Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Mehmet BEYHAN
Mehmet BEYHAN
Soçi Zirvesi´ne karşı Varşova Konferansı
Aziz DARICI
Aziz DARICI
Düşünceye İffet ve Hayâ Gerek /1
Şakir KURTULMUŞ
Şakir KURTULMUŞ
Yeni Devir Kültür Edebiyat Sayfaları Arasında…
Necip CENGİL
Necip CENGİL
Eleştiriyi İhanet Olarak Görmek
Ramazan DEVECİ
Ramazan DEVECİ
İmam Humeyni Düşüncesinde ve İslam Devrimi´nin 40 Yıllık Sürecinde İslami Vahdet
Ramazan Keskin
Ramazan Keskin
SALÂT-NAMAZ (1-5)
Ali BULAÇ
Ali BULAÇ
Abdülkerim Süruş ve Kelam-ı Muhammed
Prof. Dr. Bilal SAMBUR
Prof. Dr. Bilal SAMBUR
İran Devrimi´nin kırkıncı yıldönümü
Turan YAMAN
Turan YAMAN
Muhammed Tayyip Okiç: Hocaların Hocası
Ömer Naci YILMAZ
Ömer Naci YILMAZ
Domates biber patlıcanla gelen kuyruk acısı
Seyit Ahmet UZUN
Seyit Ahmet UZUN
Eşekleşme ve Ailede Sorun
Ramazan KAYAN
Ramazan KAYAN
Filistin´de Kız İstemek
Abdulbaki ÇAĞATAY
Abdulbaki ÇAĞATAY
Enbiya Yurdu Kudüs, Müslümanların 3000 Yıllık Başkentidir İşte Delili!
Bülent ACUN
Bülent ACUN
Üsküdar Kitap Fuarı´ndan
Mustafa GÜL
Mustafa GÜL
Hiçbir Nebi, Bir Dakika Sonrayı Bilemez
Enes TARIM
Enes TARIM
İnsan Hakları ve Din
Bayram YILMAZ
Bayram YILMAZ
Çiçero “Bir gün bir Türk…”
Abdülhamit KAHRAMAN
Abdülhamit KAHRAMAN
Eleştiri Bir Nimettir
F. Yılmaz ALTUNÖZ
F. Yılmaz ALTUNÖZ
Önceliklerimiz
Mustafa AYGÜN
Mustafa AYGÜN
Değerler Eğitimi İle “Değerli” Nesiller Yetiştirilebilir mi?
Nejdet DEMİREL
Nejdet DEMİREL
Filipin Moro Müslümanları ve Gözden Kaçanlar
Sait ALİOĞLU
Sait ALİOĞLU
Irkçılık ve Ulusalcılık…
Yusuf YAVUZYILMAZ
Yusuf YAVUZYILMAZ
İslam´ın Sol Yorumu Olabilir mi? -Hasan Hanefi ve Nurettin Topçu Örneği-1
Nevzat KAYA
Nevzat KAYA
Furkan Cemaati Provokasyonu!
Mehmet AKTAŞ
Mehmet AKTAŞ
Ben İnsanım!..
Cüneyt TORAMAN
Cüneyt TORAMAN
17/25 Aralık Kumpası!
Nuri YILMAZ
Nuri YILMAZ
Belediye Seçimlerinden Ne Kadar Ümitli Olalım?
Hasan POSTACI
Hasan POSTACI
Bir İktidar Alanı Olarak Yerel Yönetimler
İbrahim GEZER
İbrahim GEZER
Gideceği Yeri Bilmeyen Kaptanlar Diyarı…
Selvigül ŞAHİN
Selvigül ŞAHİN
Malatya´nın Gençlerinin Yüreklerinden Akan Mektuplar
Ferhat Özbadem
Ferhat Özbadem
Beyni-Tezkiretü´ş-şu`ar
Mustafa DOĞU
Mustafa DOĞU
Şemşamer Mezhepliler!
Hasan ŞEREFOĞLU
Hasan ŞEREFOĞLU
Şiddet Sarmalında İstikamet Kaybetmek
Davut GÜLER
Davut GÜLER
Trump´ın Suriye´den Çekilme Kararı ve Muhtemel Gelişmeler
 Dr. Ali YALÇIN
Dr. Ali YALÇIN
Müslümanlar Açısından Yüzün Yeniden İnşası
Cafer AKDENİZ
Cafer AKDENİZ
Darbe ve Direniş
Ziya GÜNDÜZ
Ziya GÜNDÜZ
Büyük Yürüyüşler Okumakla Başlar!
Necla Arpa GÜLAÇAR
Necla Arpa GÜLAÇAR
İnsan ve Hürriyet
Dr. Necmettin Acar
Dr. Necmettin Acar
Suudi Rejimini Bekleyen Asıl Tehlike Taht Kavgaları
Esat HOCALAR
Esat HOCALAR
Manzarayı Umumiye
Muhammet YETİŞ
Muhammet YETİŞ
Gençliğin Gidişatı ve Furkan Doğan Örnekliği
Ümit AKTAŞ
Ümit AKTAŞ
“Diriliş Pastası”
Muhittin BAĞCI
Muhittin BAĞCI
Uyanış
Celal TAHİR
Celal TAHİR
Ehliyet, Liyakat ve Sadakat
Mustafa Sefa ÇAKIR
Mustafa Sefa ÇAKIR
Ey Aziz Öğretmen!
Yakup GÜLER
Yakup GÜLER
Darbelerle Gelişen Türkiye!
Nusret AYDEMİR
Nusret AYDEMİR
EĞİTİM SERENCAMIMIZ!
Serdar ÇALIŞ
Serdar ÇALIŞ
ZAM.....
Zeynep HAŞEMİ
Zeynep HAŞEMİ
İyilik Meşalesi
Mesut AYDIN
Mesut AYDIN
Bir Eğitim Ayı Ramazan (HUTBE)
Nezir ERGENÇ
Nezir ERGENÇ
İnsan Hayvanla mı Yoksa Tanrıyla mı Kıyaslanmalı?
Mehmet DEVECİ
Mehmet DEVECİ
Umre Ziyaretimizden Notlar/3
Nusret AYDEMİR
Nusret AYDEMİR
Yürüyüş (İstikamet)
Mehmet M. GÜLAÇAR
Mehmet M. GÜLAÇAR
BAŞIMIZDA KULAK İSTİYORUZ
Hacı TÜRKAN
Hacı TÜRKAN
Erdoğan Semboldür
Fedakar KIZMAZ
Fedakar KIZMAZ
Raşel, Sen İnsanı Dinden İmandan Edersin!..
Fehmi DEMİRBAĞ
Fehmi DEMİRBAĞ
Ayla Seni Seviyorum
Dr. Yunus ÇOLAKOĞLU
Dr. Yunus ÇOLAKOĞLU
İslam Dünyasında Şiddet ve Mikro Nüfuz Alanları
Mehmet ŞEREFOĞLU
Mehmet ŞEREFOĞLU
Bir Taşeronun Rüyası Olan Kadro
Esan GÜL
Esan GÜL
Çocuklarımız ve Adalet
Aslan DEĞİRMENCİ
Aslan DEĞİRMENCİ
Selahaddin Eyyubi´siz Ortadoğu Arayışı
Said Alioğlu
Said Alioğlu
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
İstanbul için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:34 08:20 13:17 15:37 17:55 19:29
Her evin kapısı vardır. Kabirin ki ayak tarafındandır.

Hz. Muhammed
DOLAR
5.2964
EURO
6.0072
Devlet tezgâhın arkasına geçtiğinde...
Yıldıray Oğur
Tarih: 11.2.2019 09:09:10

“Mücadeleyi kazandık diyen Vali´ye esnaf hala meydan okuyor. Manav ve kabzımallara göre karaborsayı bizzat belediye yaratıyor. Vali ise ‘Suyu bulandırmak istiyorlar fakat yakında aldığımız tedbirler semeresini verecektir´ dedi.”

Bu aralar karşımıza çıktı çıkacak gibi duran haber bundan 64 yıl önceki gazetelerden.

1955 yılında Türkiye yine hayat pahalılığını, el yakan meyve, sebze, et fiyatlarını konuşuyordu. Ve bir de buna çare olarak İstanbul´da açılan tanzim satış mağazalarını. 

İstanbul´un Valisi ve Belediye Başkanı olan Fahrettin Kerim Gökay´ın açtırdığı tanzim satış mağazalarında yok yoktu. Temel yiyecek maddeleri, meyveler, sebzeler hatta biriket ve kömür bile satılıyordu. 

Gazeteler o gün Mısır Çarşısı´nda tanzim satış mağazasına ucuz karpuz geldiğini duyuruyor, Fatih´teki mağazada bir kuzunun nasıl kapışıldığının fotoğraflı haberleri yapılıyordu.

Ama esnafı, kabzımalı bir hayli kızdıran mağazalardaki ürünler kimseye yetmiyor, anında tükeniyor, yetersiz arz piyasadaki fiyatları da düşüremiyordu. 

Ama uzun yıllar adı domatesle birlikte anılma pahasına Vali Gökay zabıtayla, polis copuyla fiyatları düşürmekte kararlıydı. Bu ısrar ise daha ciddi bir soruna neden olmuştu: Karaborsaya.

Resmi olmayan bu narh uygulaması yüzünden elindeki ürünü zarar ettiği fiyata satmak istemeyen esnaf, ürünlerini tezgaha çıkarmıyor, her ürün müşterisini karaborsada buluyordu. 

Peki nasıl olmuştu da 1950´den beri liberal bir ekonomik programı uygulayan Demokrat Parti iktidarının beşinci yılında devlet çarşıda tezgah açıp domates satmak zorunda kalmıştı?  

Üstelik ülke 1950´dan 1954´e kadar sırasıyla yüzde 9,4, yüzde 12,8, yüzde 11.9, yüzde 11,2 oranlarında da büyümüşken... 

Savaş sonrası ABD´nin bütün Avrupa´ya gönderdiği Marshall Yardımları ile tarımda rekorlar kırılmış, ülkenin her yerinde yol, baraj, liman inşaatları başlamış, yıkılıp yeniden inşa edilen şehirler şantiyeye dönmüştü.

Aslında tam da sebep buydu. Demokrasiye geçmiş taze bir iktidara açılan krediler, Marshall yardımları hızlı bir büyüme ve plansız harcamalarla tüketilmiş, hazinenin ödemeler dengesi bozulmuş, dış ticaret açığı büyümüştü. 

Enflasyon yüzde 4.9´dan yüzde 9´a fırlamış, dolar fiyatı karaborsada iki katından (5,6 TL) işlem görmeye başlamıştı. 1953 yılından itibaren rakamlar bir krizin habercisiydi.

Hükümeti yaklaşmakta olan yüksek enflasyon ve devalüasyon için uyaranlardan biri de 1953´de bir rapor yazması için ülkeye davet edilen Harvard Üniversitesi´nin ünlü ekonomi profesörlerinden Hollis Chenery´di. Amerikan yardım kuruluşu USAİD´in başkan yardımcısı da olan Chenery yazdığı raporda planlı ekonomiye geçilmesini tavsiye ediyor ve “paraları sanayi yatırımlarına değil, tarıma harcayın” diyordu. Ama rapor hükümet için fazla “Sovyetik” bulunmuş, çekmeceye kaldırılmıştı. 

Ama artan masrafları karşılamak için ülkenin acilen dış krediye ihtiyacı vardı. 1954´de büyüme oranı birden -3´e düşen, enflasyonu yüzde 9´a fırlayan bir ülke kredi verecekler için çok cazip değildi. Yine de Dünya Bankası Türkiye´ye kredi vermekte istekli olunca Cumhurbaşkanı Celal Bayar, görüşmeler için 1954´de ABD´ye gitti. 

Bankanın önüne devasa yatırım projeleri için yüksek bir rakam konmuştu. Rakamı yüksek bulan Dünya Bankası başkan yardımcısı görüşme sırasında İngilizce olarak “But this is beyond Turkey´s credit worthiness” demiş, fakat başkan yardımcısının rakamın Türkiye´ye açılabilecek kredi limitini aşan bir miktar olduğunu söylemeye çalışırken kullandığı teknik terimi, çevirmen “Ama Türkiye´nin itibarı yok ki” diye çevirince Bayar küpleri binmişti. Derhal yanındakilere bir talimat verdi ve Dünya Bankası´nın Türkiye temsilcisi “persona non grata” yani istenmeyen adam ilan edilmişti.

Bir çeviri hatası yüzünden bir gecede istenmeyen adam ilan edilen Dünya Bankası Türkiye temsilcisi Piet Lieftinck

de sıradan bir isim değildi.

Hollanda ekonomisini savaşın sonunda ayağa kaldıran Maliye Bakanı´ydı. Türkiye´den kovulduktan sonra Dünya Bankası´nda uzun yıllar yöneticilik yapmış, bu muamele yüzünden en yakın kredi kaynağı olan Dünya Bankası´nın kapıları DP iktidarına kapanmıştı.

Sovyetlerden de istenen kredi bulunamadı. Ekonominin toparlanması için danışmanlık almak üzere ülkeye davet edilen ekonomistler hep aynı tavsiyelerde bulunuyordu: Kalkınma planları yapın, harcamaları azaltın, bütçe dengelerini koruyun, ekonomiyi ehil insanlarla rasyonel yönetin.

O raporlardan birini yazan yine Hollanda´nın savaştaki açlık yıllarından bir tarım devi haline gelmesini sağlayan planlamaları yapan isimlerden, ilk Nobel ekonomi ödülünü almış Prof. Tinbergen´di. 

Ama popülizm, seçimleri kaybetme endişesi, ehliyet yerine sadakatle belirlenmiş kadrolar, radikal adımların atılmasını engellemiş, enflasyon yükselmeye, bütçe açığı büyümeye devam etmişti. Döviz eksikliği yüzünden ithal ürünlere yasaklar getirilmeye başlanmıştı. 

İşte ekonomide yapısal çözümler yerine, halkın tepkisini azaltacak geçici çözümlerden biriydi tanzim satış mağazaları... 

Ama mağazalar da derde çare olmadı. Bir yıl sonra, yerlerini İsviçreli ortağıyla perakende sektörüne giren Koç´un Migroslar aldı. Hükümet bu kez perakende şirketleriyle toplantılar yaparak fiyatları kontrol etmeye çalıştı ama yine olmadı. Piyasa sonunda kendi fiyatını buluyor ya da karaborsa ortaya çıkıyordu. 

Geriye iki seçenek kalmıştı ya IMF´yle anlaşılıp ve acı reçete içilecek ya da serbest piyasadan daha büyük geri adımlar atılacaktı. Yaklaşan seçimler öncesi ikincisi seçildi. 1956 yılında Milli Koruma Kanunu çıkarıldı. IMF Türkiye´ye kredi vermekten vazgeçti.

Devlet tabir caizse sopayla piyasaya daldı. Memurlar yollarda kamyonları durduruyor, depolar basılıyor, fiyatları yükselttiği iddia edilen fırsatçılardan her gün bir ikisi tutuklanıyordu. Ekonomik kriz devlet eliyle sosyal bir krize dönmüştü. Dolar 5,6 TL´den 9 TL´ye yükseldi. Kıtlık, karaborsa baş gösterince 1958 yılında nihayet devalüasyon ve acı reçeteli bir istikrar programı geldi. 1961 yılında ise ilk IMF anlaşması.

Türkiye tanzim satış mağazaları adını daha sonraki yıllarda da ekonominin içine girdiği benzer kriz dönemlerinde duydu.

1960´dan sonra darbecilerin çıkardığı belediye yasası ile belediyelere verilen “halkın tüketimi ve sağlığını koruyucu hallerde tüketimi düzenleme satışı” yapma yetkisini yıllar sonra 1974 yılında İzmir´in CHP´li “halkçı” başkanı İhsan Alyanak kullandı. Belediye açtığı TANSA mağazalarıyla halka ucuz gıda ürünleri satmaya başladı.

Hikaye yine benzerdi. 1965-69 arası parlak bir ekonomik büyüme dönemi yaşanmış ama ardından 1970´de ülke tekrar devalüasyona gitmiş, ardından iyi görünen rakamların arkasında yine kısa vadeli dış borçlar ve eldeki rezervlerle günü kurtarma politikaların sonu yükselen enflasyona çıkmıştı. İzmir´deki tanzim satış mağazaları böyle bir krize çare olsun diye ortaya çıkmıştı. Ama yerel bir sosyal belediyecilik deneyimi dışında fiyatları düşürmekte yine başarısız oldu.

Bir merkezi hükümet uygulaması olarak tanzim satış mağazaları ise 1978´de patlak veren kriz sırasında açıldı. Yine irrasyonel ve popülist ekonomi politikaları, gerekli adımları atmaya çekinen Başbakanlarla yüzde 50´leri geçen enflasyona karşı Ecevit iktidarı ve CHP´li belediyeler çare olarak tanzim satış mağazaları açtılar. Ama sonuç değişmedi. 1980´de enflasyon yüzde 115´lara kadar çıktı, Karaborsa ve kuyruklar aldı başını gitti. 

Sürekli kaçılan acı reçete de 24 Ocak 1980 kararlarıyla içildi. 

İstanbul´daki belediye tanzim satış mağazaları 1984 yılında artık fiyatları düşürmede bir etkisi olmadığı, ticari işletmelere döndükleri, mağazaların borçlarını belediyelere ve çalışanlarına  ödeyemediği gibi gerekçelerle ANAP´lı belediye başkanı Bedrettin Dalan tarafından kapatıldı. 

İzmir´de daha başarılı bir örnek olan TANSA´yı ANAP´lı başkan Burhan Özfatura önce kapatmaya yanaşmadı. Daha sonra TANSA hisseleri borsada halka açıldı. Ardından TANSAŞ adıyla şirketleşti, kuruluş amacından uzaklaşmış bir market zincirine dönüştü. 1999´un sonunda da özelleştirildi. 

Ve yıllar sonra, tanzim satış mağazaları bugün geri dönüyor. 

Aslında hikaye yine benzer. 

Ekonomide alınan ve alınmayan büyük kararların sonucu olan enflasyonun, devletin sopasıyla, esnafı, kabzımalı, marketleri denetleyip, korkutarak, ay sonu enflasyon sepetini tanzim satış mağazaları fiyatlarıyla doldurarak düşürülemeyeceğini sadece iyi ekonomistler değil, yakın tarihteki tecrübelerimiz, dünyadaki benzer denemeler de söylüyor. 

Ayrıca bu tecrübeler gösteriyor ki, devletin piyasaya doğrudan müdahalesi fiyatları düşürmediği gibi, müdahalenin kapsamı ölçüsünde içeride dışarıda panik havasını ve ekonomiye güvensizliği artırdı, karaborsa ve mal yokluğu gibi daha ciddi krizleri tetikledi.

16 yıl boyunca serbest piyasa ekonomisiyle ülkeyi yönetmiş bir iktidar döneminde, 2019 yılında devlet önlüğünü giyip tezgahın arkasına geçiyor bugün. Ne diyelim, hayırlı işler, bol kazançlar...








Kaynak: Karar

Anahtar Kelimeler: Devlet tezg arkasına geçtiğinde
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Sütçü İmam şimdi öldü
Sütçü İmam şimdi öldü
Öcak Medya yazarı Ali Ağcakulu, “Sütçü İmam şimdi öldü” başlıklın yazısında, 28 Şubat´larda mağdur olan, bundan dolayı yaşadığı mağduriyet üzerinden kendisi için ‘sürekli´ bir meşruiyet arayışı içerisinde olan, ama geldikleri noktada iktidar olunca da, birçok İslami, dolayısıyla da insani değeri hiçe sayıp mağduriyetlere yol açan ‘muktedirler´ üzerinden Sütçü imam´a, onun Müslüman kadının kimliği adına vermiş olduğu ‘değerli´ mücadeleye atıf yapmakta ve hemen hemen aynı konularda mağdur olan o günün mağduru, bugünün ise muktedirlerinin el´an yapıp ettiği zulmü ifşa etmekte…
Devrimin sekizinci yıl dönümünde Libya ve eski rejimin hayaletleri
Devrimin sekizinci yıl dönümünde Libya ve eski rejimin hayaletleri
Libya´da 42 yıllık Kaddafi rejimini sona erdiren 17 Şubat devriminin sekizinci yıl dönümünde eski rejimin hayaletleri ile boğuşan ülkede hala demokratik ve istikrarlı bir düzen inşa edilebilmiş değil.
Suriye petrolü YPG/PKK terörünü finanse ediyor
Suriye petrolü YPG/PKK terörünü finanse ediyor
Suriye´nin sahip olduğu petrol ve doğalgaz sahalarının büyük çoğunluğu, mevcut durumda, PKK´nın Suriye yapılanması olan YPG güçlerinin kontrolü altında.
Kutsalın meyveleri akıl ve erdem
Kutsalın meyveleri akıl ve erdem
Bayram Ali ÇETİNKAYA
Muhalefet medyanın hedefi, ama seçimde kendisinin de sınandığının farkında mı medya?
Muhalefet medyanın hedefi, ama seçimde kendisinin de sınandığının farkında mı medya?
Fehmi Koru yazdı: Muhalefet medyanın hedefi, ama seçimde kendisinin de sınandığının farkında mı medya?”
Bu tanzim çiftçiyi bitirir
Bu tanzim çiftçiyi bitirir
İbrahim Kahveci
İslam Devrimin 40. Yıldönümü İstanbul´da Bir Sempozyum İle Anıldı..
İslam Devrimin 40. Yıldönümü İstanbul´da Bir Sempozyum İle Anıldı..
İstanbul´da İslam devrimin 40. Yıldönümü anısına Fındıkzade Zübeyde Hanım Kültür merkezinde İslam devrimin 40. Yıl sempozyumu düzenlendi..
Zenginliğin Huzur Getirmediği Ülke: VENEZUELA
Zenginliğin Huzur Getirmediği Ülke: VENEZUELA
Dış politika üzerine yazı çalışmaları bulunan yazarımız Engin Dinç´in Özgün irade Dergisi Şubat 2019 dönemi 178. Sayısında yayımlanan “Zenginliğin Huzur Getirmediği Ülke: VENEZUELA ” başlıklı, konu ile ilgili analiz yazısı…
Nijerya´da seçim belirsizliği
Nijerya´da seçim belirsizliği
Nijerya´da cumartesi günü yapılması planlanan başkanlık seçimlerinin oy kullanma işlemine saatler kala 23 Şubat´a ertelenmesi siyasi kesimler ve toplum nezdinde infiale yol açarken, seçimlerin güvenliğine ilişkin tartışmalar da devam ediyor.
Fransa´nın ´sarı yelekliler´ çıkmazı
Fransa´nın ´sarı yelekliler´ çıkmazı
Akaryakıt zamlarına tepki olarak başlayan ve zamanla Cumhurbaşkanı Macron yönetimine karşıtlığa dönüşen sarı yeleklilerin gösterileri üçüncü ayını doldururken, eylemler Fransa´yı çıkmaza soktu.
Suudi Arabistan-Pakistan ilişkilerinin geleceği
Suudi Arabistan-Pakistan ilişkilerinin geleceği
Birkaç gün önce Birleşik Arap Emirlikleri, bugün ise Suudi Arabistan veliaht prensinin İslamabad´ı ziyaret etmesi ve karşılıklı anlaşmaların imzalanması, “Pakistan BAE-Suudi Arabistan eksenine mi kayıyor” sorusunu akıllara getiriyor.
Faizli uygulamalar ve faizsiz sistem arayışları…
Faizli uygulamalar ve faizsiz sistem arayışları…
Reşat Nuri Erol
BM´ye göre Musul Türkiye toprağı
BM´ye göre Musul Türkiye toprağı
Mustafa Kaya
Şehir ve Kültür
Şehir ve Kültür
Mehmet Biten
Doğu Türkistanlılar sahipsizliğe mahkûm mudur?
Doğu Türkistanlılar sahipsizliğe mahkûm mudur?
İsmail Küçükkılınç