bir kır gezisinde kırılan kalça, ameliyatlar, kanser tedavisi derken “Bir koca karı imanı üzerine ölmek isterim” diyen Esed´e, emr-i hak vaki olur ve Kurtuba´ya, birkaç Müslümanın yattığı Müslüman mezarlığına defnedilir.

Mekke´ye Giden Yol´un birincisini okuduğum zaman “Bizimki de hayat mı, yaşadın mı böyle yaşayacaksın, dolu dolu” demiştim. İkinci yolculuğu okuyunca aynı .cümleleri kurdum.

Muhammed Esed bir hidayetin, bir arayışın, bir fedakârlığın, bir adanmışlığın ve ümmet idealinin adı. Ona rahmet ve Fatiha okumak da bizim vazifemiz. 

Kâmil Yeşil

Kaynak: dünyabizim.com








Kaynak:

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Haksöz Dergisi 333. Sayı Okurlarıyla Buluştu
Haksöz Dergisi 333. Sayı Okurlarıyla Buluştu
Haksöz Dergisi 2018 Aralık tarihli 333. sayısı okuyucularıyla buluştu. Dergi yazarlarından Rıdvan Kaya; Kemalist ideolojisinin ayrıntılarını konu ediniyor.
İktibas Dergisi Aralık sayısı çıktı
İktibas Dergisi Aralık sayısı çıktı
12 Eylül sonrası Türkiye İslami hareketi´nin önemli simalarından merhum Ercüment Özkan ve bi grup dava arkadaşı tarafından 1981´de yayımlanmaya başlayan ve yaklaşık otuz sekiz yıldır yayın hayatını sürdüren İktibas Dergisi´nin 2018 Aralık sayısı ‘Siyasetin Kısır Gündeminde Tepetaklak edilen Asıl Gündemimiz´ spotuyla yayımlanmış olup, derginin bu sayısında Haber Duruş ve Özgün İrade Dergisi yazarı Ümit Aktaş ile yapılan bir röportajda yer almaktadır.
Çıra Yayınları´ndan büyük kampanya!
Çıra Yayınları´ndan büyük kampanya!
Çıra Yayınları´ndan "50 Edebiyat Kitabı" ile ilgili büyük kampanya başladı.
20. yüzyıl tarihimizin az bilinen bahislerini anlatan iki önemli kitap
20. yüzyıl tarihimizin az bilinen bahislerini anlatan iki önemli kitap
Tarihçi yazar Murat Bardakçı´nın kaleminden, yakın tarih ile ilgili olarak; Boyut Yayınları´ndan çıkan, Bingül Sönmez ve Reyhan Yıldız imzalı “Ateşe Dönen Dünya Sarıkamış´ ve Onur Atalay´ın İletişim Yayınları arasından çıkmış bulunan, ‘Seküler Din ve İki Savaş Arası Kemalizm´ alt başlıklı “Türk´e Tapmak” adlı eser ile ilgili yazısı…
Dergi formu ve düşüncelerimize yönelik etkisine dair…
Dergi formu ve düşüncelerimize yönelik etkisine dair…
Genel anlamda dergiler, ama özel anlamda ise, bizler açısından bir hayli önemli olan İslamcı dergilerin, bilincimizin oluşumunda en az kitap kadar, belki ondan da daha fazla etkisi ve katkısı bulunan İslamcı dergiler ile ilgili olan bu yazıyı Sait Alioğlu kaleme aldı. Bilincimize, mütevazi bir katkı sunması dileğiyle…
Duvarı Aşan Sözler
Duvarı Aşan Sözler
Mazlumder Yayınları arasından çıkan, genel anlamda İslami kimliğini ön planda tutan ve bundan dolayı, başta Sivas davası olmak üzere, 28 Şubat sürecinde suçlu bulunup(!) tutuklanan Müslüman mahpuslar ile, bunlar gibi çeşitli suçlar ihdas edilme suretiyle mahkûm edilip uzun yıllar cezaevlerinde kalan mahkûmların, Mazlumder İnsan Hakları Komisyonu´na gönderdikleri mektuplardan oluşan “Duvarı Aşan Sözler” kitabı ile ilgili bir tanıtım yazısını, siz değerli ve duyarlı okuyucularımızın dikkatine sunuyoruz…
Özgün İrade Dergisi 176. Sayısı Çıktı!
Özgün İrade Dergisi 176. Sayısı Çıktı!
Özgün İrade Dergisi 2018 yılı son ayı Aralık sayısı dosya konusu ‘Gençliğin Kimlik Krizi´ni işliyor.
20 adımda Ortadoğu´yu anlamak
20 adımda Ortadoğu´yu anlamak
Taha Kılınç yeni kitabı ‘Ortadoğu´ya Dair Yirmi Tez´de -yaygın kanaatin aksine- bölgede etkin gücün ABD değil de İngiltere olduğunu vurguluyor. Dünyabizim için kitabı Sedat Palut değerlendirdi.
Çağımızın Ebuzer´idir Nuri Pakdil
Çağımızın Ebuzer´idir Nuri Pakdil
Entelektüelin öfkesi bambaşka bir tepki biçimidir. Entelektüel, aykırı düşünen, her şeyi soran, düşünmeden kabullenmeyen, kabullendiğini bile sorgulayan insandır. Hüseyin Su tarafından kaleme alınan "Entelektüel Öfke Nuri Pakdil" kitabını Recep Şükrü Güngör değerlendirdi.
Dininizi  kullandırmayın!
Dininizi kullandırmayın!
Beyan Yayınları arasında çıkan Müslümanlarda Yanlış Din Anlayışı ve Tarihin ve Dinin İstismarı adlı iki önemli çalışma okurlarına FETÖ gerçeğini tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Kitapların yazarları İhsan Süreyya Sırma ve Adnan Demircan toplumdaki din algısı üzerinden oynanan oyunu anlatıyor.
Osmanlıca öğrenmeyi ya da Osmanlıcasını geliştirmeyi isteyenler için 10 temel kaynak
Osmanlıca öğrenmeyi ya da Osmanlıcasını geliştirmeyi isteyenler için 10 temel kaynak
Anadilimizde yazılmış bir eseri okuyamıyoruz diye geçmişte icra edilmiş birtakım politikaları eleştirmeyi bırakıp dil engelini aşmaya çalışanlar için temel kaynaklardan bazılarının tanıtıldığı yazıyı, Ekrem Sakar kaleme aldı.
Ali Emîrî Efendi´nin Tezkire-i Şuʻarâ-yı Âmid adlı kitabından notlar
Ali Emîrî Efendi´nin Tezkire-i Şuʻarâ-yı Âmid adlı kitabından notlar
Yazarımız Ferhat Özbadem´in Osmanlı son dönemi araştırmacı ve tezkire yazarı Diyarbekirli Ali Emiri´nin, dönemin Diyarbekirli şairlerin tezkirelerini içeren Tezkire-i Şuʻarâ-yı Âmid adlı eserle ilgili tuttuğu notları içeren yazısı… İçtenlikle okunması dileğiyle…