Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Nevzat KAYA
Nevzat KAYA
Alparslan Kuytul Gerçeği
Nejdet DEMİREL
Nejdet DEMİREL
Ak Parti Bir Nimet mi Yoksa Külfet mi?
Prof. Dr. Bilal SAMBUR
Prof. Dr. Bilal SAMBUR
Stratejik Bir Cinayet Olarak Kaşıkçı Olayı
Ramazan KAYAN
Ramazan KAYAN
´Kıyamet Kopsa da´
Bülent ACUN
Bülent ACUN
Ben Maraş´ı Böyle Gördüm
Mehmet BEYHAN
Mehmet BEYHAN
ABD Eski Bakışla Yeni Türkiye´yi Anlayabilir mi?
Necip CENGİL
Necip CENGİL
Fayda Üretmek İstiyorsak
Yusuf YAVUZYILMAZ
Yusuf YAVUZYILMAZ
İslamcılık, Muhafazakar Dindarlık Ve İktidar Üzerine Yeni Notlar
Ali BULAÇ
Ali BULAÇ
Fakihlerin Ta´ziri ve Ölüm Cezası
Mehmet AKTAŞ
Mehmet AKTAŞ
Pazar Tahtası...
Aziz DARICI
Aziz DARICI
Ben Kimim?
Sait ALİOĞLU
Sait ALİOĞLU
Sol, Muhafazakar İktidar Döneminde Eğitim Müfredatında…
Ramazan DEVECİ
Ramazan DEVECİ
Günümüzün Kerbela´sı Yemen´in Serencamı ve Ümmetin Duyarsızlığı…
Ömer Naci YILMAZ
Ömer Naci YILMAZ
Sen Hangi Millettensin?
Davut GÜLER
Davut GÜLER
Adalet, Mizan ve Kitap Dengesi
Mustafa DOĞU
Mustafa DOĞU
Hangi Kriz?
Hasan POSTACI
Hasan POSTACI
Kriz Zamanlarında Medya
Ümit AKTAŞ
Ümit AKTAŞ
Tarihsel Krizler ve Kritik
Seyit Ahmet UZUN
Seyit Ahmet UZUN
Şeytanın Kucağındaki Müslüman
Şakir KURTULMUŞ
Şakir KURTULMUŞ
Düş ve Bayram
 Dr. Ali YALÇIN
Dr. Ali YALÇIN
Kendini Allah´ın Dininde Hissetmek
Ziya GÜNDÜZ
Ziya GÜNDÜZ
Dr. Ayhan Vergili: Hilmi Ziya Ülken Önemli Bir Sosyolog, Felsefeci ve Fikir Adamıdır!
F. Yılmaz ALTUNÖZ
F. Yılmaz ALTUNÖZ
Müdahaleler Günü; Aşura
Mustafa AYGÜN
Mustafa AYGÜN
Eğitimden Tasarruf olur Mu?
Abdülhamit KAHRAMAN
Abdülhamit KAHRAMAN
HİCRET NEDİR, NASIL HİCRET EDİLİR?
Nusret AYDEMİR
Nusret AYDEMİR
EĞİTİM SERENCAMIMIZ!
Serdar ÇALIŞ
Serdar ÇALIŞ
ZAM.....
Mustafa GÜL
Mustafa GÜL
MÜSLÜMANLAR ‘KADER´E İNANIYOR MU?
Ferhat Özbadem
Ferhat Özbadem
Allah´ım Beni İmandan Kur´an´dan ve Romandan Mahrum Eyleme (2)
Cafer AKDENİZ
Cafer AKDENİZ
Amerikan Demokrasisi
Zeynep HAŞEMİ
Zeynep HAŞEMİ
İyilik Meşalesi
Enes TARIM
Enes TARIM
Yezid´den Bugüne Ortodoks İslam
Mesut AYDIN
Mesut AYDIN
Bir Eğitim Ayı Ramazan (HUTBE)
Necla Arpa GÜLAÇAR
Necla Arpa GÜLAÇAR
Yola Çıkan Gençlere Yol Verin (Bir gencin hikayesi)
Nezir ERGENÇ
Nezir ERGENÇ
İnsan Hayvanla mı Yoksa Tanrıyla mı Kıyaslanmalı?
Yakup GÜLER
Yakup GÜLER
İşba Noktasına mı Ulaştık Yoksa?
Abdulbaki ÇAĞATAY
Abdulbaki ÇAĞATAY
Son Zamanlarda İslami Camialara Yapılan Saldırıların Arka Planı
Mehmet DEVECİ
Mehmet DEVECİ
Umre Ziyaretimizden Notlar/3
Mehmet M. GÜLAÇAR
Mehmet M. GÜLAÇAR
BAŞIMIZDA KULAK İSTİYORUZ
Hacı TÜRKAN
Hacı TÜRKAN
Erdoğan Semboldür
Fedakar KIZMAZ
Fedakar KIZMAZ
Raşel, Sen İnsanı Dinden İmandan Edersin!..
Selvigül ŞAHİN
Selvigül ŞAHİN
İnsanlığın Başkenti Kudüs
Fehmi DEMİRBAĞ
Fehmi DEMİRBAĞ
Ayla Seni Seviyorum
Dr. Yunus ÇOLAKOĞLU
Dr. Yunus ÇOLAKOĞLU
İslam Dünyasında Şiddet ve Mikro Nüfuz Alanları
Mehmet ŞEREFOĞLU
Mehmet ŞEREFOĞLU
Bir Taşeronun Rüyası Olan Kadro
Esan GÜL
Esan GÜL
Çocuklarımız ve Adalet
İbrahim GEZER
İbrahim GEZER
Vicdanımız Kanıyor!
Aslan DEĞİRMENCİ
Aslan DEĞİRMENCİ
Selahaddin Eyyubi´siz Ortadoğu Arayışı
İstanbul Hava Durumu
Bugün
Sağanak
19°
15°
Pazar
Sağanak
18°
14°
Pazartesi
Parçalı bulutlu
19°
13°
Salı
Bulutlu
18°
14°
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
İstanbul için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:34 08:20 13:17 15:37 17:55 19:29
İnsanlara akılları ölçüsünde söz söyleyiniz.

Hz. Muhammed
DOLAR
5.6134
EURO
6.4316
İLK DİNİ EĞİTİMİMİ GİZLİCE ALDIM
Bugün 88 yaşında olan İslam hukuku profesörü Salih Tuğ ilk dini eğitimini mahallelerindeki yaşlı bir hanımdan gizlice aldığını anlattı. Ellili yılların sonunda bir elin parmaklarını geçmeyen eğitimli başörtülü kadınlardan Binnaz hanımla hayatını birleştiren Tuğ, eşinin Şule Yüksel gibi o dönemde örtünmek isteyen kadınlara rehberlik ederek nasıl ve ne biçimde örtünmeleri gerektiğini hususunda yol gösterdiğini de sözlerine ekliyor.
Tarih: 7.10.2018 20:19:04

07.10.2018 Pazar

Salih Tuğ İstanbul Hukuk Fakültesi´nde eğitimini tamamladıktan sonra Prof. Dr. Fuat Sezgin´in davetiyle Edebiyat Fakültesi İslami Araştırmalar Enstitüsü´ne asistan olarak girmiş ve İslam hukuk tarihi üzerinde çalışmalar yapmış bir isim. 1982 yılında Marmara Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi kurucu dekanı da olan Prof. Dr. Salih Tuğ ile dini eğitimin dünden bugüne hikayesini konuştuk.

İlk dini eğitiminizi nerede aldınız?

1930 doğumluyum. İstanbul Aksaray´da oturuyorduk. 1940 ve 1941 senelerinde yaz tatili aylarında soyadı Gökçe olan “Arap Hoca” lakaplı yaşlı bir hanım vardı mahallenin çocuklarına evinde gizlice Kur´an okuturdu. Bir seferinde bahçenin kapısını bir bey çalınca hoca hanımın avludaki ayakkabılarımızı içeri alıp pencereden bizi görür diye yere eğdiğini hatırlıyorum. Çünkü o zaman din eğitimi yasaklanmıştı. Gizli gizli onun yanında din ve Kur´an eğitimi aldım.

Okullarda durum nasıldı?

İlkokul ve ortaokulu yine Aksaray´da liseyi Pertevniyal´de okudum. Ortaokulda ince bir sakalı olan bir hocamızı hatırlıyorum ama okulda dini eğitim verilmedi bize. Bırakın din eğitimini Osmanlı tarihi de yoktu. Cumhuriyetin ilk yılları yaşanan kültür değişiminin sonucuydu bu. 50´li senelerden sonra benzer bir kültür değişimi Çin´de de yaşandı biliyorsunuz. Konfüçyüs terbiyesiyle yetişmiş bir nesil komünist terbiyesine geçiyor bütün kitaplar yakılıyor. Tabi bizde kütüphanelere dokunulmadı ama Osmanlı´dan kalma bazı eski binaların üzerindeki tuğralar silindi, tıraşlandı.

STALİN´DEN KAÇIP İSLAM ENSTİTÜSÜ´NÜ KURDU

Siz İstanbul Hukuk mezunusunuz ve İslam Araştırmaları Enstitüsü´ne giriyorsunuz asistan olarak değil mi? Bu geçiş nasıl oldu?

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi içinde 1954 yılında İslam Araştırmaları Enstitüsü açıldı. Üniversite açmadı kanunla kuruldu bu enstitü. 1949 yılında meclisin aldığı kararla Ankara İlahiyat Fakültesi kuruluyor bir de. Bu Enstitünün başına da Başkurdistan devletinin eski Cumhurbaşkanı iken Stalin´in zulmünden kaçıp 1933 yılında Türkiye´ye sığınan Zeki Velidi Togan getiriliyor. Başkurdistan medreselerinde yetişmiş daha sonra Almanya´da Türk Tarihi üzerine doktorasını yapmış. Yine aynı enstitüde doçentliğini tamamlamış Fuat Sezgin vardı ben de 1956 yılında Fuat Sezgin´le tanıştıktan sonra asistanı olarak bu bölüme başladım.

Okullarda dini eğitim yokken birden bu okulların açılması nasıl oldu, o geçiş sürecini bize anlatır mısınız?

3 Mart 1924 tarihinde çıkarılan Tevhid-ı Tedrisat Kanunu ile medreseler lağvedildi. Bu kanuna göre imam hatipler, ilahiyat fakültelerin açılması gerekirken Kur´an kursları, ve imam hatipler kapatılmaya başlanıyor. Din eğitimi yasaklanıyor veren kişiler hapis ile cezalandırılıyor. Ezanlar Türkçe´ye çevriliyor. İbadetler için Kur´an tercüme edilerek camilerde kılınan namazlarda okutulmaya çalışılıyor yine camilerin zeminine hijyenik sebepler gösterilerek secde yerine muşanbalar yerleştiriliyor. İmam hatipler son buluyor. 1900 senesinde Sultan Abdülhamit tarafından Darülfünunda kurulan ilk ilahiyat fakültesi 1933´te İstanbul Üniversitesi teşkilat kanununda yer verilmiyor. Ancak bu kanuna dayanılarak 1949´larda ilahiyat fakülteleri yeniden açılmaya başlıyor. İmam hatip ve ilahiyatların yeniden açılmaya başlanmasında ise 1945 yılında Türkiye´nin Birleşmiş Milletler Anayasası´nın altına attığı imzanın etkisi var. Türkiyemizde girişilen kültür devrimiyle bu hükümler bağdaşmıyordu. Çoğulcu, hürriyetçi, liberal, katılımcı ve laik sisteme geçildi. Bu sisteme göre kanunda yer alan din ve vicdan hürriyeti gereği dinini yaşamak, dinini öğrenmek ve dinini öğretmek hakkı da Türk insanına tanınmış oluyordu.

HAMİDULLAH HOCAYI DİNLEMEYE HALK GELİRDİ

Fuat Sezgin´in asistanı oluyorsunuz. Sezgin´in hocası Helmut Ritter ve derste tercümesini yaptığı Muhammed Hamidullah da o dönemde okulda değil mi?

Arap Fars filolojisi bölümündeydi Helmut Ritter. Onun gibi yurt dışından gelen hocalar vardı. Helmut Ritter Arap dili ve edebiyatı dersleri verirdi edebiyat fakültesinde. Bizim enstitümüzde mukaveleli çalışan Muhammed Hamidullah hocaydı.Öğrenciler arasında oldukça meşhurdu hatta onun derslerini dinlemeye dışardan da insanlar gelirdi. Ben de hukukta öğrenciyken kütüphanede çalışırken Hamidullah hocanın derslerini anlatan öğrencilerden ilk kez duydum adını. Hindistan´ın Haydarabat eyaletinden gelmiş İslam esaslarını anlatıyormuş diye. Sonra hocanın Paris´te doktorasını yaptığını haymatlos vatandaşı olduğunu öğrendim. Derslerinde amfi tıklım tıklım olur yer bulamayanlar boş alanlara gazete kağıtları serip üzerine oturur hocayı dinlerdi. Fuat Sezgin de Hamidullah hocanın konuşmalarını Arapça´dan tercüme ederdi sınıfta.

İlahiyat ve imam hatiplerin yeniden açıldığı ama ders verecek hocaların olmadığı yıllardan bahsediyorsunuz. Eğitim ortamı nasıldı?

Okullarda din dersi yoktu ama camilerde vaazlardan ayrı ders halkaları olurdu ve bu küçük ders halkasına babam da katılırdı. Dersi dinlerdin ama Kur´an öğrenmek de öğretmek de yasaktı. Öyle garip bir dönem. Fatih Camii´nde Hüsrev Aydınlar hocanın derslerine beni ve ziya abimi de götürürdü babam ama tabi biz küçük çocuğuz camide koşup oynuyoruz. 1935-36 yıllarından bahsediyorum. İşte Osmanlı medreselerinde yetişmiş bu gibi seçkin kimseler daha sonra açılan imam hatiplerde ilahiyat fakültelerinde bazı derslere girdiler. Çünkü 1924´ten itibaren örgün dini eğitime ara verilince o arada yeni isimler yetiştirilmedi. İşte o zaman yurt dışından bir de hocalar getirilmeye başlandı. Muhammed Tanci, Hamidullah hoca ve Hamidullah Hocanın Paris´ten arkadaşı Tayyip Okiç gibi isimler geldi. Özellikle Arapça dersleri için Suriye´den gelen hocalar vardı. Yine farklı bölümlerden hocalar ders vermeye başladı. Yavuz Abadan, Bahriye Üçok gibi. Neşet Çağatay mesela kütüphane memuruydu ama sonra doktorasını yapıp ilahiyat fakültesine hoca hatta sonra dekan oldu.

M. Hamidullah´ın Türkiye ile bağlantısı hangi vesileyle oluyor?

Ben hukuk fakültesinde öğrenciyken bizim fakültede Oryantalistler Kongresi yapılmıştı. 1951 diye hatırlıyorum. Hukuk fakültesinde bir hafta sürdü kongre başkanlığını Zaki Velidi Togan yapıyordu. Muhammed Hamudillah İslam Hukukunun Bilinmeyen Kaynakları başlıklı bir tebliğ sunuyor ve kongrede dikkat çekiyor bu çalışması. İslam Enstitüsü kurulunca Paris´te hocayla irtibata geçiliyor. Muhammed Hamidullah´ın babası Haydarabad müftüsüymüş. Peygamber Efendimizin komutanlar, valiler ve hükümdarlara yazdığı mektuplar üzerine yaptığı çalışmaları Hz. Paygamber´in Diplomatik İlişkileri konusunda bir doktora tezi yapıyor. Hamidullah hocanın iki doktorası vardı birini de Almanya´da Bonn Üniversitesi´nde İslam bitaraflık hukuku konusundadır. Almancası da çok iyiydi. Yani İslamda tarafsızlık nasıl anlaşıldı nasıl tatbik edildi konusunu çalışıyor. Türkiye´ye geldikten sonra İslam üzerine verdiği derslere katılmak için o zaman öğrenci olmayanlar “sami” hüviyeti çıkararak derslere katılırlardı.. Dediğim gibi çok kalabalık olurdu amfiler. Halk da bu bilgilere susamıştı boş yer bulamazdınız derslerde. Bu yoğun ilginin yaşandığı yıllarda ilahiyat fakülteleri ve imam hatipler açılmaya başladı. Ama hocalar az tabi.

 Muhammed Hamidullah

KAÇAK YOLLARLA EL EZHER´E OKUMAYA GİDİLDİ

O zaman nasıl bir çözüm arandı?

Bu defa cami dersleri yapan medreselerde yetişmiş seçkin hocalar dini dersleri versinler diye davet edildi. Bir de 1950´lerde yasak olduğu halde insanlar gizli gizli Mısır Elezher´e gitmeye başladı. Kaçak olarak gidilirdi çünkü devlet din eğitimi için Mısır´a gidilmesini istemezdi. Ali Özek, Emin Saraç, Osman Saraç gibi isimler o dönemde Mısır´a okumaya gittiler.

Onlar dönünce de imam hatip liselerinde hoca olarak istihdam edildiler.

Nikah şahidimiz FuatSezgin´di

Örtülü kız öğrenciler var mıydı üniversitelerde o dönemde?

1954´te ben hukuk fakültesinden mezun olduğumda hiç örtülü yoktu. Görenekler meselesi de tabi çok önemli. Kimse başörtülü öğrenci görmediği için cesaret edemiyordu. Kültür devriminin baskısı altındaydı o dönemler. Mesela ben evlenmek istiyordum ama örtülü birini nasıl bulacağımı bilemiyordum. Allah nasip etti Altıner ailesi ile tanıştım. Lise tahsilini yapmış, okulda namaz kılma konusunda hocasından destek almış şimdi merhum Binnaz hanımla 1959 yılında evlendik. Nikah şahidimiz Fuat Sezgin oldu. Eşim o dönemde kendine göre bir örtme şekli geliştirmişdi ve daha sonra Şule Yüksel gibi pek çok genç hanım örtünmek istediklerinde Binnaz hanım onların başlarını nasıl ve ne biçim örtecekleri ilgili yardım ederdi. Böyle pek çok hanımın örtünmesinde onlara destek olmuş, yol göstermişti diyebilirim.

Şule Yüksel´in başını benim hanım örttü

O zaman şehirde örtünmek isteyen kadınlara başörtü bağlama modelinde sizin hanımınız önderlik etti diyebilir miyiz?

İnsanlarla ilişkisi çok iyiydi. O dönemde Yeşilay Derneği´nin hanımlar komisyonu vardı ve Binnaz hanım da o komisyondaydı.(Binnaz hanım 2014 yılında vefat etmiş) Dediğim gibi mesela Şule Yüksel de bu komisyonda üyeydi ama daha örtünmemişti. Örtünün şeklini bizim hanımda gördü. Şule Yüksel ilk örtünmesinde bir şekil göstermiş alıştırma dersleri vermiş bağlama modeli konusunda yardımcı olmuştur. Binnaz hanım lisedeyken örtünmüş. Kadıköy´de kız meslek lisesinde okumuş. Sonra İstanbul´da örtülü hanımların sayısı arttığı gibi üniversite de önce tek tük görülmeye başladılar. 1963´ten sonra örtünenlerin sayısı arttı diyebilirim. Bir dönem ancak okulun önünde başlarını açıp içeri girilmesine müsaade edildi, sonra içerde de örtündüler ama sayıları artınca başörtüsünü istemeyen hocalar oldu ve okulların önüne okul yönetimleri görevli koydu. O zaman oturma eylemleri de başladı.

 Salih Tuğ eşi Binnaz hanım nve çocuklarıyla.

En büyük eziyet 28 şubat dönemidir

Geçmişten bugüne bakıldığında başörtüsüyle ilgili en büyük çatışma ne zaman yaşandı?

28 Şubat dönemini söyleyebilirim. En büyük eziyet o dönemde yaşandı. Oysa BM Anayasası´na imza atmış bir ülkede bunların yaşanmaması gerekiyor. Çünkü bu anayasada dinini yaşama, öğrenme ve öğretme hakları vardır. Benim doçentlik tezim 19 ve 20. Yüzyıllarda İslam ülkelerinde anayasa hareketleriydi ve bu çalışmamı yaparken Birleşmiş Milletlerin Anayasasını da didik didik ettim. Din ve düşünce özgürlüğü üzerine çok fazla davada bilirkişi olarak görev aldım ve raporları hazırlarken BM´nin anayasasından çok faydalandım.

 
Türkiye Milli Kültür Vakfı kurucularından ve Mütevelli Heyeti Başkanı Salih Tuğ ile vakfın Eyüp´teki merkezinde buluştuk. Tuğ´un hatıraları önümüzdeki yıl vakıf çalışması kapsamında kitap olarak okurla buluşacak.

Dini değerlerle dalga geçen Ferhan Şensoy´un ceza alacağı raporu yazdım

Bilirkişi olduğunuz davalardan örnek verir misiniz? Ne tür davalardı?

Mesela bizim ceza hukuku hocamız Naci Şensoy´un bir akrabası vardı sanatçı Ferhan Şensoy. Muzır Müzikal diye bir oyunu sahneliyordu ve burada dinimizle alay ediyor diye dava açılmıştı. Savcılar üç kişiyi memur etti ve biletimizi alıp bizi oyuna gönderdi. Tabi oyuncuların bizden haberi yok oyunu izledim ki bir de ne göreyim sadece bizim dinimize değil diğer dinlere de pek çok hakaret var. Hepsini not aldım. Toplandık beni diğer bilirkişiler ilahiyatçı gibi gördükleri için ciddiye bile almıyorlar. Olumlu bir rapor yazıp imzalarını da atmışlar. Bana da ‘sen istersen muhalefet edebilirsin´ dediler. Hazırladıkları raporun altına seyrettiğim oyunda tuttuğum notlardan yola çıkarak bir muhalefet şerhi yazıp imzaladım ve savcılığa götürdüm. İki seneye Ferhan Şensoy´a ceze verdiler. Rahşan Affı imdadına yetişti de kurtuldu.








Kaynak: Yeni Şafak

Anahtar Kelimeler: DİNİ EĞİTİMİMİ GİZLİCE ALDIM
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
slamcılık Nedir?
slamcılık Nedir?
Mehmet GÜNDOĞSU - 19. 010. 2018 Cuma
MEDYADA SON MODA ESTETİZE EDİLMİŞ ŞİDDET HABERCİLİĞİ
MEDYADA SON MODA ESTETİZE EDİLMİŞ ŞİDDET HABERCİLİĞİ
George Orwell, ünlü Hayvan Çiftliği eserinde şöyle der: "Herkes eşittir ama bazıları daha eşittir." Medya-kadın ilişkisinde de aynıdır durum. Her kadın, medya üreticisi, medya konusu ve tüketicisi olabilir ama medya bazılarıyla daha çok ilgilenir; çünkü onların “getirisi” yüksektir.
BUNU MEB´DEN DE BEKLERDİK… DİYANET STRATEJİ PLANINA VATANDAŞDAN DA KATKI BEKLİYOR
BUNU MEB´DEN DE BEKLERDİK… DİYANET STRATEJİ PLANINA VATANDAŞDAN DA KATKI BEKLİYOR
Diyanet İşleri Başkanlığı, strateji planını vatandaş görüşünü dikkate alarak anketle belirleyecek.
ANKARA´DAN KIRGIZİSTAN´A DOĞRUDAN UÇUŞ HAZIRLIĞI
ANKARA´DAN KIRGIZİSTAN´A DOĞRUDAN UÇUŞ HAZIRLIĞI
Türkiye ile Kırgızistan arasında, Ankara´dan Bişkek´e uçuşların başlatılmasını ve 7 turistik şehirden Kırgızistan´a havayolu bağlantısı kurulmasını içeren anlaşma imzalandı.
SOYLU: ARAÇ SÜRÜCÜLERİ YAYAYA ÖNCELİK VERMEK ZORUNDA
SOYLU: ARAÇ SÜRÜCÜLERİ YAYAYA ÖNCELİK VERMEK ZORUNDA
İçişleri Bakanı Soylu, "Yaya geçişini gören araç sürücülerinin tamamı dikkatli olmak ve aynı zamanda oradan geçen yayaya hangi şartta olursa olsun öncelik vermek zorundadır." dedi.
METEOROLOJİDEN ´TOZ TAŞINIMI SÜRECEK´ UYARISI
METEOROLOJİDEN ´TOZ TAŞINIMI SÜRECEK´ UYARISI
Suriye üzerinden bugün gelen toz taşınımının, yurdun bazı bölgelerinde yarın ve cuma günü de sürmesi ve hafta sonunda yağışlı sistemin gelişiyle etkisini kaybetmesi bekleniyor.
Kaşıkçı Gazeteciydi, Brunson da Dinadamı.. Onların Durumuna Gösterilen İlgi Bizi Düşündürmeli…
Kaşıkçı Gazeteciydi, Brunson da Dinadamı.. Onların Durumuna Gösterilen İlgi Bizi Düşündürmeli…
Fehmi KOEU - 18. 10. 2018 Perşembe
Bir Evanjelist İmparatorluğu!
Bir Evanjelist İmparatorluğu!
Adnan ÖKSÜZ, - 17.10.2018 Çarşamba
TĞRK EDEBİYATI ´BEYAZ KARTAL´INI YİTİRDİ
TĞRK EDEBİYATI ´BEYAZ KARTAL´INI YİTİRDİ
Türk edebiyatında "Dede Korkut" ve "Beyaz Kartal" olarak anılan şair Bahaettin Karakoç, Kahramanmaraş´ta tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.
Hakan Atilla Her An Türkiye´ye Getirilebilir
Hakan Atilla Her An Türkiye´ye Getirilebilir
Ahmet HAKAN - 16. 10 2018 Salı
İki Tabut
İki Tabut
Berrinn SÖNMEZ,- 16. 10. 2018 Pazar
ÇOCUKLAR İÇİN ŞİFAHİ DUALAR
ÇOCUKLAR İÇİN ŞİFAHİ DUALAR
Sözlü geleneğimiz, şifahi kültürümüz, gece yatmadan önce ya da yemekten sonra okunan bir dua ile çocukların gönlünde iman ateşini filizlendirmeyi başarmıştır. Merve Koç yazdı.