Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Ali BULAÇ
Ali BULAÇ
Kelam-ı Muhammed: Dil, toplum, kültür
Prof. Dr. Bilal SAMBUR
Prof. Dr. Bilal SAMBUR
21. Yüzyılda eğitim
Mehmet BEYHAN
Mehmet BEYHAN
Yeni Zelanda Katliamının Arkasında İsrail mi var?
Nejdet DEMİREL
Nejdet DEMİREL
İSLAMİ DAYANIŞMA CEMİYETİ ve MÜSLÜMANLARIN BU TARZ OLUŞUMLARA OLAN İHTİYACI
Yusuf YAVUZYILMAZ
Yusuf YAVUZYILMAZ
Dinin araçsallaştırılması
Veysel TAY
Veysel TAY
İngiltere-Yeni Zelanda-Suriye-YPG-Pentagon-Türkiye-Erken Genel Seçim; Çoklu Denkleminde 31 Mart Seçimleri ve Beka Meselesi - 1
Bülent ACUN
Bülent ACUN
Teröre lanet, şehitlere rahmet, ümmete vahdet
Halil ÇİFTÇİ
Halil ÇİFTÇİ
Terör değil de nedir?
Aziz DARICI
Aziz DARICI
İçimiz acıyor. Ama…
Necip CENGİL
Necip CENGİL
Yeni Zelanda Doğu mu Batı mı?
Engin GÜLTEKİN
Engin GÜLTEKİN
İNSANIN ANLAM VE ARAYIŞ SERÜVENİ
Mehmet AKTAŞ
Mehmet AKTAŞ
Allah´ın emri, şeytanın kavliyle..
Abdulbaki ÇAĞATAY
Abdulbaki ÇAĞATAY
CAMİ ŞEHİTLERİ DUASI
Nevzat KAYA
Nevzat KAYA
SON FİRAVUN
Ömer Naci YILMAZ
Ömer Naci YILMAZ
ÇANAKKALE RUHUNU BİZ UNUTTUK ONLAR UNUTMADI
Mustafa AYGÜN
Mustafa AYGÜN
YENİ ZELANDA KATLİAMI VE MİSYONERLİK
Enes TARIM
Enes TARIM
OTORİTER SEÇİLMİŞLİK
Ramazan KAYAN
Ramazan KAYAN
Benden geçti artık!
Muhammet YETİŞ
Muhammet YETİŞ
ADALET Mİ, MASLAHAT MI?
Mustafa DOĞU
Mustafa DOĞU
TREN METAFORU
 Dr. Ali YALÇIN
Dr. Ali YALÇIN
BİRLİKTELİKTE DEĞERLER TEMELLİ VASAT DURUŞ
Ümit AKTAŞ
Ümit AKTAŞ
Bu Kez Mizansen Eksik mi Kaldı?
Davut GÜLER
Davut GÜLER
Medine Sözleşmesi Bağlamından Birlikte Yaşamanın Mümkünlüğü! (1) *
Seyit Ahmet UZUN
Seyit Ahmet UZUN
Kokuşan İnsanlık
Selvigül ŞAHİN
Selvigül ŞAHİN
Zindandan şehadete yürüyenlere dua!..
Ramazan Keskin
Ramazan Keskin
ADALET
Mahmut HAMDERCİ
Mahmut HAMDERCİ
"Sosyal Belediyecilikte MİLLİ GÖRÜŞ Yerel Yönetim Örnekliği" Kitabının Yazarı Mahmut Hamdemirci´nin Seçim Değerlendirilmesi (2)
F. Yılmaz ALTUNÖZ
F. Yılmaz ALTUNÖZ
DİSK, HAK-İŞ, MEMUR-SEN
Hasan ŞEREFOĞLU
Hasan ŞEREFOĞLU
Sana Yapılmak İstemediğini Neden Bana Yapıyorsun
Abdülhamit KAHRAMAN
Abdülhamit KAHRAMAN
Anadolu Gerçekten Çok Dolu
Necla Arpa GÜLAÇAR
Necla Arpa GÜLAÇAR
Hafızalardaki Kara Leke
Cafer AKDENİZ
Cafer AKDENİZ
Seçim ve Adalet
Cüneyt TORAMAN
Cüneyt TORAMAN
17/25 Aralık Kumpası!
Sait ALİOĞLU
Sait ALİOĞLU
Deizm ve ‘Dindarlık´
Şakir KURTULMUŞ
Şakir KURTULMUŞ
Yeni Devir Kültür Edebiyat Sayfaları Arasında…
Ramazan DEVECİ
Ramazan DEVECİ
İmam Humeyni Düşüncesinde ve İslam Devrimi´nin 40 Yıllık Sürecinde İslami Vahdet
Turan YAMAN
Turan YAMAN
Muhammed Tayyip Okiç: Hocaların Hocası
Mustafa GÜL
Mustafa GÜL
Hiçbir Nebi, Bir Dakika Sonrayı Bilemez
Bayram YILMAZ
Bayram YILMAZ
Çiçero “Bir gün bir Türk…”
Nuri YILMAZ
Nuri YILMAZ
Belediye Seçimlerinden Ne Kadar Ümitli Olalım?
Hasan POSTACI
Hasan POSTACI
Bir İktidar Alanı Olarak Yerel Yönetimler
İbrahim GEZER
İbrahim GEZER
Gideceği Yeri Bilmeyen Kaptanlar Diyarı…
Ferhat Özbadem
Ferhat Özbadem
Beyni-Tezkiretü´ş-şu`ar
Ziya GÜNDÜZ
Ziya GÜNDÜZ
Büyük Yürüyüşler Okumakla Başlar!
Dr. Necmettin Acar
Dr. Necmettin Acar
Suudi Rejimini Bekleyen Asıl Tehlike Taht Kavgaları
Esat HOCALAR
Esat HOCALAR
Manzarayı Umumiye
Muhittin BAĞCI
Muhittin BAĞCI
Uyanış
Celal TAHİR
Celal TAHİR
Ehliyet, Liyakat ve Sadakat
Mustafa Sefa ÇAKIR
Mustafa Sefa ÇAKIR
Ey Aziz Öğretmen!
Yakup GÜLER
Yakup GÜLER
Darbelerle Gelişen Türkiye!
Nusret AYDEMİR
Nusret AYDEMİR
EĞİTİM SERENCAMIMIZ!
Serdar ÇALIŞ
Serdar ÇALIŞ
ZAM.....
Zeynep HAŞEMİ
Zeynep HAŞEMİ
İyilik Meşalesi
Mesut AYDIN
Mesut AYDIN
Bir Eğitim Ayı Ramazan (HUTBE)
Nezir ERGENÇ
Nezir ERGENÇ
İnsan Hayvanla mı Yoksa Tanrıyla mı Kıyaslanmalı?
Mehmet DEVECİ
Mehmet DEVECİ
Umre Ziyaretimizden Notlar/3
Nusret AYDEMİR
Nusret AYDEMİR
Yürüyüş (İstikamet)
Mehmet M. GÜLAÇAR
Mehmet M. GÜLAÇAR
BAŞIMIZDA KULAK İSTİYORUZ
Hacı TÜRKAN
Hacı TÜRKAN
Erdoğan Semboldür
Fedakar KIZMAZ
Fedakar KIZMAZ
Raşel, Sen İnsanı Dinden İmandan Edersin!..
Fehmi DEMİRBAĞ
Fehmi DEMİRBAĞ
Ayla Seni Seviyorum
Dr. Yunus ÇOLAKOĞLU
Dr. Yunus ÇOLAKOĞLU
İslam Dünyasında Şiddet ve Mikro Nüfuz Alanları
Mehmet ŞEREFOĞLU
Mehmet ŞEREFOĞLU
Bir Taşeronun Rüyası Olan Kadro
Esan GÜL
Esan GÜL
Çocuklarımız ve Adalet
Aslan DEĞİRMENCİ
Aslan DEĞİRMENCİ
Selahaddin Eyyubi´siz Ortadoğu Arayışı
Said Alioğlu
Said Alioğlu
Musab Aydın
Musab Aydın
Kısa Bir Seyahatten...
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
İstanbul için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:34 08:20 13:17 15:37 17:55 19:29
"Dünyada dört nimet vardır, bunlar kendisine verilen kişi dünya ve ahiretin hayrını görmüştür.Bunlar; Zikreden dil, Şükreden kalp, Sıkıntılara katlanan beden ve saliha kadın.."

DOLAR
5.4345
EURO
6.1114
Medeni hukukun temeli İslam
Malezyalı hukukçu ve akademisyen Profesör Dato´Sri Dr. Zaleha Kamarudin, şeriat mahkemesinin yargıcı olarak görev yapıyor. Medeni hukukun temelinin İslam olduğunu söyleyen Kamarudin, “İslamın altın çağı döneminde Hristiyan din adamları tahsillerini Bağdat´ta yapıyorlarmış. Dolayısıyla tüm İslam kanunu Latinceye çevirmişler ve İslam hukukunu ülkelerine götürmüşler” diyor.
Tarih: 24.12.2018 18:31:00

rofesör Dato´Sri Dr. Zaleha Kamarudin uluslararası alanda takdir gören bir akademisyen. Malezya Uluslararası Malezya İslam Üniversitesi´nin ilk kadın rektörü. Kendisi Müslüman dünyasındaki bir İslam Üniversitesi´nin ilk kadın yöneticisi ünvanına sahip ve bu görevi yedi yıl boyunca sürdürmüş. Kamarudin, kısa bir süre önce ise Terangganu Şeriat Temyiz Mahkemesi Yargıcı olarak olarak atanmış. Yirmiye yakın kitaba imza atan akademisyen ve hukukçu araştırmalarına devam ediyor. Biz de kendisiyle şeriat hukukunu, aile iç şiddeti ve modern zamanlarda aile kavramını konuştuk. Kamarudin medeni hukukun temelinin İslam olduğunun altını özellikler çiziyor.

Siz aile hukuku konusunda uzmansınız. Bize öncelikle Malezya´daki aile hukuk sistemini anlatabilir misiniz?

Malezya´da iki sistem var. Biri medeni ve diğeri de şeriat hukuk sistemi. Şeriat, yalnızca aile hukukuna uygulanabiliyor. Her iki kanunda eş zamanlı olarak birbiriyle paralel tutarlı bir şekilde işliyor.

Peki şeriat hukukunun uygulanması ile ilgili sorunlar çıkıyor mu?

İslamın altın çağı döneminde Hristiyan din adamları tahsillerini Bağdat´ta yapıyorlarmış. Dolayısıyla tüm İslam kanunu Latinceye çevirmişler ve İslam hukukunu ülkelerine götürmüşler. Onların çevirileri ışığında Batılı ülkelerdeki medeni kanunun temeli oluşmuş.

Yani aslında medeni kanunun özünde İslam öğretileri var.

Elbette. Medeni hukukun temelinde hepimiz bildiği gibi, “Kişi aksi kanıtlanana kadar masumdur” doktirini vardır ve bu İslam hukukundan alınmıştır. Aslında her ikisinin temelinde adaletin yerini bulmasını sağlamak yatar.

Peki aile hukuku alanında şeriat uygulanıyor dediniz. Siz de hakim olarak görev yapıyorsunuz. Karşınıza nasıl davalar çıkıyor ?

Kuran´daki kurallar İslam hukukunda yerini bulmuştur. Yani Kuran, kadına adalete erişim hakkı tanımıştır. Aslında tekrar kanunun felsefesine bakmak lazım. Kanun mağduru korur. Eğer mağdur kadın ise kadını, erkek ise erkeği korumalısınız. Adil olmak bunu gerektirir.

Aile içi şiddet Türkiye´de ciddi bir sorun. Sizin ülkenizde nasıl bir tablo var ?

Aile içi şiddet evrensel bir sorun. Bu nedenle aile içi şiddetin önlenmesi konusunda küresel perspektifle bazı şeylerin tespitini yapmaya çalışıyorum ve çözüm önerileri ortaya koyuyorum.

Nasıl çözümler öneriyorsunuz

Özel alandan kamusal alana transfer diye bir çözüm yönteminden bahsedebilirim. Eş karısını dövdüğünde her zaman kapalı kapılar ardında kalır. Dolayısıyla kadın olayın rapor edilmesini sağlamalı ve şiddeti kamuya açık bir bilgi haline getirmesi gerekir. Ancak genelde kadınlar korkuyor ve şiddetin raporlanmasını sağlamıyor.

BABAM GİBİ DÖVEREK ÇÖZEYİM

Bu aşamada ne yapılmalı?

İşte bu noktada devreye sivil toplum örgütleri ve medya girmeli. Kadının olayı polise gidip bildirmesi ve sonrası için Kadem gibi kuruluşlar kadını teşvik edip, yüreklendirebilir.

Sonraki aşamalar nasıl olmalı?

Müdahale programının geliştirilmesini öneriyorum. Yani kadın şikayetini bildirdikten sonra hükümet bu durumu kötüye kullanan kişiyi tespit etmeli. Çünkü pek çok vakada istismarcı erkekler kendi babalarının da istismarcı olduğu ailelerden geliyor. Araştırmalar bunu tespit ediyor. Her gün şiddet gördüğü bir ortamda çocuk, şunu düşünüyor. Benim de eşimi kontrol etmemin tek yöntemi ona şiddet uygulamak. Hükümetin bu adamları tespit edip, onlara iyi bir model vermesi gerekir.

Ancak erkeğin uyguladığı şiddeti önlemek kolay değil.

Yalnızca kadına odaklanmadan bu erkeklere de yardım etmeliyiz. Aslında onlar da işin başında mağdur olarak büyüyen çocuklardı. Bu erkekleri de aile içi şiddetin mağduru olarak tepit etmek gerekir. Durumlarını kontrol altına almanın başka yolları olduğunu öğrenmeliler. Mesela onları şiddete başvurmayan erkeklerle bir araya getiren programlar yapılabilir. Özel öfke kontrolü eğitimlerine katılabilirler. Kadem gibi kurumlar ulus çapında kampanyalar başlatıp bunu basında duyururlar ise etkili olur.

Yani kadın kadar erkeğin de mağdur olduğunu mu söylüyorsunuz?

Erkek ailenin reisidir. Onu sinirlendirmek durumu daha da tehlikeli bir hale getirebilir. Aile içi şiddette tüm bireyler mağdur kimse kahraman değil. Devletin görevi toplumu korumaktır ve hükümetler olaylara pozitif bir şekilde bakmalıdır. Elbette kadına ve çocuğa yardımcı olmak öncelikli. Ancak erkeği kınamak yerine ona nasıl yardımcı olmalıyız diye düşünülebilir.

Peki bu bahsettiğiniz yöntemler uygulanmış ve işe yaramış mı?

Evet. Bu çözüm yöntemleri pek çok ülkede uygulanmış. Sonucunda aile içi şiddeti vakalarının azaldığı kanıtlanmıştır.

Türkiye´ye bu yöntemleri öneriyorsunuz?

İstanbul´da katıldığım Kadem´in düzenlediği konferansta bu bahsettiğim çözüm yöntemlerini anlattım. Örneğin Türkiye hem İslam Konferansı Teşkilatı dönem başkanlığını yapıyor hem de istişare kurulunun başında yer alıyor. İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Kadın Danışma Konseyi Başkanı Esra Albayrak, Türkiye tarafından benimsenecek politikaları tespit edebilir. İslam Konfrenası Teşkilatı´nın network imkanlarını kullanabilir. Bu anlamda Türkiye önemli bir yerde duruyor.

Biraz konunun dışında gözükse de İslamofobi´den söz etmek istiyorum. Bunun aileler üzerindeki etkisini geçmeden bir hukukçu olarak bu konuyu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Şimdi normal ötesi( post- normal time) zamanlardan geçiyoruz.

Bunun anlamı ne?

Her şeyin belirsiz olduğu bir dönemden geçiyoruz. Şu an çevremizde ne olup bittiğinin farkında değiliz ve gelecekte ne olacağını bilmiyoruz.

Daha açık anlatsanız?

Diyelim ki kurbağayı bir tavaya koydunuz. Eğer ısıyı birden artırsanız içindeki suyun sıcaklığı artınca kurbağa hemen dışarı atlar. Ancak yavaş yavaş ısı artırsanız kurbağa bunun normal olduğunu sanar ve ve su ısınmasına rağmen atlamaz. Günün sonunda su çok ısınmış olduğunda kurbağa farkına varmadan ölür.

Yani insanlık kötü bir sona doğru gidiyor ve farkında değil.

Toplumun pek çok şeye nasıl tepki verdiğini göremeyebilirsiniz. İslamofobi de buna dahil. Aslında insanlar islamafobik ortamda ama gerçekte ne olduğunu bilmiyor ve anlamıyorlar. Karanlıktan niye korkarız çünkü içinde ne olduğunu bilmeyiz. Şimdi hepimiz karanlık denen yerdeyiz. İlerde ne olacak yarın ne olacak.

Peki bunun için bir öngörüde bulunmak mümkün değil mi?

Bu alanda akademik çalışmalar var ve uzmanlar gelecekte ne olacağının öngörüsünde bulunmak zorundalar. Ancak şu an bile herhangi bir öngürüde bulanacak durumda değiliz. Her ne kadar özel alanda eğitim görmüş, konusunun uzmanı kişiler olsanız bile çözüme çok uzak bir noktadayız. Bu hangi volkanik dağın ne zaman patlayacağını söylemek gibi birşeye benziyor.

 
Aklımızı aile koruyacak

Sizin uzmanlık alanınızda anormal dediğimiz zamanlar için değerler aileyi işaret ediyor değil mi?

İnsanlar kaygı duyduğunda ne yapar ailesine döner. Aile dediğimiz şey kişinin kendi içinde bulacağı huzurun çıpasıdır. Toplum ne kadar katoik olursa aile kurumu bir o kadar güçlenir. Çünkü o kaotik durumlarda her birey ailesine döner. Anormal zamanların çok önemli bir bileşendir aile.

Bununla ilgili çalışmalarınız var mı?

Şimdi ailenin geleceği konusunda aile hukuku uzmanı olarak bir araştırma yapıyorum. Ocak ayında Katar´da sunacağım bir makale hazırlıyorum. Bu anormal zamanlarda insanın aklına mukayet olmasını sağlayacak tek kurum aile. Hükümetlerin aile kurumunu koruması gerektiği ile ilgili açıklamalarda bulunucağım. Bir okyanusta yelkenli ile büyük kocaman dalgalarla boğuştuğunuzu düşünün. Aile işte o yelkenin çıpası ya da deniz feneri olacak, gemiye istikameti gösterecek ve ona kılavuzluk yapacak. Aile değerlerle güçlenecek bir kurum olmalı. Ben bu teoriyi önereceğim. Bununla ilgili kanıtlarımı ortaya koyacağım.

Yaşadıklarımız normal değil

Toplumsal konularda öngörüde bulunmak doğa olaylarına bulunmaktan daha kolay değil mi?

Mesela uzmanlar depremleri inceler, araştırır tabi ki insanlar depremin olduğu ortamdan kaçar. Ancak işin sonuna baktığınızda insanlar depremde hayatını kaybediyor. Öyle bir dönemdeyiz ki birşeyler oluyor insanların ne olup bittiğinin farkına varamıyor. Kim Donald Trump´ın ABD Başkanı olacağını öngörebilirdi. Macron´un bir partisi bile yoktu ancak Fransa´nın başkanı oldu. Kimse bunu öngöremedi. Çünkü tüm bu yaşananlar normal değil.

Peki bu çağın ne zaman biteceğine dair öngörüler var mı?

Bazı uzmanlar belli bir zaman geçtikten sonra her şey normale dönecek diye tahmin ediyorlar. Ancak bunun ne kadar süreceğini bilmiyorlar. Benim gibi aratırmacıların mevcut durumu iyileştirmek amacıyla çalışmalara ara vermeden devam etmesi gerekiyor.








Kaynak: Yeni Şafak

Anahtar Kelimeler: Medeni hukukun temeli İslam
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Muş´ta karların erimesiyle 11 milyon yıllık tarih ortaya çıktı
Muş´ta karların erimesiyle 11 milyon yıllık tarih ortaya çıktı
Muş´un Yedikavak bölgesinde karların erimesiyle birlikte 11 milyon yıl öncesine ait fosiller bulundu
´Ateistlerin yüzde 13´ü 5 vakit namaz kılıyor´
´Ateistlerin yüzde 13´ü 5 vakit namaz kılıyor´
stanbul Müftüsü Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz, Üsküdar Üniversitesi Nermin Tarhan Konferans Salonunda düzenlenen "Bediüzzaman Said Nursi´yi anma ve anlama programı" kapsamında "Deizim, teizm, ateizm üçgeninde varoluş" panelinin açılışında konuştu.
Türkiye´deki ortalama yaşam süresi 78,1
Türkiye´deki ortalama yaşam süresi 78,1
Dünyadaki birçok ülkenin ortalama yaşam süreleri belli olurken, Türkiye´de beklenen güncel yaşam süresinin 78,1 yıl olduğu görüldü.
Dünya´nın en mutlu ülkesi.. Türkiye 79´uncu sırada...
Dünya´nın en mutlu ülkesi.. Türkiye 79´uncu sırada...
Birleşmiş Milletler (BM), Dünya Mutluluk Raporunu açıkladı. Ülkelerin gelir, sağlıklı yaşam beklentisi, sosyal destek, özgürlük, güven ve cömertlik değişkenleri bakımından kıyaslandığı raporda, birinciliği alan ülke Finlandiya oldu.
Nevruz kutlamaları ve İslam
Nevruz kutlamaları ve İslam
İstiklal.com.tr´den Prof.Dr. H. Mustafa Eravcı´nın konu ilgili yazısı…
Son dakika... Denizli´de şiddetli deprem
Son dakika... Denizli´de şiddetli deprem
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Denizli´de saat 09.34´te merkez üssü Acıpayam olan 5.5 büyüklüğünde bir deprem olduğunu duyurdu.
Fethullah Gülen´in kardeşi ölü bulundu
Fethullah Gülen´in kardeşi ölü bulundu
Gülen´in hayatını kaybettiğini yeğeni Ahmet Kurucan, sosyal medya hesabından duyurdu.
Fatih Haydar´dan bir Akıncı´yı uğurlarken…
Fatih Haydar´dan bir Akıncı´yı uğurlarken…
Mehmet Ali TEKİN; Mehmet Halit Şirin bir deli oğlan, bir cesur adam…
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay: Terörün dini, dili, ırkı coğrafyası yoktur
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay: Terörün dini, dili, ırkı coğrafyası yoktur
“Cuma günü İslam İşbirliği Teşkilatı Türkiye´de toplanacak”
Tarihte bugün ne oldu?
Tarihte bugün ne oldu?
Tarihte bugün yaşanan olaylar arasında; Şehzade Korkut´un katli, İtalyan birliğinin sağlanması, Batı Avrupa Birliğinin kurulması, Sivas´ta heyelan var…
Yeni Zelanda´daki cami saldırılarında hayatını kaybedenlerin hikayeleri..
Yeni Zelanda´daki cami saldırılarında hayatını kaybedenlerin hikayeleri..
Yeni Zelanda´nın Christchurch kentinde Cuma günü 2 camiye düzenlenen saldırılarda 49 kişi hayatını kaybetti.
Evleneceklere müjde: Çeyiz Hesabındaki devlet katkısı artırıldı
Evleneceklere müjde: Çeyiz Hesabındaki devlet katkısı artırıldı
Evlenmeye hazırlanan gençlere destek olmak amacıyla başlatılan "Çeyiz Hesabı" uygulamasında yapılan düzenlemeyle devlet katkısı artırıldı. Buna göre, verilebilecek en yüksek tutar 5 bin liradan 9 bin liraya çıkarıldı.
Toprak mimarisini hatırlayabiliriz
Toprak mimarisini hatırlayabiliriz
Yerel mimari üzerine düşünürken hatırladığımız ilk unsur kerpiç. Genç bir mimar olan Serkan Duman, kerpici öğrenebilmek için dünyanın çeşitli yerlerini gezerek yerel ustalardan toprak mimarisini öğrenmiş. Duman, “Bu tekniğin sahibi biziz. Unuttuğumuzu hatırlamamız gerekiyor” diyor.
Boşnak kadınlardan ´duygulandıran´ ziyaret
Boşnak kadınlardan ´duygulandıran´ ziyaret
"4. Uluslararası Kadın ile Barış Her Ses Bir Nefes" projesi kapsamında Çanakkale´nin Gelibolu Yarımadası´nı ziyaret eden 60 Boşnak kadın, şehitliklerde dua etti.
"Esrarengiz fareler" Ağrı Dağı´nı sevdi
"Esrarengiz fareler" Ağrı Dağı´nı sevdi
Sahip olduğu 5137 metre yüksekliğiyle "Türkiye´nin çatısı" olarak nitelendirilen Ağrı Dağı´nın sulak alanlarında yaşayan ve halk arasında "esrarengiz fare"ve "koypu" olarak bilinen su maymunları, bölgeyi mesken tuttu.