Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Prof. Dr. Bilal SAMBUR
Prof. Dr. Bilal SAMBUR
Yeni küresel tehdit: Beyaz Faşist Terörizm
Abdulbaki ÇAĞATAY
Abdulbaki ÇAĞATAY
CAMİ ŞEHİTLERİ DUASI
Nevzat KAYA
Nevzat KAYA
SON FİRAVUN
Ömer Naci YILMAZ
Ömer Naci YILMAZ
ÇANAKKALE RUHUNU BİZ UNUTTUK ONLAR UNUTMADI
Mustafa AYGÜN
Mustafa AYGÜN
YENİ ZELANDA KATLİAMI VE MİSYONERLİK
Ali BULAÇ
Ali BULAÇ
Süruş´un İkinci Hali´nden “Kelam-ı Muhammed”; Vahiy ve ilham, peygamber ve şair
Enes TARIM
Enes TARIM
OTORİTER SEÇİLMİŞLİK
Mehmet BEYHAN
Mehmet BEYHAN
Fırtınayı Kucaklamak
Ramazan KAYAN
Ramazan KAYAN
Benden geçti artık!
Aziz DARICI
Aziz DARICI
Asi dostum…
Bülent ACUN
Bülent ACUN
Büyük çınarın gölgesinde irfan sohbetleri
Muhammet YETİŞ
Muhammet YETİŞ
ADALET Mİ, MASLAHAT MI?
Nejdet DEMİREL
Nejdet DEMİREL
FETÖ ve rehabilitasyona muhtaç insanlar
Halil ÇİFTÇİ
Halil ÇİFTÇİ
Hz.İsa´nın Akibeti
Engin GÜLTEKİN
Engin GÜLTEKİN
EĞİTİM SOSYOLOJİSİ VE DİRİLİŞ NESLİNİN AMENTÜSÜ
Mustafa DOĞU
Mustafa DOĞU
TREN METAFORU
 Dr. Ali YALÇIN
Dr. Ali YALÇIN
BİRLİKTELİKTE DEĞERLER TEMELLİ VASAT DURUŞ
Ümit AKTAŞ
Ümit AKTAŞ
Bu Kez Mizansen Eksik mi Kaldı?
Davut GÜLER
Davut GÜLER
Medine Sözleşmesi Bağlamından Birlikte Yaşamanın Mümkünlüğü! (1) *
Seyit Ahmet UZUN
Seyit Ahmet UZUN
Kokuşan İnsanlık
Selvigül ŞAHİN
Selvigül ŞAHİN
Zindandan şehadete yürüyenlere dua!..
Yusuf YAVUZYILMAZ
Yusuf YAVUZYILMAZ
İSLAMIN SOL YORUMU OLABİLİR Mİ? -HASAN HANEFİ VE NURETTİN TOPÇU ÖRNEĞİ- (2)
Ramazan Keskin
Ramazan Keskin
ADALET
Necip CENGİL
Necip CENGİL
Değer bilerek yaşamak
Mahmut HAMDERCİ
Mahmut HAMDERCİ
"Sosyal Belediyecilikte MİLLİ GÖRÜŞ Yerel Yönetim Örnekliği" Kitabının Yazarı Mahmut Hamdemirci´nin Seçim Değerlendirilmesi (1)
Mehmet AKTAŞ
Mehmet AKTAŞ
Çalın Davulları Çaydan Aşaya...
F. Yılmaz ALTUNÖZ
F. Yılmaz ALTUNÖZ
DİSK, HAK-İŞ, MEMUR-SEN
Hasan ŞEREFOĞLU
Hasan ŞEREFOĞLU
Sana Yapılmak İstemediğini Neden Bana Yapıyorsun
Abdülhamit KAHRAMAN
Abdülhamit KAHRAMAN
Anadolu Gerçekten Çok Dolu
Necla Arpa GÜLAÇAR
Necla Arpa GÜLAÇAR
Hafızalardaki Kara Leke
Cafer AKDENİZ
Cafer AKDENİZ
Seçim ve Adalet
Cüneyt TORAMAN
Cüneyt TORAMAN
17/25 Aralık Kumpası!
Sait ALİOĞLU
Sait ALİOĞLU
Deizm ve ‘Dindarlık´
Şakir KURTULMUŞ
Şakir KURTULMUŞ
Yeni Devir Kültür Edebiyat Sayfaları Arasında…
Ramazan DEVECİ
Ramazan DEVECİ
İmam Humeyni Düşüncesinde ve İslam Devrimi´nin 40 Yıllık Sürecinde İslami Vahdet
Turan YAMAN
Turan YAMAN
Muhammed Tayyip Okiç: Hocaların Hocası
Mustafa GÜL
Mustafa GÜL
Hiçbir Nebi, Bir Dakika Sonrayı Bilemez
Bayram YILMAZ
Bayram YILMAZ
Çiçero “Bir gün bir Türk…”
Nuri YILMAZ
Nuri YILMAZ
Belediye Seçimlerinden Ne Kadar Ümitli Olalım?
Hasan POSTACI
Hasan POSTACI
Bir İktidar Alanı Olarak Yerel Yönetimler
İbrahim GEZER
İbrahim GEZER
Gideceği Yeri Bilmeyen Kaptanlar Diyarı…
Ferhat Özbadem
Ferhat Özbadem
Beyni-Tezkiretü´ş-şu`ar
Ziya GÜNDÜZ
Ziya GÜNDÜZ
Büyük Yürüyüşler Okumakla Başlar!
Dr. Necmettin Acar
Dr. Necmettin Acar
Suudi Rejimini Bekleyen Asıl Tehlike Taht Kavgaları
Esat HOCALAR
Esat HOCALAR
Manzarayı Umumiye
Muhittin BAĞCI
Muhittin BAĞCI
Uyanış
Celal TAHİR
Celal TAHİR
Ehliyet, Liyakat ve Sadakat
Mustafa Sefa ÇAKIR
Mustafa Sefa ÇAKIR
Ey Aziz Öğretmen!
Yakup GÜLER
Yakup GÜLER
Darbelerle Gelişen Türkiye!
Nusret AYDEMİR
Nusret AYDEMİR
EĞİTİM SERENCAMIMIZ!
Serdar ÇALIŞ
Serdar ÇALIŞ
ZAM.....
Zeynep HAŞEMİ
Zeynep HAŞEMİ
İyilik Meşalesi
Mesut AYDIN
Mesut AYDIN
Bir Eğitim Ayı Ramazan (HUTBE)
Nezir ERGENÇ
Nezir ERGENÇ
İnsan Hayvanla mı Yoksa Tanrıyla mı Kıyaslanmalı?
Mehmet DEVECİ
Mehmet DEVECİ
Umre Ziyaretimizden Notlar/3
Nusret AYDEMİR
Nusret AYDEMİR
Yürüyüş (İstikamet)
Mehmet M. GÜLAÇAR
Mehmet M. GÜLAÇAR
BAŞIMIZDA KULAK İSTİYORUZ
Hacı TÜRKAN
Hacı TÜRKAN
Erdoğan Semboldür
Fedakar KIZMAZ
Fedakar KIZMAZ
Raşel, Sen İnsanı Dinden İmandan Edersin!..
Fehmi DEMİRBAĞ
Fehmi DEMİRBAĞ
Ayla Seni Seviyorum
Dr. Yunus ÇOLAKOĞLU
Dr. Yunus ÇOLAKOĞLU
İslam Dünyasında Şiddet ve Mikro Nüfuz Alanları
Mehmet ŞEREFOĞLU
Mehmet ŞEREFOĞLU
Bir Taşeronun Rüyası Olan Kadro
Esan GÜL
Esan GÜL
Çocuklarımız ve Adalet
Aslan DEĞİRMENCİ
Aslan DEĞİRMENCİ
Selahaddin Eyyubi´siz Ortadoğu Arayışı
Said Alioğlu
Said Alioğlu
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
İstanbul için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:34 08:20 13:17 15:37 17:55 19:29
Ahirette seni kurtaracak bir eserin olmadığı takdirde fani dünyada bıraktığın eserlere kıymet verme.

BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ (R.A)
DOLAR
5.4345
EURO
6.1114
KÜRESEL DÜZENSİZLİK VE ORTADOĞU
Batılı ülkelerin bölgeye müdahaleleri ve beraberindeki gelişmeler, Ortadoğu´daki halkların, bu uluslararası sistemin meşruluğuna karşı sorgusunun artmasına neden oldu.
Tarih: 13.9.2018 17:59:36

13. 09. 2018 Perşembe

İSTANBUL - Orhan Karaoğlu(*)

Uluslararası sistemin en önemli aktörü olan devlet sistemleri, 1648 yılında Avrupa ülkeleri arasında 30 yıl süren savaştan sonra yapılan Vestfalya barışıyla ortaya çıkmıştı. Avrupa ülkeleri için, devletlerin içişlerine karışmama, sınırların değişmezliği, devletlerin bağımsız egemenliği ve Avrupalı ülkeler tarafından oluşturulan uluslararası hukuk kurallarına uyma şeklinde geliştirilen Vestfalya anlaşmasıyla oluşturulan dünya düzeni daha sonra diğer Avrupalı ülkeler ve Kuzey Amerika için de geçerli olmuş, bu sisteme karşı çıkan ülkeler (I. ve II. Dünya Savaşı´nda Almanya, II. Dünya Savaşı´nda İtalya ve Japonya gibi) sistemin güçlü ülkeleri tarafından cezalandırılmıştı.

II. Dünya Savaşı´ndan sonra kurulan yapı, geleneksel güç sistemiyle Amerikan idealizminden oluşurken, dünya sisteminin yönetilmesi için Birleşmiş Milletler gibi uluslararası örgütler de ihdas edilmişti. Serbest piyasa ekonomisinin yayılması için sömürge altındaki devletler bağımsızlıklarına kavuşturulurken bu yapılanmayla, savaşların ardından dünyada barışının sağlanacağı düşünülmüştü. Bu düzen Sovyetler Birliği´nin karşı çıkışıyla iki kutuplu bir yapıya evrilirken, Soğuk Savaş´ın başlamasıyla, ülkeler karşı karşıya gelmese de vekalet savaşları üzerinden birbirleriyle mücadele etmişlerdi.

1961 yılında doğu ve batı Berlin arasında önce basit bir dikenli tel iken sonra çelik ve tuğlayla örülen 46 kilometre uzunluğundaki bir yapıya dönüşen Berlin duvarının 1989 yılında yıkılışından sonra, uluslararası ilişkiler alanında temel söylemlerin ve kavramların değiştiği, yeni paradigmaların oluştuğu bir döneme girildiği kabul edildi. I. Dünya Savaşı´nın “tüm savaşlara son veren savaş” olarak tanımlanışı gibi, Soğuk Savaş´ın bitmesiyle de tüm duvarların yıkılacağı düşünülüyordu. Francis Fukuyama´nın 1989 yılında yazdığı “Tarihin Sonu” makalesinde öne sürdüğü tezler zamanın ruhunun da etkisiyle entelektüel dünyayı fazlasıyla etkilemişti. Makalede özetle, liberal demokrasinin ve kapitalizmin zaferinin sonunda, dünya tarihinin nihai aşamada bu zafer üzerine şekilleneceği ve “tarihin sonunun” geldiği anlatılıyordu.

Küreselleşme dalgası

Küreselleşme dalgası özellikle 90´lı yıllarda bütün dünyada şiddetli bir şekilde hissedildi. Bu yıllarda ciddi akademik çevrelerde, ulus devlet kavramının sonunun geldiği, “jeopolitika” gibi kavramların öneminin kalmadığı yönünde tartışmalar dönüyordu. Bu dönemde kapitalizmin merkezinde jeopolitik bir mücadeleye girecek güçlü aktörler yoktu ve Batı dışındaki aktörler olarak Rusya ve Çin´de ise bunu zorlayacak kapasite yoktu. Doğu blokunun yıkılması ve Çin´in giderek yabancı sermaye çekmeye başlaması, Batı´da sıkışmış sermaye için yeni alanlar açmış, küresel kapitalizm için rahatlama sağlamıştı. ABD Almanya´nın Balkanları ve eski Doğu Avrupa´yı ekonomik hinterlandı haline getirmesine göz yummuş, ama siyasal etki alanı haline getirmesine müdahale ederek engellemişti. Rusya´ya eski Sovyet coğrafyasında bir alan tanınmış, onun dışına çıkmaya ise Rusya´nın gücü yetmemişti. Çin ise henüz jeopolitik bir oyuna girebilecek durumda değildi.

Bu koşullarda, ABD hakim çevreleri ve özellikle finans kapitali, Avrupa burjuvazisiyle birlikte yeni bir küresel hamle başlatıp sermayenin üstünlüğünü bütün dünyaya kabul ettirmeye girişti. 90´lar kapitalizmin tarihindeki en liberal dönem oldu; bir tür “liberal enternasyonalizm” zorlandı, sermayenin (özellikle Batı sermayesinin) imparatorluğunda bir dünya kurmak denendi.

80´li yıllarla birlikte serbest ticaret ve açık sermaye piyasası mantığıyla şekillenen küresel ekonomik düzen, 2008 ekonomik krizinin ardından kırılmaya başladı. ABD ve Avrupa Birliği ülkelerinin yaşadığı bu ekonomik kriz sonrası uluslararası sistem çatırdamaya başlamış, bu çatırdamanın bölgesel yansımaları da özellikle Ortadoğu bağlamında sert olmuştu.

Küreselleşme dalgası devam ederken, 2000´lerden itibaren önce 11 Eylül ile ABD´nin Afganistan ve Irak işgalleri, ardından Rusya ve Çin´in farklı nedenlerle güçlenmeye başlamaları, hem küreselleşmenin içeriğinde hem de jeopolitika anlamında yeni değişimler meydana getirdi. Özellikle Ortadoğu bölgesi bu değişim dalgasından fazlasıyla etkilendi.

Ortadoğu´ya yansıyanlar

Ortadoğu ülkeleri II. Dünya Savaşından sonra kurulan uluslararası düzende, küresel aktörlerin enerji çıkarları, Arap-İsrail Savaşları, askeri darbeler ve otoriter diktacı yönetimler içinde yaşadılar. SSCB´nin çökmesiyle uluslararası düzende de nefes almaları mümkün olmadı. Batılı ülkelerin bölgeye müdahaleleri, rejim değiştirme çabaları, Irak´a müdahale ve sonrasında ortaya çıkan gelişmeler, Ortadoğu´daki halkların Batı´nın ortaya koyduğu bu uluslararası sistemin meşruluğu hakkındaki sorgularının artmasına neden oldu.

Özellikle 2003 yılında ABD´nin Irak´a müdahalesi sonrası başlayan kaosa etnik-mezhebi kimliklerin de dahil olmasıyla bölge, içinden çıkılamayan çatışmalar sarmalına girmiş oldu. 2006 Hizbullah-Lübnan savaşıyla ve 2010 yılında başlayan “Arap Baharı” dalgasıyla bölgede kaos derinleşti. Başlarda Arap Baharı ile “Batı tipi demokrasilerin” bölgeye yerleşeceği beklentisi hakimdi. Fakat Mısır´da gerçekleşen askeri darbe ve Suriye iç savaşında görüldüğü üzere, statükocu güçler değişime izin vermeyerek bölgeyi içinden çıkılmaz bir girdaba sürüklediler. Ardından DEAŞ´ın ortaya çıkmasıyla bölgedeki düzensizlik hali birçok kırılma ve meydan okumayı açığa çıkardı. DEAŞ´ın Suriye ve Irak´taki varlığıyla birlikte, bölgesel ve küresel aktörlerin bölgedeki varlıklarının daha da artması, jeopolitik ve jeo-ekonomik mücadelelerin iç içe geçmesine neden oldu. Bölgesel bir statükonun veya dengenin kurulmamış olması, bölgesel siyasetin de çok değişken ve kaygan bir zeminde cereyan etmesi, bölgedeki ana güçler arasındaki rekabeti kızıştıran, meselelerin geçireceği muhtemel evrimleri kestirmeyi güçleştiren bir duruma yol açtı.

DEAŞ sonrası mücadele alanlarına İran´ın dahil olması ve İran´ın Şii milisler üzerinden bölgede son yıllarda artan varlığına yönelik ABD, İsrail ve Suudi Arabistan tepkisi, bölgedeki çatışmalar silsilesinin devam edeceğine dair önemli işaretler veriyor.

Değişen dengeler

Sonuç olarak, her şeyden önce, uluslararası sistemin yapısını askeri-stratejik, siyasal ve ekonomik açılardan tek düzeyde ele almak artık kolay ve mümkün değil. Günümüz dünyasında örneğin Brezilya, Türkiye, Hindistan, Norveç, Güney Kore, Güney Afrika gibi ülkeleri uluslararası sistem içerisinde belirli bir yere oturtmak, sahip oldukları etki imkânlarına göre sınıflandırmak gerektiğinde, bu zorluk açıkça görülüyor.

Öte yandan, 80´lerin sonlarında çöküşe geçtiği yönündeki tahminlere karşın “süper güçler” mücadelesinde ayakta kalan ve bugün için “dünyanın en güçlü devleti” unvanına sahip olan ABD´nin, uluslararası sistemin her düzeyde tepesinde yer aldığı keskin bir hiyerarşik yapıdan bahsetmek de mümkün değil.

İki kutuplu sistemde, özellikle de sistemin kutupluluğunun “sıkılaştığı” dönemlerde, uluslararası sistemin bütününü etkileyen/belirleyen faktörler, sistemdeki alt sistemlerin de en önemli girdilerini oluşturmaktaydı. Bir başka deyişle, alt sistemlerin, sistemin bütününden otonom olma imkânları pek fazla değildi. Yeni uluslararası sistemde ise bu durum değişti ve hâlâ değişiyor. Alt sistemlere ilişkin olay ve olguların tahlilinde, eskiden olduğu gibi sorunları sadece ABD-SSCB rekabeti gibi sistemik bir temel belirleyiciyle açıklamak, ona indirgemek artık pek mümkün değil.

Yeni gelişen jeopolitik çatışma alanları, Ortadoğu, Latin Amerika, Asya ve Afrika devletlerinin uluslararası düzenin kurallarını oluşturan uluslararası hukuka ve uluslararası düzene bakışındaki değişiklikler, yeni mücadele alanlarının doğuşunu haber veriyor.

Bu süreçte, “süper güç” olan bir hegemon devletin uluslararası sorunlarla kendi başına baş edemeyeceği ve sistemi tehdit eden hatalar yapabileceğini görüldü. Örnek olarak ABD´nin Suriye, Irak, Afganistan, Libya´daki başarısızlıklarını verebiliriz.

Ezcümle, binlerce yıllık insanlık tarihi bir değişim ve dönüşümün hikayesidir; Heraklitos´un dediği gibi “değişmeyen tek şey değişimin kendisidir”. Dünyadaki bu değişimde bazen küresel siyasi ortamdaki güç kaymaları ya da savaşlar, bazen büyük çaplı ekonomik krizler, bazen de küresel felaketler ve teknolojik yenilikler radikal değişikliklere zemin hazırladı. Uluslararası alanda diğer devletleri, kültürleri, coğrafyaları temsil edebilecek yeni bölgesel ve küresel güçlerin sistem içinde olduğu yeni bir dünya düzenine doğru dünyanın evrilmesi artık kaçınılmazdır.

(*)Uluslararası ilişkiler uzmanı Orhan Karaoğlu Ortadoğu politikaları alanında çalışmaktadır.








Kaynak: AA

Anahtar Kelimeler: KÜRESEL DÜZENSİZLİK ORTADOĞU
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
´İslam Avrupa´yı istila ediyor
´İslam Avrupa´yı istila ediyor
Karar.com´da gazeteci – yazar Taha Akyol´un Yeni Zelanda´da işlenen katliam üzerinden, Batı dünyasında ve özellikle de Avrupa´da oluşan ırkçı, İslam düşmanı ve anti Hispanik paranoyayı teşrih masasına yatıran düşüncelerini içeren yazısı…
Tükenmişlik Sendromu ve Sosyolojik Yansıması
Tükenmişlik Sendromu ve Sosyolojik Yansıması
İktisatçı Mahfi Eğilmez´in kendi bloğunda yayımlanan güncel iktisadi konuları ele alan“Tükenmişlik Sendromu ve Sosyolojik Yansıması” başlıklı analiz yazısı…
Yaşlı kıta tam göbeğinden sarsılıyor
Yaşlı kıta tam göbeğinden sarsılıyor
Ocak Medya yazarı Serkan Yıldız "Yaşlı kıta tam göbeğinden sarsılıyor"başlıklı yazısında, Avrupa´nın İsla düşma ve yabancı düşmanlığına binaen aşırı sağ üzerinden hızlı bir şekilde silahlandığını, bunun için bir yasal karşılık oluşmadığını ve "Bu durum´um ya baharı müjdeliyor olduğunu, ya da cehennemin kapıları´nın aralanıyor" olduğuna işaret ediy
Hasan El Benna ve yol arkadaşları(*)
Hasan El Benna ve yol arkadaşları(*)
Fatma Tuncer yazdı... Hasan El Benna ve yol arkadaşları
Terör ve duygu dünyâmız…
Terör ve duygu dünyâmız…
Süleyman Seyfi ÖĞÜN
Nerede bir duman çıksa, orada Muselman yanir
Nerede bir duman çıksa, orada Muselman yanir
Dr. Bekir TANK
Müslümanların uçurumu
Müslümanların uçurumu
Ali Haydar HAKSAL
16587 kilometre uzakta değil
16587 kilometre uzakta değil
Yıldıray Oğur, Yen Zelanda´da yapılan katliam üzerinden oluşan ve oluşturulan karşı nefreti, provoke edici bir dili ve bu olayın meydanlarda seçim malzemesi yapılmasına yönelik eleştirilerinin dile getiriyor.
Beka Mücadelesi: Çanakkale Zaferi
Beka Mücadelesi: Çanakkale Zaferi
Mehmet GÜNDOĞDU(*)
Apolitik Seçmene Dair (2): AKP ve Yandaş Medyanın Telaş Tablosu
Apolitik Seçmene Dair (2): AKP ve Yandaş Medyanın Telaş Tablosu
Veysi DÜNDAR
Şer´iye ve Evkaf Nezaretinden Diyanet´e din hizmetleri
Şer´iye ve Evkaf Nezaretinden Diyanet´e din hizmetleri
Şer´iye ve Evkaf Nezareti lağvedildikten sonra din hizmetleri bir türlü yörüngesine oturmadı. İHL´ler açıldı sonra kapandı tekrar açıldı. Bir zamanlar Diyanet İşleri Başkanlığı Evkaf Umum Müdürlüğüne bağlı idi, sonra tekrar ayrıldı. Tarikat ve cemaatlerle diyanet kurumu arasında büyük gedikler açıldı.
Hoş geldin devletçilik, hoş geldin keynes
Hoş geldin devletçilik, hoş geldin keynes
Ekonominin kriz yaşadığı bu yapıya çözüm getiren, işsizliği azaltmak için devletin kamu harcamalarıyla bunu aşabileceği fikri Keynesyen teori olarak adlandırılmaktadır.Gerçekten de kamunun bir aktör olarak rol aldığı bu fikir krizin aşılmasında itici güç olmuştur.
Emperyalizmin Lejyonerleri
Emperyalizmin Lejyonerleri
Milat Gazetesi yazarı Cenap Şirin Yeni Zelanda´da yapılan cami katliamına yönelik batıcı kesim içerisinde, İslam´ı savnmak, olan biten karşısında Müslümanca tavır sahibi olmanın yerine, sinikliği, özür dilemeciliği, ve kendi tiynetleri gereği temeli kültürel sömürgeciliik üzerinden devrişilmelerinden kaynaklanan durumlardan dolayı, İslam´a ve Müslümanlara karşıt ve düşman olan içteki zavallıların acınacak durumuna işaret etmekte...
İbrahim Halil Er yazdı: "Teröristin bahsettiği "Şipka Geçidi" olayı nedir?"
İbrahim Halil Er yazdı: "Teröristin bahsettiği "Şipka Geçidi" olayı nedir?"
Yeni Zelanda katilinin silahının üzerinde Şipka Geçidi ismi yazılıydı. Şipka Geçidi olayı tarihimizde birçok tarihçinin bile bilmediği çok detay ve ayrıntılı bir tarihi olaydır. Bizim bilmediğimiz ve hatta unuttuğumuz, unutturulduğumuz ve unutmaya terk edildiğimiz bu olayı dünyanın öbür ucundaki katil biliyordu ve bu ne demek oluyordu?
İsmet Özel için ölüm bir “yıkılma” anı mıdır?
İsmet Özel için ölüm bir “yıkılma” anı mıdır?
İsmet Bey, hiçbir zaman ölümü modern insan gibi bir “yıkılma” anı olarak görmedi. Çünkü “Waldo Sen Neden Burada Değilsin” isimli kitabında dediği gibi haksızlıklara razı olmadığından dolayı kendisini bir “boşunalık duygusu”na hiçbir zaman kaptırmadı ve “ölüm”ü kaçınılması gereken bir durum olarak telakki etmedi