Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Ramazan KAYAN
Ramazan KAYAN
İlmin izzeti
Davut GÜLER
Davut GÜLER
Medine Sözleşmesi Bağlamında Birlikte Yaşamanın Mümkünlüğü -2
Enes TARIM
Enes TARIM
DİNİN İNŞASINDA GELENEĞİN ROLÜ
Bülent ACUN
Bülent ACUN
Babam içerse bende içerim
Hasan ŞEREFOĞLU
Hasan ŞEREFOĞLU
“Emirlerinizi Yerine Getiren, İtaatkâr Bir Hizmetçi Olarak Sizinle Yola Devam Edeceğim”
Sait ALİOĞLU
Sait ALİOĞLU
Muhafazakârlık İdeolojisi Üzerine...
Abdulbaki ÇAĞATAY
Abdulbaki ÇAĞATAY
Medrese eğitiminde temel sorunlar
Mahmut HAMDERCİ
Mahmut HAMDERCİ
İstanbul seçimini Saadet tayin etti
Dr. Yunus ÇOLAKOĞLU
Dr. Yunus ÇOLAKOĞLU
Seçimler ve muhacirler
Mustafa GÜL
Mustafa GÜL
HALİFE OLMAKTAN NİÇİN KORKARIZ?
Prof. Dr. Bilal SAMBUR
Prof. Dr. Bilal SAMBUR
Kitlelerin isyanı: Sudan
Halil ÇİFTÇİ
Halil ÇİFTÇİ
Sudan, Erdoğan ve Batı
Nejdet DEMİREL
Nejdet DEMİREL
Donald Trump ABD´nin başına neden getirildi
Ömer Naci YILMAZ
Ömer Naci YILMAZ
DAVA DAVA OLMUYOR ÖYLE BEDAVA (!)
Seyit Ahmet UZUN
Seyit Ahmet UZUN
Suçsuz Yere Öldürülen Rabia ´ya Sorulmaz mı?
Aziz DARICI
Aziz DARICI
Psikolojik –İnançsal Alt Yapı
Veysel TAY
Veysel TAY
(Yapay Zekâ Destekli Endüstri 4.0 Gölgesinde) Beka Meselesi – (3)
Musab Aydın
Musab Aydın
Abdulhamit TURGUT´un Şahdetinin 27. Yıldönümünde Onu Bir Daha Hatırlamak
Mustafa AYGÜN
Mustafa AYGÜN
Adams Ağlarken
Ümit AKTAŞ
Ümit AKTAŞ
Özgürlüğe ve Erdeme Dayanan Bir Dini Söyleme Doğru ERDEMLİLER İTTİFAKI
Necip CENGİL
Necip CENGİL
SEVGİ VE GÜÇ ARASINDA
Yusuf YAVUZYILMAZ
Yusuf YAVUZYILMAZ
MAHMUT MUHAMMED TAHA: SOL SOSYALİST İSLAM OKUMASI
Ali BULAÇ
Ali BULAÇ
Ebu Zer
F. Yılmaz ALTUNÖZ
F. Yılmaz ALTUNÖZ
Mirac taçlandırılan yürüyüş
Nevzat KAYA
Nevzat KAYA
Seçimin Düşündürdükleri!
Bayram YILMAZ
Bayram YILMAZ
TÜRK İŞİ DONDURMA, Çanakkale Savaşının Avustralya Cephesi
Mustafa DOĞU
Mustafa DOĞU
Adım adım büyük İsrail mi?
Mehmet BEYHAN
Mehmet BEYHAN
Beka Sorunu mu Vefa mı?
Engin GÜLTEKİN
Engin GÜLTEKİN
Halkın iradesi ile hakkın iradesi arasında demokrasi
Turan YAMAN
Turan YAMAN
Akif´e Dair
Mehmet AKTAŞ
Mehmet AKTAŞ
Allah´ın emri, şeytanın kavliyle..
Muhammet YETİŞ
Muhammet YETİŞ
ADALET Mİ, MASLAHAT MI?
 Dr. Ali YALÇIN
Dr. Ali YALÇIN
BİRLİKTELİKTE DEĞERLER TEMELLİ VASAT DURUŞ
Selvigül ŞAHİN
Selvigül ŞAHİN
Zindandan şehadete yürüyenlere dua!..
Ramazan Keskin
Ramazan Keskin
ADALET
Abdülhamit KAHRAMAN
Abdülhamit KAHRAMAN
Anadolu Gerçekten Çok Dolu
Necla Arpa GÜLAÇAR
Necla Arpa GÜLAÇAR
Hafızalardaki Kara Leke
Cafer AKDENİZ
Cafer AKDENİZ
Seçim ve Adalet
Cüneyt TORAMAN
Cüneyt TORAMAN
17/25 Aralık Kumpası!
Şakir KURTULMUŞ
Şakir KURTULMUŞ
Yeni Devir Kültür Edebiyat Sayfaları Arasında…
Ramazan DEVECİ
Ramazan DEVECİ
İmam Humeyni Düşüncesinde ve İslam Devrimi´nin 40 Yıllık Sürecinde İslami Vahdet
Nuri YILMAZ
Nuri YILMAZ
Belediye Seçimlerinden Ne Kadar Ümitli Olalım?
Hasan POSTACI
Hasan POSTACI
Bir İktidar Alanı Olarak Yerel Yönetimler
İbrahim GEZER
İbrahim GEZER
Gideceği Yeri Bilmeyen Kaptanlar Diyarı…
Ferhat Özbadem
Ferhat Özbadem
Beyni-Tezkiretü´ş-şu`ar
Ziya GÜNDÜZ
Ziya GÜNDÜZ
Büyük Yürüyüşler Okumakla Başlar!
Dr. Necmettin Acar
Dr. Necmettin Acar
Suudi Rejimini Bekleyen Asıl Tehlike Taht Kavgaları
Esat HOCALAR
Esat HOCALAR
Manzarayı Umumiye
Muhittin BAĞCI
Muhittin BAĞCI
Uyanış
Celal TAHİR
Celal TAHİR
Ehliyet, Liyakat ve Sadakat
Mustafa Sefa ÇAKIR
Mustafa Sefa ÇAKIR
Ey Aziz Öğretmen!
Yakup GÜLER
Yakup GÜLER
Darbelerle Gelişen Türkiye!
Nusret AYDEMİR
Nusret AYDEMİR
EĞİTİM SERENCAMIMIZ!
Serdar ÇALIŞ
Serdar ÇALIŞ
ZAM.....
Zeynep HAŞEMİ
Zeynep HAŞEMİ
İyilik Meşalesi
Mesut AYDIN
Mesut AYDIN
Bir Eğitim Ayı Ramazan (HUTBE)
Nezir ERGENÇ
Nezir ERGENÇ
İnsan Hayvanla mı Yoksa Tanrıyla mı Kıyaslanmalı?
Mehmet DEVECİ
Mehmet DEVECİ
Umre Ziyaretimizden Notlar/3
Nusret AYDEMİR
Nusret AYDEMİR
Yürüyüş (İstikamet)
Mehmet M. GÜLAÇAR
Mehmet M. GÜLAÇAR
BAŞIMIZDA KULAK İSTİYORUZ
Hacı TÜRKAN
Hacı TÜRKAN
Erdoğan Semboldür
Fedakar KIZMAZ
Fedakar KIZMAZ
Raşel, Sen İnsanı Dinden İmandan Edersin!..
Fehmi DEMİRBAĞ
Fehmi DEMİRBAĞ
Ayla Seni Seviyorum
Mehmet ŞEREFOĞLU
Mehmet ŞEREFOĞLU
Bir Taşeronun Rüyası Olan Kadro
Esan GÜL
Esan GÜL
Çocuklarımız ve Adalet
Aslan DEĞİRMENCİ
Aslan DEĞİRMENCİ
Selahaddin Eyyubi´siz Ortadoğu Arayışı
Said Alioğlu
Said Alioğlu
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
İstanbul için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:34 08:20 13:17 15:37 17:55 19:29
"Dünyada dört nimet vardır, bunlar kendisine verilen kişi dünya ve ahiretin hayrını görmüştür.Bunlar; Zikreden dil, Şükreden kalp, Sıkıntılara katlanan beden ve saliha kadın.."

DOLAR
5.4345
EURO
6.1114
Ali Rıza Demircan dğerlendirdi...: İslâmi açıdan Demokrasinin değerlendirilmesi, İslâm Demokrasiyi Onaylar mı?
Mustafa Tekin hocamız sitemizde “İslam´da demokrasi yok diyenler bize ne vaat ediyor?” ve “Demokrasi haram da, istibdat helal mi?”başlıklı iki makale yayınladı. Can alıcı sorular da yöneltti.
Tarih: 13.4.2019 11:29:27

Bismillah… Rabbimize hamd eder, kulu ve elçisi Hz.Muhammed´e kalbî ihtiramlarımı ve bağlılığımı arz ederim.

İslâm bir hayat düzeni olarak görül(e)mediği için İslâm açısından Cumhuriyet/Demokrasi/Hukukun üstünlüğü gibi konularda düşünenlerimiz ve kalem oynatanlarımız çok az olduğundan yayınlanmış makaleler ve kitaplar da pek azdır. Neşredilenlerin büyük çoğunluğu da geleneksel kültürümüzü yansıtıcı olup akademik bir dile yazılmış denemelerdir ve sadra şifa verici olmaktan uzaktır.

Bendenizin de bu konuda yazılarım oldu.

Mustafa Tekin hocamız sitemizde “İslam´da demokrasi yok diyenler bize ne vaat ediyor?” ve “Demokrasi haram da, istibdat helal mi?”başlıklı iki makale yayınladı. Can alıcı sorular da yöneltti.

Hocamızın da değindiği gibi bizde İslâm adına demokrasi karşıtları olduğu gibi taraftarları da vardır. Ama niçin karşıt ve taraftar olduklarını doyurucu bir şekilde açıklayabilen pek yoktur. Anlatılanlar eksiktir ve tatmin edici olmaktan uzaktır.

Tam da bu günlerde ülkemizde olan Raşid Gannuşi demokrasi ile ilgili konuştu. Kendisi teori ve uygulama adamı olduğu için sözleri önemsendi. Şöyle diyordu:

"İslam, akılları, ekonomiyi, insanların özgürlüklerini tutsak eden prangaları kırmak için geldi. Şura ilkesiyle geldi. Yani yönetim halkındır. Yöneten halkın hizmetçisidir. Onu görevlendiren halktır. İstediği vakit onu görevden alabilecek yetki de onundur. Biz İslam ile demokrasi arasında bir çelişki olmadığını düşünüyoruz. Demokrasi halkın yönetimidir. İslam da ümmetin yönetimidir.Bu nedenle demokrasinin haram olduğu yönünde ortaya atılan iddialar, İslam´ı yanlış anlamaktır."

www.timeturk.com/gannusi-den-ikby-yorumu-bolunmeden-degil-birlesmeden-yanayiz/haber-756687

Gannuşi´nin İslâm açısından demokrasiye tam olarak nasıl baktığını bilmiyorum ama alıntıladığımız türden yaklaşımlar eksiktir. İslâm-demokrasi ilişkisini açıklayıcı olmaktan uzaktır.

Demokrasinin Tanımları

Demokrasinin pek çok tanımı yapılır. Ama biz entelektüel tartışmaları geçelim ve öze gelelim.

İslâm-demokrasi ilişkisini açıklayabilmek için İslâm açısından demokrasiyi dört ana başlıkta incelememiz gerekmektedir:

I. Halkın yöneticilerini seçim yoluyla seçebilmesi,
II. Seçilecek insanların sahip olması gereken vasıfları,
III. Seçileceklerin halkı hangi temel esaslara ve yasalara göre yönetecekleri,
IV. Seçileceklerin ne sürede iktidarda kalacakları.

Bu dört konuya açıklık getirdiğimizde niçin (taraftar) veya karşı olmamız gerektiğini kavradığımız gibi ne olmamız gerektiğini de idrak etmiş oluruz.

A. Halkın yöneticilerini seçim yoluyla seçebilmesi,

Demokrasi “Halkın yöneticilerini seçim yoluyla seçebilmesi“ ise İslâm demokrasiyle örtüşür. Çünkü Kur´ân ve Sünnet´in getirdiği Şûra ilkesi seçimi gerekli kılar. (Al-i İmran 159; Şûra 38) Yaşadığımız iletişim ve ulaşım şartlarında Şûra ilkesi ancak seçim ilkesi olarak algılanabilir. Bunda hiç şüphe yoktur. Ama demokrasi bundan ibaret değildir.

Tarihi dönemlerde toplumları Peygamberler ve onların seçtikleri kişiler yönetirdi.( Örnek olarak bak: Bakara 246) Ama Aziz Peygamberimiz Allah´ın son elçisi ve tebliğ ettiği Kur´ân son ilahi yasalar bütünü olduğu için İslâm´da yöneticilerin seçimi ilkelere bağlanmıştır.

Rabbimiz yönetim konusunda hiçbir kişiye, aileye, ırka ve kavme ayrıcalık tanımamıştır. Peygamberimiz de kendi ailesi dahil hiçbir şahıs veya topluluğa imtiyaz vermemiş ve kendisinden sonrası için vasiyet te de bulunmamıştır. Çok özet olarak değinirsek yöneticilerin seçimi adalet ve şûra yöntemiyle îman, salih amel ve liyakat ölçülerine bağlanmıştır.

 Aldıkları vahiy ölçülerine göre yöneten Hz. Davud ve Hz. Süleyman Peygamber örnekleri gibi tarihte kalmış uygulamalar bizi bağlayıcı değildir. Bu sebeple İslâm krallık, padişahlık, sultanlık sistemlerine kapalıdır, diyebiliriz.

B. Seçilecek insanların sahip olması gereken vasıfları,

Demokratik ülkelerde ve ülkemizde seçilecekler için vasıflar belirlenmiştir. Kimlerin seçime katılamayacakları açıklanmıştır. Bu konu Kur´ân ve Sünnet´te daha ayrıntılı ve halk yararına olacak şekilde düzenlenmiştir.

Seçilmek üzere seçime katılacak kişiler genç-yaşlı kadın veya erkek olabilir. Ama onların aşağıda açıklanacak Tevbe sûresinin 71. âyetindeki dört vasıf/şart ile Nisa sûresinin 58. âyetindeki liyakat şartını taşımaları gerekir. Biz tövbe suresinin 71. ayetinin seçilme için gerekli ve yeterli şartları içerdiği kanaatindeyiz. Şimdi bu ayetin anlamını sunarak içerdiği vasıfları görelim:

“Mümin erkekler ve kadınlar birbirlerinin Evliya´sıdır: Onlar birbirlerini temsil edebilir ve birbirleri adına tasarrufta bulunabilirler. 

Onlar Ma´ruf olanı emredip gerçekleştirmeye çalışırlar, Müker´den de (güçleri ölçüsünde sözlü ve fiilî olarak)sakındırırlar.

Namazı birliktelik içinde kılar ve zekâtı verirler.

(Hayatı düzenleyici emirleri ve yasaklarında) Allah´a ve Resûlü´ne itâat ederler. Onlar Allah´ın kendilerini merhametiyle kuşatacağı insanlardır. Hiç şüphesiz Allah karşı koyulamayacak güç sahibidir ve neylerse güzel eyleyendir.” 

a. Mümin Olmak.

Yüce Rabbimiz Kur´ân-ı Kerîm´inin Tevbe sûresinin anlamı verilen 71. ayetinde mümin erkek ve kadınlarının birbirlerinin Evliyası olduğunu açıklamaktadır. Tekili Veli olan Evliya velayetten gelir. Birçok benzeri ayetler yanısıra (Maide51,57) özellikle de bu âyette (Tevbe 71) müminlerin kendilerini hukuken temsil ve tasarruf edebilir olma hakkını yalnızca mümin olan erkekler ve kadınlara verebilecekleri açıklanmaktadır. Bir diğer anlatımla mümin erkekler mümin kadınların, mümin kadınlar da mümin erkeklerin velîsi olabilir. Bu anlamda veliliği gerçekleştirmemenin yeryüzünde ağır zulümlere ve bozulmalara sebep olacağı da Kur´anî bildiriler arasındadır.(Enfal 73) Mümin olma şartı son derece önemlidir. Birbirlerini seçme ve seçilmede veli olacak müminlerin aşağıda açıklanacak üç vasfa da sahip olması gerekir.

Batı demokrasilerinde de ülkenin vatandaşı olmak ve ağır cezayı gerektirir suç işlemiş olmamak gibi benzeri şartlar getirilmektedir.

b. Maruf´a çağırıcı ve Münker´den sakındırıcı olmak.

İslâm dinin, olgun aklın ve ilmin gereği olan Marûf´a çağırıcı ve ve Marûf´un zıddı olan Münker´den sakındırıcı olabilecek konumda olmak. Bu şart ana hatları ile sağlıklı olmayı, İslâm´ı bilmeyi ve genel kültürle donanımlı olmayı gerektirmektedir; demokrasilerin en büyük zaafı olan deist ve eşcinsel tipler gibi inançsız ve erdemsiz insanların seçilmesini engelleyici nitelikte oluşudur.

c. Namaz kılar ve şartları gerçekleştiğinde zekât vericiolmak.

Namazla Hak ve şartları gerçekleştiğinde Zekâtla halk ile bağlantılı olmayan

 topluma yönetici olamaz.

d. Allah´ın emirleri ve yasaklarını itaati benimsemek. 

Bunun anlamı da İslâmî emirleri ve yasakları uygulayıcı olmaktır. Daha açık bir anlatımla bu vasıf doğru ve adil olmak gibi ilahi emirleri uygulayıcı ve faiz ve zina ve gibi haramlardan kaçıcı olmayı gerektirir. Emirleri ve yasakları alenen çiğneyen fasıklar yönetime talip olamazlar. Allah´ın başarı vadi yalnızca İmanlı ve salih amellileredir. (Nûr 55)

e. Yönetime liyakatli olmak.

Yukarıda açıklanan dört şart liyakati içeriyorsa da Nisa 58 de“”Şüphesiz Allah size emanetleri ehil /liyakatli olanlarınıza vermenizi emreder.İnsanlar arasında hükmettiğinizde adaletle hüküm vermenizi de emreder…” buyrularak liyakate özel vurgu yapıldığı için biz de zikretme gereğini duyduk.

Bu beş özeliğe sahip olanların talep etmeleri halinde adalet gösterilmeli yani adayların şartları doğru olarak belirlenmeli ve eşit koşullar içinde seçime katılabilmeleri sağlanmalıdır. Nisa 58´de ki toplumsal görevler olan emanetlerin liyakatlilere verilmesi akabinde gelen “insanlar arasında hükmettiğinizde adaletli olmamızın” anlamı budur.

C. Seçileceklerin halkı hangi temel esaslara ve yasalara göre yönetecekleri,

İslâm ile demokrasi arasında ki en önemli fark budur. Batı demokrasilerinde seçilenler halkın daha çok da paralı organize güçlerin talepleri doğrultusunda oluşturacakları yasalara göre yönetirler. Bu yasalar genelde halkın aleyhine ve şimdilerde olduğu gibi hükümetleri de yönlendiren uluslararası güç odakları lehine olmaktadır.

İslâm´da ise yönetici temel esaslar ve yasaların vazıı Allah´tır ve Onun Elçisidir. Bu sebeple İslâmî düzen halkın sömürülmesini engelleyici, hukuki ve sosyal adaleti sağlayıcı ve halkın maddî ve mânevî sağlığını koruyucudur. Örneğin eğitim maddeci temeller üzerinde kurulamayacağı gibi ferdi mülkiyet kaldırılamaz ve faiz meşrulaştırılamaz. Eşcinselliğe özgürlük verilemez, işgal ve sömürü amaçlı savaş açılamaz ve ittifaklar oluşturulamaz. Aşağıda küçük bir örneğini sunacağımız Ku´ân ve Sünnet´e dayalı yapıya hiçbir şekilde dokunulamaz.

(Konunun Kur´âni temelleri için Bak. Nisa 59, 65; Nûr 51; Ahzab 36)

 İslâmî temel yasaların özeti

"Allah´ın egemenliği tüm ferdi ve toplumsal egemenliklerin üstündedir. Renk ve dil farklılıkları içinde insanlar, insan olarak hür ve eşit yaratılmışlardır.

Üstünlük inançta ve erdemli yaşantıdadır. Allah´a açık isyan ve insanî haklara tecavüz eylemleri dışında hürriyetler sınırlandırılamaz. Can-mal dokunulmazlığı vicdan ve din hürriyeti, öğretim, örgütlenme, seçme ve seçilme hakları gibi temel haklar ve özgürlükler, Allah´ın verdiği çiğnenemez değerlerdir. Adâlet, liyakatlileri görevlendirme, şura (danışma, seçim), sözlü, yazılı ve fiili eylemlerle faydalılara yönlendirip, zararlılardan sakındırma, toplumsal hayatın temel yasalarıdır. Barış, ilkedir. İnsanlara zulüm ve canlılara işkence yasaktır. Yasalar herkesi bağlar. Cezalar şahsidir. Yargı kararıyla suça bire bir ceza yöntemi olan kısâs, kutsal ilkedir. Toplumsal hayatın temeli ve nesillenmenin yöntemi, nikah akdine dayalı aile düzenidir. Özgün ölçüleri ile Miras haktır.

İnsan öldürme, zina, zina iftirası, hırsızlık ve meşru yönetime silahlı başkaldırı, cezâi müeyyideli yasaklardır. Bu ilâhî haramlar yanısıra inançlara baskı, içki, kumar, faiz, rüşvet, zulüm ve iftira gibi haramlar-yasaklar da meşrulaştırılamaz eylemlerdir.

Hayatın amacı, bu temel yasalar ve özel ibadetler çizgisinde kulluk bilinci içinde yaşayarak, ebedî hayatın mutluluğuna ermektir." (Ali Rıza Demircan Cuma Mesajları, Beyan 2008, sh.76)

İnsanların yaratılıştan eğilimli olduğu, ilâhî şerîatlerden öğrendiği ve de tecrübelerle doğruladığı bu temel yasaların büyük bir bölümü, bilindiği gibi seküler sistemlerin de yasalaştırdığı değerlerdir.

Hiç şüphemiz Kur´ân ve Sünnet´in çerçevelediği alanın dışındaki yönetim alanları yetkili kurullar tarafından oluşturulacak yasalar ve yönetmeliklere göre düzenlenebilir.

Ortada bu temel fark varken İslâm demokrasiyi onaylar demek azim hatadır. Bu bölümü teberrüken mevzuumuzla ilgili bir âyetle bitirelim:

“ Ey İman edenler! Allah´ın yasalarına yürekten itaat edin. Allah´ın Elçisi Muhammed´e ve sizin gibi İslâmî çizgi üzerinde olan yöneticilere de itaat edin. Yöneticilerle ayrılığa düştüğünüzde ihtilaf konusunu Allah´ın ve Elçisi´nin koyduğu ölçülere göre çözümleyin Allah´a ve ahiret Günü´ne iman ediyorsanız yapmanız gereken budur. Çünkü bu tür bir yöntem daha hayırlı ve sonuçları bakımından daha güzeldir.”(Nisa 59)

D. Seçileceklerin ne sürede iktidarda kalacakları.

Seçilecek yöneticilerin hayat boyu yönetimde kalacakları şeklinde bir kural yoktur. Tarihi dönemlerde yönetimler, güce dayalı olarak zulmen ele geçirilmekte ve babadan oğula intikal yöntemiyle sürdürülmekteydi. Bu sebeple zalimleşen yönetimlere karşı başkaldırılıp kaldırılmayacağı hususu tartışma konusu olmuştu. Müslümanlar bağlayacak tek husus akitlere bağlılık yani önceden belirlenecek şartlara; sözleşmelere ve yasalara bağlılıktır. Seçilecek kişiler belirlenecek sürede yönetirler. Süre sonunda seçimlere gidilir.

Sonuç

Yukarıda açıklanan dört kural ışığında bakıldığında Günümüzde İslâm adına çıkmış/çıkarılmış İşid ve Taliban türü yönetimlerin yaptıklarının, krallık sultanlık ve emirliklerin sergilediği zulüm ve istibdadın, hatta diyanet, cemaat ve tarikatler türü yapılanmaların İslâmî meşruiyeti yoktur.

İslâm dahil halkın taleplerine açık (ki böyle bir demokrasi de yoktur) batı demokrasileri her hal-ü kârda tek adam ve zümre yönetimlerine tercih edilir.

İdeal çizgiye gelinceye kadar verimli bir merhale olacağından batı tipi demokrasiler İslam dünyasında görülen krallıklara, emirliklere ve meşruiyetleri kendilerinden menkul silahlı güçlere müreccahtır. Bu bilindiği için batı, Cezayir´de Filistin´de, Mısır´da ve Türkiye´de seçim sonuçlarını içine sindirememiştir. Darbeler tezgahlamıştır.

Not. Bu konuda birçok makalemiz olduğu için ayrıntılara inmedik. Makalemizde itiraz edilebilecek noktala olabilir. Saygılı bir dille yapılabilecek ilmî eleştireler makbulümüzdür ve bekliyoruz.

 

http://www.alirizademircan.net/islam-demokrasiyi-onaylar-mi-4-569h.html

Kaynak: ekrangazetesi.com








Kaynak:

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Sporun ideolojik ve hormonal boyutu!..
Sporun ideolojik ve hormonal boyutu!..
Yeni Akit Gazetesi´nde, İslami ve insani değerlere uygun bir spor anlayışının oluşmasına yönelik düşünel çabaları bulunan ve aynı zamanda fiili olarak sporla uğraşan Ahmet Gülümseyen´in “Sporun ideolojik ve hormonal boyutu!..” başlıklı analiz yazısı…
Dilipak yazdı… Ve İmamoğlu!
Dilipak yazdı… Ve İmamoğlu!
Yeni Akit gazetesi yazarı Abdurrahman Dilipak, bugünkü yazısında İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu için AKP´ye çağrı yaptı. Dilipak, "İmamoğlu´nu görevden alırsanız AK Parti´nin başına bela olur" dedi. Kaynak Yeniçağ: Dilipak: "İmamoğlu´nu görevden alırsanız AK Parti´nin başına bela olur"
Faruk Beşer: “Mesele, Dünyaya Sahip Olma Değil, Ona Kul Olmama Meselesi”
Faruk Beşer: “Mesele, Dünyaya Sahip Olma Değil, Ona Kul Olmama Meselesi”
Yeni Şafak´tan Faruk Beşer´in 19 Nisan 2019 tarihli (bugün) analizi…
Biraz Geç, Ama İmkansız Değil
Biraz Geç, Ama İmkansız Değil
Karar Gazetesi yazarı Yusuf Ziya Cömert, AK Parti´nin Ankara ve İstanbul´da kaybetmesi üzerine daha doğru adımlar atılmasının gereği olarak başkasının fiillerini eleştirmek yerine iç muhasebelerinin iyi yapılması gerektiğini belirtiyor.
Türkiye Ekonomisinde Enerji Politikalarının Yeri
Türkiye Ekonomisinde Enerji Politikalarının Yeri
Furkan Yıldız´ın konu ile ilgili değerlendirmesi...
İptal edilir mi?
İptal edilir mi?
Karar.com´dan Taha Akyol´un 31 Mart yerel seçimleri bağlamında, AK Parti tarafından İBB seçimlerinin iptal edilmesi için YSK´ya başvurmasına yönelik olarak kaleme almış olduğu “İptal edilir mi?” başlıklı yazısı…
İmamoğlu: Kendi üzerinde çalışmış bir adam
İmamoğlu: Kendi üzerinde çalışmış bir adam
Ahmet Taşgetiren´in “İmamoğlu: Kendi üzerinde çalışmış bir adam” başlıklı analizi…
Irak´ın yaralı ve acılı insanları, IŞİD´in ‘yenilgisinin´ ardından, bölünmüş bir ülkenin rahatsız edici hikayesini anlatıyor
Irak´ın yaralı ve acılı insanları, IŞİD´in ‘yenilgisinin´ ardından, bölünmüş bir ülkenin rahatsız edici hikayesini anlatıyor
İndependent Türkçe´nin Ortadoğu muhabiri Robert Fisk´in gözlemleri...
Fehmi KORU;Medya kendini yerden yere vuruyor.. Yeni partiden önce yeni bir medya yapılanması gerekiyor galiba…
Fehmi KORU;Medya kendini yerden yere vuruyor.. Yeni partiden önce yeni bir medya yapılanması gerekiyor galiba…
Fehmi KORU
Berat Kandili ve Pesah Bayramı
Berat Kandili ve Pesah Bayramı
Sinan ESKİCİOĞLU
ABD Devrim Muhafızlarını neden terör listesine aldı?
ABD Devrim Muhafızlarını neden terör listesine aldı?
Trump yönetiminin Devrim Muhafızları Ordusu kararı, büyük bir adım olsa da ABD´nin İran stratejisinin nihai amacı belirsizliğini koruyor
Medya ve Demokrasi...
Medya ve Demokrasi...
Prof. Dr. Emre Bağce Independent Türkçe için yazdı
15 Temmuz Darbe Girişiminin Artçıları
15 Temmuz Darbe Girişiminin Artçıları
Gerçek Hayat Dergisi Yazarı Mehmet Ali Tekin´in adı geçen dergide yayımlanan “15 Temmuz Darbe Girişiminin Artçıları” başlıklı yazısı...
"19 Nisan 1919´da Trabzon´a çıktım"
"19 Nisan 1919´da Trabzon´a çıktım"
D.Mehmet DOĞAN
İran, bölgenin yeni göç aktörü
İran, bölgenin yeni göç aktörü
Taha Kermani Independent Türkçe için yazdı