Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Ramazan KAYAN
Ramazan KAYAN
İlmin izzeti
Davut GÜLER
Davut GÜLER
Medine Sözleşmesi Bağlamında Birlikte Yaşamanın Mümkünlüğü -2
Enes TARIM
Enes TARIM
DİNİN İNŞASINDA GELENEĞİN ROLÜ
Bülent ACUN
Bülent ACUN
Babam içerse bende içerim
Hasan ŞEREFOĞLU
Hasan ŞEREFOĞLU
“Emirlerinizi Yerine Getiren, İtaatkâr Bir Hizmetçi Olarak Sizinle Yola Devam Edeceğim”
Sait ALİOĞLU
Sait ALİOĞLU
Muhafazakârlık İdeolojisi Üzerine...
Abdulbaki ÇAĞATAY
Abdulbaki ÇAĞATAY
Medrese eğitiminde temel sorunlar
Mahmut HAMDERCİ
Mahmut HAMDERCİ
İstanbul seçimini Saadet tayin etti
Dr. Yunus ÇOLAKOĞLU
Dr. Yunus ÇOLAKOĞLU
Seçimler ve muhacirler
Mustafa GÜL
Mustafa GÜL
HALİFE OLMAKTAN NİÇİN KORKARIZ?
Prof. Dr. Bilal SAMBUR
Prof. Dr. Bilal SAMBUR
Kitlelerin isyanı: Sudan
Halil ÇİFTÇİ
Halil ÇİFTÇİ
Sudan, Erdoğan ve Batı
Nejdet DEMİREL
Nejdet DEMİREL
Donald Trump ABD´nin başına neden getirildi
Ömer Naci YILMAZ
Ömer Naci YILMAZ
DAVA DAVA OLMUYOR ÖYLE BEDAVA (!)
Seyit Ahmet UZUN
Seyit Ahmet UZUN
Suçsuz Yere Öldürülen Rabia ´ya Sorulmaz mı?
Aziz DARICI
Aziz DARICI
Psikolojik –İnançsal Alt Yapı
Veysel TAY
Veysel TAY
(Yapay Zekâ Destekli Endüstri 4.0 Gölgesinde) Beka Meselesi – (3)
Musab Aydın
Musab Aydın
Abdulhamit TURGUT´un Şahdetinin 27. Yıldönümünde Onu Bir Daha Hatırlamak
Mustafa AYGÜN
Mustafa AYGÜN
Adams Ağlarken
Ümit AKTAŞ
Ümit AKTAŞ
Özgürlüğe ve Erdeme Dayanan Bir Dini Söyleme Doğru ERDEMLİLER İTTİFAKI
Necip CENGİL
Necip CENGİL
SEVGİ VE GÜÇ ARASINDA
Yusuf YAVUZYILMAZ
Yusuf YAVUZYILMAZ
MAHMUT MUHAMMED TAHA: SOL SOSYALİST İSLAM OKUMASI
Ali BULAÇ
Ali BULAÇ
Ebu Zer
F. Yılmaz ALTUNÖZ
F. Yılmaz ALTUNÖZ
Mirac taçlandırılan yürüyüş
Nevzat KAYA
Nevzat KAYA
Seçimin Düşündürdükleri!
Bayram YILMAZ
Bayram YILMAZ
TÜRK İŞİ DONDURMA, Çanakkale Savaşının Avustralya Cephesi
Mustafa DOĞU
Mustafa DOĞU
Adım adım büyük İsrail mi?
Mehmet BEYHAN
Mehmet BEYHAN
Beka Sorunu mu Vefa mı?
Engin GÜLTEKİN
Engin GÜLTEKİN
Halkın iradesi ile hakkın iradesi arasında demokrasi
Turan YAMAN
Turan YAMAN
Akif´e Dair
Mehmet AKTAŞ
Mehmet AKTAŞ
Allah´ın emri, şeytanın kavliyle..
Muhammet YETİŞ
Muhammet YETİŞ
ADALET Mİ, MASLAHAT MI?
 Dr. Ali YALÇIN
Dr. Ali YALÇIN
BİRLİKTELİKTE DEĞERLER TEMELLİ VASAT DURUŞ
Selvigül ŞAHİN
Selvigül ŞAHİN
Zindandan şehadete yürüyenlere dua!..
Ramazan Keskin
Ramazan Keskin
ADALET
Abdülhamit KAHRAMAN
Abdülhamit KAHRAMAN
Anadolu Gerçekten Çok Dolu
Necla Arpa GÜLAÇAR
Necla Arpa GÜLAÇAR
Hafızalardaki Kara Leke
Cafer AKDENİZ
Cafer AKDENİZ
Seçim ve Adalet
Cüneyt TORAMAN
Cüneyt TORAMAN
17/25 Aralık Kumpası!
Şakir KURTULMUŞ
Şakir KURTULMUŞ
Yeni Devir Kültür Edebiyat Sayfaları Arasında…
Ramazan DEVECİ
Ramazan DEVECİ
İmam Humeyni Düşüncesinde ve İslam Devrimi´nin 40 Yıllık Sürecinde İslami Vahdet
Nuri YILMAZ
Nuri YILMAZ
Belediye Seçimlerinden Ne Kadar Ümitli Olalım?
Hasan POSTACI
Hasan POSTACI
Bir İktidar Alanı Olarak Yerel Yönetimler
İbrahim GEZER
İbrahim GEZER
Gideceği Yeri Bilmeyen Kaptanlar Diyarı…
Ferhat Özbadem
Ferhat Özbadem
Beyni-Tezkiretü´ş-şu`ar
Ziya GÜNDÜZ
Ziya GÜNDÜZ
Büyük Yürüyüşler Okumakla Başlar!
Dr. Necmettin Acar
Dr. Necmettin Acar
Suudi Rejimini Bekleyen Asıl Tehlike Taht Kavgaları
Esat HOCALAR
Esat HOCALAR
Manzarayı Umumiye
Muhittin BAĞCI
Muhittin BAĞCI
Uyanış
Celal TAHİR
Celal TAHİR
Ehliyet, Liyakat ve Sadakat
Mustafa Sefa ÇAKIR
Mustafa Sefa ÇAKIR
Ey Aziz Öğretmen!
Yakup GÜLER
Yakup GÜLER
Darbelerle Gelişen Türkiye!
Nusret AYDEMİR
Nusret AYDEMİR
EĞİTİM SERENCAMIMIZ!
Serdar ÇALIŞ
Serdar ÇALIŞ
ZAM.....
Zeynep HAŞEMİ
Zeynep HAŞEMİ
İyilik Meşalesi
Mesut AYDIN
Mesut AYDIN
Bir Eğitim Ayı Ramazan (HUTBE)
Nezir ERGENÇ
Nezir ERGENÇ
İnsan Hayvanla mı Yoksa Tanrıyla mı Kıyaslanmalı?
Mehmet DEVECİ
Mehmet DEVECİ
Umre Ziyaretimizden Notlar/3
Nusret AYDEMİR
Nusret AYDEMİR
Yürüyüş (İstikamet)
Mehmet M. GÜLAÇAR
Mehmet M. GÜLAÇAR
BAŞIMIZDA KULAK İSTİYORUZ
Hacı TÜRKAN
Hacı TÜRKAN
Erdoğan Semboldür
Fedakar KIZMAZ
Fedakar KIZMAZ
Raşel, Sen İnsanı Dinden İmandan Edersin!..
Fehmi DEMİRBAĞ
Fehmi DEMİRBAĞ
Ayla Seni Seviyorum
Mehmet ŞEREFOĞLU
Mehmet ŞEREFOĞLU
Bir Taşeronun Rüyası Olan Kadro
Esan GÜL
Esan GÜL
Çocuklarımız ve Adalet
Aslan DEĞİRMENCİ
Aslan DEĞİRMENCİ
Selahaddin Eyyubi´siz Ortadoğu Arayışı
Said Alioğlu
Said Alioğlu
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
İstanbul için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:34 08:20 13:17 15:37 17:55 19:29
Tek olan şey bölünme kabul etmez, gerçek tekdir.

Hz. Muhammed
DOLAR
5.4345
EURO
6.1114
Edebali Menkibelerinden Geriye Ne Kalır?
Hakan ERDEM; Edebâli´nin Osmanlı beyliğindeki konumu ve oynadığı rol hakkında Osmanlı kaynaklarından bağımsız bir kaynak bulunmamaktadır.
Tarih: 17.3.2019 07:12:11

Edebâli´nin Osmanlı beyliğindeki konumu ve oynadığı rol hakkında Osmanlı kaynaklarından bağımsız bir kaynak bulunmamaktadır. 

Muhakkak ki bugün “Edebâli” hakkında “bir şeyler” biliyoruz. Erken Osmanlı tarihinin malum kaynak sorunlarına rağmen, daha sonraki Osmanlı müelliflerinden günümüzün romancılarına kadar bu bilginin genişlemesine katkıda bulunanlar çoktur. Bir de tanım gereği, kaynak değeri açısından daha farklı bir yerde konumlandırdığımız arşiv kayıtları var. Yalnız, sırf bir arşiv belgesinin üzerinde bulunuyor diye herhangi bir bilgiyi eleştiri süreçlerinden muaf kılmamak gerekiyor. Tabii ki arşiv kayıtlarının hepsi aynı değerde olamaz ve tarihçinin süzgecinden geçip gideceklerin sayısı hiç de az değildir.

Geçen yazımda, Uzunçarşılı´nın bulduğu 1577-78 tarihli bir mühimme defteri kaydında, III. Murad´ın ağzından Osman Bey´in Edebâli´nin kızını nikâhladığına dair bir göndermede bulunulduğuna değinmiştim. Böyle bir kaydın olması belki, Osmanlı toplumunda erken kroniklerin verdiği bir haberin o tarihe kadar nasıl yaygınlık kazandığını işaret edebilir, ama 1280´lerde vuku bulduğu rivayet edilen bir olayın gerçek olup olmadığını tesbit etmek için 1577 çok geç bir tarihtir. En son kertede, böyle bir kayıt, o kaydı tutan kâtibin “tarih” kültürünü gösterir.

Edebâli´nin Bilecik´teki zaviyesi hakkında en erkeni 1487´ye giden tahrir kayıtlarında “Ede Şeyh”in, Osman´ın kayınpederi olduğuna dair bir şey söylenmediğini de gördük. Dahası, çok daha eski, çağdaş bir belge olan 1324 tarihli Mekece Vakfiyesi´nde, Osman Bey´in eşi Mal Hatun´un babası, Edebâli değil de Ömer Bey adında biri olarak görünmektedir. Bu kişinin “Bey” olarak anıldığına bakarak önemli biri olduğunu düşünebilir ve kızını Osman Bey´e vermesinde de siyasî bir ittifak unsuru arayabiliriz. Ama sahip olduğumuz bilgilerin bugünkü ışığında tahminlerimizin makul sınırı da ancak bu kadardır. Kaldı ki, Ömer Bey´in beyliğini, Osman´ın kayınpederi olmasına borçlu olması, kızının evliliğinden sonra kayıtlarda böyle anıldığı da eş derecede geçerli bir ihtimaldir. Yarın yeni kayıtlar, belgeler, rivayetler ortaya çıkarsa o zaman bakışımız da tabii ki değişir. Söylemeye de pek gerek yok ama tarih araştırmaları geçmişten kalan ve eşyanın tabiatı gereği sınırlı olan bütün kaynaklar ortaya çıkarıldıktan sonra da devam edecektir.   

Aslında, Neşrî´nin Cihânnümâ´sında, diğer hiçbir kronikte olmayan bir şekilde, Osman Bey´in, Edebâli´nin kızı olmayan bir kadınla evlendiğine dair ipuçları içeren bir rivayet vardır. Fakat Edebâli´nin kızıyla evlilik hikâyesini de Âşıkpaşazâde´den alarak verdiği ve üstelik önce “Mal Hatun” sonra Âşıkpaşazâde gibi “Malhun” adını kullandığı için bu iki rivayet birbirine iyice karışmış durumdadır. Ona göre, Osman Gazi, gençlik zamanlarında Eskihisar´a (Eskişehir) giderken İtburnu köyünde gördüğü Mal Hatun´u beğenmiş ve babası Ertuğrul´dan gizli adam göndererek evlenme teklif etmiş. Mal Hatun da, “Biz kandan, sizün gibi ‘âlî cenâb kandan. Aramızda kifâet yok” diyerek bu teklifi reddetmiş.

Evlenecek taraflar arasında denklik olmadığını söylediği için, sathî bir okumayla, Mal Hatun´un ailesinin Osman´ın ailesinden daha aşağıda bir statüsü olduğu, bunun da babasının bey olamayacağına işaret ettiği ileri sürülebilirdi. Ne var ki, metnin gidişinden, Mal Hatun´un bu gerekçesinin gerçekliği çok yansıtmayabileceğini de öğreniyoruz: “Zirâ eytmişler kim maksûdı heman birkaç gün musâhabetdür”. Yani, birtakım aracılardan öğrenmiş ki Osman´ın niyeti birkaç günlük bir gönül eğlencesidir!

Hikâyenin kalanı da hoştur. Teklifine olumsuz cevap alan Osman Bey, Eskişehir Beyi´nin meclisinde âşık olduğu kadını ve onun kendisini nasıl reddettiğini anlatırken Mal Hatun´ı çok övmüş. Bey, görünürde kızı Osman´a almaya söz vermiş ama gönlünden de kendisi için almayı geçirmiş. Osman Bey, Mal Hatun´ı biraz fazla övdüğünü ve Eskişehir Bey´inin niyetini anlayınca hemen adam gönderip onu kaçırtmış, yakınlarının yanında güvenli bir yere göndermiş ve kendisi de İnönü Beyi´nin yanına gitmiş. Eskişehir Beyi durumu anlayınca çok kızmış ve Osman´ı yakalaması için Sultanönü Bey´ini göndermiş. Kendisi hakkında verelim- vermeyelim tartışması yapılırken Osman Bey, kardeşi Gündüz ve arkadaşlarıyla İnönü´de kendilerini kuşatanların elinden kurtulmuş ve Söğüt yolunu tutmuş. Yolda kendisine gelip katılanlar çoğalınca da aniden geri dönerek Eskişehir Beyi´nin adamlarıyla savaşmış, onları yenmiş ve “Harman-Kaya kâfirlerinin tekvurı Köse Mihal´i” esir etmiş. Fakat “bahadır” olduğu için Mihal´i öldürmeye kıyamamış ve serbest bırakmış. Mihal ise kendine bağlı olanlarla birlikte Osman´ın gönülden nökeri ve gerçek dostu olmuş.

Buradan, Köse Mihal´in, yerel bir Bizanslı lorda değil de yakınındaki Eskişehir Bey´ine bağlı olduğunu, dolayısıyla da Osman Bey´in nökeri olmadan önce de bir Müslüman beyin hizmetinde olduğunu anlıyoruz, ama dağılmayalım. Neşrî´nin bu hikâyesinden konumuz açısından çıkaracağımız sonuç ise, kimin kimle denk olduğu konusu da bir yana, Osman´ın bu evliliğinin bir rüya sonucu ve Edebâli´nin kızıyla olmadığıdır. Neşrî, Âşıkpaşazâde´nin anlattığı çok daha efsanevî unsurlar içeren diğer hikâyeyi olduğu gibi kabul ediyor ama Âşıkpaşazâde´nin ulaşamadığı veya ulaşıp beğenmediği başka bir kaynaktan gelen hikâyeyi de anlatmadan edemiyor.

Edebâli hakkında Osmanlı tarih geleneğinin zaman içerisinde oluşturduğu diğer “bilgiler” arasında Karamanlı olduğu, tahsil için Şam´a gittiği, döndüğünde Bilecik´te bir zaviye kurduğu, zengin olduğu, çok iyi bir fıkıh bilgini olduğu, dolayısıyla da sadece bir mutasavvıf olmayıp Bilecik´in ilk kadısı ve Osmanlı beyliğinin ilk müftüsü olduğu gibi hususlar bulunmaktadır. Kroniklerden başka, Taşköprizâde´nin Eş-Şaka´ikü´n-Numaniyye´si, onun, Mecdî tarafından yapılan Hadâikü´ş-Şakaik adındaki tercümesi ve başka bir XVI. Yüzyıl biyografi kaynağı olan Kefevî Hüseyin´in Ketâibü A´lâmi´l- Ahyâr adlı eserinden Edebâli hakkında söylenenleri özetleyen Ahmet Yaşar Ocak ise yerinde ve eleştirel bir tavırla bunların çoğu hakkında şüphe belirtiyor ve itiraz ediyor. 

Ocak, Edebali´nin “Baba İlyas halifesi olmasının” klasikleşmiş bilgileri sorgulatacak bir durum yarattığı düşüncesindedir. Ona göre,  “bizim geleneksel tarihçiliğimizde Şeyh Edebalı´nın büyük bir fıkıh alimi ve dolayısıyla da ‘Osman Gazi´nin hukuk danışmanı´ olduğu yolundaki önkabulün” sorgulanması gerekmektedir:

“Kitaplarını Osmanlı İmparatorluğu´nun en güçlü olduğu bir devirde, Kanuni Sultan Süleyman zamanında yazan her iki müellif [Taşköprizâde ve Kefevî Hüseyin], eserlerinin (sic) Osmanlı kuruluş döneminde yaşamış ulema ve şeyhleri, bu güçlü devletin ‘şanına yakışır´ bir üslupla sunmuş, bu arada ister istemez gerçek kimliklerini de deforme etmişlerdir.”

Modern öncesi dönemdeki tarihçilerin, kendi dönemlerinden yola çıkarak geçmiş hakkında anakronistik hükümler vermeleri gayet iyi bilinen bir olgudur. Fazla uzağa gitmeye gerek yok, yukarıda andığımız Neşrî´ye soracak olursanız Makedonyalı İskender,  Hint padişahı “Fur” (Porus) ile olan savaşında top kullanmıştı… Dolayısıyla, 16. Yüzyıl müelliflerinin, kuruluş döneminin ulema ve şeyhlerinin kimliklerini deforme etmiş olmaları büyük ihtimaldir. Yalnız bu konuda ufak bir çekincem olacak, Ocak hocamız, Taşköprizâde / Mecdî´den gelen Edebâli´nin fakihliği bilgisini sorgularken, “İlginç olan şu ki bu derecede ileri seviyede fakih olan Şeyh Edebalı´dan günümüze herhangi bir eser ulaşmamıştır. Ondan bahseden diğer kaynakların yalnızca sûfilik yönünü vurgulayarak Osman Gazi ile ilişkilerini anlattıkları Şeyh Edebalı´nın fakihliği konusunda herhangi bir mâlumat vermemeleri dikkat çekiyor” gözlemini yapıyor.

Gözlem tabii ki geçerlidir ama yazarların kimlikleri ve eserleri arasında her zaman birebir bir ilişki olmayabiliyor. Bir “fakih” olduğunu bütün kaynakların söylediği Tursun Fakih´ten de fıkıh üzerine herhangi bir eser kalmamış, fakat gazavatnâme türünde kurgusal mesneviler kalmıştır. Aynı şekilde Baba İlyas´ın soyundan gelen ve bir şeyh olan Âşıkpaşazâde´den de tasavvuf üzerine bir eser değil başlangıcından kendi zamanına kadar olan olayları konu edinen bir kronik kalmıştır.

     Ocak´ın, Edebâli´nin bir ahî olduğu konusundaki itirazlarına ve onun ahi değil bir Vefâî şeyhi olduğu yolundaki görüşlerine daha önce değindim ve ahilik ile Vefâîliğin birbirlerini dışlamalarının gerekmediğine dair de bir yazı yazdım. Dolayısıyla bu konuyu biraz kısa geçebiliriz. Ocak´ın ahilik konusundaki itirazlarının 2006 tarihli “Türkiye Selçukluları Döneminde ve Sonrasında Vefâî Tarikatı” adlı makalesinde ve Babaîler İsyanı kitabının 2017 tarihli güncellenmiş ve genişletilmiş baskısında iyice güçlendiği görülüyor. Ocak´a göre, Edebâli, “bir Ahî değil, bir sufî”dir, “Şeyh Edebalı´nın ahilikle bir ilgisi bulunmadığı konusunda” itirazları vardır. Taşköprizâde ve Kefevî, Edebâli´nin ahiliğinden hiç söz etmemektedir…

     Ocak´ın itirazlarının nirengi noktasını Edebâli´nin Babaî bağlantısı oluşturuyor ve anlaşılan o ki biri Babaî ise ahî olamıyor:

O bir Ahî şeyhi değil, esasen bir Babaî şeyhi idi. Bu çerçevede, kanaatimizce Ahîlerin katkısının sorgulamaya açılması gündeme gelmektedir. Bilindiği gibi, Osmanlı İmparatorluğu´nun kuruluşunda Âhiler´in önemli katkısı olduğu tezi, yine uzunca bir süre Osman Gazi´nin kayınpederi ve ‘ünlü bir Ahî şeyhi´ olarak kabul edilen Şeyh Edebalı üzerine kurulu idi.”

Dolayısıyla, Edebâli´nin ahî değil de Babaî olduğunun gösterilmesiyle, Osmanlı beyliğinin kuruluşunda önemli olan grubun da Babaîler olduğunu anlamalıyız. Burada ise yöntem açısından bir kaygım var. Ahîlerin, Osmanlı kuruluşunda önemli rol oynadığı tezi salt Edebâli´nin ahiliğine dayanıyorsa bu muhakkak ki sorunlu bir tezdir. Peki, Edebâli´nin Vefâî- Babaî oluşu kesinkes kanıtlansa bile sırf bundan dolayı, Ahîlerin yerine Babaîleri koymak da eş derecede sorun oluşturmaz mı? Batı Anadolu yörelerine ait en erken tahrir kayıtlarında o kadar ciddî bir ahî mevcudiyeti var ki, Edebâli´nin bir Vefâî şeyhi olduğunun su götürmez bir şekilde kanıtlanmasının hatta Vefâî olanın ahî olamayacağının kabul edilmesinin bile bunların hepsini Vefâî yapmaya yeteceği çok kuşkuludur.

Ocak´ın, gerek Osmanlı kaynaklarında Edebâli hakkındaki bilgilere gerekse modern tarihçilerin onun hakkında geliştirdiği görüşlere mesafeli ve eleştirel durmasını önemsememek mümkün değil:

“Sonuç olarak, Şeyh Edebalı´nın ne ahiliği, ne Osman Gazi´nin kayınpederi ve hukuk danışmanı olduğu, ne de Âhilerin reisi sıfatıyla Osmanlı İmparatorluğu´nun kuruluşuna büyük destek verdiği konusu, ilk Osmanlı tarihçilerinin birer kurgusu olmaktan öteye geçemiyor görünmektedir. Ama onun ileri gelen, nüfuzlu bir Vefâî şeyhi olarak Osmanlı kuruluş yıllarında önemli bir yeri olduğu da herhalde kabul edilmek zorundadır.”

Anlamadığım noktayı açıkça yazayım: Durum bu merkezdeyse, Edebâli´nin ahiliği, ahî reisliği, Osman Gazi´nin kayınpederi ve hukuk danışmanı olduğu hususları ilk Osmanlı tarihçilerinin kurgusuysa, nasıl oluyor da o, hâlâ ileri gelen ve nüfuzlu bir Vefâî şeyhi olabiliyor? Dahası nasıl oluyor da Edebâli´nin, “Osmanlı Devleti´nin ilk yılları içindeki konumunun, bugüne kadar sanıldığından çok daha mühim” olduğunu söyleyebiliyoruz? Kayınpeder değilse, fıkıh bilginliği şüphedeyse, Bilecik kadısı, ilk müftü değilse, Bilecik´in hâsılı ona dirlik olarak verilmemişse Edebâli´nin önemi nereden geliyor?

Bu görüşü ileri sürebilmek, Edebâli´nin, Vefâî- Babaî kimliğiyle Osmanlı beyliğinde önemli bir rol oynadığını söyleyebilmek için erken Osmanlı kaynaklarından bağımsız başka kaynaklara ihtiyacımız var. Maalesef, bu canipte işlerin hiç de parlak görünmediğini söylemek durumundayım. Evet, 14.Yüzyılın ortasına kadar geri giden ve Osmanlı kaynaklarından bağımsız olan Elvan Çelebi´nin Menâkıbu´l-Kudsiye´sinde bir Edebâli´nin adı geçiyor ama onun Osmanlı beyliğinde nasıl bir nüfuza sahip olduğunu geçin, Osmanlı beyliğinden hiç bahsedilmiyor ki!

Dolayısıyla geriye tek bir kaynak kalıyor. Bu da, Seyyid Ebu´l-Vefâ El Bağdadî´nin Arapça menâkıbnamesinin Menâkıb-ı Tâcu´l-Arifin Ebu´l-Vefâ adlı Türkçe özet çevirisidir. Ocak, bu metinden, “Osman Gazi tâbe serâhu hazretlerinin kavmi içinde Hazret-i Tâcu´l- Arifin Seyyid Ebu´l-Vefâ kuddise sırruh hulefasından bir aziz var idi Hazret-i Şeyh Edebalı dirleridi” kaydını aktarıyor. Bu çeviri Âşıkpaşazâde´nin damadı Seyyid Velâyet tarafından bir müridine yaptırılmış olduğuna göre, çeviriyi yapan ve belki Âşıkpaşazâde´nin de müridi olan bu dervişin, onun Edebâli´nin ilk Osmanlılar arasında yaşayan bir aziz şeyh olduğu yolundaki kaydından habersiz olma ihtimali ne kadardı acaba?       

 

19-03/16/foto.jpg








Kaynak: Karar

Anahtar Kelimeler: Edebali Menkibelerinden Geriye Kalır
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Öğrencilerin sosyal etkinlikleri kayıt altına alınacak
Öğrencilerin sosyal etkinlikleri kayıt altına alınacak
Milli Eğitim Bakanlığı, ilkokul, ortaokul ve lise çağındaki tüm öğrencilerin akademik başarılarının yanında "bilim", "sanat", "kültür", "spor" ve "toplum hizmeti" gibi başlıklarda yaptıkları her türlü sosyal etkinliği e-okul sistemindeki yeni modülde kayıt altına almaya başladı
İnanç ve Ahlâk
İnanç ve Ahlâk
Mustafa ÇAĞIRICI
´Yağmacı´ dergi yayınları akademik yükseltmelerde kullanılamayacak
´Yağmacı´ dergi yayınları akademik yükseltmelerde kullanılamayacak
Üniversitelerarası Kurul, YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç´ın önerisiyle para karşılığı yayın yaptığından "yağmacı" adı verilen dergilerde yayımlanan bilimsel makalelerin, akademik yükseltmelerde dikkate alınmaması kararını verdi.
Akademide yeni dönem: Üniversitelere başarı karnesi verilecek
Akademide yeni dönem: Üniversitelere başarı karnesi verilecek
Yükseköğretimde yeni uygulamaların devreye gireceğini belirten YÖK Başkanı Saraç "Bu yıldan başlayarak her yıl üniversitelere başarı karnesi verilecek. Üniversitelerin değerlendirilmesi 5 ana başlıkta 42 göstergede olacak. Her bir üniversitenin geçen bir yıl içindeki performansının değerlendirilmesi her yılın başında açıklanacak" açıklamasında bulundu.
ÖSYM´nin uygulaması tepki çekti! Fazladan ücret alıyor
ÖSYM´nin uygulaması tepki çekti! Fazladan ücret alıyor
ÖSYM´nin üniversite başvuru sınavı ve diğer bazı sınavlar için gecikme bedeli altında fazladan aldığı ücretler tepkilere yol açıyor.
Eğitime fırtına ve kar yağışı engeli
Eğitime fırtına ve kar yağışı engeli
Çanakkale kent merkezi, Gökçeada, Çan, Bayramiç, Lapseki, Biga, Yenice, Eceabat ilçeleri ile Kırklareli´nin Demirköy ilçesinde ilk ve orta dereceli okullarda eğitime ara verildi.
TUS ve STS adaylarına ´saat´ uyarısı
TUS ve STS adaylarına ´saat´ uyarısı
ÖSYM tarafından pazar günü yapılacak 2019-TUS 1. Dönem Temel Tıp Bilimleri ve 2019-STS Tıp Doktorluğu 1. Aşama Sınavı´nda adayların saat 10.00´dan sonra sınav binalarına alınmayacağı hatırlatıldı. Ayrıca 2019-TUS 1. Dönem Klinik Bilimleri Testi ve 2019-STS Tıp Doktorluğu 2. Aşama sınavlarında da adayların saat 14.30´dan sonra sınav binalarına alınmayacağı uyarısı yapıldı.
Malatya´da TOBB´nin Yaptırdığı Okula Resmi Açılış
Malatya´da TOBB´nin Yaptırdığı Okula Resmi Açılış
Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Hacı Uüur Polat: Milletimize hizmet etmeyi Rabbim nasip etsin
ÖSYM: Nöbetçi nüfus müdürlükleri tüm sınav günlerinde açık olacak
ÖSYM: Nöbetçi nüfus müdürlükleri tüm sınav günlerinde açık olacak
ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Aygün, nöbetçi nüfus müdürlüğü uygulamasının 2019 yılındaki tüm basılı sınavlarda yapılacağını söyledi. Aygün "Bugüne dek sadece YKS ve KPSS sınavlarında uygulanan nöbetçi nüfus müdürlüğü uygulaması, 2019 yılında tüm basılı sınavları kapsayacak şekilde genişletildi" açıklamasında bulundu.
Eğtim-Geleceğin İnşası-Önce Adalet
Eğtim-Geleceğin İnşası-Önce Adalet
Ahmet Taşgetiren
MEB´e atanan özel okul öğretmenlerine müjde
MEB´e atanan özel okul öğretmenlerine müjde
Milli Eğitim Bakanlığınca, ataması yapılan 20 bin öğretmenden özel okullarda görev yapanların, istemeleri halinde bakanlığa bağlı okullardaki görevlerine 1 Eylülde başlayabilmelerine imkan verildi.
MEB´den ´Tasarım Beceri Atölyeleri´ için öğretmen eğitimleri
MEB´den ´Tasarım Beceri Atölyeleri´ için öğretmen eğitimleri
Milli Eğitim Bakanlığınca, çocukların elleriyle yaparak, yaşayarak, deneyimleyerek öğrenmelerine dayanan atölyelerde görev alacak öğretmenlere yönelik eğitimler düzenlendi.
YÖK ihtisas üniversitelerini yıllık değerlendirecek
YÖK ihtisas üniversitelerini yıllık değerlendirecek
Yükseköğretim Kurulunca (YÖK), ihtisas üniversitelerinin yıllık performans değerlendirmelerinin yapılması amacıyla "Performans İzleme Komisyonu" oluşturuldu.
Eğitim uzmanlarının Almanlarla ne ilgisi var?
Eğitim uzmanlarının Almanlarla ne ilgisi var?
Ali AYDIN
Milli Eğitim Bakanlığı yarın 20 bin sözleşmeli öğretmen ataması yapacak
Milli Eğitim Bakanlığı yarın 20 bin sözleşmeli öğretmen ataması yapacak
20 bin sözleşmeli öğretmen atama sürecinde sona gelindi