Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Prof. Dr. Bilal SAMBUR
Prof. Dr. Bilal SAMBUR
Yeni küresel tehdit: Beyaz Faşist Terörizm
Abdulbaki ÇAĞATAY
Abdulbaki ÇAĞATAY
CAMİ ŞEHİTLERİ DUASI
Nevzat KAYA
Nevzat KAYA
SON FİRAVUN
Ömer Naci YILMAZ
Ömer Naci YILMAZ
ÇANAKKALE RUHUNU BİZ UNUTTUK ONLAR UNUTMADI
Mustafa AYGÜN
Mustafa AYGÜN
YENİ ZELANDA KATLİAMI VE MİSYONERLİK
Ali BULAÇ
Ali BULAÇ
Süruş´un İkinci Hali´nden “Kelam-ı Muhammed”; Vahiy ve ilham, peygamber ve şair
Enes TARIM
Enes TARIM
OTORİTER SEÇİLMİŞLİK
Mehmet BEYHAN
Mehmet BEYHAN
Fırtınayı Kucaklamak
Ramazan KAYAN
Ramazan KAYAN
Benden geçti artık!
Aziz DARICI
Aziz DARICI
Asi dostum…
Bülent ACUN
Bülent ACUN
Büyük çınarın gölgesinde irfan sohbetleri
Muhammet YETİŞ
Muhammet YETİŞ
ADALET Mİ, MASLAHAT MI?
Nejdet DEMİREL
Nejdet DEMİREL
FETÖ ve rehabilitasyona muhtaç insanlar
Halil ÇİFTÇİ
Halil ÇİFTÇİ
Hz.İsa´nın Akibeti
Engin GÜLTEKİN
Engin GÜLTEKİN
EĞİTİM SOSYOLOJİSİ VE DİRİLİŞ NESLİNİN AMENTÜSÜ
Mustafa DOĞU
Mustafa DOĞU
TREN METAFORU
 Dr. Ali YALÇIN
Dr. Ali YALÇIN
BİRLİKTELİKTE DEĞERLER TEMELLİ VASAT DURUŞ
Ümit AKTAŞ
Ümit AKTAŞ
Bu Kez Mizansen Eksik mi Kaldı?
Davut GÜLER
Davut GÜLER
Medine Sözleşmesi Bağlamından Birlikte Yaşamanın Mümkünlüğü! (1) *
Seyit Ahmet UZUN
Seyit Ahmet UZUN
Kokuşan İnsanlık
Selvigül ŞAHİN
Selvigül ŞAHİN
Zindandan şehadete yürüyenlere dua!..
Yusuf YAVUZYILMAZ
Yusuf YAVUZYILMAZ
İSLAMIN SOL YORUMU OLABİLİR Mİ? -HASAN HANEFİ VE NURETTİN TOPÇU ÖRNEĞİ- (2)
Ramazan Keskin
Ramazan Keskin
ADALET
Necip CENGİL
Necip CENGİL
Değer bilerek yaşamak
Mahmut HAMDERCİ
Mahmut HAMDERCİ
"Sosyal Belediyecilikte MİLLİ GÖRÜŞ Yerel Yönetim Örnekliği" Kitabının Yazarı Mahmut Hamdemirci´nin Seçim Değerlendirilmesi (1)
Mehmet AKTAŞ
Mehmet AKTAŞ
Çalın Davulları Çaydan Aşaya...
F. Yılmaz ALTUNÖZ
F. Yılmaz ALTUNÖZ
DİSK, HAK-İŞ, MEMUR-SEN
Hasan ŞEREFOĞLU
Hasan ŞEREFOĞLU
Sana Yapılmak İstemediğini Neden Bana Yapıyorsun
Abdülhamit KAHRAMAN
Abdülhamit KAHRAMAN
Anadolu Gerçekten Çok Dolu
Necla Arpa GÜLAÇAR
Necla Arpa GÜLAÇAR
Hafızalardaki Kara Leke
Cafer AKDENİZ
Cafer AKDENİZ
Seçim ve Adalet
Cüneyt TORAMAN
Cüneyt TORAMAN
17/25 Aralık Kumpası!
Sait ALİOĞLU
Sait ALİOĞLU
Deizm ve ‘Dindarlık´
Şakir KURTULMUŞ
Şakir KURTULMUŞ
Yeni Devir Kültür Edebiyat Sayfaları Arasında…
Ramazan DEVECİ
Ramazan DEVECİ
İmam Humeyni Düşüncesinde ve İslam Devrimi´nin 40 Yıllık Sürecinde İslami Vahdet
Turan YAMAN
Turan YAMAN
Muhammed Tayyip Okiç: Hocaların Hocası
Mustafa GÜL
Mustafa GÜL
Hiçbir Nebi, Bir Dakika Sonrayı Bilemez
Bayram YILMAZ
Bayram YILMAZ
Çiçero “Bir gün bir Türk…”
Nuri YILMAZ
Nuri YILMAZ
Belediye Seçimlerinden Ne Kadar Ümitli Olalım?
Hasan POSTACI
Hasan POSTACI
Bir İktidar Alanı Olarak Yerel Yönetimler
İbrahim GEZER
İbrahim GEZER
Gideceği Yeri Bilmeyen Kaptanlar Diyarı…
Ferhat Özbadem
Ferhat Özbadem
Beyni-Tezkiretü´ş-şu`ar
Ziya GÜNDÜZ
Ziya GÜNDÜZ
Büyük Yürüyüşler Okumakla Başlar!
Dr. Necmettin Acar
Dr. Necmettin Acar
Suudi Rejimini Bekleyen Asıl Tehlike Taht Kavgaları
Esat HOCALAR
Esat HOCALAR
Manzarayı Umumiye
Muhittin BAĞCI
Muhittin BAĞCI
Uyanış
Celal TAHİR
Celal TAHİR
Ehliyet, Liyakat ve Sadakat
Mustafa Sefa ÇAKIR
Mustafa Sefa ÇAKIR
Ey Aziz Öğretmen!
Yakup GÜLER
Yakup GÜLER
Darbelerle Gelişen Türkiye!
Nusret AYDEMİR
Nusret AYDEMİR
EĞİTİM SERENCAMIMIZ!
Serdar ÇALIŞ
Serdar ÇALIŞ
ZAM.....
Zeynep HAŞEMİ
Zeynep HAŞEMİ
İyilik Meşalesi
Mesut AYDIN
Mesut AYDIN
Bir Eğitim Ayı Ramazan (HUTBE)
Nezir ERGENÇ
Nezir ERGENÇ
İnsan Hayvanla mı Yoksa Tanrıyla mı Kıyaslanmalı?
Mehmet DEVECİ
Mehmet DEVECİ
Umre Ziyaretimizden Notlar/3
Nusret AYDEMİR
Nusret AYDEMİR
Yürüyüş (İstikamet)
Mehmet M. GÜLAÇAR
Mehmet M. GÜLAÇAR
BAŞIMIZDA KULAK İSTİYORUZ
Hacı TÜRKAN
Hacı TÜRKAN
Erdoğan Semboldür
Fedakar KIZMAZ
Fedakar KIZMAZ
Raşel, Sen İnsanı Dinden İmandan Edersin!..
Fehmi DEMİRBAĞ
Fehmi DEMİRBAĞ
Ayla Seni Seviyorum
Dr. Yunus ÇOLAKOĞLU
Dr. Yunus ÇOLAKOĞLU
İslam Dünyasında Şiddet ve Mikro Nüfuz Alanları
Mehmet ŞEREFOĞLU
Mehmet ŞEREFOĞLU
Bir Taşeronun Rüyası Olan Kadro
Esan GÜL
Esan GÜL
Çocuklarımız ve Adalet
Aslan DEĞİRMENCİ
Aslan DEĞİRMENCİ
Selahaddin Eyyubi´siz Ortadoğu Arayışı
Said Alioğlu
Said Alioğlu
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
İstanbul için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:34 08:20 13:17 15:37 17:55 19:29
Sirkenin balı bozması gibi kötü huy da amelleri bozar. Güneşin karı erittiği gibi güzel ahlak da günahları öyle eritir.

Hz.Muhammed
DOLAR
5.4345
EURO
6.1114
Din-Devlet ve Din-Siyaset İlişkisi
Ocak Medya yazarı ve emekli müftü Mehmet Gündoğdu´nun konu ile ilgili analizi...
Tarih: 14.3.2019 08:17:04

Rahman ve Rahim olan Allah´ın adıyla,

Allah´a hamd, Rasulüne salat, selam olsun. 

A-Kitap tanıtımı

Ülkemizde öteden beri her seçim öncesinde; din, devlet, siyaset kavramları gündeme gelir, özellikle dinin siyasete alet edilmesi konusu çokça konuşulur.

Siyaset yapanların birbirlerini bu konularda suçladıklarına hepimiz şahid oluruz.

Bu kavramların ifade ettiği manalar,  insanların düşüncelerinde net olmadığı, mana kargaşası olduğu görülmektedir.

Bu kavramların gerçek manalarını öğrenmek ve bunlar hakkında fikir sahibi olabilmemiz için bir solukta okuyabileceğimiz bir kitapçık var.

Diyanet İşleri Başkanlığımızın,  DİN-DEVLET DİN-SİYASET İLİŞKİSİ (cep boy) adlı eseri!

2001 yılında yayımlanmıştır. Eseri kaleme  alanlar,  Harun ÖZDEMİRCİ ve Yaşar ÇOLAK.

Bu eserin geniş bir özeti, daha önce, 01 Aralık 2000 tarih, 119 sayılı, Diyanet aylık dergisinde yayımlanmıştır. Bu yayımdan sonra da kitaplaşmıştır.

Eserin hacmi küçük ama ihtiva ettiği konular ve verdiği bilgiler çok önemli. Çok kapsamlı bir çalışma.

Bu seçim arefesinde de başta “dini siyasete alet etme” vb, din´le,  devlet´le  siyaset´le alakalı olumsuz  iddialar ve ithamlar yine gündeme gelmektedir.

Peki bu kavramların bizim düşüncelerimizde ifade ettiği manaların aslı astarı nedir?

Biz de bu kitapçığa müracaat ettik ve bilgilerimizi tazeledik; sizin için de herkesin anlayacağı şekilde kısa bir özet çıkardık.  Arzediyoruz, faydalı olacağı kanaatindeyiz.

Hadi buyurun okuyalım.

B-“Din-Devlet ve Din-Siyaset ilişkisi”

ÖZETİ

1-Din

İslâm kaynaklarında zikredilen klasik din tariflerini dikkate alan çağımızın alimlerinden M. Hamdi Yazır, dini şu şekilde tanımlamaktadır:

 “Din; akıl sahiplerini kendi özel tercihleriyle mutlak hayra ve nimete sevk eden, Allah tarafından koyulan ilâhî prensipler bütünüdür.” (Hak Dini Kur´an Dili, Eser Nşr.. II, s. 1061-1062.)

Dinin amacı, insanları iyiye, güzele ve hayra sevk ederek, hem bu dünyada hem de ahirette mutlu kılmaktır.

Din, kişileri başka insanlara karşı kin ve nefrete, intikama ve kan dökmeye sevk etmez. Hak din, sevgi, saygı ve nezaketi telkin eder.

Bazı dindarlardaki bayağı duygu ve eğilimler, aslında dine rağmen geliştirilmiş olan sapmalardan ibarettir.

Genel bir çerçeve içerisinde din, her şeyi yaratan ve kontrol eden aşkın bir varlığa, Allah´a inanarak, Ona ibadet etmekten ve insanların kendilerine yönelecekleri ve davranışlarını onlara göre düzenleyecekleri ideallerden, ahlâk prensiplerinden meydana gelir.

Demek ki dinin özünü iman, ibadet, bilgi ve ahlâkî davranış teşkil etmektedir.

İslâm dini en nihayette insanı kutsal saydığı Allah ile ilişkiye sevk etmekte, bu ilişkinin çerçevesini oluşturan inançlar, öğretiler, değer yargıları, davranış kuralları, ibadet biçimlerini göstermektedir. Bu ilkeler bir bütünlük içinde sıkı sıkıya birbirine bağlı bulunmaktadır.

2-Devlet

Siyasî gücün kurumlaşması demek olan devlet, insanlık tarihinin ilk dönemlerinden bu yana her toplum için hayatın vazgeçilmez bir parçası olmuştur.

Devlet hemen hemen bütün topluluklarda benzer fonksiyonlar icra eden bir örgütlenme yapısı olarak görülmektedir.

Sadece siyasî gücün mahiyeti, fonksiyonları, yapılanma biçimleri ve ahlâkî sınırları itibariyle kültürden kültüre, coğrafyadan coğrafyaya paralel olarak farklılık göstermiştir.

Çağdaş anlamıyla devlet, belirli bir ülkede yaşayan insan topluluğunun, egemenlik ve bağımsızlık temelinde oluşturduğu siyasal örgütlenme şeklinde tarif edilmektedir.

Bu tariften de anlaşılacağı üzere, devletin metafizik veya siyasî anlamda bir kutsallığından bahsetmek mümkün değildir.

Devlet, bireylerin doğal insanî ilgi ve ihtiyaçlarını karşılamak için oluşmuştur.

Yaşama, güvenlik, adalet, özgürlük, (bağımsızlık) bu ilgi ve ihtiyaçların en temel ve doğal olanlarıdır.

3-Siyaset 

Siyaset, en yalın anlamıyla: İnsanların devleti yönetme sanatıdır. İnsanlar devletin yönetimine bilgi ve tecrübe birikimlerine paralel olarak geliştirdikleri modellerle talip olurlar ve bunun için bir dizi faaliyetin içine girerler.

Yönetmeye talip oldukları toplumun siyasal, ekonomik ve sosyal sorunlarını nasıl çözüme kavuşturacaklarını halka anlatır ve halktan aldıkları destekle önerdikleri modelleri uygulamaya koyarlar.

Bu modelleri geliştirirken inançları da dahil olmak üzere sahip oldukları bütün değerler birikiminden yararlanırlar.

Ancak nihaî olarak ortaya koydukları siyaset modeli, İnsanî nitelik arz eder, dolayısıyla her türlü beşerî eleştiriye de açık olur.

Siyasette ideolojinin belirleyici rolü bulunmaktadır. İdeolojiler beşerî zihnin ürünü olup, toplumda sosyal bir gruba ait inanışların bütününü ifade ederler. Vasıtalarını tamamıyla keyfî ve indî seçerler.

Din ile ideolojiyi bu anlamda karşılaştırmak bile mümkün değildir.

Siyaset alanında ideolojinin etkisi müsamaha edilebilecek bir hususken, din alanında buna yol vermenin imkanı yoktur.

4-Din-devlet ilişkisi

Kur´an-ı Kerim´de ve Sünnet´te hususî bir devlet örgütlenmesi şekli önerilmemektedir.

Yani Kur´an dünyanın çeşitli coğrafyalarında, değişik zamanlarda yaşayan değişik toplulukların tümü için geçerli bir şekil ortaya koymamaktadır.

Bu, Kur´an´ın genel üslubuna uygun olan bir husustur.

Kur´an´ın en belirgin vasıflarından birisi, fert ve toplum bazında, insan hayatının bütün alanlarını norm, ilke, prensip ve değer yargılarıyla kuşatmasıdır.

Bu itibarla Kur´an ve Sünnet, devletin yöneticileri ile yönetilenleri de kapsayacak tarzda beşerî ilişkilerin genel dînî ve ahlâkî çerçevesine temas etmekle birlikte, devletin idare biçimini, bunun teferruatını tayin etme işini beşeri inisiyatife bırakmıştır.

Şu halde İslâm tarihinde görülen hilafet, saltanat ve cumhuriyet şeklindeki idare tarzlarını, tamamıyla beşeri aklın ürünleri olarak görmek yerinde olacaktır.

Dolayısıyla hepsine de insanlığa sağladığı katkılar paralelinde değer verilmesi gerekmektedir.

5-Din-siyaset ilişkisi

İslâm her şeyden önce dünya dinidir. Çünkü İslâm, dünya hayatında uygulanacaktır. Ahiret hayatı, dinin dünya hayatındaki uygulamasına göre şekillenecektir ve orada din olmayacaktır.

Siyaset de dünya hayatının bir parçası olduğuna göre, onun İslâm´la ilgisinin olacağı açıktır.

Kur´an-ı Kerim siyasî alanı ilgilendiren hususlarda doğrudan bir düzenlemede bulunmamaktadır.

Bunun sebebi ise, siyasî düzenlemeleri, kendi zamanlarının şartlarına göre belirlemek üzere Müslümanlara bırakmış olmasıdır.

Kur´an Müslümanlara hedef göstermiş ve onlardan bu hedefe varması için gerekli düzenlemeyi sürekli olarak yapmalarını (yenilemelerini) istemiştir.

Çünkü siyasî yapı dinamiktir, değişkendir. Zamana ve mekana ve milletlere göre farklılık gösterir. Onu belirli bir şekille sınırlamak mümkün değildir.

Kur´an´ın ihtiva ettiği hayatın tümü ile ilgili prensiplerden, siyasî alanla ilgili olarak bazı esasları çıkarmak mümkündür.

Bu ilkelerden bazılarını şöylece sıralamak mümkündür:

Toplumda esas olan adaletin sağlanmasıdır (Nisa. 58; Sa´d, 26). Siyasî iktidarın niteliği ne olursa olsun, adaletin olmadığı yerde İslâm´dan söz etmek mümkün değildir.

İnsanlar arasında yegane üstünlük ölçüsü ilim ve Allah´a karşı sorumluluk duygusudur. Bu ise, doğrudan bireyi ilgilendirir; bireyle Allah arasındaki bir meseledir. Soy-sop, zenginlik fakirlik, güzellik çirkinlik gibi hususlar, hiçbir şekilde üstünlük ölçüsü olarak alınamaz (Hucurat, 13).

Toplumda siyasî işler, sıfatı ne olursa olsun tek başına hiç kimsenin tekeline bırakılamaz.

Kur´an, Hz. Muhammed´in bile işleri, diğer insanlara danışarak yürütmesini istemiştir (Şura, 38; Al-i İmran, 159).

Bütün işler ehline tevdi edilmelidir (Nisa, 58). Hiçbir şey körü körüne desteklenmemelidir.

6-Dini siyasete alet etmek

Din, insanları en genel anlamıyla dünya ve ahiret saadetine ulaştırmak için gönderilmiş ilâhî kaynaklı prensipler manzumesidir.

Siyaset ise; çoğu zaman ideolojilerin yön verdiği devleti yönetmek üzere insanlar tarafından üretilmiş kurallar sistemidir.

Demek ki, din kutsalı, siyaset ise seküler (dünyevi) alanı temsil etmektedir.

Din, getirdiği ahlâkî ve manevî değerleriyle toplumun bütün kesimini, dolayısıyla siyaset yapanları da doğal olarak etkileyecektir.

Bu çerçevede siyasî alanın dinin etkisinden tamamen arındırılması mümkün değildir.

Bu insan bilincini sunî olarak ikiye bölme teşebbüsü olur ki, bunun gerçekleştirilmesine imkan yoktur.

Dinin siyasete alet edilmesi derken kastedilenin de bu olmadığı açıktır.

“Dinin siyasete alet edilmesi” demek; tamamen beşerî bir faaliyet olarak siyaset icra edilirken, dinin kutsallığından yararlanmak, bu yolla ikna etmek yerine insanları inandırmaya ve teslim olmaya zorlamaktır.

Başka bir deyişle, dini siyasete alet etmek, yüce ve samimi din duygularını siyasî amaçlara ulaşmak için istismar etmek ve kötüye kullanmak; üretilen siyasetin dinin hatırına benimsenmesi ve uygulanmasını talep etmek, aksi takdirde günaha girileceği fikrini insanlara telkin etmektir.

İslâm inancına göre, bir insan yalnızca Yüce Allah ve Hz. Peygamberin ortaya koyduğu gerçeklere, onların hatırı için, itaat etmek mecburiyetindedir.

Bununla birlikte Kur´an yine de sunduğu ilâhî gerçeklerin illetlerini ve hikmetlerini bildirerek insanları ikna etmeyi hedeflemiştir.

Kur´an körü körüne inanmayı yermektedir. Hz. Peygamber de ashabından, sadece din ile ilgili bir hüküm verdiğinde kendisine itaat etmelerini; beşer sıfatıyla yaptıkları veya söylediklerini kabul etmek mecburiyetinde olmadıklarını kendilerine defaatla söylemiştir (Buhârî, Hars, 15).

Kur´an´ın ve Hz. Peygamberin tavrı bu şekilde ortada iken, hiç kimsenin kendi fikrini veya siyasetini başkalarına dayatmaya, bunun için dinsel gerekçeler üretmeye hak ve salâhiyeti olmasa gerektir.

Bu insanları kolay yönetme alışkanlığının bir sonucudur. İnsanları ikna etmek entelektüel gayret istediğinden, siyasetçilerin bir kısmı, kolay yolu tercih ederek insanları iknaya değil teslimiyete davet etmektedirler.

Unutulmamalıdır ki, dinin koyucusu Yüce Allah´tır, tebliğcisi ise Hz. Peygamberdir. Bunun haricinde din adına kutsallıklar üretmeye kimsenin hakkı bulunmamaktadır.

Dinin siyasete alet edilmesinin en mahzurlu ve tehlikeli sonuçlarından birisi de, bu süreç sonunda dinin, bütün hayata onlarla bakılan ve mutlak doğrular olarak kabul edilen ideolojiler haline dönüştürülmesidir.

Başka bir ifadeyle özü iman, ibadet, bilgi ve ahlâktan ibaret olan bir dinin, ideolojik söylemlere büründürülmesidir.

Bundan en büyük zararı o dine karşı olan düşünceler değil, dinin bizzat kendisi ve mensupları görür.

Tarihî tecrübemiz bunu göstermektedir. Dinin siyasî ideoloji gibi algılanması, politize edilmesi, siyasî taleplerin din adına ileri sürülmesi, İslâm toplumlarında her zaman kanlı ihtilaflara varan kargaşa ve huzursuzluklara neden olmuştur. 14 asırlık Müslümanların tarihi bunun sayısız örnekleri ile doludur.

Halbuki dinin istismarı tarih boyunca kimseye hayır getirmemiştir.

Bu noktada şu tespit ne kadar yerindedir: “Dinler kendi mensuplarının ihtilaflarından, özellikle din-siyaset bağlamında ortaya çıkmasına sebep oldukları ihtilaflardan çektikleri kadar, kendi muhaliflerinden çekmemişlerdir.” (Bkz. Prof. Dr. Mehmet S. Aydın, Türkiye´de Din ve Modernleşme İlişkisi Üzerine).

Kaynak:

D.İ.B, Din-Devlet Din-Siyaset ilişkisi, (Harun ÖZDEMİRCİ, Yaşar ÇOLAK), Ankara, 2001.








Kaynak: Ocak Medya

Anahtar Kelimeler: Devlet Siyaset İlişkisi
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Terör ve duygu dünyâmız…
Terör ve duygu dünyâmız…
Süleyman Seyfi ÖĞÜN
Nerede bir duman çıksa, orada Muselman yanir
Nerede bir duman çıksa, orada Muselman yanir
Dr. Bekir TANK
Müslümanların uçurumu
Müslümanların uçurumu
Ali Haydar HAKSAL
16587 kilometre uzakta değil
16587 kilometre uzakta değil
Yıldıray Oğur, Yen Zelanda´da yapılan katliam üzerinden oluşan ve oluşturulan karşı nefreti, provoke edici bir dili ve bu olayın meydanlarda seçim malzemesi yapılmasına yönelik eleştirilerinin dile getiriyor.
Beka Mücadelesi: Çanakkale Zaferi
Beka Mücadelesi: Çanakkale Zaferi
Mehmet GÜNDOĞDU(*)
Apolitik Seçmene Dair (2): AKP ve Yandaş Medyanın Telaş Tablosu
Apolitik Seçmene Dair (2): AKP ve Yandaş Medyanın Telaş Tablosu
Veysi DÜNDAR
Şer´iye ve Evkaf Nezaretinden Diyanet´e din hizmetleri
Şer´iye ve Evkaf Nezaretinden Diyanet´e din hizmetleri
Şer´iye ve Evkaf Nezareti lağvedildikten sonra din hizmetleri bir türlü yörüngesine oturmadı. İHL´ler açıldı sonra kapandı tekrar açıldı. Bir zamanlar Diyanet İşleri Başkanlığı Evkaf Umum Müdürlüğüne bağlı idi, sonra tekrar ayrıldı. Tarikat ve cemaatlerle diyanet kurumu arasında büyük gedikler açıldı.
Hoş geldin devletçilik, hoş geldin keynes
Hoş geldin devletçilik, hoş geldin keynes
Ekonominin kriz yaşadığı bu yapıya çözüm getiren, işsizliği azaltmak için devletin kamu harcamalarıyla bunu aşabileceği fikri Keynesyen teori olarak adlandırılmaktadır.Gerçekten de kamunun bir aktör olarak rol aldığı bu fikir krizin aşılmasında itici güç olmuştur.
Emperyalizmin Lejyonerleri
Emperyalizmin Lejyonerleri
Milat Gazetesi yazarı Cenap Şirin Yeni Zelanda´da yapılan cami katliamına yönelik batıcı kesim içerisinde, İslam´ı savnmak, olan biten karşısında Müslümanca tavır sahibi olmanın yerine, sinikliği, özür dilemeciliği, ve kendi tiynetleri gereği temeli kültürel sömürgeciliik üzerinden devrişilmelerinden kaynaklanan durumlardan dolayı, İslam´a ve Müslümanlara karşıt ve düşman olan içteki zavallıların acınacak durumuna işaret etmekte...
İbrahim Halil Er yazdı: "Teröristin bahsettiği "Şipka Geçidi" olayı nedir?"
İbrahim Halil Er yazdı: "Teröristin bahsettiği "Şipka Geçidi" olayı nedir?"
Yeni Zelanda katilinin silahının üzerinde Şipka Geçidi ismi yazılıydı. Şipka Geçidi olayı tarihimizde birçok tarihçinin bile bilmediği çok detay ve ayrıntılı bir tarihi olaydır. Bizim bilmediğimiz ve hatta unuttuğumuz, unutturulduğumuz ve unutmaya terk edildiğimiz bu olayı dünyanın öbür ucundaki katil biliyordu ve bu ne demek oluyordu?
İsmet Özel için ölüm bir “yıkılma” anı mıdır?
İsmet Özel için ölüm bir “yıkılma” anı mıdır?
İsmet Bey, hiçbir zaman ölümü modern insan gibi bir “yıkılma” anı olarak görmedi. Çünkü “Waldo Sen Neden Burada Değilsin” isimli kitabında dediği gibi haksızlıklara razı olmadığından dolayı kendisini bir “boşunalık duygusu”na hiçbir zaman kaptırmadı ve “ölüm”ü kaçınılması gereken bir durum olarak telakki etmedi
Haç-Hilal savaşı mı?
Haç-Hilal savaşı mı?
Taha AKYOL; Bir arada yaşama kültürü
Avrupa´nın kara delikleri
Avrupa´nın kara delikleri
Ayşe BÖHÜRLER-
Dünyanın en huzurlu ülkesinde dışa vuran nefret
Dünyanın en huzurlu ülkesinde dışa vuran nefret
Yasin AKTAY
Yahudi sorununu doğru anlamak(*)
Yahudi sorununu doğru anlamak(*)
Karar Gazetesi´nden İbrahim Kiras´ın Yahudi sorununa yönelik analiz yazısı..