Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Nevzat KAYA
Nevzat KAYA
Alparslan Kuytul Gerçeği
Nejdet DEMİREL
Nejdet DEMİREL
Ak Parti Bir Nimet mi Yoksa Külfet mi?
Prof. Dr. Bilal SAMBUR
Prof. Dr. Bilal SAMBUR
Stratejik Bir Cinayet Olarak Kaşıkçı Olayı
Ramazan KAYAN
Ramazan KAYAN
´Kıyamet Kopsa da´
Bülent ACUN
Bülent ACUN
Ben Maraş´ı Böyle Gördüm
Mehmet BEYHAN
Mehmet BEYHAN
ABD Eski Bakışla Yeni Türkiye´yi Anlayabilir mi?
Necip CENGİL
Necip CENGİL
Fayda Üretmek İstiyorsak
Yusuf YAVUZYILMAZ
Yusuf YAVUZYILMAZ
İslamcılık, Muhafazakar Dindarlık Ve İktidar Üzerine Yeni Notlar
Ali BULAÇ
Ali BULAÇ
Fakihlerin Ta´ziri ve Ölüm Cezası
Mehmet AKTAŞ
Mehmet AKTAŞ
Pazar Tahtası...
Aziz DARICI
Aziz DARICI
Ben Kimim?
Sait ALİOĞLU
Sait ALİOĞLU
Sol, Muhafazakar İktidar Döneminde Eğitim Müfredatında…
Ramazan DEVECİ
Ramazan DEVECİ
Günümüzün Kerbela´sı Yemen´in Serencamı ve Ümmetin Duyarsızlığı…
Ömer Naci YILMAZ
Ömer Naci YILMAZ
Sen Hangi Millettensin?
Davut GÜLER
Davut GÜLER
Adalet, Mizan ve Kitap Dengesi
Mustafa DOĞU
Mustafa DOĞU
Hangi Kriz?
Hasan POSTACI
Hasan POSTACI
Kriz Zamanlarında Medya
Ümit AKTAŞ
Ümit AKTAŞ
Tarihsel Krizler ve Kritik
Seyit Ahmet UZUN
Seyit Ahmet UZUN
Şeytanın Kucağındaki Müslüman
Şakir KURTULMUŞ
Şakir KURTULMUŞ
Düş ve Bayram
 Dr. Ali YALÇIN
Dr. Ali YALÇIN
Kendini Allah´ın Dininde Hissetmek
Ziya GÜNDÜZ
Ziya GÜNDÜZ
Dr. Ayhan Vergili: Hilmi Ziya Ülken Önemli Bir Sosyolog, Felsefeci ve Fikir Adamıdır!
F. Yılmaz ALTUNÖZ
F. Yılmaz ALTUNÖZ
Müdahaleler Günü; Aşura
Mustafa AYGÜN
Mustafa AYGÜN
Eğitimden Tasarruf olur Mu?
Abdülhamit KAHRAMAN
Abdülhamit KAHRAMAN
HİCRET NEDİR, NASIL HİCRET EDİLİR?
Nusret AYDEMİR
Nusret AYDEMİR
EĞİTİM SERENCAMIMIZ!
Serdar ÇALIŞ
Serdar ÇALIŞ
ZAM.....
Mustafa GÜL
Mustafa GÜL
MÜSLÜMANLAR ‘KADER´E İNANIYOR MU?
Ferhat Özbadem
Ferhat Özbadem
Allah´ım Beni İmandan Kur´an´dan ve Romandan Mahrum Eyleme (2)
Cafer AKDENİZ
Cafer AKDENİZ
Amerikan Demokrasisi
Zeynep HAŞEMİ
Zeynep HAŞEMİ
İyilik Meşalesi
Enes TARIM
Enes TARIM
Yezid´den Bugüne Ortodoks İslam
Mesut AYDIN
Mesut AYDIN
Bir Eğitim Ayı Ramazan (HUTBE)
Necla Arpa GÜLAÇAR
Necla Arpa GÜLAÇAR
Yola Çıkan Gençlere Yol Verin (Bir gencin hikayesi)
Nezir ERGENÇ
Nezir ERGENÇ
İnsan Hayvanla mı Yoksa Tanrıyla mı Kıyaslanmalı?
Yakup GÜLER
Yakup GÜLER
İşba Noktasına mı Ulaştık Yoksa?
Abdulbaki ÇAĞATAY
Abdulbaki ÇAĞATAY
Son Zamanlarda İslami Camialara Yapılan Saldırıların Arka Planı
Mehmet DEVECİ
Mehmet DEVECİ
Umre Ziyaretimizden Notlar/3
Mehmet M. GÜLAÇAR
Mehmet M. GÜLAÇAR
BAŞIMIZDA KULAK İSTİYORUZ
Hacı TÜRKAN
Hacı TÜRKAN
Erdoğan Semboldür
Fedakar KIZMAZ
Fedakar KIZMAZ
Raşel, Sen İnsanı Dinden İmandan Edersin!..
Selvigül ŞAHİN
Selvigül ŞAHİN
İnsanlığın Başkenti Kudüs
Fehmi DEMİRBAĞ
Fehmi DEMİRBAĞ
Ayla Seni Seviyorum
Dr. Yunus ÇOLAKOĞLU
Dr. Yunus ÇOLAKOĞLU
İslam Dünyasında Şiddet ve Mikro Nüfuz Alanları
Mehmet ŞEREFOĞLU
Mehmet ŞEREFOĞLU
Bir Taşeronun Rüyası Olan Kadro
Esan GÜL
Esan GÜL
Çocuklarımız ve Adalet
İbrahim GEZER
İbrahim GEZER
Vicdanımız Kanıyor!
Aslan DEĞİRMENCİ
Aslan DEĞİRMENCİ
Selahaddin Eyyubi´siz Ortadoğu Arayışı
İstanbul Hava Durumu
Bugün
Sağanak
19°
15°
Pazar
Sağanak
18°
14°
Pazartesi
Parçalı bulutlu
19°
13°
Salı
Bulutlu
18°
14°
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
İstanbul için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:34 08:20 13:17 15:37 17:55 19:29
Taş avı öldürmez ve düşmanı helak etmez, ancak göz çıkarır ve diş kırar.

Hz. Muhammed
DOLAR
5.6134
EURO
6.4316
BU GÖÇ AMERİKA´DA OLSA BİN FİLM ÇEKİLİRDİ
Yönetmen Andaç Hazenderoğlu´nun, Türkiye´deki mültecileri anlatan Misafir filmi vizyona girdi. Göç filmlerinin fazla olmadığına dikkat çeken yönetmen, “Düşünsenize en büyük göç yaşanıyor toplasanız on tane film yapılıyor. Bu göç Amerika´da ya da Avrupa´da olsaydı şimdi binlerce film yapılmıştı.” diyor.
Tarih: 16.9.2018 23:17:04

16 09. 2018 Pazar

Andaç Haznedaroğlu´nun yazıp yönettiği “Misafir” gösterime girdi. Film, Suriye´deki savaşta küçük kız kardeşi dışında tüm ailesini kaybeden Lena´nın, komşusu Meryem ile birlikte Türkiye üzerinden Avrupa´ya doğru yolculuğunu anlatıyor. Bu filmin hayatını değiştirdiğine dikkat çeken yönetmen, “Film bu yaşanan göçün gerçekten çok hafifletilmiş hali. Onların da savaş öncesi bizim gibi bir hayatları vardı. Tanıdığım öğretmen,mühendis ,doktor, sanatçı birçok Suriyeli var. Yüzlerce hikaye dinledim. Anlattığım onların hikayesi aslında. “ifadelerini kullanıyor. Hitler döneminden bu yana en büyük savaş göçüne tanık olduğumuzu belirten Haznederoğlu, “Bu göç Amerika´da ya da Avrupa´da olsaydı şimdi binlerce film yapılmıştı. “diyor.

Dünyanın en büyük ikinci göçüne şahit oluyoruz. Sizi bu filmi çekmeye bu şahit olma hali mi yöneltti?

Evet. Hitler döneminden bu yana en büyük savaş göçü bu. Çektiğimiz film bu konuda yapılan ilk filmlerden. Bunun çok büyük bir dert olduğuna şahit olduğum andan bu yana elimden geleni yapmaya gayret ettim. Hepimizin televizyonlardan görüp kanıksadığı, göz çevirdiği bir konu aslında Suriye meselesi. Filmdeki karakterlerden Zeynep´in hikayesi benim gerçek yaşadıklarımdı. Bir gün Suriyeli bir mülteci, hasta çocuğuyla arabanın önüne atladı . Onlarla yaşadığımız bir hastane gecesi sonunda ben bu hikayenin peşine düşüp “sınırdan buraya nasıl geldiklerini neler yaşadıklarını ´´ öğrenmek istedim. Her şey bu macerayla başladı. Savaşta bombaların patladığına şahit oldum. Başta sınıra gittim ve Kobani´ de patlamalar oldu. Günlerce yaralı , savaştan kaçan insanların içinde buldum kendimi. Bu yaşananlar beni çok etkiledi.

“Misafir” daha önce içinde olduğunuz yapımlardan çok farklı. Böyle sarsıcı bir konu hakkında film çekmeye karar verdikten sonra neler düşündünüz ve ne hissettiniz?

Benim hayatımı değiştiren bir film oldu. Filmi çok insani ve tarafzı bir yerden anlatmak istedim. ´´Yarın savaş çıkarsa ‘´sorusunu kimse sormuyor kendine. Her yanı savaş olan bir ülkede ‘´pek romantik hayatlar yaşıyoruz ‘´diye düşünüyorum. Filme en çok desteği veren Suriyeli insanlar ve arkadaşlarım oldu. Açıkçası Türklerin bu konuda meseleyi çok anladıklarını düşünmüyorum. Bomba sesi bilmemekten kaynaklanıyor bu.

 

 

 
 

 

ÇEKİM SÜRECİ ÇOK ÖĞRETİCİ OLDU

Filmi hem yazıp hem yönettiniz. Senaryoyu kaleme almadan önce nasıl bir hazırlık sürecinden geçtiniz?

Çekim süreci gerçekten bana çok öğretici bir yol oldu. Filmin her aşaması çok zordu.Yaklaşık 3 yıl bir serüvenin içinde buldum kendimi. Çok aile gezdim ve çok acı hikayeler gördüm. Reyhanlı´daki saldırıda bir anne hem çocuklarını hem de ayaklarını kaybetmiş. Altı yaşındaki kızı kendisine bakıyordu. Tek göz bir odada tüpte yemek yapıyordu annesine. O çocuğun bakışlarını unutamam. İstanbul´a geldiğimde çok yabancılaşıyordum. Gördüklerimden kollarım uyuşmuş kimseyle konuşamadığım günler geçirdim. Asıl derdin ne olduğunu anladım. Bizim büyük şehirde uğraştığımız dertlerin sahte olduğunu anladım. Bu da hayatımı değiştirmeye yetti.

EMPATİYİ UNUTUYORUZ BAZEN

Filmde mültecilerin karşı karşıya geldiği barınma, dil, kimlik, çocuk gelinler, fırsatçı ev sahipleri ve ucuz işçilik gibi sorunları ele almışsınız. Diğer yandan yardımsever ve onları anlamaya çalışan insanlar da var. Böylesine çok yönlü bir sorunu ele alırken çekinceleriniz oldu mu?

Olmadı. Ben sadece gerçeği anlatmak istedim. Bu sadece Türkiye´nin değil bütün dünyanın sorunu . Ben bu soruna çözüm bulamam belki ama bana düşen bunu en dürüst şekilde anlatmak oldu .

“Yarın savaş çıksa ne yaparsın?”diyor filmdeki Türk karakterlerden biri olan Zeynep. Suriyeliler ile empati kurmaktan kaçınan çok sayıda insan var. Filminizle bu yönde bir mesaj vermeye yöneldiğinizi söylesek doğru olur mu?

Bu benim hayatımı değiştiren sorulardan biridir .O yüzden çok önemsiyorum.Filmimde mesaj vermeye çalışmadım aslında. Gerçekleri ironik bir şekilde anlatarak kocaman harflerle ‘´İNSAN BE İNSAN ‘´ demek istiyorum. İnsani yardımın hiçbir siyasi tarafı olmamalı. Bu filmde en dikkat ettiğim şey buydu zaten. Taraf tutmadan meseleyi bütün gerçekliğiyle anlatmak.

Bu savaşın en büyük mağduru çocuklar. Filmin merkezinde çocukların dramı var. Çocuk oyuncuların hikayesinden de bahseder misiniz?

Filmin başrolü sekiz yaşında Rawan Suriye´li bir mülteci.İki buçuk sene bütün Suriye okullarını dolaştım. Yaklaşık dört bin civarı çocuk gezdik. Bir gün kalktım, “Allahım bugün bu çocuğu bulamazsam bu filmi yapmayayım ‘´dedim Çünkü çok yorulmuştum. En son gittiğim okul , beşinci katta idi ve son sınıfa çıktık. Öğrencilere ‘´ ben çok yoruldum , kim artist olmak istiyorsa tahtaya çıkıp öğretmeninin taklidini yapsın” dedim. Rawan tahtaya çıktı. Herkesi gülmekten kırdı geçirdi. Mutluluğumu anlatamam. Filmde inanılmaz bir bağ oldu aramızda. Ben Türkçe konuşuyorum, o Arapça anlatıyor. Aylarca çalıştık. Onu çok özlüyorum.

Filmin adı “Misafir” ancak savaş 2011 yılından beri sürüyor ve çoğu Suriyeli uzun zamandır ülkelerinden uzakta yaşamaya mahkum. Sizce Suriyeliler halen misafir olarak görülüyor mu? Ya da onlar kendilerini misafir gibi hissedebiliyor mu ?

Türkiye´de ve dünyada mültecilerin savaşın gerçeği unutulmadan değerlendirmesini isterim. Türk halkını tepkisini anlıyorum. Haklılar. Yedi yıldır göç var. Bir yılın sonunda artık misafirlik biter. Gerçekten buraya uyum sağlamaları lazım. Savaş devam ettikçe bu insanlık adına çok büyük bir sorun. Sadece Türkiye´nin değil bütün dünyanın sorunu. Üç buçuk milyon insanı genellememek gerek. “Bütün mülteciler kötü” demek ancak cahillikle açıklanabilir. Onların da daha önce bizim gibi bir hayatı vardı. Savaş tahmin edilemeyecek kadar korkunç bir şey bunu asla unutulmamasını isterim. Suriye´ deyüzlerce bombanın altında çıldıran, akli dengesini yitiren insanlar var. Empatiyi unutuyoruz bazen.

Çok fazla acı ve dram var. Mültecilerin hayatının içine girdiniz. Bu konuda okumak ve gözlem yapmanın ötesinde bu hayatlara dokunduğunuz zaman nasıl bir iç yolculuktan geçtiniz?

Çok önemli bir yolculuk oldu. Bir film çektim ve hayatım değişti. Film bu yaşanan göçün gerçekten çok hafifletilmiş hali. Onların da savaş öncesi bizim gibi bir hayatları vardı. Tanıdığım öğretmen,mühendis ,doktor, sanatçı birçok Suriyeli var. Yüzlerce hikaye dinledim. Anlattığım onların hikayesi aslında.

Son yıllarda Suriyeli mültecileri anlatan sayısız sinema filmi çekildi. Dünyada en çok mülteci barındıran ülkelerin başında Türkiye var. Sayısız insan hikayesi var. Bu anlamda Türk sinema sektöründe mülteci meselesini ele alan film sayısı az. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Dünyada da çok göç filmi çekilmedi aslında. Düşünsenize en büyük göç yaşanıyor toplasanız on tane film yapılıyor. Bu göç Amerika´da ya da Avrupa´da olsaydı şimdi binlerce film yapılmıştı.

Mülteci hikayesiyle kimse ilgilenmiyor

“Misafir” ile yanı başımızda yaşanan acılarıaktardınız.Önümüzdeki dönem mültecileri konu alan bir işin içinde olmayı düşünüyor musunuz?

Çok isterdim fakat mülteci hikayesi ile dünyada kimse ilgilenmiyor artık. Dünyada çok zor bir dönemden geçiyoruz. Ben savaştan kaçan çocuklara elimden geldiğince yardım edeceğim. Global krizlerin bireysel hareketlerle çözülebileceği gibi bir umudum var. İnsan yaşadığı koşullara uyum gösterip ürettikçe her şey değişiyor. Benim hikayemde bir umut hikayesi aslında. Bu filmle küçük de olsa bişey yapabildiysem ne mutlu bana.








Kaynak: Yeni Şafak

Anahtar Kelimeler: AMERRİKA OLSA FİLM ÇEKİLİRDİ
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
BU HAFTA 9 FİLM VİZYONA GİRECEK
BU HAFTA 9 FİLM VİZYONA GİRECEK
Türkiye´deki sinema salonlarında bu hafta 4´ü yerli 9 film vizyona girecek.
HOLLYWOOD FİLMLERİNDE TÜRK İMZASI
HOLLYWOOD FİLMLERİNDE TÜRK İMZASI
Genç yaşında ideallerinin peşinden giderek Kanada´da ilk önce dil, ardından 3D animasyon eğitimi alan Abdullah Ecirli´nin, bugün dünyanın ilgiyle izlediği birçok Hollywood filminde imzası bulunuyor.
ANTALYA FİLM FORMU BAŞLADI
ANTALYA FİLM FORMU BAŞLADI
55. Uluslararası Antalya Film Festivali kapsamında düzenlenen Antalya Film Forum başladı.
 ‘KARTON KUTU´ FİLMİNE 41 ÖDÜL
‘KARTON KUTU´ FİLMİNE 41 ÖDÜL
Suriyeli bir çocuğun yaşadıklarını “Karton kutu” adlı kısa filminde anlatan Merve Çirişoğlu 41 ödül kazandı. Onun başarı hikayesi henüz öğrenciyken kitap ayraçlarıyla başlamıştı.
BU HAFTA 12 FİLM VİZYONA GİRECEK
BU HAFTA 12 FİLM VİZYONA GİRECEK
"Malcolm X", "Inside Man" ve "25th Hour" gibi başarılı filmlerin yönetmeni Spike Lee´nin yeni filmi "Karanlıkla Karşı Karşıya" izleyici ile buluşacak. anasayfa > kültür sanat 27.09.2018
25. ULUSLAR ARASI ADANA FİLM FESTİVALİ BAŞLADI
25. ULUSLAR ARASI ADANA FİLM FESTİVALİ BAŞLADI
Uzun ve kısa metrajlı filmler ile belgesellerden oluşan 257 eserin 421 gösterimle izleyiciyle buluşacağı 25. Uluslararası Adana Film Festivali açılış töreni yapıldı.
YAPIMCI MUSTAFA USLU: SİNEMA İZLEYİCİSİNE 45 DAKİKA REKLAM FİLMİ SEYRETTİREMEZSİNİZ
YAPIMCI MUSTAFA USLU: SİNEMA İZLEYİCİSİNE 45 DAKİKA REKLAM FİLMİ SEYRETTİREMEZSİNİZ
Yapımcı Mustafa Uslu, "Sinema izlemeye gelmiş izleyiciye 45 dakika reklam filmi asla seyrettiremezsiniz. Dünyanın hiçbir yerinde böyle kötü bir uygulama yoktur. Bunun para pulla da alakası yok." dedi.
BU HAFTA 11 FİLM VİZYONA GİRECEK
BU HAFTA 11 FİLM VİZYONA GİRECEK
Korku meraklılarının ilgisini çekmeye aday olan "Dehşetin Yüzü"; "The Conjuring" serisiyle seyircinin tanıştığı rahibenin hikayesini ele alacak.
BU HAFTA 11 FİLM VİZYONA GİRECEK
BU HAFTA 11 FİLM VİZYONA GİRECEK
Türkiye´deki sinema salonlarında bu hafta 4´ü yerli 11 film vizyona girecek.
İSTİKLAL ŞAİRİ MEHMED AKİF ERSOY´UN HAYATI BEYAZ PERDEYE TAŞINIYOR
İSTİKLAL ŞAİRİ MEHMED AKİF ERSOY´UN HAYATI BEYAZ PERDEYE TAŞINIYOR
İstiklal Marşı yazarı Mehmet Akif Ersoy´un 63 yıllık hayatını konu alan "Korkma" isimli uzun metrajlı film için yapım şirketi ve sponsor firma arasında sözleşme imzalandı.
MÜFİT CAN SAÇINTI: ARTIK CEKETİNİ SATIP ÇOCUĞUNU OKUTABİLECEĞİN BİR ÜLKEDE DEĞİLİZ
MÜFİT CAN SAÇINTI: ARTIK CEKETİNİ SATIP ÇOCUĞUNU OKUTABİLECEĞİN BİR ÜLKEDE DEĞİLİZ
Mandıra Filozofu rolüyle dikkat çeken Müfit Can Saçıntı, yeni filmi Babamın Ceketi ile sinemaseverlerin karşısına çıkacak. Maddi sıkıntılardan dolayı evlenemeyen iki gencin hikâyesini konu edinen yapımda Saçıntı “Gerekirse ceketimi satar seni evlendiririm”diyen bir babayı canlandırıyor. Bu filmin, değerlerin parayla ölçülmeye başlandığına dair bir göndermesi olduğunu söyleyen Saçıntı, “Artık ceketini satıp çocuğunu okutabileceği bir ülke değil bu. 20-30 yıl önce öyleydi. Şimdi ceketini satsa satacak yer bulamaz ve oğlunun kantinde harcayacağı tostun parasını ödeyemez” diyor...
PERSEPOLİS: BİR İRAN ANATOMİSİ
PERSEPOLİS: BİR İRAN ANATOMİSİ
2007´de vizyona giren Persepolis filmi 1979 İran Devrimi öncesindeki ve sonrasındaki gelişmeleri eleştirel bir dille anlatan başarılı bir animasyon. Haldun Barış yazdı.