Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Prof. Dr. Bilal SAMBUR
Prof. Dr. Bilal SAMBUR
Yeni küresel tehdit: Beyaz Faşist Terörizm
Abdulbaki ÇAĞATAY
Abdulbaki ÇAĞATAY
CAMİ ŞEHİTLERİ DUASI
Nevzat KAYA
Nevzat KAYA
SON FİRAVUN
Ömer Naci YILMAZ
Ömer Naci YILMAZ
ÇANAKKALE RUHUNU BİZ UNUTTUK ONLAR UNUTMADI
Mustafa AYGÜN
Mustafa AYGÜN
YENİ ZELANDA KATLİAMI VE MİSYONERLİK
Ali BULAÇ
Ali BULAÇ
Süruş´un İkinci Hali´nden “Kelam-ı Muhammed”; Vahiy ve ilham, peygamber ve şair
Enes TARIM
Enes TARIM
OTORİTER SEÇİLMİŞLİK
Mehmet BEYHAN
Mehmet BEYHAN
Fırtınayı Kucaklamak
Ramazan KAYAN
Ramazan KAYAN
Benden geçti artık!
Aziz DARICI
Aziz DARICI
Asi dostum…
Bülent ACUN
Bülent ACUN
Büyük çınarın gölgesinde irfan sohbetleri
Muhammet YETİŞ
Muhammet YETİŞ
ADALET Mİ, MASLAHAT MI?
Nejdet DEMİREL
Nejdet DEMİREL
FETÖ ve rehabilitasyona muhtaç insanlar
Halil ÇİFTÇİ
Halil ÇİFTÇİ
Hz.İsa´nın Akibeti
Engin GÜLTEKİN
Engin GÜLTEKİN
EĞİTİM SOSYOLOJİSİ VE DİRİLİŞ NESLİNİN AMENTÜSÜ
Mustafa DOĞU
Mustafa DOĞU
TREN METAFORU
 Dr. Ali YALÇIN
Dr. Ali YALÇIN
BİRLİKTELİKTE DEĞERLER TEMELLİ VASAT DURUŞ
Ümit AKTAŞ
Ümit AKTAŞ
Bu Kez Mizansen Eksik mi Kaldı?
Davut GÜLER
Davut GÜLER
Medine Sözleşmesi Bağlamından Birlikte Yaşamanın Mümkünlüğü! (1) *
Seyit Ahmet UZUN
Seyit Ahmet UZUN
Kokuşan İnsanlık
Selvigül ŞAHİN
Selvigül ŞAHİN
Zindandan şehadete yürüyenlere dua!..
Yusuf YAVUZYILMAZ
Yusuf YAVUZYILMAZ
İSLAMIN SOL YORUMU OLABİLİR Mİ? -HASAN HANEFİ VE NURETTİN TOPÇU ÖRNEĞİ- (2)
Ramazan Keskin
Ramazan Keskin
ADALET
Necip CENGİL
Necip CENGİL
Değer bilerek yaşamak
Mahmut HAMDERCİ
Mahmut HAMDERCİ
"Sosyal Belediyecilikte MİLLİ GÖRÜŞ Yerel Yönetim Örnekliği" Kitabının Yazarı Mahmut Hamdemirci´nin Seçim Değerlendirilmesi (1)
Mehmet AKTAŞ
Mehmet AKTAŞ
Çalın Davulları Çaydan Aşaya...
F. Yılmaz ALTUNÖZ
F. Yılmaz ALTUNÖZ
DİSK, HAK-İŞ, MEMUR-SEN
Hasan ŞEREFOĞLU
Hasan ŞEREFOĞLU
Sana Yapılmak İstemediğini Neden Bana Yapıyorsun
Abdülhamit KAHRAMAN
Abdülhamit KAHRAMAN
Anadolu Gerçekten Çok Dolu
Necla Arpa GÜLAÇAR
Necla Arpa GÜLAÇAR
Hafızalardaki Kara Leke
Cafer AKDENİZ
Cafer AKDENİZ
Seçim ve Adalet
Cüneyt TORAMAN
Cüneyt TORAMAN
17/25 Aralık Kumpası!
Sait ALİOĞLU
Sait ALİOĞLU
Deizm ve ‘Dindarlık´
Şakir KURTULMUŞ
Şakir KURTULMUŞ
Yeni Devir Kültür Edebiyat Sayfaları Arasında…
Ramazan DEVECİ
Ramazan DEVECİ
İmam Humeyni Düşüncesinde ve İslam Devrimi´nin 40 Yıllık Sürecinde İslami Vahdet
Turan YAMAN
Turan YAMAN
Muhammed Tayyip Okiç: Hocaların Hocası
Mustafa GÜL
Mustafa GÜL
Hiçbir Nebi, Bir Dakika Sonrayı Bilemez
Bayram YILMAZ
Bayram YILMAZ
Çiçero “Bir gün bir Türk…”
Nuri YILMAZ
Nuri YILMAZ
Belediye Seçimlerinden Ne Kadar Ümitli Olalım?
Hasan POSTACI
Hasan POSTACI
Bir İktidar Alanı Olarak Yerel Yönetimler
İbrahim GEZER
İbrahim GEZER
Gideceği Yeri Bilmeyen Kaptanlar Diyarı…
Ferhat Özbadem
Ferhat Özbadem
Beyni-Tezkiretü´ş-şu`ar
Ziya GÜNDÜZ
Ziya GÜNDÜZ
Büyük Yürüyüşler Okumakla Başlar!
Dr. Necmettin Acar
Dr. Necmettin Acar
Suudi Rejimini Bekleyen Asıl Tehlike Taht Kavgaları
Esat HOCALAR
Esat HOCALAR
Manzarayı Umumiye
Muhittin BAĞCI
Muhittin BAĞCI
Uyanış
Celal TAHİR
Celal TAHİR
Ehliyet, Liyakat ve Sadakat
Mustafa Sefa ÇAKIR
Mustafa Sefa ÇAKIR
Ey Aziz Öğretmen!
Yakup GÜLER
Yakup GÜLER
Darbelerle Gelişen Türkiye!
Nusret AYDEMİR
Nusret AYDEMİR
EĞİTİM SERENCAMIMIZ!
Serdar ÇALIŞ
Serdar ÇALIŞ
ZAM.....
Zeynep HAŞEMİ
Zeynep HAŞEMİ
İyilik Meşalesi
Mesut AYDIN
Mesut AYDIN
Bir Eğitim Ayı Ramazan (HUTBE)
Nezir ERGENÇ
Nezir ERGENÇ
İnsan Hayvanla mı Yoksa Tanrıyla mı Kıyaslanmalı?
Mehmet DEVECİ
Mehmet DEVECİ
Umre Ziyaretimizden Notlar/3
Nusret AYDEMİR
Nusret AYDEMİR
Yürüyüş (İstikamet)
Mehmet M. GÜLAÇAR
Mehmet M. GÜLAÇAR
BAŞIMIZDA KULAK İSTİYORUZ
Hacı TÜRKAN
Hacı TÜRKAN
Erdoğan Semboldür
Fedakar KIZMAZ
Fedakar KIZMAZ
Raşel, Sen İnsanı Dinden İmandan Edersin!..
Fehmi DEMİRBAĞ
Fehmi DEMİRBAĞ
Ayla Seni Seviyorum
Dr. Yunus ÇOLAKOĞLU
Dr. Yunus ÇOLAKOĞLU
İslam Dünyasında Şiddet ve Mikro Nüfuz Alanları
Mehmet ŞEREFOĞLU
Mehmet ŞEREFOĞLU
Bir Taşeronun Rüyası Olan Kadro
Esan GÜL
Esan GÜL
Çocuklarımız ve Adalet
Aslan DEĞİRMENCİ
Aslan DEĞİRMENCİ
Selahaddin Eyyubi´siz Ortadoğu Arayışı
Said Alioğlu
Said Alioğlu
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
İstanbul için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:34 08:20 13:17 15:37 17:55 19:29
Hiç unutulmayacak yüz anne yüzüdür…

Hz. Muhammed
DOLAR
5.4345
EURO
6.1114
Arapça dağıtıcı, Türkçe toplayıcı
Vahdettin İnce yıllardır üzerinde çalıştığı diller hakkında önemli tespitler yapıyor: “Arapça kelimeleri dışarıda tutarsak bölgedeki diller yetersiz kalır. Bu cömertliktir. Türkler ise uğradıkları her coğrafyadan bir şeyler almış, derlemiş, toplamışlar. Türkçe bu toplayıcılığın eseri.” İnce´ye göre Farsça şekillendirici, Kürtçe ise korumacı bir dil.
Tarih: 5.3.2019 18:18:01

Arapça ve Farsça´dan 100´e yakın kitap tercüme eden Vahdettin İnce, kendi hayatından önemli bir kesiti kitaplaştırdı Çevirmen adıyla. Kitapta İnce´nin hem kişisel hikayesini hem Anadolu coğrafyasına dair yerel unsurları hem de tercüme ettiği eserlerin evrensel mesajlarını bulacaksınız.

Çevirmen-Değirmen arasında kurduğunuz güzel bir ilişki var bir anekdot eşliğinde anlatıyorsunuz. Kitabın keyifle okunan pasajlarından biri. Bugün nasıl tanımlıyorsunuz çevirmenliği?

Aslında insanın hayatı bir çeviri sürecinden ibarettir. Tabiat bize verilmiş bir kitap, biz de hayatımız boyunca o kitabı kendi dilimize çevirmekle meşgulüz. Her birimiz tabiatın bir yönünü çeviriyoruz. Çiftçi bir çevirmendir, tohumu eker, biçer, öğütür, una çevirir. Fırıncı unu ekmeğe çeviren bir çevirmendir. Çoban bir çevirmendir, otu, samanı, yemi süte, peynire vs. çevirir. Hayat bir çeviri faaliyetidir bu yüzden. Bir hadiste Peygamber Efendimiz “Bana verilen ilmin örneği gökten inen sudur. Bir kısım toprak onu içinde tutar, insanlar ve diğer canlılar ondan yararlanırlar. Bir kısım toprak da onu bitkiye, yeşile, meyveye dönüştürür…” buyurmuştur. Özellikle hadisin ikinci kısmı çeviri olgusunu çarpıcı bir şekilde dile getirmektedir. Tabiatın içinde tuttuğu hakikati alıp yeni değerlere dönüştürmek yani. Ama biz daha dar anlamda kitap, metin çevirisinden bahsediyoruz. Çeviri bu alanda da bir topluluk için varoluş hiyerarşisinin en tepesindeki dinamik olan düşüncenin besin kaynağıdır. Çevirmen fikir işçisidir. Fikir hayatı harekete geçirir, verimli kılar, değerlendirir. Çevirmen değer üreticidir. Diğer bir ifadeyle bir salih ameldir çeviri. Taş üstüne taş koymaktır.  Türkiye bir çeviri ülkesidir. Doğudan, batıdan, güneyden yapılan çevirilerle beslenir Türkiye´nin fikir dünyası. Ama çevirmenler görünmez kahramanlardır ülkemizde. Mesela ben 100´den fazla kitabı Arapça ve Farsçadan çevirdim kimsenin dikkatini çekmedi. Ama telif ettiğim kitaplar bir şekilde ilgi uyandırdı. Halbuki kaleme aldığım bütün kitapların dilinden tutun anlam örgüsüne kadar çeviriden edindiğim bilgi ve beceriye dayanmaktadır. Bu da herhalde ülkemize özgü bir garabettir diye düşünüyorum. Anekdotta yer alan çevirmen-değirmen ilişkisi bu açıdan da anlamlıdır. Çevirmen başka dillerden üretilen eserleri değirmen gibi öğütüp başka dillerde kullanılışlı hale getirir. Ama bu arada kendisi ve emeği de sosyal hiyerarşinin çarkları arasında un ufak olur.

vahdettin ince çevirmen ile ilgili görsel sonucu

Çevirmenin kaynaktan kendi dilinde aktardığı bir esere müdahalesi ne oranda olmalı? Bu yeniden yazım süreci midir? İki farklı çevirmenin aynı eserden çıkardığı iki ayrı kitap nasıl mümkün oluyor?

Çeviri kelimenin tam anlamıyla bir müdahaledir. Bu, insanın hayat sürecindeki misyonuna uygun bir davranıştır aynı zamanda. Yani olumsuz bir yanı yoktur çevirmenin müdahalesinin. Olumsuzluk müdahalenin tarzıyla ilgili olarak ortaya çıkabilir ancak. Bir bütün olarak medeniyet dediğimiz değerler bütünü insanın tabiata yönelik çeşitli müdahalelerinin ürünü değil midir zaten? Ama biliyoruz ki insanın tabiata yönelik her müdahalesinden de medeniyet doğmaz. Nice vahşetlere yol açan nice müdahaleler var. Mesela akıp giden suya müdahale etmeseydik hayatımızı aydınlatan elektriği üretemezdik. Beyaz adamın ağaç budar gibi Kızılderilileri medenileşme kabiliyetleri yoktur diyerek biçmesi de bir müdahaledir. Bir kelimeyi başka bir dile aktardığın zaman bir ampulün düğmesine basmış gibisin bu yüzden. Ama kablolarda akım yoksa düğmeye basmanın hiçbir faydası olmaz. Çeviri bu yüzden bir hedefe, daha doğrusu değer üretmeye yönelik olmalı ve bir fikir akımını barındırmalı. O zaman aydınlatıcı misyonunu oynar. Aynı kitabı çeviren iki kişinin çevirilerinin farklı olması çoğu zaman müdahale tarzıyla ilgili olabilir kuşkusuz. Kısaca söylemek gerekirse, aynı elektrik düğmesine basan iki ayrı kişiden birinin müdahalesiyle kablolarda potansiyel olarak bekleyen elektrik harekete geçer ve etrafı aydınlatırken öbürünün müdahalesiyle ortam karanlığa bürünebilir. Düğme aynı ama sonuç farklı. Ampul yanmıyorsa ya düğmeyi kapatmışsın ya da kablolarda elektrik yoktur.Çeviride toplumun damarlarında potansiyel olarak bekleyen fikir akımını harekete geçiren bir özellik yoksa var olan ışığı da söndürebilir.

vahdettin ince çevirmen ile ilgili görsel sonucu

Fizilal mütercimi olmanın size getirileri ne oldu?

Fizilal ulaştığı tüm zihinleri, ortamları, coğrafyaları harekete geçiren bir etki uyandırdı bu güne kadar. Çünkü Fizilal, zamanın ruhunu yakalamış bir eserdir. Genelde insanlığın, özelde İslam aleminin bir değerler krizini yaşadığını fark etmiş Seyyid Kutub. İnsanlığı bir kere bu ölümcül değerler krizinden kurtarmış İslam´ın bir kez daha bunu başarabilecek yegane değer sistemi olduğunu ortaya koyarak dünyada büyük yankı uyandırdı. Meydana gelen yankı hem eserin etkisinin büyüklüğünü hem de evrensel çapta beklentinin büyüklüğünü gösterir.   Çünkü ülkemiz modern zamanlarda medeniyet alanında makas değiştirerek değerler alanında ölümcül bir kriz yaşayan Batı medeniyetinin bir parçası olma çabası içine girdi. Dolayısıyla genel krizin yanında bir de bu tercihin neden olduğu bir krizin girdabına girmiş olduk. Üst yapının bu tercihi tabanı memnun etmedi, ama bir çözüm de üretemeyen taban zorunlu olarak yeni duruma uyum gösterdi. Fizilal bir tür sosyal illüzyona maruz kalan toplum üzerinde şok etkisi yarattı diyebilirim. Kendine gelmesini, en azından arayış içine girmesini sağladı. Eserin bu itibarı kuşkusuz mütercimlerine da yansıdı. Bir saygınlık kazandırdı mazlum ve mağdur halkın yanında. Bu açıdan ağır bir sorumluluk da yükledi. Allah katında ve tabi insanlar katında. Fizilal mütercimi olmanın manevi getirisi benim için mutluluk kaynağı olmasıdır. Çünkü sorunu, sorunun kaynağını ve çözümü görmemi sağladı.

vahdettin ince çevirmen ile ilgili görsel sonucu

Sizi Seyyid Kutub´un eserlerini okurken yüreğinizden yakalayan mesajın özgürlük olduğundan bahsetmişsiniz… onun özgürlük anlayışını farklı kılan nedir?

Batı medeniyetinin insanları kendine bağlamasının en önemli motivasyon kaynağı onlara özgürlük vadetmesidir. Özgürlük. Ama Batı medeniyeti aynı zamanda özgürlük diye ortaya çıkanların dehşetli bir kıyıma uğradığı bir mezarlıktır. Özgürlük vadederek girdiği yerleri yok eden Batı medeniyetinin bize en büyük armağanı literatürümüze soykırım, etnik temizlik, nükleer saldırı, holokost, Hiroşima, Nagazaki, kimyasal kıyım, Halepçe, Hocalı, bugün Doğu Türkistan, Hala Filistin mezalimi, ırkçılık… gibi kavramları kazandırması (!) olmuştur. Seyyid Kutub bütün eserlerinde gerçek özgürlüğü anlatıyor. Gerçek özgürlüğün İslam´da olduğunu vurguluyor. Sadece vurgulamıyor, yaşanmış tarihsel örnekleriyle anlaşılmasını sağlıyor. Ama en önemlisi, tek ve ortaksız Allah´a kul olmak anlamında tevhide dayanmadığı zaman tıpkı Batı medeniyetinin bugün yaptığı gibi dehşet verici bir köleliğe dönüşebileceğini anlatmasıdır. Tek ve ortaksız Allah´a kul olduğu zaman insan yeryüzündeki bütün kullaştırıcı bağlardan kurtulur. Eğer tevhitle irtibatlı değilse bir insan, yeryüzündeki bütün beşeri ilişkiler bir anda sınırsız tanrı-kul ilişkisine dönüşebilir. Basit bir amir-memur ilişkisi bile tanrı-kul ilişkisi olarak tezahür edebiliyor nitekim. Tevhitten yoksunsan eğer doymak nedir bilmeyen sayısız düzmece tanrının kurbanı olman an meselesidir. Bu bağlamda en büyük tuzak da Batı medeniyetinin özgürlük vaadidir. Seyyid Kutub gerçek tevhidi özgürlüğü gözler önüne sererek Batı medeniyetinin maskesini düşürüyor.

vahdettin ince çevirmen ile ilgili görsel sonucu

Kitaptaki yazıların bazıları Star Açık Görüş´te yayınlanmış yazılar. Görünce sevindim…

Star Açık Görüş bir okuldur. Benim de ulusal düzeyde yayınlanmış ilk yazım Açık Görüş´te yayınlandı. Bu bakımdan ben kendimi bir “Açık Görüş yazarı” olarak tanımlarım. Sadece Çevirmen´de değil diğer kitaplarımda da hatta daha yoğun olarak Açık Görüş´te yayınlanmış yazılar yer almaktadır. Bir anlamda Açık Görüş´te yayınlanan yazı önemli bir kalite kriterini aşmış ve bir kitapta yer almayı hak etmiş demektir.

Arapçanın dağıtıcı, Farsçanın şekillendirici, Türkçenin toplayıcı, Kürtçenin korumacı olduğunu söylüyorsunuz. Dilleri böyle tanımlamanızın gerekçeleri neler?

Dilleri çeşitli açılardan tanımlamak mümkündür. Kelime yapısı, cümle kuruluşu, gramatik yapısı bakımından değerlendirilebilirler. Nitekim dilbilimciler bu özellikleri esas alarak çeşitli dil aileleri tespit etmişlerdir. Ben Çevirmen kitabında, bildiğim Arapça, Farsça, Türkçe ve Kürtçeyi benim üzerimde bıraktıkları intiba açısından değerlendirdim. Bunlardan biriyle ilgili olarak kullandığım nitelik kuşkusuz diğerleri için de belli oranda söz konusudur. Ancak genel ve ağırlıklı intiba budur bana göre. Bana göre bu dillerin bu özellikleri o dilleri konuşan toplulukların tarihleriyle, coğrafyalarıyla, kültürel özellikleriyle ve bunların hasılası olan karakterleriyle ilgilidir.

Arapça Kur´an´ın dili olması hasebiyle Müslümanlık dairesine giren bütün milletlerin dillerine dini terimler başta olmak üzere kelime vermiştir. Bildiğim diller itibariyle söylüyorum; Arapça kelimeleri dışarıda tutarsak bölgedeki diller yetersiz kalırlar. Bu bir cömertliktir işte. Millet olarak Arapların cömertlikleri ise dillere destandır zaten. Farsçanın nasıl işlek bir dil olduğu, Hafız´ın, Sadi´nin, Hayyam´ın, Mevlana´nın şiirlerinden bellidir. Farsça bir lezzettir. Lezzet ise eşyanın uyumlu bir şekil alışından edinilen duygudur. İslam ilminin irfani şekle bürünmesi de Farsçanın hakim olduğu İran coğrafyasında gerçekleşmiştir. Kitapta söylediğim gibi Orta Asya´dan telaşlı bir at gibi kopup gelen Türkler uğradıkları her coğrafyadan bir şeyler almışlar, derlemişler, toplamışlar. Türkçenin muhteşem, disiplinli ifade tarzı bu toplayıcılığın eseridir. Kelime Arap cömertliğinden Fars şekillenişinden çıktıktan sonra Türk´ün ağzında hünerli bir edaya dönüşür. Uzakta Türkçe konuşan bir insanın sesini duymasan bile dudaklarının disiplinli hareket edişinden Türkçe konuştuğunu anlayabilirsin. Kürtçe ise doğduğu coğrafyanın bir yansımasıdır tam anlamıyla. Dağlık, inişli çıkışlı coğrafyanın. Kürtçe de bu yüzden her an konum değişikliğinin etkisiyle alabildiğine korumacı bir özelliğe sahiptir. Dağın başında ayrı bir dünya, vadinin dibinde ayrı bir dünya var. Bu inişli çıkışlı süreçte ne ile karşılaşacağını bilemediğin için eldekini sıkı sıkıya korumak zorundasın. Kelimeleri de. Nitekim Kürtlerin karakterleri de inişli çıkışlıdır. Bir anda öfkelenen Kürt hemencecik pişman olup sakinleşir. Kişi dilinin altında gizlidir demiş Hz. Ali. Ayrıca Üslub-ı beyan ayniyle insan demişler. İmam Gazali´yi nispet edilen bir söz var: Cömertlik Araplardan, cesaret Kürtlerden, siyaset de Türklerden… Tam da bunu demek istedim.

Lefz lefz-ı Erebest/ Farısi Şekerest/ Torki hunerest/ Kurdi tac-ı serest (Dil Arabın dilidir/ Farsça şekerdir/ Türkçe hünerdir/Kürtçe baştacıdır) bu yüzden.








Kaynak: Star

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Davet yolunda “Bir Siyah Bir Beyaz”
Davet yolunda “Bir Siyah Bir Beyaz”
Fuat Reha, Ramazan Kayan hocanın kaleme almış olduğu “Davet Yolunda Bir Siyah-Bir Beyaz” adlı eserini değerlendirdi...
Haksöz Dergisi´nin Mart 2019 Sayısı Çıktı! Kaynak: Haksöz Dergisi´nin Mart 2019 Sayısı Çıktı!
Haksöz Dergisi´nin Mart 2019 Sayısı Çıktı! Kaynak: Haksöz Dergisi´nin Mart 2019 Sayısı Çıktı!
Haksöz dergisinin Mart 2019 tarihli 336. sayısı “Adaletten Sapmamak, Maslahatı Terk Etmemek” manşetiyle çıktı. Kaynak: Haksöz Dergisi´nin Mart 2019 Sayısı Çıktı!
Özgün İrade Dergisi´nin, 179. Sayısı çıktı!
Özgün İrade Dergisi´nin, 179. Sayısı çıktı!
2003 yılından buyana aylık periyotla İslamcı kulvarda yayımlanan Özgün İrade Dergisi´nin 179. Sayısı ‘Erdemliler ittifakı´nı konu olarak işleyen“Zulme Karşı Bir Duruş: Erdemliler ittifakı başlığıyla yayımlandı.
Kitap gezgini
Kitap gezgini
Milat Gazetesi yazarı Süleyman Karakulluk “Kitap gezgini” adlı yazısında kendisine gönderilen ‘yeni çıkan´ kitapları değerlendiriyor.
İktibas´ın Mart sayısı çıktı
İktibas´ın Mart sayısı çıktı
Aylık olarak 39 yıldır çıkan İktibas Dergisi´nin Mart 2019 sayısı “Seçim Sürecinin Özeti-Türban ve Şaraptan Oy Devşirmek!” başlığıyla yayımlandı.
Batının Üstünlüğüne Karşı İslam´ın Tepkisi
Batının Üstünlüğüne Karşı İslam´ın Tepkisi
Dünya Tarihi kitabında McNeill (2001) İslam Dünyası´nda -incelediği 1850-1945 dönemi için- “Dünyaca ünlü hiçbir İslam bilgini ya da düşünürü yetişmedi” ifadesine yer vermektedir.
Ancak kalbi olan direnebilir
Ancak kalbi olan direnebilir
Dünya Bizim´den Selma Kavurmacıoğlu, Diyanet İşleri eski başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez´in Otto Yayınları arasından çıkan “Kalbin Erbaini” adlı eserini değerlendirdi…
Kafkas İslam Ordusu
Kafkas İslam Ordusu
Edebiyatçı yazar Mehmet Nuri Yardım tarihçi yazar Abdülhamit Avşar´ın “Kafkas İslam Ordusu – Yitik Neslin Hikâyesi,” adlı eserini değerlendiriyor.
İslamofobi Bir Korku ve Nefret Söylemi mi?
İslamofobi Bir Korku ve Nefret Söylemi mi?
Kitap Haber´den Uğur Cumalıoğlu, İbrahim Kalın ve John L. Esposito imzalı, İnsan Yayınları arasından çıkan “Bir Korku ve Nefret Söylemi Olarak İslamofobi” adlı eseri değerlendirdi.
Metin odaklı bir eleştiri: Yakın Okuma
Metin odaklı bir eleştiri: Yakın Okuma
“Yakın Okuma”, bir kitabı tanıtmaktan öte edebî ve tarihî derinliğiyle birlikte onu yakından göstermektedir. Yakın Okuma; eleştiri kitabı olduğu kadar aynı zamanda yazarın zevkini rehber edinerek oluşturduğu bir seçkidir. Feride Turan, Çıra Yayınları edebiyat serisinden çıkan, Şadi Kocabaş imzalı “Yakın Okuma” adlı deneme inceleme eseri ile ilgili olarak bir yazı kaleme aldı. Bizde Haberduruş.com olarak, adı geçen yazıyı sitemizde yayımlıyoruz…
Muhammed Emin Asaroğlu değerlendirdi: Yusufun Kuyusu
Muhammed Emin Asaroğlu değerlendirdi: Yusufun Kuyusu
Muhammed Emin Asaroğlu, şair ve yazar Şakir Kurtulmuş´un ‘Yusuf´un Kuyusu´ adlı Çıra Yayınları eebiyat serisinden çıkmış bulunan eseri ile ilgili bir değerlendirmede bulundu.
Prof. Dr. Ahmet Önkal´ın “Rasulüllah´ın İslam´a Davet Metodu” adlı eseri
Prof. Dr. Ahmet Önkal´ın “Rasulüllah´ın İslam´a Davet Metodu” adlı eseri
İlk baskısı 1981 yılında yayınlanan bu eser, Türkiye Millî Kültür Vakfı tarafından tertip edilen bir yarışmada “Jüri Özel Armağanı”na layık görülmüş olup, seksenli, doksanlı ve iki binli yıllarda, konu ile ilgili ciddi bir eser okumak isteyen gençler için gayet iyi hazırlanmış ve konuları iyi analiz edilmiş olup sahasında önemli bir boşluğu dolduruyordu.
Bir Şairin Seyahatnamesi: İran Seyahatnamesi
Bir Şairin Seyahatnamesi: İran Seyahatnamesi
Kitap Haber´den Can Varol´un 10. Yüzyılda yaşamış şair Ebu Dülef´in, İran, Afganistan, Azerbaycan, Ermenistan ve Türkiye sınırları dahilinde yapılan seyahatler neticesinde bu coğrafyalarda elde edilen efsanelerden şifalı bitkilere, çıkarılan madenlerden kültürel kodlara değin geniş bilgilerin verildiği bir çalışma olan ‘İran Seyahatnamesi´ ismi ile Serdar Gündoğdu´nun Türkçeye çevirip Kronik Kitap yayınları arasında çıkan eserini yorumluyor.
Ümit Aktaş´tan yeni bir kitap: “İslam ve Siyaset”
Ümit Aktaş´tan yeni bir kitap: “İslam ve Siyaset”
Yazar Ümit Aktaş´ın “İslam ve Siyaset” adlı eseri Mana Yayınları tarafından yayımlandı.
Mana Yayınları´ndan yeni kitap! “Arap-İslam Medeniyetinde Entelektüeller
Mana Yayınları´ndan yeni kitap! “Arap-İslam Medeniyetinde Entelektüeller
Mana Yayınları, birkaç yıl önce vefat eden Faslı düşünür ve entelektüel Muhammed Âbid El-Cabiri´nin“Arap-İslam Medeniyetinde Entelektüeller adlı eserini yayımlayarak Türkiyeli okurun istifadesine sundu.