Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Bülent ACUN
Bülent ACUN
Sıra sözde
Mehmet BEYHAN
Mehmet BEYHAN
Soçi Zirvesi´ne karşı Varşova Konferansı
Aziz DARICI
Aziz DARICI
Düşünceye İffet ve Hayâ Gerek /1
Şakir KURTULMUŞ
Şakir KURTULMUŞ
Yeni Devir Kültür Edebiyat Sayfaları Arasında…
Necip CENGİL
Necip CENGİL
Eleştiriyi İhanet Olarak Görmek
Ramazan DEVECİ
Ramazan DEVECİ
İmam Humeyni Düşüncesinde ve İslam Devrimi´nin 40 Yıllık Sürecinde İslami Vahdet
Ramazan Keskin
Ramazan Keskin
SALÂT-NAMAZ (1-5)
Ali BULAÇ
Ali BULAÇ
Abdülkerim Süruş ve Kelam-ı Muhammed
Prof. Dr. Bilal SAMBUR
Prof. Dr. Bilal SAMBUR
İran Devrimi´nin kırkıncı yıldönümü
Turan YAMAN
Turan YAMAN
Muhammed Tayyip Okiç: Hocaların Hocası
Ömer Naci YILMAZ
Ömer Naci YILMAZ
Domates biber patlıcanla gelen kuyruk acısı
Seyit Ahmet UZUN
Seyit Ahmet UZUN
Eşekleşme ve Ailede Sorun
Ramazan KAYAN
Ramazan KAYAN
Filistin´de Kız İstemek
Abdulbaki ÇAĞATAY
Abdulbaki ÇAĞATAY
Enbiya Yurdu Kudüs, Müslümanların 3000 Yıllık Başkentidir İşte Delili!
Mustafa GÜL
Mustafa GÜL
Hiçbir Nebi, Bir Dakika Sonrayı Bilemez
Enes TARIM
Enes TARIM
İnsan Hakları ve Din
Bayram YILMAZ
Bayram YILMAZ
Çiçero “Bir gün bir Türk…”
Abdülhamit KAHRAMAN
Abdülhamit KAHRAMAN
Eleştiri Bir Nimettir
F. Yılmaz ALTUNÖZ
F. Yılmaz ALTUNÖZ
Önceliklerimiz
Mustafa AYGÜN
Mustafa AYGÜN
Değerler Eğitimi İle “Değerli” Nesiller Yetiştirilebilir mi?
Nejdet DEMİREL
Nejdet DEMİREL
Filipin Moro Müslümanları ve Gözden Kaçanlar
Sait ALİOĞLU
Sait ALİOĞLU
Irkçılık ve Ulusalcılık…
Yusuf YAVUZYILMAZ
Yusuf YAVUZYILMAZ
İslam´ın Sol Yorumu Olabilir mi? -Hasan Hanefi ve Nurettin Topçu Örneği-1
Nevzat KAYA
Nevzat KAYA
Furkan Cemaati Provokasyonu!
Mehmet AKTAŞ
Mehmet AKTAŞ
Ben İnsanım!..
Cüneyt TORAMAN
Cüneyt TORAMAN
17/25 Aralık Kumpası!
Nuri YILMAZ
Nuri YILMAZ
Belediye Seçimlerinden Ne Kadar Ümitli Olalım?
Hasan POSTACI
Hasan POSTACI
Bir İktidar Alanı Olarak Yerel Yönetimler
İbrahim GEZER
İbrahim GEZER
Gideceği Yeri Bilmeyen Kaptanlar Diyarı…
Selvigül ŞAHİN
Selvigül ŞAHİN
Malatya´nın Gençlerinin Yüreklerinden Akan Mektuplar
Ferhat Özbadem
Ferhat Özbadem
Beyni-Tezkiretü´ş-şu`ar
Mustafa DOĞU
Mustafa DOĞU
Şemşamer Mezhepliler!
Hasan ŞEREFOĞLU
Hasan ŞEREFOĞLU
Şiddet Sarmalında İstikamet Kaybetmek
Davut GÜLER
Davut GÜLER
Trump´ın Suriye´den Çekilme Kararı ve Muhtemel Gelişmeler
 Dr. Ali YALÇIN
Dr. Ali YALÇIN
Müslümanlar Açısından Yüzün Yeniden İnşası
Cafer AKDENİZ
Cafer AKDENİZ
Darbe ve Direniş
Ziya GÜNDÜZ
Ziya GÜNDÜZ
Büyük Yürüyüşler Okumakla Başlar!
Necla Arpa GÜLAÇAR
Necla Arpa GÜLAÇAR
İnsan ve Hürriyet
Dr. Necmettin Acar
Dr. Necmettin Acar
Suudi Rejimini Bekleyen Asıl Tehlike Taht Kavgaları
Esat HOCALAR
Esat HOCALAR
Manzarayı Umumiye
Muhammet YETİŞ
Muhammet YETİŞ
Gençliğin Gidişatı ve Furkan Doğan Örnekliği
Ümit AKTAŞ
Ümit AKTAŞ
“Diriliş Pastası”
Muhittin BAĞCI
Muhittin BAĞCI
Uyanış
Celal TAHİR
Celal TAHİR
Ehliyet, Liyakat ve Sadakat
Mustafa Sefa ÇAKIR
Mustafa Sefa ÇAKIR
Ey Aziz Öğretmen!
Yakup GÜLER
Yakup GÜLER
Darbelerle Gelişen Türkiye!
Nusret AYDEMİR
Nusret AYDEMİR
EĞİTİM SERENCAMIMIZ!
Serdar ÇALIŞ
Serdar ÇALIŞ
ZAM.....
Zeynep HAŞEMİ
Zeynep HAŞEMİ
İyilik Meşalesi
Mesut AYDIN
Mesut AYDIN
Bir Eğitim Ayı Ramazan (HUTBE)
Nezir ERGENÇ
Nezir ERGENÇ
İnsan Hayvanla mı Yoksa Tanrıyla mı Kıyaslanmalı?
Mehmet DEVECİ
Mehmet DEVECİ
Umre Ziyaretimizden Notlar/3
Nusret AYDEMİR
Nusret AYDEMİR
Yürüyüş (İstikamet)
Mehmet M. GÜLAÇAR
Mehmet M. GÜLAÇAR
BAŞIMIZDA KULAK İSTİYORUZ
Hacı TÜRKAN
Hacı TÜRKAN
Erdoğan Semboldür
Fedakar KIZMAZ
Fedakar KIZMAZ
Raşel, Sen İnsanı Dinden İmandan Edersin!..
Fehmi DEMİRBAĞ
Fehmi DEMİRBAĞ
Ayla Seni Seviyorum
Dr. Yunus ÇOLAKOĞLU
Dr. Yunus ÇOLAKOĞLU
İslam Dünyasında Şiddet ve Mikro Nüfuz Alanları
Mehmet ŞEREFOĞLU
Mehmet ŞEREFOĞLU
Bir Taşeronun Rüyası Olan Kadro
Esan GÜL
Esan GÜL
Çocuklarımız ve Adalet
Aslan DEĞİRMENCİ
Aslan DEĞİRMENCİ
Selahaddin Eyyubi´siz Ortadoğu Arayışı
Said Alioğlu
Said Alioğlu
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
İstanbul için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:34 08:20 13:17 15:37 17:55 19:29
İçteki kiri su değil, ancak gözyaşı temizler…

Mevlana
DOLAR
5.3141
EURO
6.0263
Meclis şimdi ne yapacak?
YILDIRAY OĞUR- 11.07.2018
Tarih: 11.7.2018 09:51:20

22 Temmuz 2004 günü Sakarya´nın Pamukova ilçesinde meydana gelen tren kazasında yeni açılan Ankara-İstanbul hızlandırılmış tren seferini yapan Yakup Kadri Karaosmanoğlu adlı tren aşırı hızdan dolayı raydan çıkmış, kazada 41 yolcu hayatını kaybetmiş, 89 yolcu da yaralanmıştı.

Uzmanlara göre kazanın sebebi, Ankara-İstanbul arasında yetersiz altyapıya rağmen hızlandırılmış trenin acele edilerek açılmasıydı. O kazayla ilgili de iki makinist gözaltına alınmıştı.

Ama son kazadan farklı olarak 2004´deki tren kazası ertesi gün hükümete yönelik eleştirel başlıklarla bütün gazetelerin manşetlerindeydi.

(Akşam: Hızlı Facia, Cumhuriyet: Hızlandırılmış Katliam, Hürriyet: Seri Cinayet, Milliyet: Bir Şov Uğruna Öldüler, Posta: Göz Göre Göre Facia, Sabah: Hızlandırılmış Katliam, Takvim: Kaderimiz Pisi Pisine Ölmek, Vakit: Hızlı Tren Raydan Çıktı, Vatan: Cinayet, Yeni Şafak: Facia.)

4 Ağustos 2004 günü Pamukova tren kazasını görüşmek üzere CHP grubu tatilde olan Meclis´i toplantıya çağırdı.

CHP milletvekilleri, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım hakkında gensoru önergesi verdiler.

Gensoru önergesinin Meclis genel kurulunun gündemine alınıp alınmamasıyla ilgili ön görüşmelere geçildi.

Eski anayasanın 99´uncu maddesine göre, bu görüşmede, önerge sahiplerinden bir üyeye, siyasî parti grupları adına birer milletvekiline ve Bakanlar Kurulu adına Başbakan veya bir bakana söz verilmesi gerekiyordu.

Hükümet ve Ulaştırma Bakanı Meclis´teki yerlerini aldı.

Televizyonlardan canlı yayınlanan Meclis oturumunda kürsüye çıkan konuşmacılar kaza üzerine hararetli ve bilgilendirici konuşmalar yaptılar, hükümete sorular sordular.

CHP grubu adına söz alan genel başkan Deniz Baykal, Ulaştırma Bakanı´na dönerek “İnsana değer veriyorsanız bu noktada istifa etmeyeceksiniz de ne zaman istifa edeceksiniz” dedi.

Daha sonra konuşmalara cevap vermek üzere kürsüye Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım çıktı. Konuşmasına “Her şeyden önce, gensoruya konu olan tren kazası hakkında kasıtlı olarak kamuoyunda oluşturulan bilgi kirliliğinin giderilmesine fırsat tanıdığı için, Cumhuriyet Halk Partisi Grubuna özellikle teşekkür ediyorum. AK Parti Grubuna da, bu önergeye müspet yaklaşıp destek verdikleri için ayrıca teşekkür ediyorum” diyerek başladı ve kazayla ilgili Meclis´e ayrıntılı bilgi verdi, sözlü sataşmalar arasında sözlerini tamamladı.

Görüşmeler sonunda gensorunun Meclis´te görüşülmesi beklendiği gibi reddedildi. Zaten parlamenter sistemde bir bakanın gensoruyla düşürülmesi hükümetin de teamüller gereği sonu demek olduğu için bu şaşırtıcı olamadı.

Ama anayasanın ve Meclis iç tüzüğünün sağladığı gensoru ön görüşme imkanı, yasamanın yürütmeyi sorgulamasına, muhalefetin iktidara hesap sormasına, kamuoyunun kafasındaki soruların sorulup, cevapların verilmesine imkan sağlamış oldu.

Ama artık bu görüşme sadece arşiv sayfalarında kalan bir hatıra.

Bundan 14 yıl önce meydana gelen Pamukova´daki tren kazasıyla ilgili Meclis´te yaşanan bu tartışmaların Çorlu´daki tren kazasından sonra yaşanması mümkün değil.

Çünkü cumhurbaşkanlığı sistemi için yapılan anayasa değişikliğiyle gensoru tarih oldu.

Artık, gensoru dışında da bakanların Meclis´te milletvekillerinin karşısına çıkıp, icraatlarıyla ilgili hesap vermesi mümkün değil.

Çünkü artık bakanlar Meclis´te değiller.

Bakanlar Meclis´ten seçilmediği gibi, Meclis´e çağrılıp icraatlarıyla ilgili bir konuda bilgi de vermeyecekler.

Yine Pamukova Kazası ile ilgili 22 Temmuz 2004´den itibaren Meclis´te hükümete sorulan sözlü sorularla yaşanan yüz yüze tartışmalar da artık yaşanmayacak.

Çünkü, bakanlar Meclis´te olmayacağı için sözlü soru da artık yok.

Milletvekillerinin Çorlu kazası gibi bir olayla ilgili yapabilecekleri iki şey var.

Birincisi; Meclis´te konuyla ilgili genel görüşme açılması veya araştırma komitesi kurulması için önergesi vermek.

Fakat bu genel görüşme ve Meclis araştırmalarına da yeni anayasaya göre bakanlar katılamayacak.

Yani konunun doğrudan muhatapları olmadan Meclis´te bu konular tartışılabilecek. Tabii Meclis çoğunluğu bunu isterse.

Vekillerin yapabileceği ikinci şey, ilgili bakana yazılı soru sormak. Bu sorulara bakanlığın 15 gün içinde cevap vermesi gerekiyor. Ama bu cevabın sorunun tam cevabı olması gerekli değil. Bakan uygun gördüğü şekilde bu soruya cevap verebilir.

Hatta süresi içinde yazılı soruya cevap Meclis´te az rastlanan bir uygulama.

Örneğin 25. dönemde milletvekillerinin bakanlara sorduğu 28829 yazılı sorudan sadece yüzde 10´u (3011´i) zamanında cevaplandırılmış.

9755´i üzerinden zaman geçtikten sonra cevaplandırılmış, 14.239´u ise hiç cevaplandırılmamış.

Doğrudan yüz yüze soru sormaya imkan verdiği için sözlü sorularda bu oran daha yüksek. Yine son Meclis dönemi olan 26. dönemde 1622 sözlü soru önergesinden 568´i bakanlar tarafından soruyu soran muhatabına karşı cevaplandırılmış. Vekiller böylece takip eden soru sorma imkanını da kullanmışlar.

Ama yeni sistemde artık milletvekilleri sadece Meclis´te değil bakanları Ankara´da da çok sık göremeyebilirler.

Mevcut kabinede Cumhurbaşkanı ve dört bakan dışındaki bakanlar bürokrasi ve iş dünyasından teknokratlar olduğu, siyasi kimlikleri de olmadığı için milletvekillerinin bakanlar üzerindeki ağırlıkları ve yaptırım güçleri azalacak.

Yani orta ya da uzun vadede seçmenlerin Meclis´e gidip, milletvekilleri üzerinden bakanlıklarda ve bürokraside işlerini halletmesi devri de yavaş yavaş kapanacak.

Güç ilişkileri konusunda uzman tecrübeli Ankara bürokrasisi de bu durumla ilgili hızlıca vaziyet alacaktır.

Bunun, Ankara´da bir genel müdürün ya da üst düzey bir bürokratın bir milletvekilinin telefonuna anında cevap verme refleksini zayıflatan bir vaziyet alma olacağını tahmin etmek zor değil.

“Bütün bunlar zaten angarya işlerdi, milletvekillerinin işi yasa yapmak, ona yoğunlaşsınlar” denebilir.

Ama yasama kısmında da vekillerin başı eskisi kadar sıkışık olmayabilir.

Bunun için yine geçen dönemin yani son parlamenter sistemle Meclis´in çalıştığı 26. dönemin yasama istatistiklerine bakmak yeterli.

26. dönemde Meclis´e 953 “kanun tasarısı” gelmiş. Kanun tasarısı hükümetten Meclis´e gönderilen yasa tasarılarına verilen ad. Bu tasarılar bakanlıkların ihtiyaçlarına göre, onların bürokrasileri tarafından hazırlanmış tasarılar. Bu 953 tasarıdan 477´si kanunlaşmış, 427´si de komisyonlarda beklemiş. (Tabii artık onlar da kadük oldu)

Buna karşın bu 2 yıl beş aylık 26. dönemde Meclis´e gelen “kanun teklifleri”, yani milletvekillerinin hazırladığı yasa önerilerinin sayısı 2348 olmuş ve bunlardan sadece 50´si kanunlaşmış.

Yani 26. dönemde Meclis mesaisinin yüzde 90´ını hükümetten gelen kanun tekliflerini görüşmek ve yasalaştırmak oluşturmuş.

Yeni cumhurbaşkanlığı sistemiyle bakanlıkların ihtiyacı olan bu kanun tekliflerinin büyük bir çoğunluğu artık kararnamelerle çözülebilecek. Yani Meclis´in üzerinden mesaisinin en büyük kısmını kaplayan bir yük de kalkmış olacak.

Yeni dönemde rutin işler dışında Meclis iş yükünü eğer ihtiyaç duyulursa ceza kanununda veya sayı yetersiz olsa da anayasada yapılacak değişikler ve en çok bütçe oluşturacak.

Cumhurbaşkanlığı´ndan gelecek bütçe eğer genel kurulda reddedilirse Cumhurbaşkanı, geçen yıl ki bütçeyi enflasyon oranında artırarak yola devam edebilecek.

Burada tek heyecanlı olabilecek kısım bütçenin bütçe komisyonunda görüşülmesi.

Çünkü Cumhurbaşkanlığı´ndan gelecek bütçe Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu´nda 45 gün görüşülerek, değiştirebilecek. Komisyonda değiştirilip, genel kurulda kabul edilen bir bütçeyi Cumhurbaşkanı´nın geri çevirmesi mümkün değil.

Burada kritik olan son anayasa değişikliğiyle artık bütçe komisyonunda iktidara 40 üyeden 25´inin otomatik olarak verilmemesi. Her parti Meclis´teki vekil sayısına göre komisyonda temsil edilecek. Yani bütçe için komisyonda çoğunluk olmak kritik.

Ama son 390 vekil sayısına göre AK Parti 19, MHP 3 vekille komisyonda yer alacağı için burada da bir sorun çıkması beklenemez. Ama komisyonlardaki bu kritik sayı AK Parti-MHP´nin koalisyon vasfını güçlendirecektir.

Muhalefet vekillerinin yürütme karşısında denge ve denetim için ellerindeki Meclis´te söz alma imkanlarının da son tüzük değişikliğiyle epey kısıtlandığı düşünülürse, artık daha sessiz bir Meclis´le karşı karşıya kalacağız.

Muhalefetin elinde grup toplantıları dışında, basın toplantıları, siyaseti Meclis dışına taşımak, gölge kabineler kurmak gibi alternatifler var... Tabii Meclis televizyonu dışında görünmeyi başarabilirlerse...

Yani 27. dönem milletvekillerinin, Meclis´te 26. dönem milletvekillerine göre biraz daha sıkılacağı kesin...

Siyasetçilerin yerini teknokratlara bırakacağı bu dönemde, Ankara´ya gelecek seçmenler de Meclis yerine, işlerini halletmek için doğrudan Beştepe´nin ve bakanlıkların kapılarını zorlayacaktır.

Belki böylece milletvekilleri de sakinleşecek Meclis´teki odalarında boş zamanlarını olan biten üzerine düşünmek, bolca kitap okumak için bir fırsata çevirirler...








Kaynak: Karar

Anahtar Kelimeler: Meclis şimdi yapacak
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Nasıl bir STK, sahi nasıl bir sivil toplum?-
Nasıl bir STK, sahi nasıl bir sivil toplum?-
Sait Alioğlu yazdı...Nasıl bir STK, sahi nasıl bir sivil toplum?-
ABD´nin Suriye planı Türkiye´yi de içine alıyor
ABD´nin Suriye planı Türkiye´yi de içine alıyor
ABD´nin Suriye´yi bölerek burada bir Kürt devleti kurmak için çalıştığını Lavrov´un açıklamasından öğrenecek değildir. Bu gerçeğin gizli kapaklı bir yanı kalmamıştır.
4-A SSK´dan daha erken emekli olunur
4-A SSK´dan daha erken emekli olunur
Milli Gazete yazarı ve sosyal güvenlik uzmanı Mustafa İşcan´ın“4-A SSK´dan daha erken emekli olunur” başlıklı yazısında,konu ile ilgili olarak kendisine cevaplandırılması istenen okur mektuplarına yönelik bilgileri içeren yazısı…
Fehim Taştekin: Fırat hattında dört düğüm
Fehim Taştekin: Fırat hattında dört düğüm
ABD sahada yokken yerel dinamikleri etkileme kapasitesi düşmüş olacaktır. O yüzden nisan sonrası süreçte Kürtler ister istemez kritik bir kavşağa sürüklenecek. Orada ya müzakere ya da askeri çözüm kendisini dayatacaktır.
Ahmet Taşgetiren: Beka sorunu ülkenin mi yoksa dindarların mı?
Ahmet Taşgetiren: Beka sorunu ülkenin mi yoksa dindarların mı?
Aslında muhafazakar camiada “ne idik ne olduk?” türünde konuşmalar her ortamda gündeme geliyor. Konu siyasetle ilgi boyutunda “İktidar olduk ama kendimizi kaybediyoruz” yaklaşımına varıyor.
Avusturya´da bir cinayet ve PKK
Avusturya´da bir cinayet ve PKK
Avusturya´da daha önce çeşitli suçlar işlediği için sınır dışı edilen bir PKK´lının Avusturyalı bir memuru katletmesi, teröre verilen desteğin sonunda bu desteği verenlere zarar vereceği uyarılarının haklılığını gösteriyor.
Soçi´ye karşı Varşova: ´Kuzey Cephesine´ karşı ´Güney Cephesi´
Soçi´ye karşı Varşova: ´Kuzey Cephesine´ karşı ´Güney Cephesi´
Ortadoğu ve Suriye´deki gelişmeler, Rusya, Türkiye ve İran´dan oluşan “Kuzey Cephesi” ile ABD ve İsrail öncülüğünde oluşturulan Mısır, bazı Körfez ve Avrupa ülkelerinin eklendiği “Güney Cephesi”ni belirgin hale getirdi.
Çünkü herkes kendinden firardadır
Çünkü herkes kendinden firardadır
Milat Gazetesi yazarı Ali Aydın, Nietzsche´den mülhem bir ifadeden hareketle kullandığı “Çünkü herkes kendinden firardadır” başlıklı yazısında, günümüz toplumunda ve ne yazık kı Müslümanlar arasında giderek pek ağırlığı kalmayan ‘ahlak, adalet ve özgürlük´ mefhumlarından hareketle genele ve özele yönelik bir muhasebe çabasını dile getiriyor.
Siyasete Kurban Vermek
Siyasete Kurban Vermek
Milat Gazetesi yazarı Ali Bal “Siyasete Kurban Vermek” başlıklı analiz yazısında, birçok değerimizi bizden alıp götüren ve kendisine o kayıp giden değerlerimizin aksine, alışılmadık anlamlar yüklediğimiz siyaset anlayışımızı sorguluyor.
Hoşgörü ve medeniyet şehri; MARDİN
Hoşgörü ve medeniyet şehri; MARDİN
Milat Gazetesi yazarı Kâmil Çakır, yemyeşil görüntüsü ile adeta bir denize benzeyen Mezopotamya Ovası´nın kıyısısında konuşlu bulunan ve asırlardır, çeşitli kavmi popülasyona, dine, mezhebe ve kültüre yer verip onları sahiplenen hoşgörü şehri Mardin´i anlatıyor.
Mısır´ın idam sicili ve bekleyen infazlar
Mısır´ın idam sicili ve bekleyen infazlar
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi´nin göreve geldiği 2014 yılından bu yana 42 mahkum infaz edildi.
İngiltere´de Corbyn karşıtı kampanyada yeni aşama
İngiltere´de Corbyn karşıtı kampanyada yeni aşama
İngiltere´de ana muhalefetteki İşçi Partisi´nin lideri Jeremy Corbyn´i parti içi mücadeleyle devirmeyi başaramayan milletvekilleri istifa ederek yeni oluşum başlattı.
Ulu Hakan mı Kızıl Sultan mı?
Ulu Hakan mı Kızıl Sultan mı?
Ocak Medya´dan Serkan Yıldız. Sultan Abdülhamid´e yönelik kaleme aldığı “Ulu Hakan mı Kızıl Sultan mı?” başlıklı analiz yazısında, doğru ve yanlış yönleri açısından önemli bir değerlendirmede bulunmaktadır. Bu analiz yazısının, birçok konuda olduğu, olması gerektiği üzere serinkanlılık içerinde okunması, mes´eleyi daha iyi anlamamızı sağlayacaktır.
Gazeteciye kızabilirsiniz, ama öldürmek, hapsetmek olacak iş değil. Cumhuriyet davası…
Gazeteciye kızabilirsiniz, ama öldürmek, hapsetmek olacak iş değil. Cumhuriyet davası…
Fehmi Koru´nun “Gazeteciye kızabilirsiniz, ama öldürmek, hapsetmek olacak iş değil. Cumhuriyet davası… başlıklı analiz yazısı…
Tanzim satışlar ve ekonomik anlayışımız
Tanzim satışlar ve ekonomik anlayışımız
Gazeteci-yazar ve akademisyen Atilla Yayla, gazeteyeniyuzyil.com´da yayımlanan “Tanzim satışlar ve ekonomik anlayışımız” başlıklı yazısında, belediyelerin ve hükümetin, alım gücü düşük olan halka yönelik ucuz sebze ve meyve satışı vb. üzerinden tanzim satışlarla ilgili yaklaşımları, genelde ‘yerinde ve doğru´ tespitler eşliğinde, ama bir açıdan da içerisinde bulunduğu liberal anlayış çerçevesinde değerlendirmekte, olup bu sayede var olan sorunların çözümünü talep etmekle birlikte, ekonomik devletçiliğinde iyi sonuç vermeyeceğini maddeler halinde ele almaktadır.