AK PARTİLİ BELEDİYE BAŞKANI ENVER YILMAZ İSTİFA ETTİ
AK PARTİLİ BELEDİYE BAŞKANI ENVER YILMAZ İSTİFA ETTİ
AK Parti Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Enver Yılmaz istifa ettiğini açıkladı.
SON DAKİKA! PUTİN: BUNU TÜRKİYE İLE OLAN UÇAK OLAYI İLE KARŞILAŞTIRMAYIN
SON DAKİKA! PUTİN: BUNU TÜRKİYE İLE OLAN UÇAK OLAYI İLE KARŞILAŞTIRMAYIN
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, İsrail´in dün Suriye´de yol açtığı İl-20 uçağı trajedisi ile TSK tarafından 2015 yılında Rus uçağının düşürülmesinin karşılaştırılmaması gerektiğini, iki durumun birbirinden farklı olduğunu söyledi.
BAKANLIKTAN DİKKAT ÇEKEN ´3. HAVALİMANI´ AÇIKLAMASI
BAKANLIKTAN DİKKAT ÇEKEN ´3. HAVALİMANI´ AÇIKLAMASI
Türkiye´nin dev projelerinden olan İstanbul Yeni Havalimanı ile ilgili Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığından açıklama geldi. Bakanlık açıklamasında, "Bazı çevreler ´3. Havalimanını 29 Ekim´de açamayacaklar´ iddiasıyla milletimizin moralini bozma gayretindedir." ifadelerine yer verdi.
İSRAİL RUSYA´NIN SUÇLAMASINI REDDETTİ
İSRAİL RUSYA´NIN SUÇLAMASINI REDDETTİ
İsrail, Rus askeri uçağının Suriye´de Esed güçleri tarafından vurularak düşürülmesinde sorumluluğu olduğu suçlamasını reddetti.
SON DAKİKA! BAKAN AÇIKLADI: 5 İLE BÜYÜK MÜJDE
SON DAKİKA! BAKAN AÇIKLADI: 5 İLE BÜYÜK MÜJDE
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, "İzmir, Gaziantep, Mersin, Konya ve Kayseri model fabrika projelerinin de planlaması yapıldı ve fon kaynakları bulundu" dedi.
KAYSERİ´DE DAEŞ OPERASYONU! SÖZDE "SİNCAR ASKERİ EMİRİ" VE OĞLU YAKALANDI
KAYSERİ´DE DAEŞ OPERASYONU! SÖZDE "SİNCAR ASKERİ EMİRİ" VE OĞLU YAKALANDI
Kayseri Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekiplerince, terör örgütü DAEŞ´e yönelik gerçekleştirilen operasyonda örgütün sözde "Sincar askeri emiri" Irak uyruklu Abdülhalık Kurdi ile Telafer´de örgüt adına faaliyet yürüten oğlu Mehdi Kurdi gözaltına alındı.
SON DAKİKA! MİT´TE FETÖ OPERASYONU: 15 ASTSUBAYA GÖZALTI
SON DAKİKA! MİT´TE FETÖ OPERASYONU: 15 ASTSUBAYA GÖZALTI
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, MİT Sinyal İstihbarat Dairesi bünyesinde görevli askerlere yönelik yürütülen FETÖ soruşturmasında aktif görevde olan 15 astsubay hakkında gözaltı kararı verildiğini açıkladı.
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Ramazan DEVECİ
Ramazan DEVECİ
KANIN KILICA GALİP GELDİĞİ YER: KERBELA
Sait ALİOĞLU
Sait ALİOĞLU
İDEOLOJİDEN ARINDIILMIŞ EĞİTİM UFUKLARINA DOĞRU… YENİ EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI BAŞLIYOR
Abdülhamit KAHRAMAN
Abdülhamit KAHRAMAN
HİCRET NEDİR, NASIL HİCRET EDİLİR?
Seyit Ahmet UZUN
Seyit Ahmet UZUN
BALIKÇIL KUŞ VE DÜŞMANIN EĞİTİM FELSEFESİYLE NESİL YETİŞTİRMEK
Necip CENGİL
Necip CENGİL
HERKES AYNADA KENDİSİNE BAKSIN
Nusret AYDEMİR
Nusret AYDEMİR
EĞİTİM SERENCAMIMIZ!
Mustafa DOĞU
Mustafa DOĞU
BA´DE HARABİ´L SURİYE
Yusuf Yavuzyılmaz
Yusuf Yavuzyılmaz
İSLAMCILIK ÜZERİNE GÖZLEMLER (1)
Serdar ÇALIŞ
Serdar ÇALIŞ
ZAM.....
Mustafa GÜL
Mustafa GÜL
MÜSLÜMANLAR ‘KADER´E İNANIYOR MU?
F. Yılmaz ALTUNÖZ
F. Yılmaz ALTUNÖZ
HİCRET MÜSLÜMAN OLARAK KALABİLMEYİ BAŞARMAKTIR
Nevzat KAYA
Nevzat KAYA
Ah Bir Bilseydik Allah´ın Bizim İktidar Olmaya İhtiyacının Olmadığını!
Aziz DARICI
Aziz DARICI
Eğitim Sistemimize Dair (I)
Nejdet DEMİREL
Nejdet DEMİREL
Türkiye´nin İdlib´le İmtihanı
Ramazan KAYAN
Ramazan KAYAN
Annelik tehdit altında diye bir cümle kursak, abartı sayılır mı?
Ziya GÜNDÜZ
Ziya GÜNDÜZ
Türkiye´de okuma oranı düşük diyenler, ne kadar okuyor?
Ferhat Özbadem
Ferhat Özbadem
Allah´ım Beni İmandan Kur´an´dan ve Romandan Mahrum Eyleme (2)
Mehmet BEYHAN
Mehmet BEYHAN
İdlib´e Kapsamlı Bir Operasyon Olursa…
Cafer AKDENİZ
Cafer AKDENİZ
Amerikan Demokrasisi
Mehmet AKTAŞ
Mehmet AKTAŞ
Elma Şekeri...
Ömer Naci YILMAZ
Ömer Naci YILMAZ
1071 MALAZGİRT´İNDEN 2018 MALAZGİRT´İNE
Prof. Dr. Bilal SAMBUR
Prof. Dr. Bilal SAMBUR
İslam, kulluk ve kölelik
 Dr. Ali YALÇIN
Dr. Ali YALÇIN
MUHAFAZAKÂR İKTİDARLARDA RABBANİ DİNİN SANALLAŞMASI
Zeynep HAŞEMİ
Zeynep HAŞEMİ
İyilik Meşalesi
Enes TARIM
Enes TARIM
Yezid´den Bugüne Ortodoks İslam
Davut GÜLER
Davut GÜLER
24 Haziran Mesajları
Ümit AKTAŞ
Ümit AKTAŞ
Mental Yorgunluk
Mustafa AYGÜN
Mustafa AYGÜN
İnanç Sömürüsü Ve Eğitim
Mesut AYDIN
Mesut AYDIN
Bir Eğitim Ayı Ramazan (HUTBE)
Necla Arpa GÜLAÇAR
Necla Arpa GÜLAÇAR
Yola Çıkan Gençlere Yol Verin (Bir gencin hikayesi)
Bülent ACUN
Bülent ACUN
Biz Oruçluyuz
Nezir ERGENÇ
Nezir ERGENÇ
İnsan Hayvanla mı Yoksa Tanrıyla mı Kıyaslanmalı?
Yakup GÜLER
Yakup GÜLER
İşba Noktasına mı Ulaştık Yoksa?
Abdulbaki ÇAĞATAY
Abdulbaki ÇAĞATAY
Son Zamanlarda İslami Camialara Yapılan Saldırıların Arka Planı
Mehmet DEVECİ
Mehmet DEVECİ
Umre Ziyaretimizden Notlar/3
Hasan POSTACI
Hasan POSTACI
Sivil Toplum Kuruluşları Üzerinden Mücadele Dönemi Ve Ak Parti Deneyimi
Mehmet M. GÜLAÇAR
Mehmet M. GÜLAÇAR
BAŞIMIZDA KULAK İSTİYORUZ
Şakir KURTULMUŞ
Şakir KURTULMUŞ
cennetin çocukları olmak...
M. Hanifi TOSUN
M. Hanifi TOSUN
Masumiyet Çağından Mesuliyet Çağına…
Hacı TÜRKAN
Hacı TÜRKAN
Erdoğan Semboldür
Fedakar KIZMAZ
Fedakar KIZMAZ
Raşel, Sen İnsanı Dinden İmandan Edersin!..
Selvigül ŞAHİN
Selvigül ŞAHİN
İnsanlığın Başkenti Kudüs
Fehmi DEMİRBAĞ
Fehmi DEMİRBAĞ
Ayla Seni Seviyorum
Dr. Yunus ÇOLAKOĞLU
Dr. Yunus ÇOLAKOĞLU
İslam Dünyasında Şiddet ve Mikro Nüfuz Alanları
Mehmet ŞEREFOĞLU
Mehmet ŞEREFOĞLU
Bir Taşeronun Rüyası Olan Kadro
Esan GÜL
Esan GÜL
Çocuklarımız ve Adalet
İbrahim GEZER
İbrahim GEZER
Vicdanımız Kanıyor!
Aslan DEĞİRMENCİ
Aslan DEĞİRMENCİ
Selahaddin Eyyubi´siz Ortadoğu Arayışı
İstanbul Hava Durumu
Bugün
Güneşli
25°
21°
Çarşamba
Parçalı bulutlu
24°
20°
Perşembe
Parçalı bulutlu
25°
20°
Cuma
Parçalı bulutlu
25°
20°
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
İstanbul için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:34 08:20 13:17 15:37 17:55 19:29
Ne irfandır veren Ahlâka yükseklik ne vicdandır, Fazilet Hissi insanlarda ancak Allah korkusundandır.

M.AKİF ERSOY
DOLAR
6.3635
EURO
7.4387
MÜFİT CAN SAÇINTI: ARTIK CEKETİNİ SATIP ÇOCUĞUNU OKUTABİLECEĞİN BİR ÜLKEDE DEĞİLİZ
Mandıra Filozofu rolüyle dikkat çeken Müfit Can Saçıntı, yeni filmi Babamın Ceketi ile sinemaseverlerin karşısına çıkacak. Maddi sıkıntılardan dolayı evlenemeyen iki gencin hikâyesini konu edinen yapımda Saçıntı “Gerekirse ceketimi satar seni evlendiririm”diyen bir babayı canlandırıyor. Bu filmin, değerlerin parayla ölçülmeye başlandığına dair bir göndermesi olduğunu söyleyen Saçıntı, “Artık ceketini satıp çocuğunu okutabileceği bir ülke değil bu. 20-30 yıl önce öyleydi. Şimdi ceketini satsa satacak yer bulamaz ve oğlunun kantinde harcayacağı tostun parasını ödeyemez” diyor...
Tarih: 9.9.2018 20:51:42

09. 09. 2018 Pazar

Röportaj: Işıl Çalışkan 

DUVAR – Yönetmen, oyuncu, senarist Müfit Can Saçıntı, yazıp yönettiği aynı zamanda oyuncu olarak rol aldığı Babamın Ceketi filmi ile 5 Ekim´de izleyiciyle buluşacak. Evlenebilmek için iş bulmaya çalışan bir gencin hikayesini anlatan filmin oyuncu kadrosunda Ayşen Gruda, Suat Sungur ve Yalçın Menteş gibi usta isimlerin yanı sıra Müfit Can Saçıntı, Mert Turak, Erkan Can, Elif Nur Kerkük gibi isimler yer alıyor. Bu aile komedisinde dram, aksiyon ve romantizm unsurları iç içe geçiyor. Filmde emekli bir resim öğretmenini canlandıran Saçıntı ile konuştuk.

Evlenmeye çalışan iki gencin hikayesi bir baba ceketiyle nasıl karşılık buluyor?

Türkiye´de özellikle bizim kuşaktaki baba sözü sanırım eskimedi. Mert Turak´ın oynadığı Ferhat karakteri ‘Gerekirse ceketimi satar okuturum´ diyerek büyütülmüş bir genç. Ama zaman geçtikçe değerler değişmiş. En büyük servet doğruluk, dürüstlüktür diye büyütmüş babası onu. İşsiz ve parasız kalıp evlenemeyince babasının ona yıllarca kazandırmaya çalıştığı değerleri sorgulamaya başlıyor. Babasıyla çatışmaya giriyor. Babası “Gerekirse ceketimi satar seni evlendiririm” dese de hem babasına hem de o değerlere inancı sarsılmış karakterimizin.

Bir de küçük bir detay var. Artık ceketini satıp çocuğunu okutabileceği bir ülke değil burası. 20-30 yıl önce öyleydi. Şimdi ceketini satsa satacak yer bulamaz ve oğlunun kantinde harcayacağı tostun parasını ödeyemez. Aslında değerlerimizin de parayla ölçülmeye başladığının bir göndermesi Babamın Ceketi.

‘KOMEDİ FİLMİ DEĞİL, FİLM ÇEKİYORUZ´

“Komedi desem değil, komedi değil desem komedi. Şu filmi, bu filmi değil, film çekiyoruz” demişsiniz. Bunu biraz açar mısınız?

Bunu komedi filmi olarak değerlendirmekte bir sakınca yok tabii ama öncelikle ekip kurarken zorlanıyoruz. Mesela dizi çekerken şöyle bir sorunu sık yaşıyordum: Bir bölüm oyuncusu gerekiyor senaryo gereği ve haftalık çekilen dizilerde oyuncularla ön görüşme imkanı çok olmuyor. Bir bakıyorum kaşı gözü ayrı oynuyor. ‘Niye böyle oynuyorsun?´ dediğimde, ‘E komedi ya!´ diyor. Ben bu kalıpları kırmak adına her gelen bölüm oyuncusuna diyorum ki ‘Biz komedi filmi değil, film çekiyoruz.´ Sen senaryoyu eline aldığında onun dramaturjisini yapmak lazım. Diyelim ki, bir sahnede doktor acı haber verecekse komedi olsa da doktor acı haberi verirken nasıl oynaması gerekiyorsa öyle oynamalı. Burada aslında oyunculardan, kamera arkasından, gazetecilerden, seyircilerden başlayarak bir ön yargı ile kuşatılıyoruz. Bu film aslında tıpkı hayat gibi. Komik, dramatik, acı yanları da var. Komedisi fazla olsa da Babamın Ceketi´nde dram da, aksiyon da romantizm de var.

Rolünüzden bahseder misiniz?

Başrollerden biriyim ama başrol değilim! Emekli bir resim öğretmenini canlandırıyorum. Oğlunu ‘En büyük servet dürüstlüktür´ diye büyütmüş bir baba. Ama bugün o servet beş para etmiyor. Çünkü oğlu parasızlık yüzünden evlenemiyor. Birtakım değerlerini korumuş. Hediye bile kabul etmiyor. ‘Hediye alan hürriyetini kaybeder´ diyor. ‘Kimseye gebe kalamam´ diye kimseden ricacı olmamış ama hayat bir süre sonra sıkıştırıyor ve değerlerini sorgulamaya itiyor. Aslında oğluyla çatışma yaşıyor gibi ama dünyanın değerleriyle çatışıyor. Birkaç yönden sıkışmışlığı var. Kendi değerleriyle bugünün dünyasının değerleri arasında sıkışmış bir karakter. Karısı ve oğlu tarafından sürekli eleştiri alıyor. Sonunda onun da dönüşümünü görüyoruz.


.

Siz de bir babasınız. Gerçek hayatla buradaki rolünüzde benzerlikler var mı?

Babalık kavramı hepimizi etkileyen bir kavram. Ben de baba olunca bu kavrama kafa yormam ikiye katlanıyor. Yaşamak Güzel Şey isimli filmde ben bir oğlu oynuyordum, Zihni Göktay babamı oynuyordu. O filmdeki baba oğul sahnelerini kendi babam için yazmıştım. Burada tam babama yazmadım ama tüm babaların ve evlatların kendinden parça bulacağı şeyler var. Dolayısıyla ben de hem baba hem evlat olarak kendimden parça buluyorum. Mesela ‘Hediye alan hürriyetini kaybeder´ babamın sözüdür. Lise ve üniversite çağlarına geldiğimizde babamızın bize öğrettiği dünyayla bu dünya aynı değildi. Demek ki çok şey değişmemiş. Belki bir anlamda benim kendi babamla yaşadıklarımdan izler var. Ama tabii bu bir film bu filmde benim gerçek hayatımda yaşamadığım aksiyonlar da var. Bu sistem, bu hayat, bu düzen insanı seçim yapmaya zorluyor. Bu aşamada kendi değerlerimizle yaşam koşulları arasında seçim yapmak durumunda kalıyoruz. Seçim zaman zaman ahlaki, zaman zaman suça karışmama olabiliyor. Bunu eminim ki günlük hayatta birçok insan yaşıyor. Kimse annesinin karnından suçlu doğmuyor. Bu sistem, bu düzen insanı ne duruma getiriyor. Bunu da işliyoruz.

‘İYİ İNSAN OLMASI BENİM İÇİN ÖNEMLİ´

Oyuncu seçiminde diğer yönetmenlerden farklı olduğunuzu düşündüğünüz bir özelliğiniz var mı?

Ben oyuncunun iyi oyuncu olması kadar iyi insan olmasına da bakıyorum. Bazıları bu işe profesyonel bakar belki… ‘Gelsin oynasın iyi oyuncu olsun yeter´ der ama benim için önemli bir kriter bu. İyi oyuncu olmasına zaten özen gösteriyoruz bunu söylemeye bile gerek yok.

Yönettiğiniz bir filmde oynamanın dezavantajlarını yaşıyor musunuz?

Mutlaka avantajı da dezavantajları da var. Sadece fazla yorulmuş oluyorum. Eskiden olsa çok zormuş. Oynuyorsun ve dış göz olarak kendini göremiyorsun. O filmin banyo edilip bir kopyasının basılması oldukça zaman alıyordu ve düzeltmek için artık geç oluyordu. Şimdi ise seyirciye yansıyan bir dezavantajı olmuyor. Çektikten 10 saniye sonra monitörün başına gittiğimde görüyorum ne yaptığımı. Kendimi göremiyorsam ben her zaman dış gözlere açığımdır. Yardımcı yönetmen ya da arkadaşlarımın önerilerini dinlerim.

Çekimler sırasında bununla ilgili komik bir anımız oldu. Ayşen Gruda, Mert Turak ve Uğur Demirpehlivan´la bir sahnemiz vardı. Ben farkında olmadan sahneden çıkıp yönetmen gibi onları seyretmeye başladım. Sonra bir sessizlik oldu, ben de dedim ki esi ne kadar uzattılar. Meğer replik sırası bendeymiş. Ama tabii sonra toparladık ve düzelttik.

‘HER ROLÜ OYNAYAMAM´

Birol Güven´in ısrarıyla oyuncu olduğunuzu söylemiştiniz. Kendi oyunculuğunuzu nasıl değerlendiriyorsunuz?

?Birol Güven´in ısrarıyla oynadım ama oyunculuk aşkım eskiye dayanır. Bu aşkın karşılıksız olduğunu sonradan anladım. Ben kendimi oyuncu olarak görmüyorum ama oyunculuğa sevgim, saygım çok büyük. Ben ortaokuldan beri tiyatro sevdalısıyım. Lise sonda konservatuvar sınavına girecektim. “Pelteksin” dediler. Kartal Sanat İşliği Tiyatrosu´na ayak işlerine bakmak için girdim. Orada şansım yaver gitti. İsmail Işılsoy bana Godot Geldi oyununda önemli bir rol verdi. Orada takdir görüyordum. Çünkü izleyenler karakteri peltek sanıyorlardı.

Ben oyuncu değilim dediğimde “Mütevazılık yapıyorsun” diyorlar. Benim dört tane yapabildiğim çok güzel yemek var. Ama ben şef oldum deyip çıkamam. Ben peltek bir adamım ve oynayacağım tüm roller peltek olmalı. Demek ki benim oynayacağım rollerin yelpazesi sınırlı. Kalem benim elimde olduğu için kendi oynayabileceğim rolleri yazıyorum. Yönetmen ben olduğum için altından kalkabileceğim rolleri oynuyorum. Ama oynadığım rollerin hakkını vermeye çalışıyorum.

“Mandıra Filozofu´yla rol kesmez, Mandıra Filozofu gibi yaşar” yorumu var sizinle ilgili. Müfit Can Saçıntı nasıl bir insan?

Ruhen öyle bir insanım aslında. Çok rol kesmedim. Ve benim fikirlerime yakın fikirlerdi. Biraz süsleme abartma durumları tabii ki var. Ama özü itibarıyla inanmadığım ya da savunamayacağım hiçbir şey söylemedim. Söylemem de. Öyle olunca da sohbet edenler fikirler yakın olduğu için şaşırıyorlar. Ben her ne kadar oyuncu değilim, her rolü oynamam desem de bu hafta içinde bir teklif geldi. Rolü ve meselesini beğenmediğim için kabul etmedim. Gerçek oyuncular işin bu tarafını düşünmez. Hırsız, arsız, faşist, komünist, fahişe oynar. Ama ben oynayamam çünkü profesyonel bir oyuncu değilim. Her şeyi oynayabilen insanlara hem seyirci olarak hem de yönetmen olarak hayranım o ayrı.

‘SANATI KRİZ KADAR KAPİTALİZM DE ETKİLİYOR´

Ülkedeki kriz durumunun sanata etkilerinden bahsedecek olursak neler söylersiniz?

Kriz mutlaka etkiliyordur ama kapitalizm zaten sanatı etkiliyor. Bizim mizahımızın mesaj kaygısı Nasreddin Hoca´ya kadar dayanıyor. Mala mülke tamah eden insanlara ‘Ye kürküm ye´ diyerek hicvetmiş, ‘parayı veren düdüğü çalar´ demiş. Biz Nasreddin Hoca´nın torunlarının, torunlarının, torunlarıyız. Nasreddin Hoca´nın o dönemde bir yapımcıyı ikna etmek gibi bir derdi yok ki. Bugün bir film milyon TL´lere mal oluyor. Ve yapımcıyı ikna etmek zorundasın. Ama Nasreddin Hoca´nın hiç böyle dertleri yoktu. Zaten sanatçının sadece Türkiye´de değil, dünyada da böyle bir meselesi var. Her şey parayla üretiliyor ve sermayedarları ikna etmek zorunda kalıyorsun. Bu zaten aşmamız gereken bir handikap. Sanatı saflığından uzaklaştıran bir durum. Buna kriz eklenince her şey iki üç katına çıkıyor. Daha çok ödün vermek zorunda kalıyorsun. İnsanlar belki de haklı olarak daha ekonomik yaşamak zorunda hissediyor ve barınmak, karınlarını doyurmak gibi temel ihtiyaçlarının derdine düşüyor. Böyle olunca sanat daha da öteleniyor. Bizi de böyle günler bekliyor. Krizden önce de çok parlak değildi ama kriz dönemlerinde sanatçının durumu daha da karanlık.

 ‘NASREDDİN HOCA DÖNEMİNE DÖNÜYORUZ´

Türkiye´deki politik atmosfer mizah anlayışını nasıl etkiliyor?

Mizah dergileri eski görkemli, büyük tirajlara ulaşan günlerini maalesef kaybetti. Televizyonlarda eleştirel mizah programları da yok oldu. Mutlaka eleştirel mizah da, politik mizah da olmalı. Ama bilinen sebeplerden dolayı televizyonlar yer vermeye çekiniyorlar. Sinemada zaten uzunca zamandır var mıydı? Malum, orada da yok… Bu mecralarda mizah yapmak bile sermaye istiyor. Ama umutsuz değilim. Çünkü internette yapılan mizah sermaye istemiyor. Birtakım para babalarını ikna etmek zorunda kalmıyorlar. İsimli isimsiz pek çok genç arkadaşıma baktıkça umutla doluyorum. Onlar Nasreddin Hoca´nın dönemine dönüyorlar. Kimseyi ikna etmek zorunda kalmadan gerçek mizah yapabiliyorlar. Ben de o tarafa yöneliyorum.

‘ÇOK KARANLIK GÜNLERDEN GEÇTİM, UMUTSUZ DEĞİLİM´

Bavul dergisindeki bir habere göre lisedeki sevgilinize verdiğiniz Can Yücel şiiri nedeniyle 2 hafta boyunca işkence edilerek gözaltında kalmışsınız. Bu dönemi anlatır mısınız?

O gözaltına alındığım dönemde şahit olduğum hikayeyi senaryo olarak yazdım daha çekilmedi ama Amerika´da bağımsız bir festivalden senaryo ödülü aldı. Can Yücel´in ‘Buluşmak Üzere´ isimli şiiriydi. Şiir aslında aşk şiiri. Son kıtada bir meydandan bahsediyor ve şair bir herif çıkmış ortaya bizden bu ülkenin çocuklarından bahsediyor. Yürüyelim arkadaşlar, özgürlüğe mutluluğa doğru, her işin başında sevgi diyor. Burada geçen Taksim ve Beyazıt Meydanı kelimeleri ve özgürlük kelimesinden bir anlam çıkartmaya çalıştılar. Toplam 14 gün gözaltında kaldım. 3 gün elektrik işkencesi yaptılar. Yetmedi, dava açtılar. 1984´ün 15 Aralık´ında gözaltına alındım. Kız arkadaşımın doğum günüydü. Sonra yargılandım, beraat ettim. Ben çok karanlık günlerden geçtiğim için hiç umutsuz değilim. Gençler de hiç karamsar olmasın. Galileo´nun da dediği gibi ‘Dünya yine de dönüyor´, herkes döner, dünya da iktidarlar da döner.

Kaynak: gazeteduvar.com.tr








Kaynak:

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
BU GÖÇ AMERİKA´DA OLSA BİN FİLM ÇEKİLİRDİ
BU GÖÇ AMERİKA´DA OLSA BİN FİLM ÇEKİLİRDİ
Yönetmen Andaç Hazenderoğlu´nun, Türkiye´deki mültecileri anlatan Misafir filmi vizyona girdi. Göç filmlerinin fazla olmadığına dikkat çeken yönetmen, “Düşünsenize en büyük göç yaşanıyor toplasanız on tane film yapılıyor. Bu göç Amerika´da ya da Avrupa´da olsaydı şimdi binlerce film yapılmıştı.” diyor.
BU HAFTA 11 FİLM VİZYONA GİRECEK
BU HAFTA 11 FİLM VİZYONA GİRECEK
Türkiye´deki sinema salonlarında bu hafta 4´ü yerli 11 film vizyona girecek.
İSTİKLAL ŞAİRİ MEHMED AKİF ERSOY´UN HAYATI BEYAZ PERDEYE TAŞINIYOR
İSTİKLAL ŞAİRİ MEHMED AKİF ERSOY´UN HAYATI BEYAZ PERDEYE TAŞINIYOR
İstiklal Marşı yazarı Mehmet Akif Ersoy´un 63 yıllık hayatını konu alan "Korkma" isimli uzun metrajlı film için yapım şirketi ve sponsor firma arasında sözleşme imzalandı.
PERSEPOLİS: BİR İRAN ANATOMİSİ
PERSEPOLİS: BİR İRAN ANATOMİSİ
2007´de vizyona giren Persepolis filmi 1979 İran Devrimi öncesindeki ve sonrasındaki gelişmeleri eleştirel bir dille anlatan başarılı bir animasyon. Haldun Barış yazdı.
BU HAFTA 7 FİLM VİZYONA GİRECEK
BU HAFTA 7 FİLM VİZYONA GİRECEK
Türkiye´deki sinema salonlarında bu hafta 3´ü yerli 7 film vizyona girecek.
SİNEMASEVERLERİN TERCİHİ KOMEDİDEN YANA OLDU
SİNEMASEVERLERİN TERCİHİ KOMEDİDEN YANA OLDU
Sinemaseverler, yılın ilk 8 ayında özellikle yerli komedi filmlerine yoğun ilgi gösterdi. En çok izlenen 10 filmin 6´sını yerli filmler oluştururken, en çok gişe yapan film ise "Arif v 216" oldu
´HABABAM SINIFI´NA OYUNCU ARANIYOR
´HABABAM SINIFI´NA OYUNCU ARANIYOR
2019´da vizyona girmesi planlanan filmin öğrenci kadrosu, ilk filmde olduğu gibi yine ilanla bulunacak.
AJAN DAMAT FİLM ODU
AJAN DAMAT FİLM ODU
Mısır´ın eski Devlet Başkanı Cemal Abdülnasır´ın damadı, İsrail gizli servisinin muhbirlerinden olan Eşref Mervan´ın sansasyonel hayatı filme çekildi. 14 Eylül´de gösterilecek film Mısır´da büyük tartışma konusu oldu.
YENİ NESİL KELOĞLAN´IM
YENİ NESİL KELOĞLAN´IM
Bugüne dek İsmail Dümbüllü, Öztürk Serengil ve Rüştü Asyalı´nın canlandırdığı saflığın ve sivri zekanın timsali masal kahramanı Keloğlan´ı bu kez genç oyuncu Atilla Doğukan Türkyılmaz´dan izliyoruz. Keloğlan: Yeni Masal´ın yıldızı Türkyılmaz, "Standart Keloğlan hikayesine sadık kalarak yeni nesil bir Keloğlan ortaya çıkardık" diyor.
SİYASETE BİR GÜNLÜK ARA: MISIR´DA GEÇEN BİR POLİSİYE FİLM İZLEDİM
SİYASETE BİR GÜNLÜK ARA: MISIR´DA GEÇEN BİR POLİSİYE FİLM İZLEDİM
Fehmi KORU - 02.08.2018 Pazar
55. ULUSLARRASI ANTALYA FİLM FESTİVALİ 29 EYLÜL-5 EKİM´DE YAPILACAK
55. ULUSLARRASI ANTALYA FİLM FESTİVALİ 29 EYLÜL-5 EKİM´DE YAPILACAK
Antalya Büyükşehir Belediyesince bu yıl 55´incisini düzenlenen, 55 filmin yarışacağı Uluslararası Antalya Film Festivali, 29 Eylül-5 Ekim´de gerçekleştirilecek.
Sakallı Müslüman aslında siyahi CIA ajanı!..
Sakallı Müslüman aslında siyahi CIA ajanı!..
80´lerin popüler bir TV dizisinden uyarlanan ve ilk bölümü yine aynı yönetmen-başoyuncu ekibiyle 2014´de çekilen bu hikâye, dört yıl sonra bir devam filmine kavuşuyor. Ve doğrusu hem ilk filme kıyasla, hem de kendi türü içinde bir düş kırıklığı yaratmıyor