Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Prof. Dr. Bilal SAMBUR
Prof. Dr. Bilal SAMBUR
Yeni küresel tehdit: Beyaz Faşist Terörizm
Abdulbaki ÇAĞATAY
Abdulbaki ÇAĞATAY
CAMİ ŞEHİTLERİ DUASI
Nevzat KAYA
Nevzat KAYA
SON FİRAVUN
Ömer Naci YILMAZ
Ömer Naci YILMAZ
ÇANAKKALE RUHUNU BİZ UNUTTUK ONLAR UNUTMADI
Mustafa AYGÜN
Mustafa AYGÜN
YENİ ZELANDA KATLİAMI VE MİSYONERLİK
Ali BULAÇ
Ali BULAÇ
Süruş´un İkinci Hali´nden “Kelam-ı Muhammed”; Vahiy ve ilham, peygamber ve şair
Enes TARIM
Enes TARIM
OTORİTER SEÇİLMİŞLİK
Mehmet BEYHAN
Mehmet BEYHAN
Fırtınayı Kucaklamak
Ramazan KAYAN
Ramazan KAYAN
Benden geçti artık!
Aziz DARICI
Aziz DARICI
Asi dostum…
Bülent ACUN
Bülent ACUN
Büyük çınarın gölgesinde irfan sohbetleri
Muhammet YETİŞ
Muhammet YETİŞ
ADALET Mİ, MASLAHAT MI?
Nejdet DEMİREL
Nejdet DEMİREL
FETÖ ve rehabilitasyona muhtaç insanlar
Halil ÇİFTÇİ
Halil ÇİFTÇİ
Hz.İsa´nın Akibeti
Engin GÜLTEKİN
Engin GÜLTEKİN
EĞİTİM SOSYOLOJİSİ VE DİRİLİŞ NESLİNİN AMENTÜSÜ
Mustafa DOĞU
Mustafa DOĞU
TREN METAFORU
 Dr. Ali YALÇIN
Dr. Ali YALÇIN
BİRLİKTELİKTE DEĞERLER TEMELLİ VASAT DURUŞ
Ümit AKTAŞ
Ümit AKTAŞ
Bu Kez Mizansen Eksik mi Kaldı?
Davut GÜLER
Davut GÜLER
Medine Sözleşmesi Bağlamından Birlikte Yaşamanın Mümkünlüğü! (1) *
Seyit Ahmet UZUN
Seyit Ahmet UZUN
Kokuşan İnsanlık
Selvigül ŞAHİN
Selvigül ŞAHİN
Zindandan şehadete yürüyenlere dua!..
Yusuf YAVUZYILMAZ
Yusuf YAVUZYILMAZ
İSLAMIN SOL YORUMU OLABİLİR Mİ? -HASAN HANEFİ VE NURETTİN TOPÇU ÖRNEĞİ- (2)
Ramazan Keskin
Ramazan Keskin
ADALET
Necip CENGİL
Necip CENGİL
Değer bilerek yaşamak
Mahmut HAMDERCİ
Mahmut HAMDERCİ
"Sosyal Belediyecilikte MİLLİ GÖRÜŞ Yerel Yönetim Örnekliği" Kitabının Yazarı Mahmut Hamdemirci´nin Seçim Değerlendirilmesi (1)
Mehmet AKTAŞ
Mehmet AKTAŞ
Çalın Davulları Çaydan Aşaya...
F. Yılmaz ALTUNÖZ
F. Yılmaz ALTUNÖZ
DİSK, HAK-İŞ, MEMUR-SEN
Hasan ŞEREFOĞLU
Hasan ŞEREFOĞLU
Sana Yapılmak İstemediğini Neden Bana Yapıyorsun
Abdülhamit KAHRAMAN
Abdülhamit KAHRAMAN
Anadolu Gerçekten Çok Dolu
Necla Arpa GÜLAÇAR
Necla Arpa GÜLAÇAR
Hafızalardaki Kara Leke
Cafer AKDENİZ
Cafer AKDENİZ
Seçim ve Adalet
Cüneyt TORAMAN
Cüneyt TORAMAN
17/25 Aralık Kumpası!
Sait ALİOĞLU
Sait ALİOĞLU
Deizm ve ‘Dindarlık´
Şakir KURTULMUŞ
Şakir KURTULMUŞ
Yeni Devir Kültür Edebiyat Sayfaları Arasında…
Ramazan DEVECİ
Ramazan DEVECİ
İmam Humeyni Düşüncesinde ve İslam Devrimi´nin 40 Yıllık Sürecinde İslami Vahdet
Turan YAMAN
Turan YAMAN
Muhammed Tayyip Okiç: Hocaların Hocası
Mustafa GÜL
Mustafa GÜL
Hiçbir Nebi, Bir Dakika Sonrayı Bilemez
Bayram YILMAZ
Bayram YILMAZ
Çiçero “Bir gün bir Türk…”
Nuri YILMAZ
Nuri YILMAZ
Belediye Seçimlerinden Ne Kadar Ümitli Olalım?
Hasan POSTACI
Hasan POSTACI
Bir İktidar Alanı Olarak Yerel Yönetimler
İbrahim GEZER
İbrahim GEZER
Gideceği Yeri Bilmeyen Kaptanlar Diyarı…
Ferhat Özbadem
Ferhat Özbadem
Beyni-Tezkiretü´ş-şu`ar
Ziya GÜNDÜZ
Ziya GÜNDÜZ
Büyük Yürüyüşler Okumakla Başlar!
Dr. Necmettin Acar
Dr. Necmettin Acar
Suudi Rejimini Bekleyen Asıl Tehlike Taht Kavgaları
Esat HOCALAR
Esat HOCALAR
Manzarayı Umumiye
Muhittin BAĞCI
Muhittin BAĞCI
Uyanış
Celal TAHİR
Celal TAHİR
Ehliyet, Liyakat ve Sadakat
Mustafa Sefa ÇAKIR
Mustafa Sefa ÇAKIR
Ey Aziz Öğretmen!
Yakup GÜLER
Yakup GÜLER
Darbelerle Gelişen Türkiye!
Nusret AYDEMİR
Nusret AYDEMİR
EĞİTİM SERENCAMIMIZ!
Serdar ÇALIŞ
Serdar ÇALIŞ
ZAM.....
Zeynep HAŞEMİ
Zeynep HAŞEMİ
İyilik Meşalesi
Mesut AYDIN
Mesut AYDIN
Bir Eğitim Ayı Ramazan (HUTBE)
Nezir ERGENÇ
Nezir ERGENÇ
İnsan Hayvanla mı Yoksa Tanrıyla mı Kıyaslanmalı?
Mehmet DEVECİ
Mehmet DEVECİ
Umre Ziyaretimizden Notlar/3
Nusret AYDEMİR
Nusret AYDEMİR
Yürüyüş (İstikamet)
Mehmet M. GÜLAÇAR
Mehmet M. GÜLAÇAR
BAŞIMIZDA KULAK İSTİYORUZ
Hacı TÜRKAN
Hacı TÜRKAN
Erdoğan Semboldür
Fedakar KIZMAZ
Fedakar KIZMAZ
Raşel, Sen İnsanı Dinden İmandan Edersin!..
Fehmi DEMİRBAĞ
Fehmi DEMİRBAĞ
Ayla Seni Seviyorum
Dr. Yunus ÇOLAKOĞLU
Dr. Yunus ÇOLAKOĞLU
İslam Dünyasında Şiddet ve Mikro Nüfuz Alanları
Mehmet ŞEREFOĞLU
Mehmet ŞEREFOĞLU
Bir Taşeronun Rüyası Olan Kadro
Esan GÜL
Esan GÜL
Çocuklarımız ve Adalet
Aslan DEĞİRMENCİ
Aslan DEĞİRMENCİ
Selahaddin Eyyubi´siz Ortadoğu Arayışı
Said Alioğlu
Said Alioğlu
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
İstanbul için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:34 08:20 13:17 15:37 17:55 19:29
Nimete kavuşanların inkarından sakının.

Hz. Muhammed
DOLAR
5.4345
EURO
6.1114
Mesut Hakkı Caşin ile Söyleşi; ABD, Seçimlere Giderken Türkiye´yi Ekonomik Olarak Baskı Altında Tutmak İstiyor
İstinye Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Mesut Hakkı Caşin, Habertürk´ten Kübra Par´a konuştu. Türkiye ile ABD ilişkilerini değerlendiren Caşin, "ABD, seçimlere giderken Türkiye´yi ekonomik olarak baskı altında tutmak istiyor" dedi. Caşin, ABD ile yaşanan S-400 gerilimi hakkında ise "ABD tarihi hataya düşüp bize ambargo uygularsa kaybeden Amerikan silah sistemi olacaktır" ifadelerini kullandı
Tarih: 12.3.2019 10:26:25

Dün bu konuları konuştuğumuz EDAM Başkanı Sinan Ülgen, Türkiye´nin Rusya´yı küstürmemenin bir yolunu bularak S-400 yerine Patriot alması gerektiğini savunmuştu. Ayrıca hava savunma sistemi olarak S-400´lerin, füze savunma sistemi olarak ise Patriot´ların daha iyi olduğunu iddia etmişti.

 "HEM S-400 HEM DE PATRİOT"

 Bugün aynı konuyu İstinye Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Mesut Hakkı Caşin ile konuştuk. Prof. Caşin konuya farklı bir perspektiften bakıyor. Aslında meselenin NATO ile uyum endişesi değil ABD silah pazarıyla ilişkili olduğunu söylüyor ve ekliyor; “ABD, tam seçimlere giderken Türkiye´yi ekonomik olarak baskı altında tutmak istiyor. Bu, Türkiye´ye karşı bir siyasal şantaj. ABD açısından, beklenmedik sonuçları olacak bir krizle karşı karşıyayız. ABD tarihi hataya düşüp bize ambargo uygularsa kaybeden Amerikan silah sistemi olacaktır.” 

 S-400-Patriot meselesi dış politika gündeminin birinci maddesi haline gelmiş durumda.

Pentagon “Türkiye Rusya´dan S-400 alırsa F-35´leri de Partiot´ları da vermeyiz” diyor. ABD ile yeni bir krizin eşiğinde miyiz? Bu durumda Türkiye ne yapmalı?

Türkiye-Amerikan ilişkileri kritik bir dönemecin eşiğinde. Bazı yorumlara göre, Türkiye Rusya´ya yaklaşıyor. Ben bu görüşe katılmıyorum.  Ancak Türkiye egemen bir devlet olarak istediği silah sistemini almakta da serbest bir devlettir. Savunma Bakanı Sayın Hulusi Akar Paşa füzelerle ilgili olarak, 100 personelin Rusya´ya gönderileceğini ve bunların Ekim ayında operatif hale geleceğini ifade etti. Demek ki Türkiye, hukuken ve teknik olarak S-400 meselesini bitirmiş. Nitekim Sayın Cumhurbaşkanımız, “Anlaşma bitmiştir. Geri adım yoktur ve Patriot´a da açığız” dedi. Aynı şeyi Sayın Dışişleri Bakanımız da ifade etti. Ancak bu süreçte Patriot alım sözleşmesinin iptali de söz konusu olabilir. Bu noktada da baskının ekonomik olduğunu düşünüyorum.

 "ABD, TAM SEÇİMLERE GİDERKEN TÜRKİYE´Yİ EKONOMİK OLARAK BASKI ALTINDA TUTMAK İSTİYOR"

 

Türkiye S-400 kararında geri adım atmazsa ABD ne yapar? CAATSA yaptırımları kesin olarak uygulanır mı?

CAATSA Yasası Rusya´nın Kırım´ı işgalinden dolayı ABD´nin hasımlarıyla yaptırımla mücadele yasası olarak çıktı. Türkiye kimi işgal etti ki siz Türkiye´ye böyle bir yaptırım uyguluyorsunuz? ABD, tam seçimlere giderken Türkiye´yi ekonomik olarak baskı altında tutmak istiyor. “Rahip Bronson krizinde olduğu gibi dolarda bir dalgalanma olacak, bu ekonomiye yansıyacak ve böylece seçmen AK Parti´ye oy vermeyecek” gibi bir düşünce mevcut. Bu, Türkiye´ye karşı bir siyasal şantaj.

 "ABD TÜRKİYE´YE BASKI YAPIYOR, ÇÜNKÜ EĞER RUS SİLAHI ALIRSAK, AMERİKAN SİLAH PAZARI KAYBEDECEK"

ABD Türkiye´ye baskı yapıyor, çünkü Türkiye önemli bir silah pazarı ve Amerikan silahından başka silah kullanmıyoruz. Eğer Rus silahı alırsak, Amerika pazarı kaybedecek. 2018 verilerine göre ABD, dünya silah pazarının yüzde 34´üne, Rusya ise yüzde 22´sine hâkim. 2000´li yıllarda büyük bir düşüş vardı, ancak Arap Baharı ile beraber bu tekrar yükseldi. Amerika´nın baş müşterileri Ortadoğu ülkeleri. Kaşıkçı cinayetine rağmen Amerika´nın Suudi Arabistan´dan Selman´a methiyeler düzmesi boşuna değil.  Bu durumdan memnun olan taraf Rusya, çünkü NATO´nun önemli bir müttefikine silah satıyor.

Asıl mesele fiyatın yüksek olması; Amerika, Patriot´lara 3 buçuk milyar dolar istiyor. Teslim süresi ve teknoloji transferini de bir türlü kabul etmiyorlar. İkinci defa ihalede de vermeyi kabul ettiler ama teknoloji transferine yine izin vermediler. Dediğim gibi ABD burada seçimler üzerinden bir baskı yapmak ve ekonomiyi bir yerde yavaşlatmak istiyor.

Sayın Trump, GTS dediğimiz, bazı Türk mallarına gümrüksüz satış sağlayan Genelleştirilmiş Tercihler Sistemi´nden Türkiye´yi çıkardı. Geçen hafta Cumhurbaşkanı ile konuşup, ticareti 75 milyar dolara çıkaracağını söyledi, ki şu anda iki ülke arasındaki dış ticaret hacmi yaklaşık 20 milyar dolar. Bizim onlara satışımız 7 milyar dolar, onların bize satışı ise 13 milyar dolar. Burada Amerika, Türkiye´yi ticari yönden de sıkıştırmak istiyor.

Ayrıca Türkiye Güney Akım´la Ruslarla gaz alışverişinde bulunuyor. Buradan Türk şirketlerine yaptırım uygulayacak, yani gazı satamayacağız. Demek ki dolaylı olarak birtakım yaptırımlar geliyor. ABD açısından, beklenmedik sonuçları olacak bir krizle karşı karşıyayız. Türkiye´yi bu kadar baskılarsanız, Türkiye de stratejik önceliklerini değiştirecektir.

Türkiye S-400 almaya neden mecbur?

Bu, bir hava savunma sistemi ve Türkiye için bir zorunluluk. Teknik olarak baktığımızda, Türkiye bir NATO müttefiki ve etrafındaki İran, Irak, Rusya, Suriye ve Yunanistan´daki füze tehditlerine karşı hava savunma sistemimiz eksik durumda. 1991 Körfez Savaşı´nda, Irak Scud füzeleriyle ateş etti ve Patriot´ların gücü bunların hepsini vurmaya yetmedi.

S-400 kesin olarak vurur mu?

Havacılıkta kesin hiçbir şey yok ama daha etkili biçimde vurabilir.

Ama buna muhalefet eden, “Füze savunma sistemi olarak S-400´ler aslında daha zayıf” şeklinde görüşler de var.

Ben tam tersini savunuyorum. İki füzenin nasıl çalıştığına bakmak lazım. Birinin radarı 600 kilometre, diğerininki 150 kilometre. S-400, dört çeşit füze atabiliyor. Bunlardan biri 40, biri 120, biri 250, biri de 400 kilometreden bırakıyor. Aldığınız füzenin tipine göre, 400 kilometreye kadar menzilden uçağı vurabilirsiniz. Amerikalılarınki maksimum 160 ila 180 kilometre arasında. S-400, Cruise füzelerini de vurabiliyor. Öbür taraftan, bütün Varşova Paktı ülkeleri bunu kullanıyor ve Amerika nedense onları görmezden gelip üç maymun ile üzerimize geliyor. Üstelik Ruslar, “4 taneyi 2 buçuğa vereceğiz” diyor. Amerikalılar bir tanesini 3 buçuk milyar dolara vereceklerini söylüyorlar.

Patriot´u almak da yetmiyor, Patriot orta menzilli bir hava savunma füzesi. Ek olarak, THAAD dediğimiz yüksek irtifa sistemlerini de almak gerekiyor. Bunu İsrail´e de, Suudi Arabistan´a da verdi. Ancak bu sistemi NATO müttefiki Türkiye´ye vermiyor. Amerika, hem “Türkiye stratejik ortak” diyor hem de 1991´den beri Türkiye´ye  vermiyor. Türkiye, demokratik ve laik bir ülke olarak kendi kamuoyuna ABD´nin yaptığını nasıl anlatacak?

Sinan Ülgen, S-400´lerin füze savunma sistemi olarak daha zayıf, hava savunma sistemi olarak daha güçlü olduğunu savunuyor.

Tam tersine, bu füzeler hem Awacs uçaklarını hem de 250 kilometreden atılan füzeleri vurabiliyor.

 Ya “Radar sistemi NATO ile uyumlu olmadığı için bir dezavantaj olur” iddiası?

Hayır, öyle bir durum söz konusu değil. Diğerleri de NATO ile uyumlu değil ama vurabiliyor. Bu, sizin takip yeteneğinize de bağlı. Amerikan sistemi Almanya´ya ve Yunanistan´a satılmış. Bir radar seti var, komuta kontrol onu takip eder. Bir de bataryalar mevcut. Patriot´un sistemi bu. Öbür yandan, Patriot´un lançerleri Adana´da, Antep´te, Maraş´ta yerleştirildi ve İsveç´ten Polonya´ya kadar da aktif durumda. Bir de NATO sistemini tamamlayan İran´a karşı Karadeniz ve Akdeniz´de gemi füze sistemleri de var, NATO gemileri de kontrol sağlayabiliyor.

İran´ın füzeleri Romanya´yı dahi vurabiliyor. O zaman Türkiye birinci hedef. Türkiye´nin bu şekilde bu füzeleri alması da NATO´yu kuvvetlendirecek. Diğer taraftan Türkiye gemilerden atılan füzeleri de almak istiyor.

Ruslar Türkiye´deki radardan hiç de memnun değiller. Rusların hava savunma radar sistemi Afrika´nın altına kadar etkili durumda ve bu radar sistemiyle, S-400 Türkiye´de olsa da olmasa da, Ruslar Amerikalıları Ortadoğu´da da Doğu Avrupa´da da kilitleyebiliyor.

Türkiye, Avrupa ve NATO´nun vazgeçilmez bir üyesi. Ne Bulgaristan ne de Romanya Türkiye´nin yerini tutamaz ve bunu Amerikalı dostlarımız da çok iyi bilmektedir. O halde burada güçlü bir Avrupa, güçlü bir NATO ittifakı için Türkiye´nin sistem içerisinde kalması herkesin lehine.

Peki, Türkiye hem Patriot hem S-400 alma gibi bir seçeneği değerlendirebilir mi? İkisini birden alırsak ABD ile kriz çözülür mü ve ekonomik olarak bunu yapmak mümkün mü?

Teknik ve askeri olarak, Türkiye´nin hem Patriot´u hem de S-400´ü çalıştırması mümkün. Bütün eski Varşova Paktı ülkelerinde S-300 füze sistemi var. Buna Yunanistan da dâhil ama Yunanistan Patriot´u kullanıyor. Biz hava kuvvetlerinden geliyoruz; Amerikan subaylarının bildiği kadar Türk subayları da havacılığı ve uzayı biliyor. Hatta bizim eğitimimiz onlarınkinden çok daha iyi. Bu noktada Amerika´ya, “Neden siz onların S-300´ü kullanmasına karşı çıkmadınız?” diye sormak gerekiyor.

 "S-400´LERİN F-35 UÇAKLARININ GİZLİ İSTİHBARAT BİLGİLERİNİ ÇALACAĞINA ANCAK ÇOCUKLAR KANAR"

 S-400 alınırsa bu durumda ABD F-35 uçaklarının gizli istihbarat bilgilerinin ve stealth kitinin Ruslar tarafından hacklenebileceğini öne sürüyor. “S-300´ler eski teknoloji ama S-400´ler bu anlamda endişe verici” tezinin haklılık payı olabilir mi?

Buna ancak çocuklar kanar! F-35´ler Norveç´te teslim edilmiş durumda. Hemen Norveç´in dibinde de Rus radarları var, bunu tespit edip bütün uçuşunu görüyorlar. Öte yandan, S-400´ler İsrail´deki bütün uçuşları Suriye´den kontrol ediyor. Demek ki Amerika´nın bütün bu söylediği bilgileri Ruslar almış oluyor. Ayrıca, NATO´nun 6. maddesine göre, ABD, Türkiye´nin sınırlarını korumakla mükellef. Bunu vermemekle NATO´ya karşı esas suç işleyen ABD´dir. Amerika, PKK ve PYD terör örgütüne verdiği binlerce tırlık silahı kamufle etmek ve algı harekâtı yaparak Türkiye´yi “şeytanlaştırmak” istiyor. Ancak Türkiye Irak değil; Türkiye saygın bir NATO üyesidir ve demokratik-laik bir Cumhuriyet´tir. Biz diktatörlükle yönetilmiyoruz.

 "ABD TARİHİ HATAYA DÜŞÜP BİZE AMBARGO UYGULARSA KAYBEDEN AMERİKAN SİLAH SİSTEMİ OLACAKTIR"

 

 
Peki ABD F-35 projesinden Türkiye´yi gerçekten çıkarabilir mi?

Bana göre bu, bir NATO müttefikine aleni, defakto bir ambargo ilanıdır ve uluslararası hukuka aykırıdır. Siz bir defa taahhütte bulunmuşsunuz, “Türkiye F-35 uçağının ortağı” demişsiniz. Bunun hukuki yaptırımları olacaktır ve ABD, uçağı vermediği takdirde güvensiz ülke durumuna düşecektir. Kongre, süresiz ambargo uygulayacağını söylüyor. Süresiz ambargo çok kötü bir şey, bunu 1974 Harekâtı´nda yaptılar. F-35´lerin teslimatını askıya alacaklarını söylüyorlar ve ayrıca, Türk Silahlı Kuvvetleri´nin envanterindeki F-16´lar dahil diğer silah sistemlerimize de yedek parça vermeyeceklerini söylüyorlar. F-16´ların modernizasyonlarına sınırlama getiriyorlar.

 S-400´e sahip olmak pahasına bütün bu ambargoya maruz kalmaya değer mi?

Müslüm Gürses´in dediği gibi “Her şeyin bir bedeli var!” Türkiye Hava Savunması´nın bedeli vardır ve Türkiye bu bedeli kabul etmiştir, çünkü bu, Türkiye için bir beka meselesi. Türkiye, etrafında ciddi bir balistik füze tehlikesiyle karşı karşıya. O zaman Amerikalı dostlarımıza, neden 5+1 anlaşmasını iptal ettiklerini sormamız gerekiyor. İran´ın elinde balistik füze kabiliyeti var. İran, oturduğumuz bu güzel şehri vurabilir ve NATO´nun tehdit algısında, gerçekten İran´dan atılan füze İstanbul´u vuruyor. Türkiye S-400 almasın mı? Hava savunması bir zorunluluktur.

Bir diğer mesele de Melania Trump´ın Amerika´daki FETÖ okullarını ziyaret etmesi. Demek ki bu stratejik bir algı operasyonu. Times dergisi, “Türkiye, NATO´yu bölüp tehlikeye atmaktadır ve kaybeden Türk halkı olacaktır” diyor. Bu görüşe asla katılmıyorum. ABD, bu tarihi hataya düşüp bize ambargo uyguladığı takdirde kaybeden Amerikan silah sistemi olacaktır. Bir F-16 subayı olarak, buradan Amerikalı dostlarımıza söylüyorum: Eğer Türkiye almasaydı, F-16 uçak sistemi çökecekti; 250 savaş uçağı alan başka bir NATO müttefiki yok.

“Kaybeden ABD olur” dediniz. Türkiye, F-35 projesinden çekilirse bunun ABD´ye maliyeti ne olur?

Türkiye, konsorsiyum üyesi. Amerika bunu keserse bir defa üretim aksayacak. Amerika bir teknolojik dev, bunu tek başına da yapar ama bu kez proje maliyetleri artacak ve diğer ülkelere verdikleri teslim süreleri uzayacak. Bu noktada kaybederler. Ayrıca dünya silah ticaretinde yüzde 34 hacme sahip Amerika´nın hissesi düşer, çünkü bu gelişmeler sonucunda güvenilmeyen ülke konumuna gelecektir. Türkiye bu durumda Amerika´ya ağır davalar açacaktır, çünkü elimizde çok iyi deliller var ve bu durumda da Amerika yine ekonomik olarak kaybedecek.

Normal süreç işlerse ilk kalemde 100 uçak, arkasından da 15 tane dikine kalkan uçak alacağız. Bu noktada NATO, Akdeniz ve Karadeniz´de önemli bir hava üstünlüğü gücü sağlayacak. Çünkü İsrail´e ne kadar F-35 verirseniz verin, orası küçücük bir ülke. Ama Türkiye, 16 milyonluk İstanbul´u ve Amerikalıların bulunduğu İncirlik Üssü´nü koruyacak. Ama eğer bizi F-35 projesinden çıkarırlarsa ellerindeki 115 uçağı satamayacaklar. Demek ki kaybeden yine Amerika ve NATO olacaktır. Türkiye belki de karşı yaptırım uygulayıp İncirlik´ten Amerikalıları çıkaracaktır.

 "TÜRKİYE, ÇARESİZ VE İMKÂNSIZ BİR ÜLKE DEĞİL"

 Geldiğimiz noktada Türkiye´nin önündeki seçenekler neler?

Amerika bir hamle yapar ve bu ambargoyu başlatırsa, Türkiye öncelikle alternatif uçak arayışına girecek. Gündeme gelen diğer bir seçenek Yunanistan´ın Girit´e çektiği gibi, Türkiye´nin füzeleri alması ve atıl konumda bırakması. Bu da bir kandırmaca, çünkü Yunanlar füzeleri çalıştırıyor ve İsrail Hava Kuvvetleri´ne eğitim veriyor. Yani İsrail uçakları gelip Girit üzerinde S-300´lere saldırıyorlar ve buradan S-300´lerin zayıf noktalarını öğreniyorlar. Demek ki Amerika´nın bütün söyledikleri aslında doğru değil.

Üçüncü seçenek, Türkiye, Çin ile yapılacak anlaşmada olduğu gibi bu şantaja boyun eğer ve Rusya´dan füzeleri almayıp Amerika´nın pahalı sistemini alır. Bu da ABD´ne bağlılığı tekrardan devam ettirir. Dördüncü seçenek İtalya ve Fransa´yla ortak yapıma devam eder, bunu hızlandırırız. Beşinci seçenek kendi füzemizi yaparız.

Türkiye kendi füze koruma sistemini geliştirebilir mi?

Şu anda Türkiye, daha alçak irtifadaki Bora füze sistemleri üzerinde çalışmaktadır ve bunları belli bir irtifaya çıkarmış durumdadır. Fakat bunlar uzun çalışma isteyen hadiseler.

Kaç yılda yapabiliriz?

Bir projenin geliştirilmesi en az 10 yıl, operatif hale gelmesi ise 15 ila 20 yıl arası sürmektedir. Bu da sizin mühendislerinize bağlı ama savaş koşulları her şeyi değiştirebilir. Netice olarak baktığımızda Türkiye, çaresiz ve imkânsız bir ülke değil. Sayın Cumhurbaşkanımız ve Savunma Bakanımızın dediği gibi, Türkiye S-400´leri alacaktır, çünkü bu bizim için bir zorunluluktur. ABD karşı hamleyi yapar ve bize karşı ambargo başlatırsa Türkiye de alternatif yollara geçecektir.

"ABD ARTIK TÜRKİYE´NİN SAVUNMA SANAYİİNDE KENDİ İHTİYACININ YÜZDE 70´İNİ KARŞILAR DURUMA GELDİĞİNİ KABUL ETMELİ"

Amerikalıların, Türkiye´nin artık savunma sanayiinde kendi ihtiyacının yüzde 70´ini karşılar duruma geldiğini kabul etmesi gerekiyor. Geçen seneki ihracatımız 2 milyar dolar. Yanı sıra, Türkiye artık teknoloji üreten ve satan bir devlet. Amerika, ya bizim dediğimiz koşulları kabul edecek ya da Türkiye ile yollarını ayıracak. Burada yol ayrımında olan Türkiye değil, Batı´dır.

Bugün Türkiye yeni bir ambargo yerse, Türk mühendisleri kendi silah sisteminin yüzde 100´ünü üretir hale gelecek ve Türkiye bu alanda Amerika ile rekabet eder hale gelecektir. Nitekim Amerika, PKK harekâtında 90´lı yıllarda bize ambargo uygulamıştı. Türkiye de o zaman İsrail´le anlaşmıştı ve Phantom modernizasyonu da böyle olmuştu. Türkiye kendini kısa sürece toparlayacak ve bunu alternatif silah sistemleriyle angaje edebilecektir. En son daraldığında da diğer müttefik ülkelerden uçak alabilecektir. Burada Türkiye Japonya veya Güney Kore ile 5. jenerasyon uçak üretimi yoluna gidebilir. Türkiye hazır alımda NATO müttefiklerinin uçaklarını da alabilir. Öbür taraftan Japonya ve Güney Kore ile ortak üretim yapabileceği gibi kendi ürettiği uçağa da dışarıdan motor bulabilir. Türkiye zaten kendi uçağını yaptı ve 2023´te de bu uçak havalanacak. Şu anda kullandığımız motorlar Amerikan ve İngiliz motorları. Türkiye bunların yerine başka motorlar talep edebilecektir.

Az önce S-400´lerin F-35 bilgilerini hackleme endişesinden söz etmiştiniz. Asıl mesele bu değil, Türkiye´nin kendi uçağını kendisinin yapma potansiyelinden duyulan endişedir. Türkiye, uçağı yapıp satacaktır ve bu konuda ciddi hamlelerimiz vardır. Nitekim Hürkuş, Hürjet ve 5. jenerasyon uçak meseleleri, Türkiye´nin var olma meselesidir. Amerikalıların Türkiye´nin artık itilip kakılan bir devlet değil, meydan okuyan bir devlet olduğunu kabullenmesi gerekiyor. Türkiye ile kim ortak hareket ederse, uzun vadede onlar kazanacaktır ve bu, Amerika´nın stratejik çıkarlarına da uygundur.  Türkiye yüksek alüminyum motoru da dökecek. Eskişehir fabrikasında da bu konuda çok ciddi ar-ge çalışmaları var. Demek ki Türkiye, tehdit etmekle yönlendirilebilecek bir ülke konumunda değil. Bunu Suudi Arabistan´a yapabilir ama Türkiye öyle değil. Türkiye´de bir üretme kabiliyeti var. Yapılan 2030 ve 2050 projeksiyonlarına göre Türkiye dünyada ilk 12´ye girecek bir ülke. Siz böyle bir ülkeyi, PKK-PYD´ye silah vererek tehdit mi edeceksiniz?

Akıllı olan Amerikalılar Türkiye´yi dost görmelidir. Amerika da aslında kendi içerisinde paramparça. Pentagon´da Türk askerinin muharebe gücünü bilenler Türkiye´yi destekliyor. Amerikan silah şirketleri de Türkiye´yi kaybetmek istemiyor. Ancak bu evanjelist yapıdaki neocon´cuların bir kısmı Türkiye´ye karşı ciddi bir algı operasyonu içinde.

Türkiye, Amerika´ya güvenemez. F-35´i vermediğine göre yarın bir gün aynı şeyi Patriot füzesinde de yapacaktır. ABD, buradan Türkiye´nin güvenli bölgede NATO müttefiklerine anlatmak istediği, “Türkler Kürtleri katlediyor” argümanıyla Patriot´ları da bize vermeyecektir. Dolayısıyla, Türkiye´nin burada yapmış olduğu zaruri bir alımdır ve bu güven eksikliğinden kaybeden taraf ABD´dir. Bu ambargodan kaybeden yine Amerika olacak.

 Ya “Türkiye NATO´dan uzaklaşıyor” söylemleri?

Şu anda Türkiye, gerek karargâh görevleri gerek hava savunma görevleri gerekse de su üstü görevleriyle NATO´ya ait olan bütün mükellefiyetini tam ve eksiksiz icra etmektedir. Ayrıca, son günlerde Amerikan basınında çıkan, “Avrupa´ya karşı Ruslar ve Türkler yakınlaşıyor” şeklinde bir ifade var. Türkiye ve Rusya iki önemli kıyıdaş ülkedir ve bu iki ülke, kendi çıkarları doğrultusunda ortak bir tatbikat yapabilir. Evet Rusya etki alanını genişletmek istiyor. Özellikle Kırım´ı ele geçirdikten ve Suriye´de birtakım askeri üsler elde ettikten sonra ve Lazkiye ve Tartus´a kurduğu hava ve deniz güçleriyle etki alanını Baltık´tan Akdeniz´e kadar genişletti. Ama bu Türkiye´nin değil, NATO´nun meselesi.  Kaldı ki Amerika ve Rusya da ortak tatbikat yapıyor. O zaman siz NATO´yu bölmüyorsunuz da biz mi bölüyoruz? Bir defa bunlar savunulacak meseleler değil. Demek ki burada uçakların teslim edilmemesinin altında başka şeyler var.

ABD Rusya ile düşman ise, neden ABD Genelkurmay Başkanı ile Rusya Genelkurmay Başkanı geçen hafta Viyana´da, Avrupa güvenliğinde pazarlık yapıp al-ver yaptılar? Rahmetli Ecevit, “Sovyetler ile Amerikalılar bizim yanımızda kavga ederler ama sonra bir araya gelince Türkiye´yi 10 dakikada satarlar” diyerek bu durumu çok iyi izah etmişti. Bunu en iyi Küba krizinde gördük. Türkiye´de ICBM dediğimiz Jüpiter ve Tor füzeleri vardı ve bunlar Sovyetler Birliği´ni vurabilen nükleer başlıklı füzelerdi. Küba krizinde Amerika´ya karşı Sovyetler füzeleri ve uçakları koyunca, Kennedy´nin kardeşi Sovyetler Dışişleri Bakanı Gromiko on beş dakikada anlaşma yaptılar ve Türkiye´ye söylemeden füzeleri geri çektiler. Türkiye orada bir güven eksikliği olduğunu anladı.

"S-400´LERİN NATO SİSTEMİYLE UYUŞMADIĞI YORUMLARI YANLIŞ"

 S-400´lerin NATO ile uyuşmadığı da konuşuluyor. Buna da katılmıyorum, çünkü Türkiye bu sistemin yazılımını milli olarak kendisi yapacaktır ve bu sistem NATO´nun ortak radar ağının dışında olacaktır. ABD Avrupa Kuvvetleri (EUCOM) ve NATO Müttefik Kuvvetler Yüksek Komutanı Orgeneral Curtis M. Scaparrotti, Türkiye´nin Rusya´dan S-400 hava savunma sistemi alması durumunda F-35 savaş uçaklarının Türkiye´ye verilmemesi gerektiğini söyledi. Bu son derece yanlış, çünkü esas yetkili NATO Genel Sekreteri Stoltenberg. Scaparrotti neticede Amerikan subayı. NATO´nun 28 üyeli ittifakı içerisinde böyle açıklamalarda bulunulması son derece yanlış.

Yani “Mesele ABD´yle, NATO´yla değil” diyorsunuz.

Elbette değil, ancak Amerika´nın bunu NATO´ya çevirmesi çok tehlikeli bir hadise. Rolls Royce´un 5. jenerasyon uçakların motorundan çekilme kararı aldığı söyleniyor. Yani İngiltere´yi de etkiliyor. Amerika, diğer NATO müttefiklerine de baskı uyguluyor…

 







Kaynak: Habertürk

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Hattat Hâmid Aytaç´ın hastanede verdiği son röportaj
Hattat Hâmid Aytaç´ın hastanede verdiği son röportaj
1983 Suffe Yıllığı´nda, 1982´de vefat eden hattat Hâmid Aytaç ile yapılan ve Kök dergisinin 17. sayısında yayınlanmış olan son mülakat yer alıyor. M. Murtaza Özeren´in Dünya Bizim adına alıntıladığı bu röportajı, önemine binaen Haber Duruş olarak okuyucularımızın istifadelerine sunuyoruz…
Ayşe Baykal sordu, Saadet Partisi´nin İstanbul adayı Necdet Gökçınar yanıtladı...
Ayşe Baykal sordu, Saadet Partisi´nin İstanbul adayı Necdet Gökçınar yanıtladı...
"Bunlardan bıktık, gidecek yer arıyoruz" diyorla
Esed zindanlarında işkencelerden geçirilen El Hirre: Ruhum hâlâ esaret yaşıyor
Esed zindanlarında işkencelerden geçirilen El Hirre: Ruhum hâlâ esaret yaşıyor
​Suriye´de Esed rejimi tarafından kız kardeşiyle birlikte tutuklanıp acımasızca işkencelerden geçirilen Halepli Nur El Hirre, "Ben hâlâ zindan hayatı yaşıyorum. Bedenim özgürleşmiş olabilir ama ruhum hâlâ o esareti yaşıyor." dedi.
Dr. Şaban Kızıldağ: ‘Kitapsız Toplum Kendi Kaderini Başkalarının İnsafına Terk Eden Toplumdur!´
Dr. Şaban Kızıldağ: ‘Kitapsız Toplum Kendi Kaderini Başkalarının İnsafına Terk Eden Toplumdur!´
Uluslararası bir danışman, eğitimci, koç ve yazar olarak, bilgilerini ve tecrübelerini birçok özel kurum ve kamu kurumuyla paylaşan Dr. Şaban Kızıldağ ile Hayykitap Yayınları arasından çıkan, “Mazeret Yok” isimli kitabı hakkında konuştuk. Kızıldağ, “Cep telefonunun kullanmayı bilmeyen bir toplum, iletişim bozukluğu sorunun hiçbir zaman çözemez” dedi.
Yazar Selvigül Şahin: "İnsanların Fıtratı ve Kodları İle Oynuyorlar!"
Yazar Selvigül Şahin: "İnsanların Fıtratı ve Kodları İle Oynuyorlar!"
"Cinsiyetçilik Kıskacında Kadın" temasıyla Özgün İrade Dergisi Şubat sayısında yazar Selvigül Şahin ile yapılan söyleşide konu; kadın, feminizm, aile oldu.
Veysi Dündar Yeni Asya yayın yönetmeni Kazım Güleçyüz ile konuştu: “Seçime giderken muhalefet ‘OHAL KHK´larını iptal ve mağduriyetleri telafi´ konusunu gündeme taşımalı”
Veysi Dündar Yeni Asya yayın yönetmeni Kazım Güleçyüz ile konuştu: “Seçime giderken muhalefet ‘OHAL KHK´larını iptal ve mağduriyetleri telafi´ konusunu gündeme taşımalı”
Veysi DÜNDAR
TSK´daki Öncelikli Hedef Alevilerdi
TSK´daki Öncelikli Hedef Alevilerdi
Başbuğ´un, İpek Özbey´e verdiği röportaj
İlker Başbuğ: Bugün olsa yine Kozmik Oda´yı açardım
İlker Başbuğ: Bugün olsa yine Kozmik Oda´yı açardım
Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, dönemin başbakan yardımcısı Bülent Arınç´a suikast iddialarıyla başlayan ve takipsizlikle sonuçlanan ´Kozmik Oda´ soruşturmasının 19 Aralık 2009-11 Şubat 2010 arasındaki trafiği ile ilgili konuştu. Başbuğ, Kozmik Oda´yı açmaması durumunda Ahmet Taner Kışlalı, Necip Hablemitlioğlu ve Uğur Mumcu suikastlarının Türk Silahlı Kuvvetleri´ne (TSK) ´yıkılacağını´ söylerken "Gerekeni yaptığımızı düşünüyorum. Bugün olsa yine Kozmik Oda´yı açardım" diye konuştu.
Veysi Dündar Yazar Mustafa İslamoğlu İle Konuştu: “Sizin gibi inanmayanlar için de güvenilir olmalısınız. İman budur”
Veysi Dündar Yazar Mustafa İslamoğlu İle Konuştu: “Sizin gibi inanmayanlar için de güvenilir olmalısınız. İman budur”
Din güç elde etme aracı olursa…
Mücahit Gültekin: Asıl tehlike geleneksel yapılardan değil, liberal kapitalist değerlerden geliyor
Mücahit Gültekin: Asıl tehlike geleneksel yapılardan değil, liberal kapitalist değerlerden geliyor
Bugün sperm bankası, taşıyıcı annelik, yapay rahim, spermsiz çocuk sahibi olmak gibi pek çok alternatif üreme yöntemleri geliştiriliyor. Bana göre, mevzuyu doğru kavramsallaştıramazsak, gelecekte erkeğin de kadının da patronların kapısında köpek kadar değeri olmayacak.
 “KHK´lılar Sessizliklerini Seçim Dönemlerinde Sandıkta Bozuyor”
“KHK´lılar Sessizliklerini Seçim Dönemlerinde Sandıkta Bozuyor”
Ocak Medya yazarı Veysi Dündar KHK´lı öğretmen Fatma Sırma ile söyleşi gerçekleştirdi. Öğretmen Fatma Sırma´nın yaşadığı süreci birinci ağızdan dinleyelim..
Reklam değil hizmet belediyeciliği inşaa edeceğiz
Reklam değil hizmet belediyeciliği inşaa edeceğiz
Saadet Partisi Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Av. Ali Aktaş, Millî Gazete´ye açıklamalarda bulundu…
 Veysi Dündar; AK Parti Kurucusu, KHK İle Üniversiteden Atılan Fatma Bostan Ünsal İle Konuştu.
Veysi Dündar; AK Parti Kurucusu, KHK İle Üniversiteden Atılan Fatma Bostan Ünsal İle Konuştu.
Beklenmeden gelen ihraç kararı
Hayati Bice ile Ahmed Yesevî ve Yesevîlik üzerine
Hayati Bice ile Ahmed Yesevî ve Yesevîlik üzerine
Ahmed Yesevi hakkında uzun yıllardır çalışmalar yapan Dr. Hayati Bice, Hoca Ahmed Yesevi´nin kim olduğu, hangi çağda yaşadığı, Türkleri ve Türk yurtlarını nasıl etkilediği ve Divan-ı Hikmet isimli eseri üzerine Yusuf Tunçbilek´in sorularını cevapladı.
Ömer Miraç Yaman: Türkiye´de Dini Temsilde Ciddi Bir Gerileme Var!
Ömer Miraç Yaman: Türkiye´de Dini Temsilde Ciddi Bir Gerileme Var!
Türkiye Gençlik Araştırması üzerine Ömer Miraç Yaman ile gerçekleştirilen söyleşide Yaman´ın çok çarpıcı ifadelerine yer verildi. Gençliği daha doğru ve daha iyi nasıl anlayabiliriz sorusuna çok net ve İslam ilimler üzerinden cevap veren Yaman, bu söyleşiyi Özgün İrade Dergisi Aralık sayısı için gerçekleştirmiştir.